Posts tagged türk
Turkey @ EuroBasket’09
0Açıkçası nasıl arkaya arkaya 5 galibiyet alırken tüm basında çok gereksiz pembe bir tablo ortaya konulduysa şu anda da bu şekilde inanılmaz karamsar olmaya gerek yok. Benim de çok bayılmadığım Bogdan Tanjevic turnuvadan önce neyse turnuva sırasında da oydu. Ancak objektif yaklaşarak bazı şeylere özellikle dikkat etmek lazım:
1) İlk turda yendiğimiz takımlar bizi sadece bir üst tura hazırladı, turnuvaya ısınmamızı sağladı. Bulgaristan ile Polonya’yı zaten Türkiye’ye rakip görmeye gerek yok. Ancak ilk maçta bile o meşhur Jasikevicius’undan Siskauskas’ında mahrum Litvanya takımı bizi cezalandırıcak fırsatları eline geçirdi. Fakat klasları yetmedi bir anlamda.
2) Bir başka üzerinde durulması gereken nokta; bizim takım konsantre olduğunda çok iyi savunma yapabiliyor. Son Fransa ve Rusya maçlarını zaten değerlendirmeye almaya gerek yok; hangi sporda bir Türk takımının böyle büyük bir moral çöküntüsünden sonra iyi sonuçlar alabildiğini gördünüz. Ama İspanya’yı ve Sırbistan’ı yenmemizi sağlayan Slovenya ve Yunanistan gibi skorer takımlara karşı maçı son ana kadar kovalamamızı sağlayan yegane faktör de bu savunmaydı zaten. Yoksa turnuva boyunca en kritik hücumları nasıl saçma organizasyonlarla heba ettiğimiz, bu en kritik noktalarda nasıl yanlış oyuncu tercihleri yaptığımız ortada. Tanjevic’in bu hücum noktasında takıma hala pek birşey veremediği maalesef aşikar.
3) Bir de kim ne derse desin en kritik maçımızı Slovenya’ya karşı oynadığımızı düşünüyorum. Tamam; bu maç öncesi bir üst tur garantiydi, takımda önceki maçların yorgunluğu vardı. Fakat bu maçı kaybedersek çeyrek finalde Yunanistan ile de oynayacağımız çoktan belliydi. Bence nasıl futbolda hiçbir şekilde İngiltere’yi yenemiyorsak basketbolda da kronik bir yenememe hastalığımız olan ve bize ters gelen ülkeler var. Yunanistan da bunlardan biri. Oysa ki daha ciddiye alarak başladığımız bir Slovenya maçında aldığımız bir galibiyet hem takımın yenilmezliğine sekte vurmaz (ve böylelikle belki de bizi rakiplerin gözünde “Türkiye de yenilebilirmiş psikolojisine sokmazdı – invincible imajı vermek tartışmasız her zaman rakiplere karşı bir psikolojik üstünlük sağlar) hem de bizi çeyrek finalde Hırvatistan ile eşleştirirdi. Yunanistan’a kıyasla galibiyet şansımız çok daha yüksek olurdu.
4) Rakiplerimizin eksik olup olmamasından ziyade her turnuvaya bir şekilde oyuncu veya antrenör kaprisi ve sakatlık veya dopingli madde kullanımı gibi sebeplerle en önemli oyuncularımızdan yoksun geliyoruz. Gerçekten bir turnuvada madalya hedefliyorsak artık bunun önüne geçmeliyiz. Bence 2010 Dünya Şampiyonası öncesi takım olma yönünde çok iyi işaretler verdik. Kendi evimizde oynayacağımız bir turnuvada bu takım oyunumuz seyirci faktörüyle de birleşirse bizi ilk üçe taşıyabilir diye düşünmekteyim.
5) Bundan önce gerek takım bazında Avrupa maçlarında gerekse de milli takımımızın önemli turnuvalardaki maçlarında faul problemimiz bizim sonuca gitmemize sekte vuran faktörlerin başında gelirdi. Ancak bu Avrupa Şampiyonası’nda olay artık çığrından çıktı. Sadece bireysel olarak Ömer Aşık’ı ön plana çıkartmak istemiyorum. Bu zaten kronik hastalıklarımızdan biri. Ama kaçırdığımız fauller tüm o pota altındaki mücadelemizi değersiz kılıyor. Ve madalya hedefleyen bir takımın kesinlikle takım olarak en az 75% civarında faul atışı isabeti sağlaması lazım diye düşünüyorum.
Ağzı olan konuşuyor
0Hurriyet.com’un Air France’in Rio-Paris uçağı hakkındaki gelişmeleri yayınladığı özet habere yapılan seçme yorumlar:
(Haberde uçakta bulunan tek Türk yolcu arp sanatçısı Fatma Ceren Necipoğlu’ndan da bahsediliyor)
- Ivan Drago: Gemimi batmis ya okyanusta.
- Ufuk Desouza: bu uçakta Temel Kotil ve apronda kesilen deve yüzünden düşmüştür.hadi şimdi konuşun THY düşmanları.bunuda Tayyip Erdoğan düşürmüştür heralde.herkese geçmiş olsun.
- İbrahim Ertekin: “Lost’daki gibi bi olay olmasın sakın” şeklinde yorum yapan bir arkadaş vardı. Allah akıl fikir versin de senin de başına gelmesin kardeşim…
- Kara Prens: Uzaylılar mı kaçırdı dersiniz?
- Bayan Dogru: Hiç komik değilsin Kara Prens. Espri yapacak kadar soğukkanlı olman şaşırtıcı!
- Fatih ArslanPencesi: Rahmetli Muhsin Abi’nin Helikopterini bulunamadığından ahkam kesenler onun 50 katı büyük uçağı bulamıyorlar yazık
- Erdem Erten: Konserin videosında coluk cocuk sesinden orkestranin sesi bile duyulmuyor, ortalikta gezenler, bagirarak konusanlar. Benim bildigim boyle konserlerde insan nefes almaya bile cekinir. Ama nerde bizde o kultur. (Haber sayfasında Ceren Necipoğlu’nun konser görüntüleri de yer alıyor).
- İngiltere’den bir Turk: Fransizlar hani Uydu dan igne leri sayardi,Bakin uydu ile surekli baglantili ucagi bulamiyorlar
Turk ogun calis guven
NE guzel demis ATATURK!
- Viva Göksel: O uçak LOST’un Uçağı ile aynı! Bence Adaya düşmüşlerdir..
- Buminhan Güneş: Türk yıldız Fatma CEREN için çok üzüldüm Allah rahmet etsin. Maalesef ülkemizde sanatçı ve bilim adamı zor yetişiyor. Çünkü bu iklim ancak İmam yetiştirmeye uygun.
- İrem Y: Televizyonda resmini gördüğümde şok oldum. Üniversiteden bir arkadaşım Ceren. Kendisini dinlediğimde o muhteşem müzikle çok etkilenmiştim. Uzun zamandır irtibatımız yoktu. Çok üzüldüm, hala umut var..
- Alp Saricalioğlu: herifler o kadar ırkcı saplantılı tipler ki ,air france web sitesinde acil durumlarda arayacağınız numaralar kısmı fransızca,ve sitede dünya kadar açıklama var hepsi ırkçıların dilinde fransızca.ingilizce yapın kardeşim. Türk, isveçli, alman, amerikalılar da vardı o uçakta.
- Orhan Üçüncü: Bermuda Şeytan Üçgeni’nin yerini öğrenin ondan sonra yorumlarınızı yazın.
- Necmi Şahin: Evrende yalnız olduğumuzu düşünmek, büyük cahillik olur….
- Kaptaniniz Konuşuyor: Hollywood’tan bagzi guvenilir kaynaklar olayin meshur Lost dizisine ilgiyi arttirmak icin gerceklestirildigini soyluyorlarmis. Aslinda o tarihite Air France’in boyle bir ucusu yokmus. Dizinin izlenme oranlari cok dusus gosterdiginden boyle bir olay yaratarak ilgiyi arttirabileceklermis.
- Kara Prens: bayan doğru evrende yanlız olduğumuzu düşünmek küçük bir çocuğa seni leylekler getirdi demekten başka birşey değildir.espri yapmıyorsum.Siz gerçekleri espri sanmıssınız.
- Orkun Baydar: işte Türk toplumu yorum yapmaktan bile aciz.kendi kendini avutan tek millet yeryüzündeki,herseyi bildigini sanan fakat reel de hic birsey bilmeyen zavallı toplum..arkadasin biri cok güzel yazmış, “Cahillik en büyük düşmanım….”
Mallorca’da 2 El Turco
02008. Haziran sonu. Dellenmişim yine. Emir’e söylüyorum, “oğlum birşeyler yapmak gerek”. Tatile çıkalım kararı alıyoruz. Nereye gitsek?
Ibiza! İlk fikir. bakıyoruz önce kendimiz nasıl gideriz? Sonra gazete bir ilan! Emir açıyor şirketten heyecanlı bir şekilde oğlum bak tur varmış lan Mallorca’ya!
Destur diyorum. Bir bakalım nedir, ne değildir. Google’a giriyorum, yazıyorum “mallorca +nightlife +club”. Inkh, diye bir ses çıkıyor önce. Yazılara dalıyorum, okudukça okuyorum yorumları, gümbür gümbür geliyor içimden gitme isteği.
Sonra Emir’e mail atıyorum tamamdır ulan gidelim!
Neyse, gidip bir koşu tur şirketine ödemelerimiz yapıp kaydoluyoruz. Zaten nasıl daralmışım o aralar, en görmek istemediğim duymak istemediğim, yapmak istemediğim şeyler tepemde, diyorum ulan burası benim yeniden doğuşum olsun!
Gün geliyor, biz çıkıp gidiyoruz havaalanına. O sırada da amcamdan almışım DVD recorder, yanımda fotoğraf makinası vs. her türlü kayıt cihazım Cevat Kelle misali yanımda. Daha havaalanından çekmeye başlıyoruz tatili. Çekerken de demleniyoruz. Bu arada havalanına gidişte heyecan tabii ki had safhada, Bostancı – Bakırköy deniz otobüsünden kıpır kıpır duramıyoruz yerimizde. Neyse havalanında ne yapsak diyoruz, önce check-in vs. sonra hooop hadi baba bir bira çakalım. Neyse çakıyoruz biraları o sırada arka tarafta bir aile var ailenin bir güzel büyük kızı var gözler ona takılıyor. Farkediyoruz ki o da bakıyor. “Oğlum, kız güzelmiş lan” diyoruz ve kesiyorum kızı net bir şekilde. Kız gülümsüyor. Sonra ama tabii ki sosyal baskılarımızdan dolayı -babası orada lan!- bir bok yapamdan kalkıyoruz. Emir, “abi gel HSBC lounge’a gidelim” diyor. Önce “Shop&miles’ınkine gidelim” diyorum, “yok gel orası da güzel” diyor, peki diyorum gidiyoruz. Bir bakıyrouz ikimiz de kelle olmuşuz o sırada “boarding” yazıyor IST-PMI uçağı.
Uçağa giderken eski dost Grasovka alıyoruz birer tane, biner binmez ikişer shot koyuyoruz, sonra ben Mallorca’da uyanıyorum. Neyse, iniyoruz abi otele yerleşiyoruz. Gaza gel! Daha iner inmez başlıyoruz kafayı resetlemeye. “Ulan nereye geldik diyoruz” o sırada bir kız banktan düşüyor öbürü de kusmaya başlıyor. Emir “Hasiktir lan, harbiden ne olm bu?!” diyor.
Öbür gün bir gaz başlıyoruz asıl tatile, çok da mis sabah uyanıyoruz,sıkı bir kahvaltı litrelik sularımızla plajda uyuyoruz yanıyoruz, sonra Galler’den kankilerle plaj futbolu oynuyoruz. Vay amına k0yim ne güzel lan herkes eğleniyor oluyor ki o sırada artık topless hatunlar bize çok normal geliyor. Hatta bikinililere “ıyyy, anti modern insanlar” diye bakıyoruz. Emir o sırada amele yanığı oluyor.
Ulan bir bakıyoruz yukarı bir tane küçük uçak arkasında birbez pankart bu akşam Judge Jules var BCM’de diyor. “Hasiktir oğlum, bu herif büyük adamdır gidelim!” diyorum. Neyse otele dönüp yine bol deniz mahsüllü sağlam bir yemek yiyoruz bir-iki saat kestirip sonra çıkıyoruz. Direk içmeye bşalıyoruz o sırada Avrupa Şampiyonası da olduğundan içerken maç + bira + İngiliz barda çalışan kız trio’su ile warm-up oluyor. Böyle geçiyor günler. Judge Jules yıkıyor bu arada. Gün geliyor, Türkiye – Almanya maçı ben pertim. İngilizler ile beraber izliyoruz. Ben son golden sonra sarmaş dolaş İngiliz’lerle üzülüyorum. Herkes beni tebrik ediyor. Ben sarhoş oluyorum. Bütün kızlar üstüme bir imza çakıyor. Formayı hala yıkamadım. Öbür gün; Emir otelde balkondan balkona kur yapıyor, ben o sırada klip çekmeye çalışıyorum.
2 tane “el turco” ortalığı yıkıyor, kankilerle hep sahilde görüşüyoruz. Bir gün de araba kiralayalım diyoruz. Gidip kiralıyoruz Mallorca’nın çevryolunda lastiğimiz patlıyor. Arabaya “Pablo” ismini vemrştik. O da puşt çıkıyor yani.
Ama mükemmel bir plaja da götürüyor hani bizi. Camp de Mar. Denizin ortasında restoranda paella yiyoruz, sangria içiyoruz, “huzur bu!” diye bağırıyoruz sonra cup diye denize atlayıp. Andtrax’dan da geçiyoruz bu arada. Almanlar basmış orayı da.
Hadi bu sefer de Palma de Mallorca (adanın başkenti gibi bir şey) ypaallım diyoruz biniyoruz otobüse. Otobüste önümdeki adamın keli parlıyor, gözlük takıyorum. Emir otobüs şöförüne kilitleniyor herife bak herkes bilet almadan duraktan kalkmıyor diyor, ben ise o mavi elbiseli ehliyet kursuna giden melek gibi güzel kızdan gözlerimi alamıyorum. Zaten kelden kamaşmış gözlerim iyice kör oluyor. Emir’e İspanyol mu İngiliz mi diye soruyorum. Kararsız kalıyoruz.
Palma da bayağı geziyoruz ve en sonunda hadi Tapas yiyelim diyoruz. Sokak arasında yine kenara atılmış masalardan birine oturuyoruz. Yorulmuşuz da. 2 Stella diyoruz, 3-5 tapas söylüyoruz, Allahım o da ne ya!? Bu nasıl bir keyif. Garson kız da yine bir Penelope Cruz havası, zaten yeni başlamış onunla ufak bir muhabbet yapıyoruz. Ayrılasımız gelmiyor ama geceyi de kaçırmak istemiyoruz. Atlıyoruz yine dönüyoruz Magalluf denilen güzel beldemize.
Böyle geçiyor 8 gün. Ayrılmadan son akşam Magalluf Beach’de oturuyoruz, baba son bir tek atalım diyorum, alıyoruz 2 cider, güneş de yeni batmış, herkes çekilmiş odalarına, boş sahil, batmış güneş de denize doğru yudumluyoruz…
- İyiydi be, yeniden doğduk resmen, çok eğlendik…
- Evet, kanka bu bir rönesans. Sence ispanyolca rönesans ne demek?
- Bilmem, abi çok güzeldi ya..
- Cheers kanka.
- Cheers…
(Dip not: Rönesans: renacimiento)

(A)normal dağılım
0
- Image via Wikipedia
Wikipedia’dan önce bunun bir açıklamasını yapmam gerekecek. Matematiksel olarak. Cin gibi çocuklar zaten biliyordur, veya bizim gibi mühendisler:
Normal dağılım, aynı zamanda Gauss tipi dağılım (Gaussian distribution) olarak isimlendirilen birçok alanda pratik uygulaması olan çok önemli bir sürekli olasılık dağılım ailesinden biridir.
Bu olasılık fonksiyonunun grafik şekli bir çan gibi görüntü verdiği için çoğu kez çan eğrisi olarak da anılır.
Normal dağılım istatistik biliminin birçok alanında kullanılmaktadır. Örneğin örneklem ortalaması için örnek dağılımı, örneğin kaynağı olan anakütle için dağılımın normal olmadığı gayet açık olsa bile, yaklaşık olarak normal dağılım göstermektedir.
Eee? dediğiniz duyar gibiyim. Ben bundan çok muzdaribim ama ben zaten dünyanın da matematiğe dayalı bir şekilde tasarlandığına az çok inananlardan biriyim. Gerçekten o kadar mükemmel ki, yetişebildiği yerde matematiğin bunları çözebilmesi beni inanılmaz mutlu ediyor.
Ama bir yere kadar!
Şimdi işin erkekler ve kadınlar tarafına geçiyorum. Hele de olaya Türk erkekleri tarafına bakıyorum.
İstatistik dersi alırken en üzüldüğüm şeyler, soruda olasılığın eğride (çan) böyle “tail” dediğimiz sol ve sağ tarafındaki kuyruk kısımlarında kalması oluyordu. “Yazık be abi” diyordum.
Şimdi bunun Türk erkekleri ile ne ilgisi var?
Geçen gün attığım resimde Türk erkeklerinin çekiciliğinin acı bir yüzü de, Türk kadınlarından çektikleridir. Ama daha kötüsü de vardır… bir bakıma…
Kuzey Avrupa Kadınları!!!
Abi o ne ya?
Çüş ulan.
Hepiniz niye oraya yığıldınız biz burada kuyruklarla uğraşıyoruz?
Sorarım size! Yazık değil mi ulan bu kapı gibi delikanlılara?
Baktığımız zaman normal dağılım gibi gözüküyor ama anormal bir dağılım ya bu. Bu konuda yani en azından adı yanlış.
Haksızsın Gauss!!!
Ben bu teoriyi böyle çökertirim arkadaş…
Stockholm’a uçuş 170€’dan başlıyor beyler, bilginize… Devam EEEET!







