Posts tagged oyun

Monopoly City Streets

3

Monopoly City Streets

Yarın, 9 Eylül’de, yepyeni bir oyunla tanışacağız. Yıllardır bizi arkadaş toplantılarında eğlendiren, Tarabya veya Yeniköy’de ev dikmek için uğraştıran Monopoly, Monopoly City Streets adıyla Google Maps haritasını kullanarak internetten oynanmaya başlayacak.

Heyecanla beklemekteyiz.

Football Manager 2010

0

placeholder_news-thumbSports Interactive bu senenin beklenen haberini verdi.

30 Ekim’de 2010 çıkıyor.

Bilginize…

Gitgellerdeyim

0

Fazladan bir can almışım denen oyunun en zor bölümünde. Bırakmışım geçmişi sadece geleceğe odaklanmışım. Aylar geçmiş yanıbaşımda parfümünü hissetmeyeli, o ilk anı beklemişim seni inkar ederken kendime içten içe. Şimdi yine geldin karşımdasın yanımdasın belki de yine o güzel sesini duyuyorum, doya doya bakıyorum güzel yüzüne…

En büyük olay; hataları ders etmişim kendime tekrarlamaktan korkuyorum şimdi de. Belki de çekingenliğim, belki de uzak duruşum bundan. Belki seni ararken 20 kere düşünmem; ya da arayamam; aramanı beklemeyi engellemek için onla bunla uğraşmam bundan.

Bir adım attığımda yaşadığım pişmanlığı iki adım geri çekilmekle siliyorum. Geri çekilince seni kaybetmek korkusu ağır basıyor 3 adım ileri geliyor ve bu böyle gidip geliyor. Dansediyorum duygularımla sayende. Seni istemek bu kadar oynak olmamalı…

Aramayınca sarıyorum başklarına sadece belki biraz ego tatmini, belki biraz kafa dağıtma. Yapbozlarla oynuyorum belki de. Belki de senin için başka kalpler kırıyorum zamanla. Tek bir kalbimi düzeltmek için ki onun da sonu karanlık. Işık tutan yok ki işte…

Söylemiyorum artık kimseye hislerimi; 3-5 kişi hariç; onlar anlıyor beni bir tek. Kendime saklıyorum seni.

Zamana bağlıyorum bazı şeyleri, belki bu sefer de doğru kafalardayız ama zaman yanlış diyorum.

Fazla yaymıyorum buradan hislerimi. Burada beliriyorsa da o sadece iceberg’in sadece ama sadece görünen ufacık yüzü…

Haykırmak istiyorum düşüncelerimi, anlar mısın bilmiyorum ki? Yoksa bakıp gülümser misin masum masum yine?

Seninle olmak ya bana haram, ya da buna değecek kadar masalsı… Bu da bu kadar karanlık olmamalı… Bu dans pisti bu kadar karanlık olmamalı…

Ya bu dans pistinde daha da hızlanıp yere düşmek var, ya da çekilmek bir kenara…

Hala diyorum ya… Zaman… Sabır… … Kısmet…

Aslında ne biliyor musun olay?
Sezen’in bir lafı sadece: “Bir kıvılcım yeter…”

Saçma Albümlemece Oyunu

0

Trendometre’de bugün okuduğum bir yazı dikkatimi çekti. Grup ve albüm saçmalatmaca oyunu.

Oyunda hayali bir grup kurma muhabbeti varmış ve sırasıyla grup adını, adını ve kapağını seçip sonunda bunları birbiri ile birleştiriyoruz.

Ad seçmek için ya ’ya gidip ‘random’ı klikliyoruz, ya da direkt şuraya basıyoruz.
http://en.wikipedia.org/wiki/Special:Random
Açılan sayfa başlığı grup adını oluyor.

Albüm isminde ya yine rastgele bir söz/terim buluyorsunuz, ya da şu linke gidiyorsunuz:
http://www.quotationspage.com/random.php3
En alttaki sözün son dört-beş kelimesi, albümünüzün ismi oluyor.

Son olarak albüm kapağımıza bir de fotoğraf gerekiyor tabii. Bunu da, Flickr’dan buluyoruz.
Ya “explore the last seven days”e basıyoruz veya direkt
http://www.flickr.com/explore/interesting/7days adresine gidiyoruz.
Üçüncü fotoğraf, albüm kapağımızdır.

Albüm hazır oluyor.

Şimdi benim yaptıklarıma bakalım:

Grup adı: 19BC

(Tam emo rock, boyband oldu ya da böyle 2. sınıf rapçiler gibi :) )

Albüm adı: Not An Excellent Library

(Bence bayağı kral albüm adı.)

:

screenshot1239278528

Yani sonuçta albüm kapağım şöyle oluyor:

albumkapagim

Nasıl ama? İMÇ’ye ilk otobüsle gitsem mi diye düşünmedim değil… :)

Ben buralara çok şeyler yazıp sildim…

0

Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Olmadı.
Bazılarını yazamadım.
Söylemek istediklerimi.
Burada da yutkundu aynen boğazım gibi klavyem.
Paragraf paragraf yazdıklarımı sadece istediklerimin okumasını istedim.
onların bunları okurken ne hissedebileceğini düşündüm.

Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Yemedi.
Kan revan içinde gözlerimin içinde göreceğiniz yalnızlığıma bir eş aramak istedim.
Yaralarımı sarması için birine boş mektuplar yazmak istedim.
Sözlerin bittiği yerin burası olduğunu farketmeyi, farkettirmeyi istedim.

Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Kötü oldu.
Beğenmedim.
Sana yakışmaz dedim, methiyeler gerekli dedim.
Kaybedeceğini bile bile girerek hayata blöf çektim.

Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Çekindim.
Elimde kalan hediyelerin benimle konuştuklarını yazmak istedim.
Loş ışıkların gölge oyunlarında, zihnimin bir köşesindeki replikleri yazmak istedim.

Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Duygusuz olmayı seçtim.
Her konuştuğumda sevgileri kaybetmemek için yazmak istedim.
İyi insan olmanın gereksiz olduğunu düşünürken kötü adamın el kitabını yazmak istedim.
Yapamayınca gerildim.

Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Gururlu olmayı seçtim.
Okusan neler düşünürdün diye merak etmekten vazgeçmek istedim.
Telefonumdan numaranı silmek istedim.
Adını bile duymak istemedim.
Dönüp dolaşıp yalnızlığımı yine sana söyledim.

Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Akıl vermek istedim.
Kapanmış gözlerini açan biri olmak istedim.
hayalleriyle mutsuzluk kuyusuna atlama demek istedim.
Senin kurtarıcı prensin olmak istedim.

Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Bekledim.
Bir bekledim.
Bir hareket bekledim.

Seni beklerdim…

Ben kalbime çok şeyler yazıp sildim…

Cin Everton!

0
Everton's crest

Image via

Yıllardır FM yani Football Manager‘ı hatta eski adıyla Championship Manager‘ı oynarım bilgisayarımda. Sosyal hayatımı bile sekteye uğratan bu oyunun en deli özelliği tabii ki dünyadaki gerçeğe en yakın oyunculardan ve özelliklerinden oluşan bir veritabanına sahip olması.

Oyunu oynarken hep de düşünmüşümdür, Cerciler, Robinholar, Roncattolar, Tevezler… Bu adamların hepsi o oyunda keşfedilip alınıp oyunda coşulurdu… Sonra bir bakardın o minik yıldızlar 3-5 sene sonra hakiki sahada ortalığı yıkıyorlar.

Eurosport‘ta maç özetlerinde doksana taktığında mesela elemanı gördüğünüzdeki ilk cümleler kesinlikle tüm diğer FM hastaları gibi aynı olur: “Oha oğlum! Bu herifi ben X takımına almıştım, şimdi burada da nasıl koymuş yaa!!??”

İkinci laf daha tanıdık gelir: “Abi biz buluyoruz da ulan hiç bir teknik direktör bu oyunu oynamıyor mu yahu?!”

Evet, bu olayı eeeeen sonunda duyan ve uygulayan takım Everton olmuş. Bakalım Everton’ın 3 sene içindeki transferlerini oyunu alıp biraz oynadıktan sonra kendi transferlerinizle karşılaştırırsanız (özellikle genç oyuncu transferlerini); bu yapılan aksiyonun hakikaten doğru bir iş olduğunu anlarız. Bekelyelim ve yıllardır her FM’cinin yapılmamasını eleştirdiği işin gerçekten iyi sonuçlar doğuruo doğuramayacağını görelim.

Go to Top