Posts tagged mutluluk
Mutluluktan havaya sıçramak
0mutluluktan havaya sıçrama isteğinizi sevdikleriniz sizin için halletti mi hayatınızda?
fezaya çıkartır işte onu görmek…
Mutluluk ile ilgili bir kaç satır
0O kadar çok şey yazılıp çizilmiştir ve o kadar görecelidir ki hani…
Kim için, ne kadar, nerede, nasıl, ne zaman? İstediğin soruyu sorabilirsin ona.
benim için “avuç içi kadarı” yeter mesela… Bazıları ise hayatını onun üstüne kuruyor.
Bazıları mutlu olmayı seçiyor, bazıları mutsuz olmayı.
Burada her şey ayrılıyor işte.
Seçeceğiniz yol sizi zaten mutlu vea mutsuz yapacak elementleri de sunuyor önünüze.
Siz, göz göre göre mutsuzluğu seçiyorsanız kimse sizi mutlu edemeyecek… Hiç bir şeyden mutluluk duyamayacaksınız.
Hüzün, bunalım vs… Ben ermiş bir insan değilim ama şunu iyi biliyorum. Bu hislerle beraber en dipte yaşamayı gördüm. En dipte…
Bu yüzden Thom Yorke‘a saygımız, sevgimiz sonsuzsa ettiği laflardandır öncelikle…
Bir tanesi de bu dediklerimle ilgili:
“It’s easy to be miserable. Being happy is tougher – and cooler.”
Zavallı olmak kolaydır. Mutlu olmak ise daha zor – ve daha klastır.
Benim mutsuzluğa ayıracak ne zamanım var, ne de takatım. Ne kimsenin mutsuzluğunu paylaşacak durumdayım, ne dekimseyle bunun üstüne kurulacak bir ilişkiye. İlişki derken genel olarak insani bir ilişki, yanlış anlaşılmasın.
Son noktayı bu sabah farkettiğim ve izlememiş olduğum bir film ile ilgili bir video ile toparlamak istiyorum.
Çok iyi şeylerin aklınızda ampül gibi yanacağını düşündüğüm için…
Değiştirebilme Gücü
0Hareketlerimle, bakışlarımla veya bir iki sözümle insanların davranışlarını ve sana bakış açılarını değiştirebilmenin gücünü öğrendim ya şu son senelerimde hayatımın, en çok ona seviniyorum…
Hem kendi mutluluğumu yaşıyorum, hem de onları mutlu ediyorum. Onlar hala farketmeden ve hakkımda kötü bile düşünüyor olsalar da…
Aldatılmak, oyalanmak, reddedilmek bile erdemmiş ya…
Kimse kimseyi kandırmasın, kimse kusuruma bakmasın.
Hep dedim, hep diyorum – en kötü anımda bile içten içe ben mutluydum.
Şimdi daha da çok!
Hayaller…
0Mutluluk. Üzüntü.
İki farklı uç. Aralarında gidip gelen bir pinpon topu gibi…
İster güzel bırakalım hikayenin sonunu, ister yokedelim tüm mutlu sonları…
Bir kalemde silelim tüm geçmişi, bir kerede tüketelim tüm sevgiyi…
Mecburen girilmiş bu kafaları yaşayalım ayrı dünyalarda, sensizlik kelimesine kadeh kaldıralım.
Kafa karışıklıklarında çekelim güneşi göğe doğru, batıralım dolunayı…
Düşünelim günlerce, saatlerce, gecelerce… Çözümü sonra kadere bırakalım.
Karşımıza çıkan ilk kişiye verelim ipoteğini bu defolu yüreklerin…
Kazancını da harcayalım yine o paramparça taşlardan dizilmiş meyhane yollarında…
Ne olacak değil mi?
Ne olacak ki sonunda?
Bir gidelim bir gelelim… Bu ufak loş odada…
Bir o duvardan bir bu duvara…
Bakalım sadece pencereden dışarı.
Bir umut buluruz diye o karanlıkta.
Belki yansırsa yüzün o camdan diye dikelim kafaya biraları, şarapları…
Sonrasında da rüyalarda buluşalım.
Aslında en doğrusu da o.
Niye biliyor musun?
Çünkü seni tek masum anacağım yer sadece hayallerin en dip noktası.
Ne kadar sürdüğü önemli değil; mutluluk erişilebilir…
1Resimdeki kız Katie Kirkpatrick; 21 yaşında… Yanındaki 23 yaşındaki nişanlısı Nick.
Fotoğraf 11 Ocak 2005 tarihinde ABD’deki evlilik törenlerinden hemen önce çekildi.
Katie ölümcül bir kanser ve günün bir çok saati ilaç alıyor.
Resimde, Nick onu bir çok kemo(terapi) seanslarından birinde birinde onu beklerken görülüyor.
Tüm ağrı, organ yıpranmaları ve morfinlere rağmen Katie evliliğinin her detayı ile kendi ilgileniyor ve devam ediyor.
Elbisesinin hergün oluşan kilo kaybına göre bir kaç kez ayarlanması gerekti…
Partideki alışılmadık bir aksesuar da, Katie’nin tören ve resepsiyon sırasında kullandığı oksijen tüpüydü…
Resimdeki diğer çift Nick’in ebeveynleri. Oğullarının tatlı lise aşkı ile evlendiğini görmekten heyecanlılar.
Katie tekerlekli sandalyesinde oksijen tüpü ile, kocası ve arkadaşlarının söylediği şarkıyı diliyor…
Resepsiyon sırasında Katie’nin ara sıra dinlenmesi gerekti… Ağrı onu uzun sure ayakta durmasına izin vermedi.
Katie evlilik gününden 5 gün sonra öldü. Çok zayıf ve hasta bir kadının yüzündeki bir tebessümle evlendiğini görmek bizi düşündürdü…
Ne kadar sürdüğü önemli değil; Mutluluk erişilebilir…
Yaşamlarımızı karmaşık hale getirmeyi bırakmalıyız…
Hayat kısa, kuralları yık, hemen affet, tutkuyla öp, dürüst sev, içten gül…
Ve gülümsemeyi asla bırakma… Hayatın ne kadar tuhaf olduğu önemli değil, hayat her zaman katılmayı beklediğimiz bir parti değil, ama burada bulunduğumuz sürece gülümsemeliyiz…
Ben buralara çok şeyler yazıp sildim…
0Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Olmadı.
Bazılarını yazamadım.
Söylemek istediklerimi.
Burada da yutkundu aynen boğazım gibi klavyem.
Paragraf paragraf yazdıklarımı sadece istediklerimin okumasını istedim.
onların bunları okurken ne hissedebileceğini düşündüm.
Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Yemedi.
Kan revan içinde gözlerimin içinde göreceğiniz yalnızlığıma bir eş aramak istedim.
Yaralarımı sarması için birine boş mektuplar yazmak istedim.
Sözlerin bittiği yerin burası olduğunu farketmeyi, farkettirmeyi istedim.
Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Kötü oldu.
Beğenmedim.
Sana yakışmaz dedim, methiyeler gerekli dedim.
Kaybedeceğini bile bile girerek hayata blöf çektim.
Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Çekindim.
Elimde kalan hediyelerin benimle konuştuklarını yazmak istedim.
Loş ışıkların gölge oyunlarında, zihnimin bir köşesindeki replikleri yazmak istedim.
Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Duygusuz olmayı seçtim.
Her konuştuğumda sevgileri kaybetmemek için yazmak istedim.
İyi insan olmanın gereksiz olduğunu düşünürken kötü adamın el kitabını yazmak istedim.
Yapamayınca gerildim.
Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Gururlu olmayı seçtim.
Okusan neler düşünürdün diye merak etmekten vazgeçmek istedim.
Telefonumdan numaranı silmek istedim.
Adını bile duymak istemedim.
Dönüp dolaşıp yalnızlığımı yine sana söyledim.
Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Akıl vermek istedim.
Kapanmış gözlerini açan biri olmak istedim.
Mutluluk hayalleriyle mutsuzluk kuyusuna atlama demek istedim.
Senin kurtarıcı prensin olmak istedim.
Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Bekledim.
Bir cevap bekledim.
Bir hareket bekledim.
Seni beklerdim…
Ben kalbime çok şeyler yazıp sildim…
Mutluluğun 9 anahtarı
0“The Journal of Happiness Studies” dergisi mutluluğun 9 anahtarını sıraladı. İşte o kurallar…
- Dış görünüşünüzü başkalarınkiyle karşılaştırmayın. Unutmayın siz bir yağlı boya tablo değilsiniz.
- Hırslarınıza gem vurun. Hırslandıkça mutsuzluğunuz artar.
- Geçinecek kadar para yeter. Çok para biraz mutluluk getirir ama fazlasını veremez. Zenginlik arttıkça saadet aynı oranda artmaz.
- Dahi olmadığınıza üzülmeyin. Yapılan araştırmalarda fazla zekânın da mutluluk getirmediği görülüyor.
- Mutluluk biraz da genetik. Bazı insanlar genetik olarak mutlu olmaya daha yatkındır.
- Evliler bekârlara göre hayattan daha çok tatmin duygusu alıyor.
- Tanrı’ya ve öteki dünyaya inanmak hayata bir amaç ve anlam kazandırır. Yalnızlık duygusunu yok eder.
- Bencil değil, verici olun.
- Zarafeti elden bırakmayın, kırıcı olmayın.






