Posts tagged mudkicker.com

Ne Gerekirse?

0

Ne Gerekirse
Onu yaparım.

Delirmek güzel
Yalnızlık iyi
Yalanlar hoş
Küfür bir gerek
Arkadaşlık boş
İçmek

Ne gerekirse
Onu yaparım

Ben yanayım
Mefistoyla yanyana
Ben üzüleyim
Sevdiğimi düşünerek
Ben kahrolayım
Gerekirse yaşamıyım
Amasız boş kurayım
Salak bir sineğim
Işığına Geleyim
Büyüyünce kelebek olmayacağını
Bilen her böcek gibi
Bir nefese biteyim

 

3342086766_1c981a7662

Kafası olayım
17 yıl seni düşünüp
Kafayı kırıp
Rüyalarımı yaşayayım

Dilerim ki ıssız kalayım
Bi Leblon’da ben açayım
Şekil şemal hayatımda
Eksikler arayayım
Tatsız orospuların
Prensi olayım

Ne gerekirse
Ne gerekirse

Unutmak için ne gerekirse…

Mart Ayında Hayat

1

- Özeniyorum arkadaşım. Yapım bu. Bu özenme beni bir yerlere götürmüyor o ayrı. Lisede sigara içen arkadaşlar özenip sigara başlama özentisi değil bu. Bu özenme benim yaratıcılığımı köreltiyor. Gelmiyor içinden ne yazı yazmak ne şiir şaçmalamak. Okuyorum yazıları diyorum bak ne güzel yazılmışları var burda sen yazma otur öyle mal gibi! Ama Artık zaman esinlenme zamanı. Arifin Abigail serisi ile ilgili çok fena planlarım olduğu gibi çok yakında benim de bir serim olucak çok yakında. İşte ipucu; Tori!

tori
- Ders çalışmak geçmiş benden. Son defterimi lise2 de son kalemimi son finallerde ünide asistandan aldıysam geçmiş benden. Artık emekli olmak istiyorum. Şurda 40 sene var emekliliğime ama ben jübilemi istiyorum okuldan, işten… Hoca, kalem, scientific makina, excell,  kalite belgeleri, çizim projeleri olmayan bir hayal ediyorum. İçinde Sienna Miller, Tori Praver, kahve, Alkol, sallanan sandalye, Amsterdam, 57′Corvette olan kuruyorum. Sonra emeklilikle bunları bağdaştıramayıp, beynimin buharlaşmayan kısmıyla işten çıkıp okula gidiyorum.

- Sevgilim olmadan Mixed Tape’ler yapıyorum. Net olarak şaçmalıyorum. Onca yıl sevgilim varken yapmadığım şeyi şimdi neden kendime yapıyorum bilmiyorum. İşin Kötüsü bu Cdler bi halta da yaramıyor, Arabada Cd yok, discman’ım emekliye 2005 aralıkta ayrıldı. Ipod’daki playlistler Mixed Tape havası yakalamıyor bende şarkıları yazıp yazıp alt alta tutuyorum öyle. Bilmiyorum ki belkide beynim artık yeni bir sevgili bulsan mı diyor yoksa kendi kendi hazırlıklara mı başladı bilmiyorum.sienna
-Küçük bir moleskinim var, yazıyorum ona. Yapmam gerekenleri. Sonra yapınca üstünü karalıyorum onların. Çok keyifli. Bazı sayfalar simsiyah oluyor. Bazılarında karalama yok daha. Hakkında yazmam gereken konuları da yazıyorum. Onları eleyemedim daha ama kanıtlamak istercesine listesini yazıyorum gelecekte yazmak istediğim başlıkların;
+ Interrail Günlükleri
+ Bansky
+ Kafası
+ Darjeeling Limited Hakkında
+ Orospular Para İsteyin benden
+ Plastiklere Dolan Bebekler
+ Effect Of Suicide Scenes
Boş değil kafam anlayacağınız. Aşırı yükleme söz konusu. Ah bir boşaltabilsem şu beynimi.

- Mart olmuş, ne zaman 2009a girdik onu hatırlamıyorum daha. Bu sene kadar karambol bir sene görmedim ben. Süper ama. Hatırlamaya çalışıyorum yılbaşından beri aklımda kalanları, sahne sahne geliyor aklıma. Yılbaşında Kuzenle aile yemeğinden kalkıyoruz birer şişe içilmiş, arkaşların ev partisine gidiyoruz, başka birer şişe açılmış yolda, 5te herkes gidiyor, sarhoşuz arabaya binmeyelim diyip, boş evde üstümüze palto mont çekip o halde uyuyoruz, sabah uyanıp direk arabaya biniyoruz ve 2009un ilk şarkısı çalıyor bize, Dont Worry Be Happy! Daha önce de hakkında yazdığım dağ evine gidiyoruz 1-2 hafta sonra. 4 kişi. Her yer kar. Snowboardlar yanımızda. Kuzen fotoğrafçı. Bir şişe Kanyak bir şişe Absolut oh mis. Sonbaharda gittiğimizde yaptığımız rampamızda var. Atlayıp atlayıp içiyoruz. Acıkınca olan tavuklara oluyor 4 tavuk yiyoruz. Bir ara tarih veremiycem, Tünele gidiyoruz, pardon tarih veriyorum 14 Şubat! Otomatik ayarlanmış duygusal olarak ağlatan, iç parçalıyıcı yazılarımız blogta yayınlanırken biz arifle ‘I dont wanna work today’ die paralanıyoruz. Yüksek promil kurbanı oluyoruz. Köpek gibi eğleniyoruz. İzmirden Kankam H. geliyor zırt ve pırt. Çok derin muhabbetler yapıp, içiyoruz. Kahve içiyoruz sigara içiyoruz, rakı içiyoruz, bira içiyoruz. Sonra mart geliyor yazı yazamıyorum bunu farkediyorum. Çok eğlenmiyorum bunu da farkediyorum. Sıkılıyorum.

- O kadar sıkılıyorum ki, geçen iş yerinde işim bitince earth’e dalıyorum. Önce 07 de gittiğim, kaldığım kardeşimin yurdunu buluyorum amsterdam da. Sonra StreetView açıyorum, bakıyorum çok zevkli. Sonra 08 de K. ve E. ile kiraladığımız evi arıyorum. Hala street view ama. Bir nevi amsterdam da yürüyüş yapıyorum. Ev ‘abi orda merkez camii var onun ordaki büyük ağacın sağından devam et kime sorsan gösterir’ kıvamında olduğundan buluyorum hemen. Bakıyorum binaya, K. ile cama oturup dışarıdan bağıraşarak muhabbet ettiğimiz yerdeki sineklik hala yırtık. Duygusallaşıyorum hemen. Nostalji kaplıyor her yerimi. Acilen İstanbul – Amsterdam bileti bakıyorum yaza.amsterdam

lamborghini-murcielago-lp-670-4- K. ile konuşuyoruz, Lamborgihini Murcielago LP670-4 çokmış diyorum. Neyime yarayacaksa. O diyor karbon fiber, ben diyorum karbon elyaf karşılıklı sıralıyoruz. LP640′tan 29 beygir güçlüakbilymüş, Arka spoyler değiştirilebilirmiş. Koltuklar deriden alkantraya değiştirince ağırlıkta çok etkisi olmuş, 100kg hafifletmek çok kolay değilmiş o makinayı falan. Bu araba sevdamın kime ne faydası var anlamadım gitti. Okuma bilmiyorken Otohaber diye ağlarmışım anneme. Şimdi ne oldu peki ne kaldı bana bu sevdadan geri? Anca sınırsız Akbil!

3100570785_1d43af718e
- Burton Snowboardların yeni modelleri gözükmüş bi fuarda, aç gibi onlara bakıyorum sonra G. ve S. ve E. ile muhabbetini yapıyoruz bunların. Son 3 senede çok havaya girmişiz. Beğenmiyoruz hiçbir haltı. İyi isabet oluyor zaten olmayan bütçelerimize.
- Asgari ücrete Brad Pitt, Cristiano Ronaldo hayatı yaşıyorum haftasonları sanki. Nasıl oluyor anlamış değilim ama biraz dostlar saolsun gibi. H. ile konuşurken ki lafımız ki eskiden küçükken giren çıkan pedereydi, şimdi CardFinansa 6 taksit eğleniyoruz diye. Geçiyor hayat bir şekilde.

- En son ne zaman yazdım bilmiyorum ’a ama farkedilebileceği gibi özlemişim. Durdurmak istemiyorum bu yazıyı.

- Geçen Cem, Arif ve ben  genel yayın politikası ana konu olmak üzere bir toplantı yaptık barnies’de. Emirin sadece 1 yazısı olduğu için fasulye saydık çağırmadık onu. Toplantı çok etkiliydi, çok fazla iyileştirici karar aldık, kalite politikamızı belirledik, İSO 9001-14001-18001′e başvuruyoruz demek isterdim ama biz ’un bu haliyle kalması gerektiğine karar verip az biraz beyin fırtınası yapıp, geri kalan zamanda bira içip muhabbet ettik. Seviyoruz sitemizi.

- Son olarak işte yaptığım Mixed Tape’lerimden biri;

01 – Peter Sarstedt – Where Do You Go To (My Lovely)
02 – The Kinks – This Time Tomorrow
03 – The Kinks – Strangers
04 – Elliot Smith – Needle In the Hay
05 – Tom Waits – Dead and Lovely
06- Jimi Hendrix – All Along The Watchtower
07 – Bob Dylan – The Times They Are A-Changin’
08 –
Simon & Garfunkel – The Sound Of Silence
09 – Duran Duran – Come Undone
10 – Datarock - Fa Fa Fa
11 – – Cigarettes and Alcohol
12 – – Last Kiss
13 – Duman – Ellerin Ellerime
14 – Duman – Helal Olsun
15 – Grass Roots – Lets live for Today

- Bitmeyen bir mart ayının içinden bildirdim hayatımı sizlere. Ben gidiyorum, dedim ya sıkıldım! Cheers..!

Neden Yazıyorum

2

Pink Floyd’dan Echoes çalıyor arka tarafta. Ben ise açmışım en sevdiğim programımı, çıtır çıtır yazımı yazıyorum yine.
Niye yazıyorum? Neden burası? Ne gerek var?
Bazılarınız belki de bu soruları soruyordur veya ben anlatmadığım için belki de bilmeyeniniz vardır.
Baştan söylüyorum dün Cem, Mert ve ben buluştuk ve burası hakkında konuştuk normal olarak da muhabbetimizin bir bölümünde.
Birbirimize ilk sorduğumuz şuydu: “Biz ne için yazıyoruz burada? Herkes okusun diye mi? Hit alalım diye mi? Para kazanmak için mi?”
Cevabım hazırdı zaten…
Hayır! Hayır! Hayır!
Bir arkadaşıma söylediğim gibi… Burası benim ibadethanem. Onun cevabı da şöyle olmuştu… “Demek ki inançların var hala… Devam et; sen devam ettikçe en azından ben okuyacağım…”
Okuyup okumaması insanların önemli değil. Ben bunları bir kalem ile kağıda döküp sonra da çıkartabilirdim… olay o değil. Ben bunları bir şekilde bir yerlere yazmak istiyorum ve bu yolu seçtim. Benim için özel olan şeyleri zaten kendime saklıyorum. Eğer ben burada sevdiğim, aşık olduğum kız için bir yazı yazıyorsam eğer ona buranın dışında tabii ki kendi ellerimle neler yazıyorum. Kendime paylaştığım şeyler elbette var. Ama burası dediğim gibi benim ibadethanem. Benim bütün içimdekileri kusup, döktüğüm, kendi stresimi attığım, eğlendiğim, üzüldüğüm, sevindiğim her şeyi yazdığım ve yolladığım yer.
Bunun için para kazanmak? Umurumda bile değil. Etik bile değil…
Herkes okusun milyonlarca hit alsın? Evet, ölçüyoruz ama hadi bunu kutlayalım diye bir kere bile aklımdan geçmedi. Ne yazar ki?..

Neyse… Kısaca…

Neden yazıyorum? Konuşamıyorsam eğer, anlatmam gereken bir şeyler olmadığı anlamına gelmiyor… İşte ondan…

mudkicker.com iPhone’da!

0

Artık sitemiz, ’a da uyumlu…

Daha önce yazdığım bir yazıdaki sistemi kullanarak hallettiğimiz bu olay ile birlikte, sitemizdeki yazılar iPhone’da da okunabilecek.

Kendinize iyi bakın.

Sitemizdeki yazıları nasıl takip edeceksiniz?

0

Bu sitede gittikçe daha çok yazı çıkmaya başladı, farkındasınızdır. Bunun için size önerim -belki duymamışsınızdır- bir okuyucusu edinmeniz. Bunun için farklı yollar var, ve ben size kendi kullanmış veya halihazırda kullanmakta olduğum araçları listeleyeceğim.

  1. Google Reader
    Online kullanabileceğiniz başka bir harikası. Tüm RSS feedlerini toplayıp güzelce okuyabiliyorsunuz. BEn şu an bunu kullanıyorum. Kesinlikle tavsiye.
  2. Sage
    Bir ara bu eklentiyi kullanıyordum Firefox tarayıcımda. Firefox kullanıyorsanız eğer, baya basit ve başarılı. Google Reader ile ben rafa kaldırdım ama isteyenlere direk tavsiye ederim.
  3. RssReader
    Bu da direkman bir . Basit güzel ve işe yarar. Kullanın…

“RSS nedir?” diye soranlara burada anlatmam çok zor ama size aşağıda konu ile kaynakları veriyorum.

Sitenin RSS feed adresi de burada.

Site Hakkında

Aslında başından beri tanıyanlar bilir, bu aslında çooook eskiden beri bir kişisel siteydi. Yıllar süregeldikçe bir çok kez değişti, boş durdu, oldu, programlama sitesi oldu… Oldu da oldu.

Fakat sonbahardan beri, burayı güzelce bir blog olarak doldurup kullanıyordum ve bir anda aklına bir şekilde dağınık olan düşünceleri toplayacak bir fikir ortaya attım.

Arkadaşları bu site altında toplayıp herkes birşeyler yazsın dedim üstüne.

Tuttu gibi de. Tutmasa da biz eğlenmedeyiz.

Site hakkında ne mi diyebiliriz?

Okuyun, elbet bir yazı size hitap ediyordur.
Bizce…

Merhaba!

0

Bir haftadır, yani kişisel blogdan, portala dönüştüğünden ve benim de bir editörlük ile sevindirildiğimden beri, en azından bir sesimi duyurmam beklenmekteydi. Ben ise sürekli yazmak isteyip de, adeta sahne korkusuna kapılmışçasına ve formatı bozar mıyım, ne yazacağım şimdi vs. gibi saçma sapan gerilmeler ile bir türlü yazmaya başlayamamıştım. Biraz önce eski yazılarımdan birini kopyalayarak, portalımıza bodoslama bir giriş yapmış oldum.

Arif’e kişisel blogunu ortak buluşma noktasına çevirdiği ve hepimizi sevindirdiği için teşekkür ediyorum öncelikle.

Mert’in yazılarını çok keyif alarak okumaktayım. Hele kendisini Hıncal Uluç gibi hissetmesini kesinlikle anlıyorum, bloglarken aynı hislerin kıyısında yüzüyorum. Bu arada sıcak hoşgeldini için de ona da teşekkür ediyorum.

Emir’in ise fanatik galatasaraylı oluşu ve futbol üzerine yazılar yazması bir fenerbahçeli olarak beni biraz korkutmakta ama onun da yazılarını severek okuyacağımı düşünüyor ve bir hoşgeldin de buradan diyorum.

Jam

Mudkicker Fanzin

0

Yazı yazmayı yeni öğreniyorum gibi hissediyorum buraya yazdıkça, yıllardır şiirimsiden başka hiç yazı yazmadığım için olabilir gayet tabii. Bunun etkileri yazılarımda açıkça gözüküyor olsada aslında düşünce yapısı olarak bir Hıncal Uluç, Reha Muhtar’ı kendime yakın buluyorum. Bu nedenle Benden 1 saat 15 dakka sonra editör olan arkaşımız Cem’e ve dün editörlüğü ilan edilen Emir’e yayın hayatlarında başarı dilemek gibi bir gücü kendimde bulubiliyorum -enteresan! .. Hoşgeldiniz & Hoşbulduk demek daha güzel aslında..

Bir de hayalim var; hep özenirdim gazetelerde çıkan “yazarımız yurtdışında olduğu için eski yazılarına yer veriyoruz” yazılarına. Sayın çalışma arkadaşlarım lütfen olurda birgün yurtdışına çıkarsam, önce bu yazıyı sonra da eski yazılarımı yayımlayın. Şimdiden teşekkürler…  

Bu arada “Arif Ender Kişisel Web sitesi” yazdığına hiç dikkat etmemişim ama yazının değişmesi ve Arif’ in bizim varlığımızı kabul etmesi, bizim gibi editörler için güzel bir gelişme tabii. Birkaç önerim var oraya yazılabilecek, her hafta değiştirilebilir örneğin orası. Bu mesajın altına comment olarak istekte alabiliriz.

İlk aklıma gelen;

- Hepimiz Sabriyiz..

Aha, yine mi Editör?!

2

Editörlerimizin sayısı artıyor. Bugün de şirkette mailleşirken arkadaşım Emir’in “abi ben de senin blogda futbol ile ilgili yazarım” demesiyle -yine ani olarak- bir editör daha kazandık.

Kendisi o engin -aslında otstik beyin zekası diyoruz biz ona- futbol bilgisiyle bize süper yazılar çıkartacak, bundan eminim.

Emir, dostum, sen de hoşgeldin!

(Sana da klasik yayını yapalım: Bir de Hakkında yazısı yazarsan seviniriz.)

***

Bu arada sitede bu gelişmeler yaşanırken ufak bir şeyi daha değiştirmek gerekiyordu sanırım. Başlık.

screenshot1233767685

Eskiden kişisel site olarak adlandırdığımız birazcık kişisellikten çıkıyor gibi…
Bu yüzden aşağıdaki gibi bir başlık koymak daha iyi olurdu…

screenshot1233767756

Ne dersiniz, güzel olmuş mu?

Bir yeni editör daha!

0

Cem arkadaşımızı da bünyemize kattık… Kendi blogunu da burayla birleştirip, buradan devam etme teklifime sıcak baktığından dolayı çok teşekkür ediyorum öncelikle.

Birlikten güç doğarmış..

Sanırım artık kişisel site değil de bir bakıma yakın çevremizin bir oluşumu olacak gibi…

Bu konuda cidden çok heyecanlıyım.

İçeirk ve fikir açısından zengin olacağından da eminim!

Sen de hoşgeldin Cem, hayırlı olsun!

P.S.: Sen de bir hakkında yazısı yazarsan sevinirim. ;)

Go to Top