Posts tagged wikipedia
Pygmalion
2Bugün bir eğitimdeydim. Eğitimde Rosenthal etkisi ya da Beklenti etkisi ya da Pigmalion etkisi olarak da adlandırılan psikolojide kullanılan bir teoriden bahsedildi.
Şimdi orijinalinden açıklaması şöyle:
The Pygmalion effect, or Rosenthal effect, refers to the phenomenon that the greater the expectation placed upon people, often children or students, the better they perform. The effect is named after Pygmalion, a Cypriot sculptor in a narrative by Ovid in Greek mythology, who falls in love with a female statue he has carved out of ivory.
The Pygmalion effect is a form of self-fulfilling prophecy, and in this respect, people with poor expectations internalize their negative label, and those with positive labels succeed accordingly.
ya da Türkçe:
Beklenti etkisi, edebiyat ve psikolojide bir olgudur.
“Kendini gerçekleştiren kehanet” ya da “Pygmalion etkisi” olarak da adlandırılan bu olgu, kişinin, bir süre sonra başkalarının (özellikle herhangi bir yanıyla kendinden üstün gördüğü insanların) ona ilişkin beklentilerine denk düşen davranışlar sergilemesi şeklinde açıklanabilir. Beklenti etkisi, bilimde, mitolojide ve sanatta değişik boyutlarıyla işlenmiştir.Rosenthal ve Jacobson (1968 aktaran: REYNOLDS, 2007, 476) yüzlerce denemeden sonra öğretmen beklentilerinin öğrenci performansı üzerinde önemli etkileri olduğunu buldular. Yansız atama ile oluşturulan gruplara rağmen öğretmenleri yüksek beklenti içinde olan gruptaki öğrenciler daha başarılı olmuşlardır.
Wikipedia’dan aldığımız tanımlar böyle. Zaten olaylar da böyle yani. Buna birşey diyemem… Ammaaaaa…
***
Şimdi düşündüm, ben bir kıza gitsem; onunla konuşurken hep benimle yatacağını düşünsem, göğüslerinin büyümesini istesem, sütun gibi bacakları olacağını düşünerek ona hareket etsem vs. vs. vs. -artık daha neler isteyeceksem işte anlayın yani bir erkek ne ister ki zaten- olacak mı?
Yok hayır yani, cevap evet ise bu kurama göre, bu yazıyı postlar postlamaz evden çıkmış olacağım da!!!!
Yaz Notları 2 – Nouvelle Vague @ Çeşme Babylon
12009 yazı önceden planlamadığım şekilde güzel konserler ile geçti. Nouvelle Vague ise en şuursuz gittiğim ve belki de bu yüzden, en eğlendiğim konserlerden biri oldu.
Yok Fransız grubun şu şarkıları var vs. gibi bir grup tanıtımı yapmayacağım, merak edenler şuradan kısaca bir Türkçe veya şuradan daha detaylı olan bir yabancıca bilgiler edinebilirler.
Ben ise bu grubu meğerse biliyormuşum. Beni sabahları Radyo Eksen eşliğinde şefkatle uyandıran saatim, meğerse sürekli bu grubu çalmaktaymış ve ben farkında olmadan bazı şarkıları öğrenmişim bile.
Ancak grubu dinlerken şarkıları bilmeniz veya bilmemeniz farketmiyor. Şarkıların güzel olmasının dışında, tüm şarkılar adeta konser şarkısı. Hani şu sözleri tekrar ettiği için, dinleyicinin ilk dinleyişte bile bir noktadan sonra eşlik edebildiği türden. Bunlara bir de vokal hatunların inanılmaz performansları, bir saniye yerlerinde duramayışları ve dinleyici ile muhteşem bir etkileşimde bulunmaları da eklenince, mutlaka izlenesi ve dinlenesi bir grup olarak kafamdaki yerlerini aldılar. Yaşadığım şehirde konserleri olduğunu duyduğumda kaçırmam…
Jam
Harambee
1Harambee ne ulan? diye bir soruyla bu yazıya başlayacağınızı biliyorum, sakin olun. Ben de dün öğrendim çünkü fakat bence etkileyici ve belki de bizim kültürümüze de kolayca entegre edilebilir belki de bir eşi olacak aktivite bulunabilir bir olay.
Harambee, Kenya‘nın ulusal mottosu. Bu sıfat ile birlikte tabii ki ordu armalarında bile bu kelime mevcut.
Peki nedir bu diye soracak olursak, aslında şu şekilde açıklanıyor: halkın kendi kendine yardım aktiviteleri/etkinlikleri düzenleme geleneği.
Swahili dilinde “tümünü bir yere çek” tarzı bir tercüme edilebilir.
İlk başta çok saçma bunu zaten yapan çok insan var diye sorabilirsiniz ama bu konuda Kenya gerçekten çok hassas bir ülke.
Günlük dile ve hayata da bayağı yerleşmiş olan “Harambee” aslında 1963′de bağımsızlığını ilan eden ülkede, başbakan Jomo Kenyatta tarafından ortaya atılan bir laf. Amaç da bu şekilde bu yeni bağımsız olmuş ülkeye birbirine bağlı bir “millet” yaratmak. Sonuçta olmuşlar mı bunu gidip yerinde görmek gerekir ama bir inisiyatif olarak bence güzel birşey. Bu yola başkoysa tüm dünya belki de onların çektiği acıyı kimsenin çekmeyeceğinden emin olaiblirdim galiba…

Saçma Albümlemece Oyunu
0Trendometre’de bugün okuduğum bir yazı dikkatimi çekti. Grup ve albüm saçmalatmaca oyunu.
Oyunda hayali bir grup kurma muhabbeti varmış ve sırasıyla grup adını, albüm adını ve albüm kapağını seçip sonunda bunları birbiri ile birleştiriyoruz.
Ad seçmek için ya Wikipedia’ya gidip ‘random’ı klikliyoruz, ya da direkt şuraya basıyoruz.
http://en.wikipedia.org/wiki/Special:Random
Açılan sayfa başlığı grup adını oluyor.
Albüm isminde ya yine rastgele bir söz/terim buluyorsunuz, ya da şu linke gidiyorsunuz:
http://www.quotationspage.com/random.php3
En alttaki sözün son dört-beş kelimesi, albümünüzün ismi oluyor.
Son olarak albüm kapağımıza bir de fotoğraf gerekiyor tabii. Bunu da, Flickr’dan buluyoruz.
Ya “explore the last seven days”e basıyoruz veya direkt
http://www.flickr.com/explore/interesting/7days adresine gidiyoruz.
Üçüncü fotoğraf, albüm kapağımızdır.
Albüm hazır oluyor.
Şimdi benim yaptıklarıma bakalım:
Grup adı: 19BC
(Tam emo rock, boyband oldu ya da böyle 2. sınıf rapçiler gibi
)
Albüm adı: Not An Excellent Library
(Bence bayağı kral albüm adı.)
Yani sonuçta albüm kapağım şöyle oluyor:
Nasıl ama? İMÇ’ye ilk otobüsle gitsem mi diye düşünmedim değil…
Saman kokulu Wikipedia’m
0Wikipedia’nın Almanca sitesinin kitabı basılmış.
Benim fikrimi soranlara cevabım: Ge-rek-siiiiiz!!!
Ama merak edenler için: Download


