Posts tagged Pearl Jam

Pearl Jam – Backspacer

1

’in bildiğiniz üzere, Backspacer adlı yeni albümünü geçenlerde çıkardı. Ben de tabii ki boş durmadım ve albümün tamamını bugün itibariyle güzelce dinlemiş bulunuyorum. Sabah trafiğinde de iyi gitti doğrusu.

backspacer-cover1

Bir çırpıda dinlenen bir . Tabii ki Pearl Jam’in Ten zamanındaki agresiflik yok artık. Daha country’leşmiş bir sound izlenimi veriyor ama Pearl Jam, Pearl Jam’dir. Susmak gerek.

Albümü gerçekten çok beğendim. Hatta ilk dinleyişimde, Megadeth’in Risk albümünü dinlemiş gibi hissettim bir an nedense. O da çok sert bir grubun olgunluk evresinde daha soft, daha dingin bir albüm gibi gelmişti bana…

pearl-jam-backspacer

Albümde favorilerim; “Just Breathe”, “The End”, “çıkış parçası olan “The Fixer” ve “Gonna See My Friend”.

Just Breathe için Eddie Vedder, “bir şarkısına en çok yaklaştığımız şarkı” demiş.

Did I say that I need you?
Oh, Did I say that I want you?
Oh, if I didn’t now I’m a fool you see,..
No one know this more than me.
As I come clean.

Nothing you would take,..
everything you gave.
Hold me till I die,..
Meet you on the other side.

Bana sözler ilk bakışta biraz Last Kiss‘imsi geldi… Ama şarkı iyi.

The End diyince aklıma hep The Doors gelirdi, artık Pearl Jam de gelecek zira Backspacer albümündeki çoğu şarkı eski şarkılarla aynı isimleri paylaşıyor – gönderme niteliğinde… The End’den de bir kubla aşağıda…

Slide on next to me
I’m just a human being
I will take the blame
Bust just the same
This is not me
You see
Believe
I’m better than this

Bu albümü Pearl Jam’i seviyorsanız edinmeniz gerekli diyip bitiriyor, gelecekte videolarla da destekleyeceğimin haberini veriyorum.

Dipnot

0

’den Black dinlemeyi bana yasak etsinler. İçkiyi de yanında lütfen… Bir de yalnız bırakmayın beni sadece o kadar.

Başka bir sözüm yok, isteğim, beklentim hiç yok.

Bırakın şunları ama mırıldanayım yine de…

I know someday you’ll have a beautiful life, I know you’ll be a sun in somebody else’s sky, but why, why, why can’t it be, why can’t it be mine …we, we belong together… together… we…

Mart Ayında Hayat

1

- Özeniyorum arkadaşım. Yapım bu. Bu özenme beni bir yerlere götürmüyor o ayrı. Lisede sigara içen özenip sigara başlama özentisi değil bu. Bu özenme benim yaratıcılığımı köreltiyor. Gelmiyor içinden ne yazı yazmak ne şiir şaçmalamak. Okuyorum yazıları diyorum bak ne güzel yazılmışları var burda sen yazma otur öyle mal gibi! Ama Artık zaman esinlenme zamanı. Arifin Abigail serisi ile ilgili çok fena planlarım olduğu gibi çok yakında benim de bir serim olucak çok yakında. İşte ipucu; Tori!

tori
- Ders çalışmak geçmiş benden. Son defterimi lise2 de son kalemimi son finallerde ünide asistandan aldıysam geçmiş benden. Artık emekli olmak istiyorum. Şurda 40 sene var emekliliğime ama ben jübilemi istiyorum okuldan, işten… Hoca, kalem, scientific makina, excell,  kalite belgeleri, çizim projeleri olmayan bir hayal ediyorum. İçinde Sienna Miller, Tori Praver, kahve, Alkol, sallanan sandalye, Amsterdam, 57′Corvette olan hayaller kuruyorum. Sonra emeklilikle bunları bağdaştıramayıp, beynimin buharlaşmayan kısmıyla işten çıkıp okula gidiyorum.

- Sevgilim olmadan Mixed Tape’ler yapıyorum. Net olarak şaçmalıyorum. Onca yıl sevgilim varken yapmadığım şeyi şimdi neden kendime yapıyorum bilmiyorum. İşin Kötüsü bu Cdler bi halta da yaramıyor, Arabada Cd yok, discman’ım emekliye 2005 aralıkta ayrıldı. ’daki playlistler Mixed Tape havası yakalamıyor bende şarkıları yazıp yazıp alt alta tutuyorum öyle. Bilmiyorum ki belkide beynim artık yeni bir sevgili bulsan mı diyor yoksa kendi kendi hazırlıklara mı başladı bilmiyorum.sienna
-Küçük bir moleskinim var, yazıyorum ona. Yapmam gerekenleri. Sonra yapınca üstünü karalıyorum onların. Çok keyifli. Bazı sayfalar simsiyah oluyor. Bazılarında karalama yok daha. Hakkında yazmam gereken konuları da yazıyorum. Onları eleyemedim daha ama kanıtlamak istercesine listesini yazıyorum gelecekte yazmak istediğim başlıkların;
+ Interrail Günlükleri
+ Bansky
+ Kafası
+ Darjeeling Limited Hakkında
+ Orospular Para İsteyin benden
+ Plastiklere Dolan Bebekler
+ Effect Of Suicide Scenes
Boş değil kafam anlayacağınız. Aşırı yükleme söz konusu. Ah bir boşaltabilsem şu beynimi.

- Mart olmuş, ne zaman 2009a girdik onu hatırlamıyorum daha. Bu sene kadar karambol bir sene görmedim ben. Süper ama. Hatırlamaya çalışıyorum yılbaşından beri aklımda kalanları, sahne sahne geliyor aklıma. Yılbaşında Kuzenle aile yemeğinden kalkıyoruz birer şişe şarap içilmiş, arkaşların ev partisine gidiyoruz, başka birer şişe açılmış yolda, 5te herkes gidiyor, sarhoşuz arabaya binmeyelim diyip, boş evde üstümüze palto mont çekip o halde uyuyoruz, sabah uyanıp direk arabaya biniyoruz ve 2009un ilk şarkısı çalıyor bize, Dont Worry Be Happy! Daha önce de hakkında yazdığım dağ evine gidiyoruz 1-2 hafta sonra. 4 kişi. Her yer kar. Snowboardlar yanımızda. Kuzen fotoğrafçı. Bir şişe Kanyak bir şişe Absolut oh mis. Sonbaharda gittiğimizde yaptığımız rampamızda var. Atlayıp atlayıp içiyoruz. Acıkınca olan tavuklara oluyor 4 tavuk yiyoruz. Bir ara tarih veremiycem, Tünele gidiyoruz, pardon tarih veriyorum 14 Şubat! Otomatik ayarlanmış duygusal olarak ağlatan, iç parçalıyıcı yazılarımız blogta yayınlanırken biz arifle ‘I dont wanna work today’ die paralanıyoruz. Yüksek promil kurbanı oluyoruz. Köpek gibi eğleniyoruz. İzmirden Kankam H. geliyor zırt ve pırt. Çok derin muhabbetler yapıp, içiyoruz. Kahve içiyoruz sigara içiyoruz, rakı içiyoruz, içiyoruz. Sonra mart geliyor yazı yazamıyorum bunu farkediyorum. Çok eğlenmiyorum bunu da farkediyorum. Sıkılıyorum.

- O kadar sıkılıyorum ki, geçen iş yerinde işim bitince google earth’e dalıyorum. Önce 07 de gittiğim, kaldığım kardeşimin yurdunu buluyorum amsterdam da. Sonra StreetView açıyorum, bakıyorum çok zevkli. Sonra 08 de K. ve E. ile kiraladığımız evi arıyorum. Hala street view ama. Bir nevi amsterdam da yürüyüş yapıyorum. Ev ‘abi orda merkez camii var onun ordaki büyük ağacın sağından devam et kime sorsan gösterir’ kıvamında olduğundan buluyorum hemen. Bakıyorum binaya, K. ile cama oturup dışarıdan bağıraşarak muhabbet ettiğimiz yerdeki sineklik hala yırtık. Duygusallaşıyorum hemen. Nostalji kaplıyor her yerimi. Acilen İstanbul – Amsterdam bileti bakıyorum yaza.amsterdam

lamborghini-murcielago-lp-670-4- K. ile konuşuyoruz, Lamborgihini Murcielago LP670-4 çokmış diyorum. Neyime yarayacaksa. O diyor karbon fiber, ben diyorum karbon elyaf karşılıklı sıralıyoruz. LP640′tan 29 beygir güçlüakbilymüş, Arka spoyler değiştirilebilirmiş. Koltuklar deriden alkantraya değiştirince ağırlıkta çok etkisi olmuş, 100kg hafifletmek çok kolay değilmiş o makinayı falan. Bu araba sevdamın kime ne faydası var anlamadım gitti. Okuma bilmiyorken Otohaber diye ağlarmışım anneme. Şimdi ne oldu peki ne kaldı bana bu sevdadan geri? Anca sınırsız Akbil!

3100570785_1d43af718e
- Burton Snowboardların yeni modelleri gözükmüş bi fuarda, aç gibi onlara bakıyorum sonra G. ve S. ve E. ile muhabbetini yapıyoruz bunların. Son 3 senede çok havaya girmişiz. Beğenmiyoruz hiçbir haltı. İyi isabet oluyor zaten olmayan bütçelerimize.
- Asgari ücrete Brad Pitt, Cristiano Ronaldo hayatı yaşıyorum haftasonları sanki. Nasıl oluyor anlamış değilim ama biraz dostlar saolsun gibi. H. ile konuşurken ki lafımız ki eskiden küçükken giren çıkan pedereydi, şimdi CardFinansa 6 taksit eğleniyoruz diye. Geçiyor hayat bir şekilde.

- En son ne zaman yazdım bilmiyorum ’a ama farkedilebileceği gibi özlemişim. Durdurmak istemiyorum bu yazıyı.

- Geçen Cem, Arif ve ben  genel yayın politikası ana konu olmak üzere bir toplantı yaptık barnies’de. Emirin sadece 1 yazısı olduğu için fasulye saydık çağırmadık onu. Toplantı çok etkiliydi, çok fazla iyileştirici karar aldık, kalite politikamızı belirledik, İSO 9001-14001-18001′e başvuruyoruz demek isterdim ama biz ’un bu haliyle kalması gerektiğine karar verip az biraz beyin fırtınası yapıp, geri kalan zamanda bira içip muhabbet ettik. Seviyoruz sitemizi.

- Son olarak işte yaptığım Mixed Tape’lerimden biri;

01 – Peter Sarstedt – Where Do You Go To (My Lovely)
02 – The Kinks – This Time Tomorrow
03 – The Kinks – Strangers
04 – Elliot Smith – Needle In the Hay
05 – Tom Waits – Dead and Lovely
06- Jimi Hendrix – All Along The Watchtower
07 – Bob Dylan – The Times They Are A-Changin’
08 –
Simon & Garfunkel – The Sound Of Silence
09 – Duran Duran – Come Undone
10 – Datarock - Fa Fa Fa
11 – – Cigarettes and Alcohol
12 – – Last Kiss
13 – Duman – Ellerin Ellerime
14 – Duman – Helal Olsun
15 – Grass Roots – Lets live for Today

- Bitmeyen bir mart ayının içinden bildirdim hayatımı sizlere. Ben gidiyorum, dedim ya sıkıldım! Cheers..!

Başka Bir Sevgililer Günü Hikayesi

0

Bir ay olmuştu…

diye bir kavram mı vardı?!

“Lanet olsun!”du…

Kim bulmuştu ki bu gerizekalı günü?
Emperyalist, kapitalist düzenin bir gecelik aşkıydı. Zaten hiç sevmemişti, çok özel kutlamalar da yapmazdı bu gün için, yapmamıştı da hiç.

Ne yapması gerektiğini biliyordu. Zaten alışkındı yaklaşık bir aydan beri. Gidip yine, bir bar taburesi üstünde (bkz. )  içecekti. Ha evde, ha barda; ne farkederdi ki? Önemli olan beyninin uyuşması ve o günler için mutluluğu tek bulduğu yer olan rüyalara yatakta tavanın haritasını çıkarmadan girmekti.

Hem en azından bakardı şöyle bir zavallı çiftlere. “Enayisiniz siz, ha bu arada muhtemelen bir süre  sonra ayrılacaksınız; bok var, eğlenin!” diye bağırırdı içinden küçük dili koparcasına. Biranın yanına patatesten daha güzel bir atıştırmalıktı bu nefret o sıralar onun için.

Sonra birazcık tembelleştiğini hissetti. O sırada “ – Black” çalıyordu, “kurtarıcı şarkım” diyordu ona. Açtı bir , hafiften kıstı ışıkları da. Resimlere baktı biraz. Çok dayanamadı, kapadı.

Dead Cupid

Telefonu çaldı… Arayan teyzesiydi. Çok severdi onu, aralarında 15 yaş olmasına rağmen beraber takılabilme potansiyeli maksimum olurdu.

-”Hadi gel bizle, biraz kafanı dağıtırsın”

İlk bir duraksadı. “Zaten benimki bok olmuş, bir de başkasını niye zehir edeyim ki?” dedi içinden. Ama ısararlarına dayanamadı, gitti. Bir masanın kenarında yitik bir şekilde oturdu saatlerce. Anlattı kendince birşeyler, dinleniyor muydu; umrunda bile dğildi. Ama dinlenirdi ya… Teyzesiydi, anne yarısı…

Çıkarken mekandan, eline bir gül ile bir CD tutuşturuldu mekanın garsonları tarafından. Halkla ilişkilere bakan kız da çok şekerdi aslında… “Allah bilir, sen kimleri yaktın böyle?” diye sorası geldi… Yutkundu ve aldı hediyeleri. İçtiği biraların rehavetinden gözleri kısılmış, zoraki bir şekilde gülümseyerek kızdan aldığı bu hediyelere baktı bir süre anlamsızca.

Merdivenlerden indi… Arabaya giderken sağda duran ağzına kadar dolu çöp kutusunun üstüne gülü yavaşça koydu.
Düşmesini istemiyordu ama onun için bir anlamı da yoktu bu çiçeğin.
O an, hayatında bir güzelliğe hele de böyle saf bir güzelliğe yer bulamıyordu kendince…

Eve girdi; bilgisayarı zaten açıktı; o sırada ’un albümlerini indiriyordu…
CD’yi taktı…Bleeding Heart

Çalan şarkı umrunda değildi -şu an bile hatıralmıyordu ya- , sadece birazcık dudakları titredi… Sağ üstteki çarpıya basabildi zamanında…
“Keşke hayatımızda bazı olaylar için de böyle bir çarpı düğmesi olsa” dedi içinden…

Kapadı ışığı, uzandı yatağa…

Şimdi yine mutluydu, rüyaya dalmıştı yine çünkü…

Godoş Kızlar’a ithafen…

0

’den gelsin… Better Man…


She lies and says she’s in love with him, can’t find a better man…
She dreams in color, she dreams in red, can’t find a better man…
Can’t find a better man
Can’t find a better man
Can’t find a better man
Ohh…

Talkin’ to herself, there’s no one else who needs to know…
She tells herself, oh…
Memories back when she was bold and strong
And waiting for the world to come along…
Swears she knew it, now she swears he’s gone

She lies and says she’s in love with him, can’t find a better man…
She dreams in color, she dreams in red, can’t find a better man…
She lies and says she still loves him, can’t find a better man…
She dreams in color, she dreams in red, can’t find a better man…
Can’t find a better man
Can’t find a better man
Can’t find a better man

She loved him, yeah… she don’t want to leave this way
She feeds him, yeah… that’s why she’ll be back again

Can’t find a better man
Can’t find a better man
Can’t find a better man
Can’t find a better… man…

Pearl Jam – Light Years

0
Cover of "Light Years"
Cover of Light Years

– Light Years

i’ve used hammers made out of wood
i have played games with pieces and rules
i undeciphered tricks at the bar
but now you’re gone, i haven’t figured out why
i’ve come up with riddles and jokes about war
i’ve figured out numbers and what they’re for
i’ve understood feelings and i’ve understood words
but how could you be taken away?
and wherever you’ve gone
and wherever we might go
it don’t seem fair…today just disappeared
your light’s reflected now, reflected from afar
we were but stones, your light made us stars
with heavy breath, awakened regrets
back pages and days alone that could have been spent, together..
but we were miles apart
every inch between us becomes light years now
no time to be void or save up on life
you got to spend it all..
and wherever you’ve gone
and wherever we might go
it don’t seem fair…you seem to like it here
your light’s reflected now, reflected from afar
we were but stones, your light made us stars
and wherever you’ve gone
and wherever we might go
it don’t seem fair…today just disappeared
your light’s reflected now, reflected from afar
we were but stones, your light made us stars

Hayata bakış açımı değiştiren şarkılar

0
Bono and Eddie Vedder at a Pearl Jam Concert

Image by iChris via Flickr

Beni tanıyanlar az çok bilir, çoğunluk olarak rock dinlerim ve severim ama müziğin evrensel olduğundan yola çıkmışımdır ve her tür müziğe saygım vardır; mümkün oldukça herşeyi dinlemeye çalışırım. Şimdi aşağıdaki listede de çok ama çok farklı türlerden şarkılar bulacaksınız, baştan bunu belirtmek istedim… “Bu ne lan bunlar oradan burada toplama” filan demeyin diye… Çünkü hepsinin benim hayatımda cidden ruhumu kurtaran bir yönleri var.

Hatta mümkün oldukça hepsinin nerede dinlediğimi ve ne hislerle dinlediğimi de listelemeye çalışacağım.

  • Timbaland feat. One Republic – Apologize
    Bu şarkı ve aşağıdaki şarkı (Low) direkman Mallorca’da dinlediğim ve kafayı yediren şarkılardandır. Hayatımın en sıkıntılı anlarında kopup gittiğim bu süper yaz tatilinin en uçuran şarkılarıydı her ikisi de…
  • Flo Rida – Low
  • Pearl Jam – Black
    Tek geçtiğim bunalım şarkılardan. Ne zaman bunalmış ve depresifsem, Eddie Vedder ve arkadaşlarının bu “masterpiece”ni açar dinlerim ve hiç bıkmadım, bıkmıyorum, bıkmayacağım.
  • Robbie Williams – Strong
    Sabah uyanıp da bugün dünden daha güzel olacak dediğim zamanlarda aklıma çalan şarkı hep bu olmuştur! Bu Salı gününden beri çok dinliyorum! :)
  • Megadeth – Family Tree
    Aile önemlidir. Mustaine önemlidir. Ergenlik çağında yine de ailenin sizi kendine çektiği dönemler vardır, o zamanların kurtarıcı şarkısıdır…
  • Whitney Houston – I’ll Always Love You
    Bir kızla ilk dansımı bununla yapmıştım…
  • Vega – Bu Sabahların Bir Anlamı Olmalı
    Çok ama çok depresif bir zamanımda (okul, iş, özel vs.) bu şarkı yeni çıkmıştı ve hala da dinlerim bıkmadan…
  • Damien Rice – Blower’s Daughter
    Yorum yok; sözler, ve yorum herşeyi anlatıyor…
  • Historie De Ifa – Elegibò
    Baharıma bahar katan şarkı! Mutlu ediyor beni! Güney Amerika… (Bu konuda sürpriz planların kokusunu alıyor musunuz? :) )
  • Savage GardenTruly Madly Deeply
    Zamanında (baya oldu…) bir kızın peşinden çok koşumuştum… O zamanlar, Darren Hayes ve kankası bu şarkıyla sonbaharda yürürken, ben de batan Karaköy iskelesinden alt geçide doğru yürüyordum…
  • U2 – One
    Gelmiş geçmiş en iyisi… Klibi yeter. Her anımda bıkmadan dinlediğim şarkıdır…
Go to Top