Posts tagged sevgi
Sevgiliye…
0Kaç zaman oldu ilk gözlerimiz buluşalı?
Ben hesabını tutmayı unuttum,
zira aklım havalarda zıplasam da yetişemiyorum.
Bana verdiğin mektuptaki takvimi geçti hislerimiz
sevgim de sen olmuşsun,
nefretim de sen.
Ne şekilde tepki vereceğimi bilemeyeceğim zamanlardan geçiyoruz sevgilim
Bünyenin kaldırabileceği maksimum aşk haddi neymiş onu anlıyorum.

Bir tepki veriyor fakat,
o kadar hızlı atıyor ki kalbim,
aynı senin yorgun şakakların gibi…
Gözlerinin içinin parlaklığını mı sevmem lazım?
Yoksa beni gördüğündeki o aptal gülümsemeni mi?
Ya da belki de tüylerinin ürpermesine her boynuna ulaştığımda…
Bu geçici bir heves değilmiş,
bir gecelik şehvet,
hatta bir haftalık gönül eğlendirmesi…
Yok, olamaz, imkansız…
Ben buna aşk diyorum, ey sevgili,
bilir misin bilmem; öğreniyorsan da benimle ne ala…
Hem de…
En derininden.
Rüya
1Karanlık bir oda. Çoğu şey neredeyse belli olurken tam karşımda bir amca oturmakta. Göz göze geliyoruz. Bir an duraksarken:
¨Gel otur şöyle yanıma genç¨ dedi o ak sakallı amca, ¨ben bir şey gördüm senin gözlerinde!¨
Merak ederek yaklaştım yanına, eğildim; o ufak taburelerden birine oturdum. İlginç bir şekilde bana bakıyordu, tam gözlerimin içine; biraz korkutuculuğa kaçaraktan. ¨Buyur amca¨ dedim, ¨neymiş o gördüğün?¨
¨Ben¨, dedi, ¨mutluluğu kilometrelerce uzaktan koklar, görürüm. Hiç bir zaman yanılmadım bunca yıldır… Şimdi görüyorum ki sen çok eskimiş bir kalp ile yeniden mutluluğu yaşıyorsun…¨
Saçmalıyor düşüncesiyle gidip gelirken, bu kadar kararlı bir konuşma beklemiyordum; bu yüzden sözünü kesmedim. Nereden anladığını sormadan da edemedim tabii ki.
¨Senin dedi o kalbinin tozları yansıyor mutluluk parıltılarına gözünün içindeki¨ dedi ve devam etti, ¨ve dedi buna o kadar inanmışsın ki gözlerini alıyor resmen karşındaki sevdiğinin, o kadar inandıracak bir ışığı var ki, o kadar güçlü ki saflığı, karşındaki de bir o kadar inanıyor buna.¨
Boğazım düğümlenir gibi oldu, sadece şaşkınlıkla bakıyordum.
¨Devam et¨ dedi, ¨buna inanmaya, inandırmaya; hepsi için çabalamaya devam et… Böylece o yetiştirdiğin aşklar büyüyecek, büyütecek seni… Unutma ilk dediğimi; bir pencereyi açtığında tozların olması parıltıyı hiç bir zaman engelleyemez. Tozları silip atmak kolay ama o parlaklığı bulmak için kimler astı kendini bu dört duvarlar arasında?¨
…
Uyandım.
Belki bir mahzende yaşlı bir amcayla beraber değilim, belki de hiç bir şekilde bu rüyanın inandırıcılığı yok ama yine de karşımdakinin gözlerinin parlaklığını görüyorum; ona aynen karşılık veriyorum ve bu bile beni mutlu etmeye yetiyor.
Klasik bir son ama cidden gerisi hayal, hikaye…
iki kelime
0
İki kelimelik bir cümle var Türkçe’de, tercümesi İngilizce’de üç; Fransızca’da iki, Almanca’da yine üç. Sayılara takılmak yok; anlamında onun sihri.
Dolu bir silah gibi o cümle; eline almak kolay değil; heyecan yaratır kullanırken; hem de her seferinde.
Çok kolay da kullanılır aslında ama dikkatsiz ellerde kötü amaçlara da hizmet eder; faydadan çok zararı dokunur öyle durumlarda.
Silah gibi işte; dikkatli olmak gerek; önemsemek gerek anlamını; ayarlamak gerek kullanımını. Bazen havaya sıkarsın hiç bir işe yaramaz; bazen kendi kendini yaralarsın zamansız…
Bazen de tam da istediğini kalbinden vurursun onunla…
İşte demişler ya her erkek öldürür sevdiğini…
Sen benim sevgimden öl bir tek.
Mecazi anlamda yani.
Vapurlara gülümsemek
0Geceden çok yalnızlığının soğuttuğu yatağında yatmaktan korktuğun günleri hatırlayınca bir gülümseme geliyorsa o anlamsız ifadeye bürünmüş yüzüne, bir çok şeyi atlatmışsın demektir bence. Zor olduğunu söyleyecek bir tane adam yokken yanında sen herkesin derdine derman olmaya çalışarak yıktıysan tüm duvarları bence zoru başarmışsındır işte.

Sorun zaten sende değil onlardaydı hep, belki de en büyük sorun sendin yıllardır. Yendiysen kendini, korkularını, kuruntularını, gerginliğini, çıkabilir mi şimdi karşına o kötü canavarlar hani?
Yıksan da köprüleri kim engelleyecek karşıya geçmeni, sorarım sana?
Kim gelip de diyebilir ki artık ayakların donuyor, dolaşma burada diye?
Bırak donsun, bırak yıkılsın her şey?
Dolayınca o naçiz bedenini sevdiceğinin, varsa bir sıcaklık işte koynunda… Hele bir de o minik ayakları yanaşmışsa seninkilerin dibine, kim tutabilir ki sevginin çığ gibi büyümesini?
Geçeceksin işte hepsini…
Bakacaksın keyfine, bakacaksın ileriye…
Bildin mi, olacağı varsa oluyor her daim…
Hayat bundan garip değil mi?
İçimden dedim demin, ben vapurlara bile gülmeye başlamışım…
Renkler ve Denkler
0rengimiz farklı diye mi dengimiz ayrı olacak?
hala mı anlaşılır gibi değil ya da…
…düşmanın olduğuna inandığın kişinin korumasına masumiyetin yansıdığında
sevginin saflığının ortaya çıkması…
2 yabancı: 2 arkadaş: 2 sevgili: 2 yabancı
0Kısa not:
İki yabancı iken iki arkadaş olup daha sonra iki sevgili olduktan sonra tekrar iki yabancıya dönüşmek nasıl bir olgu?
Bunu şerefine: http://fizy.com/#s/1lugwp
Hayaller…
0Mutluluk. Üzüntü.
İki farklı uç. Aralarında gidip gelen bir pinpon topu gibi…
İster güzel bırakalım hikayenin sonunu, ister yokedelim tüm mutlu sonları…
Bir kalemde silelim tüm geçmişi, bir kerede tüketelim tüm sevgiyi…
Mecburen girilmiş bu kafaları yaşayalım ayrı dünyalarda, sensizlik kelimesine kadeh kaldıralım.
Kafa karışıklıklarında çekelim güneşi göğe doğru, batıralım dolunayı…
Düşünelim günlerce, saatlerce, gecelerce… Çözümü sonra kadere bırakalım.
Karşımıza çıkan ilk kişiye verelim ipoteğini bu defolu yüreklerin…
Kazancını da harcayalım yine o paramparça taşlardan dizilmiş meyhane yollarında…
Ne olacak değil mi?
Ne olacak ki sonunda?
Bir gidelim bir gelelim… Bu ufak loş odada…
Bir o duvardan bir bu duvara…
Bakalım sadece pencereden dışarı.
Bir umut buluruz diye o karanlıkta.
Belki yansırsa yüzün o camdan diye dikelim kafaya biraları, şarapları…
Sonrasında da rüyalarda buluşalım.
Aslında en doğrusu da o.
Niye biliyor musun?
Çünkü seni tek masum anacağım yer sadece hayallerin en dip noktası.
Hayatım’a
0Seni özlüyorum bebeğim. Aslında bunu, seni ne kadar özlediğimi belirtmek için yazmıyorum, zaten bildiğini zannediyorum. Paylaşmak istediğim dilediklerim, umduklarım.
Yanına geldiğimde ne ile karşılaşacağımı(zı) bilmiyorum bebek, ilişkimizin çeşitli boyutlardaki çıkmazlara girmesine alışığız nasıl olsa, artık gerçekten acı da verse. Ben sadece umut ettiklerimi yazacağım.
Seninle uyanmak istiyorum yarın sabah; seninle merhaba demek güne; seninle sabah sevişmelerim olsun istiyorum evden çıkma telaşlarına sıkıştırılmış; dönüşlerde yemek hazırlamaların tembelliklere yenik düşmesiyle tatlanan ufak atıştırmalıklar; belki sahilde bir yürüyüş sonrasında, her zaman sıcak olmaz ya hava, kafanda kapüşonun koluma girmişsin, denizden esen rüzgara karşı bedenim siper sana. Döndüğümüzde beraber sıcak bir duş alalım hayatım, çıkınca ben seni kurlarım. Sonra hafif ışıkta alışagelmiş film izlemelerimiz, yan yana, üst üste, uyuyup kalışın göğsümde. Merak etme, ben seni taşırım, yatağım yakın nasıl olsa…
Masum olmalı bazen günahlar…
0Masum olmalı bazen günahlar…


