…hayat kırıntılarını avuçiçinde biriktiren site..
sinema ve diziler olarak etiketli yazılar
500 Days Of Summer
6 Haz
Min Dît
17 Ara
Min Dît‘i (Children of Diyarbakır) yönetmeninin ve yapımcılardan birinin (Fatih Akın’da yapımcılar arasında) yanında oturarak izleme fırsatı buldum. Bugünlerde narin konular hakkında konuşmak zor ya; gerçi ne zaman kolay oldu ki?
Hayatımda ilk defa, ülkem hakkında ülkemde çekilen bir filmi baştan sona altyazı ile izledim. Kürtçeydi çünkü. Film hakkındaki düşüncelerimi yazmayacağım, sadece film sonrasındaki soru-cevap gelişmelerini aktaracağım. Popülizme gerek yok, herkes kendi anladığı kadarıyla.
Miraz Bezar, film öncesinde, sırasında ve sonrasında hareketleri ile ne kadar heyecanlı olduğunu açıkca belli ediyordu. Heyecanı insanlarla beraber izlemesi değil filmi, gösterdiği emeğin memnuniyetindeydi sanki. Filmin ilk saniyesinde geciken sesi hemen farkedip “ses” diye bağırması ile korkulacak birşey olmadığını anlaması, hemen başlarda birşey söylemek için gelen görevliye sinirlenmesi, çarpıcı sahnelerde koltukta biraz daha dikleşip daha sık su yudumları alması (sanki her an söyleyecek, açıklayacak noktalar varmış gibi)…
Miraz film sonrası söz aldı. Almanya’da yaşadığını ve dört senedir senaryo üzerinde çalıştığını, asıl amacının yörenin çocuklarının gözünden bazı gelişmeleri anlatmak olduğunu daha ilk cümlesinde belirtti (filmin açılışında başlık olarak “From my eyes” da geçiyor).
Seyircilere söz hakkı geçtiğinde, aynı kişi tarafından yapılan ilk yorum ve soru şu şekildedir:
“Çok taraflı bir film olmuş, olayları tek taraflı anlatmışsınız (hadi ya? bakınız yönetmenin ilk cümlesi, ve hatta bakınız filmin ismi). Siz kaç Türk askerinin öldü(rüldü)ğünü biliyor munuz?”.
Bu sırada ön sıraların birinde ayağa kalkan genç şiddetle karşı taarruza geçerek “Siz benim kardeşimi öldürdünüz” der.
Salondaki gerilim ilk soruda belli ediyor kendini. Sonrasında biraz daha insanlaşıyoruz.
Sonra konuşan bir bayan “Bizim hikayemizi anlattığınız için teşekkür ederiz.” diye ekliyor filmi çok beğendiğini belirterek. Ki genelde söz alanlar sorudan çok beğenilerini sunuyorlar, minnettar ve duygusal oldukları çok belli.
Yönetmen, JİTEM hakkında açıklamalarda bulunuyor konuya uzak insanlara. Oldukça enteresan noktalardan biri bence.
Çekim sürecine değiniyor bir soru üzerine; Diyarbakır’daki setteki zorluklardan biri elbetteki denetim. Filmin sahte bir metni devletin ilgili kurumuna incelenmesi için verilmiş. Ve her gün bir sivil polis yer alıyormuş bina dışında yapılan çekimlerde; “Ne yapıyorsunuz? Ne hakkında film çekiyorsunuz?” sorularıyla.
Türkiye’deki ilk gösteriminin Antalya Altın Portakal’da yapıldığını öğreniyoruz; sonrasındaki basın açıklamasında tabi ki tepkiler olmuş, beğeniler de (tartışmak güzel şey, becerebilirsen eğer). Almanya veTürkiye’de vizyona sokabilmek için çalışmaları var ekibin (keşke diyorum).
Benim en çok kafama takılan çevirinin olmadığı tek kısım, sondaki Kürtçe rap şarkısı…
Bir de aklımda Baskın Oran’ın bir yazısından alıntı:
“İnsanoğlunun temel içgüdülerinin başında, “onlar” imajı yaratarak “biz” kimliğini inşa içgüdüsü gelir.”
—-
Düzeltme & Ekleme: Aşağıda Miraz Bezar’ın yukarıdaki yoruma yorumu ve ilgili rap şarkısının sözleri.
Merhaba,
parcayi kürt rapci Serhado söylüyor. Cikardigi ilk albümü Xewna Jiyan albümünden “Nabinim” parcasi. Albüm 2006 da türkiyede piyasaya cikti. Sözlerini altta bulabilirsin.
Facebook da Min Dit sayfasina gönderdigin yaziyi okudum. film hakkinda ne düsündügünü de okumak isterdim acikcasi. Sadece icerik anlaminda degil.
Gösterim esnasinda heyecandan ziyade biraz huzursuzdum. Cünkü film baslamis oldugu halde 25 dakika boyunca insanlar girip cikti. bunu bu yogunlukta ilk kez bir festivalde yasadim.
Ayrica benim yanima gelen kisi festival görevlisi degildi. Disarida kalan arkadaslarini iceri getirmeye calisan bir seyirciydi ve benim festival yetkileriyle konusmami istiyordu.
Selamlar ve saygilar,
miraz bezar
—
NABİNİM – GÖRMÜYORUM
Her saniye bir insan Tanrı’ya dua eder
Her insanın acıları kendisine ağır gelir
Yürek bir çiçek gibi bir yıldız gibi olmalı
Ekmek bazıları için sadece ekmektir
Oysa bazıları için altın değerindedir
Göz karardı
Gönül yandı
Yürek dünyaya doydu
Ölüme doğru yol aldı
Ama Tanrı korkusu onu durdurdu
Ateş hala sönmedi
Korku hala var onda
Farelerin yaşamı aslanların yaşamı gibi olamaz
Aydınlığı göremiyor
Elleri ve gözleri bağlı
Sevgiyi göremiyor
Gönlü hala kıpırdarken
Görmüyor
Hayır görmüyor
Yaşam bir seferliktir
Yeter
Yapma
Acıdır
Gözlerini aç artık
Kimse ölmüyor
Bu acılardan kimse ölmüyor
Söyle, zor olsa da olmasa da sen benim yaşamımsın
Hatırla, acılar olsa da olmasa da
Bir kapı kapanınca başka bir kapı açılır
Artık bugünün dünyasında yaşayamıyorum
Değerli olanı göremiyorum
İyi olanı göremiyorum
Ben canımı kaybettim
Nasıl oldu bilmiyorum
Elimden kayıp gitti
Min dît
İlgili yazılar:
Once
13 Kas
Dün “Once” isimli filmi izledim. 2006 yapımı bir film. Aslında bunu keşfetmem şöyle oldu, burada takip edenler de farketmiştir, ben Damien Rice’ı çok severim.
Bir gün last.fm’de dolaşırken Damien Rice’ın sayfasında benzer sanatçılarda The Frames’i buldum. Güzel grup, bunda bir sorun yok. The Frames’in solistinin de aynı zamanda yine solo çalışmaları olduğunu da öğrendim. The Frames’in solisti de zaten bu filmde başrolde oynayan Glen Hansard.
Glen Hansard ile filmde kızı oynayan Markéta Irglová‘nın düet yaparak bazı çalışmalar yaptığını da öğrendim. Hepsini indirdim, dinledim ve özellikle “Falling Slowly”, “Lies” ve “When Your Mind’s Made Up” inanılmaz etkiledi. Birkaç şarkı daha var.
Bunların hepsinin ayrıca filmin OST’si olduğunu da görünce demek ki filmi de izlemek gerek dedim ve o şekilde filme ulaştım.
Filmin konusu ile ilgili kısa bir bilgi vermeden öncelikle spoiler uyarısı değil “kesinlikle alınmalı” uyarısı yapmalıyım bu soundtrack albümü için.
Film için de izlenmeli diyorum, öncelikle müzik sonrasında konunun saflığı ve filmin çekim anlayışı, son olarak da Dublin için.
Filmin konusu ise, Dublin sokaklarında çalgıcılık yapan ve kız arkadaşı tarafından terkedilmiş bir adam ile annesi ve kızıyla yaşayan bir Çek göçmeninin müzik sayesinde tanışmaları, beraber çalmaya başlamaları ve yakınlaşması olarak anlatılabilir.
Daha fazlasını söylemeyeyim, ister müzikal denilsin, ister romantik film…
Kesinlikle bir göz atılmalı.

İlgili yazılar:
SGU – Stargate Universe
9 Eki
“Dizi izlemekten film izleyemez hale geldim” diye her fırsatta şikayet etsem de, yeni dizilere başlamaktan da kendimi alıkoyamıyorum.
Syfy’ın bu sezon başlattığı Stargate Universe geçen hafta yayınlanan iki bölümlük girişten sonra, cumaları yayınlanacak. Askerler, geçiş kapıları, çok şey bilen siviller. Kısaca en sevilen tarzdaki bilimkurgulardan. Ben beğendim; 3. bölümü bekliyorum.
Jam
İlgili yazılar:
Trueblood
2 Eki
Bu “Trueblood” denen diziyi izlemek lazım galiba, her yerde duymaya başladım, aşağıdaki reklam afişleri de yıkılıyor…
Tez zamanda indirile, izlene…
İlgili yazılar:
The Firm (2009)
16 Eyl

Muhtemelen en izlenesi filmlerden biri olacak bu haftasonu UK’de vizyona girecek olan The Firm (2009) adlı film. Türkiye’ye gelmeyebilir ama her şekilde elimize geçeceği kesin. Bir Green Street Hooligans keyfi verse kafi benim için.
İlgili yazılar:
Küçük Deniz Kızı Ponyo
4 Ağu

- Image via Wikipedia
Dün Küçük Deniz Kızı Ponyo adlı filme gittim. Orijinal adı (Gake no Ue no Ponyo) Ponyo on the Cliff by the Sea olan film, Hayao Miyazaki‘nin son filmi. Konusu ise şöyle:
Ponyo küçük bir Japon balığıdır, ve babası ona kötü davrandığı için aslında insan olmak istemektedir. Bunu bir gün denizde evinden kaçıp da bir şekilde sahilde dolanırken Sosuke tarafından yakalanmasıyla daha da çok istemeye başlar. Çünkü ona aşık olmuştur ve bir şekilde olaylar gelişir.
Miyazaki’nin ilk defa bir filmini tam olarak izlediğimi itiraf etmeliyim. Çocukça gelebilir ama gerçekten çok ilgimi çekti ve hoşuma gitti. Zaten bir iki gün önce de merakımdan Howl’s Moving Castle da elime geçti. Aslında bir tavsiyeydi ama daha izlemeye fırsat bulamadım. Bulduğumda da onu da kısa tanıtırım zaten.
Japon Animasyon Film Akademi Ödülü de kazanmış olan Küçük Deniz Kızı Ponyo’nun İngilizce versiyonunda seslendirmeleri yapanb ekipte de Liam Neeson, Matt Damon gibi ünlüler bulunuyor.
Resmi sitesine girip daha fazla bilgi alabilir veya Apple’ın sitesinden trailer‘ı izleyebilirsiniz.
Son olarak, eğer anime filmlere ilgi duyuyorsanız (ki o zaman kesin bekliyorsunuzdur bu filmi) ya da bir şekilde ısınmak istiyorsanız güzel bir seçim olabilir. Benim için oldu.










