Posts tagged teori

Pygmalion

2

Bugün bir eğitimdeydim. Eğitimde Rosenthal etkisi ya da Beklenti etkisi ya da Pigmalion etkisi olarak da adlandırılan psikolojide kullanılan bir teoriden bahsedildi.

Şimdi orijinalinden açıklaması şöyle:

The Pygmalion effect, or Rosenthal effect, refers to the phenomenon that the greater the expectation placed upon people, often children or students, the better they perform. The effect is named after Pygmalion, a Cypriot sculptor in a narrative by Ovid in Greek mythology, who falls in love with a female statue he has carved out of ivory.

The Pygmalion effect is a form of self-fulfilling prophecy, and in this respect, people with poor expectations internalize their negative label, and those with positive labels succeed accordingly.

ya da Türkçe:

Beklenti etkisi, edebiyat ve psikolojide bir olgudur.
“Kendini gerçekleştiren kehanet” ya da Pygmalion etkisi” olarak da adlandırılan bu olgu, kişinin, bir süre sonra başkalarının (özellikle herhangi bir yanıyla kendinden üstün gördüğü insanların) ona ilişkin beklentilerine denk düşen davranışlar sergilemesi şeklinde açıklanabilir. Beklenti etkisi, bilimde, mitolojide ve sanatta değişik boyutlarıyla işlenmiştir.

Rosenthal ve Jacobson (1968 aktaran: REYNOLDS, 2007, 476) yüzlerce denemeden sonra öğretmen beklentilerinin öğrenci performansı üzerinde önemli etkileri olduğunu buldular. Yansız atama ile oluşturulan gruplara rağmen öğretmenleri yüksek beklenti içinde olan gruptaki öğrenciler daha başarılı olmuşlardır.

’dan aldığımız tanımlar böyle. Zaten olaylar da böyle yani. Buna birşey diyemem… Ammaaaaa…

***

Şimdi düşündüm, ben bir kıza gitsem; onunla konuşurken hep benimle yatacağını düşünsem, göğüslerinin büyümesini istesem, sütun gibi bacakları olacağını düşünerek ona hareket etsem vs. vs. vs. -artık daha neler isteyeceksem işte anlayın yani bir erkek ne ister ki zaten- olacak mı?

Yok hayır yani, cevap evet ise bu kurama göre, bu yazıyı postlar postlamaz evden çıkmış olacağım da!!!!

ÇOGAB #18 – Angelina Jolie Sendromu

0
Angelina Jolie at the premiere of Alexander in...
Image via Wikipedia

Amerika’da bulunan Oklahoma Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, “zor veya elde edilmesi imkansız” erkeklerden daha fazla hoşlanıyor. Uzmanlar buna “Angelina Jolie sendromu” adını verdi.

için ise, bir kadının “evli ya da bekar” olması farketmiyor…

Oklahoma Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya yaklaşık 500 kadın katıldı. İki gruba ayrılan kadınlara aynı erkeklerin fotoğrafları verildi. Bir gruba baktıkları fotoğraflardaki erkeklerin evli olduğu, diğerlerine de bekar olduğu söylendi. Araştırmanın sonucuna göre, ortalama bir erkek “bekar” olduğu söylendiğinde kadınların yüzde 60′ı tarafından beğenildi. Ancak bu erkeğin evli olduğu açıklandığında, bu kez kadınların yüzde 90′ı aynı erkeği çekici bulduklarını açıkladı. Uzmanlara göre, kadınların evli erkeklerin peşinde koşmasının nedeni tamamen evrimsel. Buna göre eğer bir erkek bir kadın tarafından “seçilmişse” diğer kadınlar, bu erkekte “bir şey” olduğunu düşünüyor. Bir kadının bir erkeği seçmesi, diğer kadınlardan tarafından “Bu erkek bekarlardan daha değerli” hissi yaratıyor.

Kaynak: Vatan

Görüş çizgisi konsepti

0

İşimden dolayı Reward Management kitaplarıyla haşır neşirim bu aralar. Aşağıdaki konsept ve açıklaması dikkatimi çekti:

The line of sight concept expresses the essence of expectancy theory: that motivation only takes place when people expect that they will get worthwhile rewards for their effort and contribution.

Türkçe ne demek bu diye sorarsanız, şöyle:
Görüş çizgisi konsepti denilen bir konsept var ve bu konsept de beklenti teorisini açıklıyor aslında. Motivasyonun sadece insanların efor ve katkıları için değerli ödüller aldıkları beklentisine girdikleri zaman ortaya çıktığını söylüyor.

Buna hemen örnekle girmek istiyorum:
Mesela, siz bir kıza niye yazarsınız? Muhtemelen bir beklentiniz olduğundan değil mi?

  • Aşıksınızdır. Aşkını istersiniz.
  • Güzel bulmuşsunuzdur. Yanınızda dolaştırmayı istersiniz.
  • Seksi bulmuşsunuzdur. Malum şeyi istersiniz.
  • Sevgi, saygı ve masumiyet ile aidiyet görmüşsünüzdür. Evlenmek istersiniz.

Vesaire, vesaire… Yani kesin bir beklentiniz, isteğiniz vardır. Burada, yazış durumunda da motivasyonunuz işte bunları ancak alabileceğinizi bildiğiniz zaman oluyor.

Buyurun size akademik olarak başka bir kanıtı. Manita yüz vermiyorsa, yazmaktan da bir süre sonra vazgeçiyorsunuz… Nedeni de aha bu.

2-faktör teorisi

0

Biraz sonra psikoloji gurularından büyük bir tepki alacağımı bile bile bugün ders çalışırken muhabbette ortaya attığım farklı bir bakış açısını buraya da ekliyorum arkadaşlarımın isteği üstüne! :)

Frederick Herzberg‘in iki faktör teorisine (Two factor theory) göre;

bir insanın isteğini motive etmek için tatmini engelleyici etkenlerin (dissatisfiers) yok olması yetmez, tatmin edici başka etkenlere (satisfiers) de gerek duyulur.

Buna göre;

kızın aptal olması, çirkin olması, tahta vücutlu olması, salaş giyinmesinin ortadan kalkmış olması yetmiyor…
Kardeşim anlayın işte!

Futbolu, birayı ve Playstation oynamayı da sevmesi gerekli! :D

Go to Top