arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘kadınlar’

Akşam da rakı içeriz zaten…

Pazar, 15 Kas 2009 Arif yorum yok

Çok fazla şey beklemiyorum aslında karşı taraftan. Biraz meraklı olsun, biraz çekingen.

Vücudu güzel olsun ama.

Böyle mesela:

tumblr_ksvdfdfWmQ1qzs286o1_400

Sonra takılalım hep.
Beraber paylaşalım herşeyi.
Gece gündüz sürtelim orada burada.

Deli gibi sevişelim saatlerce.

Sonra da kalkar gideriz yine biryerlere.

Beraber ağlayalım, gülelim.

Bir gün kalkayım ama yanımda olmasın.
Baymasın beni.

Dün gece ona ne söylediğimi hatırlamamış olayım.
Ne var yani şunun şurasında aşklar güzel bir popodan ibaret değil mi?

Şu şarkıyı dinlesin, sözlerini atsın bana sadece bir mesaj ile…

Akşam da bizimkilerle rakı içeriz zaten…

Categories: Kategorisiz Tags: , , ,

adın ne?

Perşembe, 05 Kas 2009 Arif yorum yok

Remember_Name_Button_000geçen seneydi galiba.
yine bizim mekanlardan birindeydik.
yine kafam iyiydi. zaten hep öyleydi. yine mutluydum o gece.
gördüm hatunu.
eh işte var gideri.
barda kapattı kapatacak hani.
bir an gözgöze geldik. dedim kendi kendime koş, son viraj.
usulca yaklaştım hani, dedim “selam, adın ne?”.
dedi bana “sana ne?”
ben de “oha güzelmiş” dedim.
sonra da çıktım gittim.
dipnot da var;
manitası da varmış orda.

güzel bi anıydı.
en azından adını hatırlıyorum hatunun baksana.

Kadınların kıskançlığı

Cuma, 25 Eyl 2009 Arif 2 yorum

Şu an taslakta bir yazı var, en kısa zamanda bitirmeyi düşündüğüm. Zaten ilk paragrafında da yazdım, muhtemelen adına baktığınızda feminist uçlarınız dikleşecek, halbuki çok normal bir şekilde bağlayacağım. ı sınıflandırmayla olduğu ipucunu vereyim…

Bu yazı,  hem yukarıda bahsettiğim taslak yazıyla hem de önceki yazılarda Cenap Bey’in dediği sözle alakalı olacak.

ın tümü kıskançtır.
Bazıları abartır, bazıları hiç göstermez ama ın doğalarında vardır bu.
Varsayılan olarak gelir.

İnanılmaz da bir silahtır ayrıca. Eğer akıllı bir erkekseniz, -artık akıllı kelimesi yerine “kaşarlanmış” kelimesini kullanmayı daha doğru buluyorum; zira erkeklerin aklı işin içine östrojen bazlı yapılar girince uçuuup gidiyor- bu özelliklerini inanılmaz bir koza çevirebilirsiniz de. Bu yüzden kadın kıskançlığının altkonusuna değinmeyi daha uygun gördüm.

ın konusunda en büyük kıskançlıklarından birisi, tabii ki başka bir kadındır. Zaten , birbirlerini o kadar çok kıskanır ki, hiçbir zaman iki erkeğin yaşadığı kankalık duygusunu iki kız yaşayamaz. En kötüsünden, herşeyleri uysa bile bir tanesinin memesinin büyük olması bile yeterlidir bunun için.

meme kiskancligi
Hadi bunu geçtik diyelim; iki kız gerçekten kanka diyelim, emin olun çok uzun sürmez. Uzun sürenin bitimi de bu iki hanımefendiden birinin manita yapmasına denk gelir. O andan itibaren, çocuğa dışarıdan sempati, içerden kin, en içerden arzu duyulur. Hadi lan oradan, demeyin, gördük zira çok örnek de konuşuyoruz.

Checkpoint 1: “Ben öyle biri değilim” derler hep, inanmayın.

Neyse, bu çocukla yakınlaştıkça kızlardan biri diğerinin göt yüzü ortaya çıkmaya da başlar yavaştan. Aslında çok iyidir, hep onlarladır – hatta destekler(!) de ilişkiyi. Ama gün gelir bir bakmış manita yapan kız…

Checkpoint 2: “Aaa, hani marjinal bizdik? Siz niye kucak kucağasınız!?” anı gelir. Erkek suçlu mudur, elbet vardır ama kuyruk sallamadıka dişi kedi… Anladınız siz onu.

Çünkü, kızda şu kafa mevcuttur: “Sen benim kankamı aldın, ben de seni ondan alacağım!”

Erkeği kıskanma konusu ise bambaşkadır kadınlarda.
Manitasını hiçbir zaman başka kızla konuşmasını istemez. Yemeyin yani. Çok gördük ben hiç kıskanmam, etmem konuşsun ben ona güveniyorum. İçgüdüsel olarak imkansızdır bu bir kere. Bir kızla samimi bir şekilde konuşan erkeğim salgıladığı testosteron bile sevgilisinin kimyasını asabi moda çevirmeye yeter. Ha bunu gizleyip, gizlememe olayı işte o dedikleri “ben kıskanmam ki” modudur.

Checkpoint 3: Banko eve gidince bir arıza çıkacaktır.

Manitasını diğer erkek kankalarından da uzak tutmak ister bazı zamanlar kızlar. Çünkü bir erkek güruhu her zaman potansiyel abazalığa geri dönüşlere tabidir. Halbuki bu çok basit birşeydir. Sonuçta bir erkek için kadın sadece ve kalçadan ibaretse konuşmada onunla ilgili aksiyonlar etrafında döner her zaman. En basite indirgedim, tabii ki bundan çok fazlasınız. Saldırmaya başlamayın.
E adamlar erkek be kadın! Yapacaklar tabi o muhabbetleri! Ne yapsınlar, pembe kazak mı örecekler hep beraber?

Checkpoint 4: Erkek kankalar, Rus çağırmalıdır.

En beteri, eğer varsa ki bu artık kronikleşmiş bir hastalığın son zamanları gibidir, aileyi kıskanmaktır. Hele ki anneyi kıskanma eğilimnde olan kızlardan uzak durulmalıdır, postalanmalıdır. Biliyorsunuz, anneler de bir kadındır – onlar da arıza çıkartır ama kutsaldır. İki kadın arasında kalıyorsanız, bunlardan biri annenize, seçme şansınız yok desem zaten konu kapanmış olur değil mi?

Checkpoint 5: Şutlayın o karıyı.

“Seni kendimden bile kskanıyorum” lafını severler bu arada. Ne demekse o? Dokunma o zaman a.k.

Checkpoint 6: Sevişirken kesinlikle size dokunmamasını sağlayın, saygısızce olsun seks. Böylece gerçekten kıskanıp kıskanmadığını anlasın.

Ya neyse sıkıldım işte daha fazla anlatamayacağım ama sonuçta kıskançtır ve hepsine aynı ve yeterli ayarı vermek gereklidir. Aynen bu abi gibi:

kiskanc ayar

İyi haftasonları efendim…

Modanın Gizli Yüzü!

Çarşamba, 23 Eyl 2009 Arif 4 yorum

Bir erkek olarak modaya karşı gelmeye başladığımı itiraf etmek istiyorum.

Yeter artık bizi kandırdığınız!
Zaten çok önceden küsmüştüm kozmetik sektörüne.
Artık giyim konusunda da şeffaflığın (kelimeyi mecazi anlamda kullandım) kalktığını, yok olduğunu düşünmekteyim.

    • Dar Kot

      Kızlarda dar kota dikkat arkadaşlar! Çok şişko olmayan yarı-tombik + portakal kabuklu bayanlar dar kotla bu kusurlarını dar kotun yaptığı yüzeysel pürüzleme teknolojisi sayesinde kesinlikle saklayabilirler. Tabi darlığın derecesi önemlidir ama genelde zaten bunu saklayabilecek darlığı seçerler hatun kısmısı. Burada dikkat edeceğiniz tek şey, kotun saklayamadığı tek yer olan basenlerdir. Basenlerde hafif bir yanlara taşma varsa bilin ki bayana arkadaş alarm veriyordur.

      • Topuklu Ayakkabı
      Topuklu Ayakkabı Candır.

      Topuklu Ayakkabı Candır.

      Yes it is. Olayın fetiş kısmı zaten bambaşka bir konu başlığıdır, zaten +1 puanla başlar, eğer topuklu seksi bir yükseklikteyse. Burada tabi kızın topuklu ile yürüyebilmesi gereklidir, zaten diğerleri ördek yavrusu gibi yalpalayınca Heidi Klum bile olsa afedersin “hay, yürümene sıçayım senin” cümlesini ne yazık ki ağzımızdan çıkarıyor. Topuklu ayakkabı, amiane bir tabirle “popoyu toparlar” arkadaşlar. Bu tip ayakkabılarla yürürken ister istemez ağırlık kalça tarafından verileceği için, hatun kıvırta kıvırta yürümeye mahkum olur ki libido artışını yaratan dakikalardır. Bacak kasları da aşağı yukarı 8-10 cm. yükseklikte ince bir çubuğun üstünde durma çabasında kasılıp sıkıştığından zaten bacakları sütun durumuna getirir. Gel gör ki, iyice bakıldığında; o göt aşure kazanı gibidir yerinde durduğunda, o bacaklar da boğum sucuk…

      • Ten Rengi Külotlu Çorap

      Ya ulan, sanki biz de daha dünkü velediz; benim kılım yok bacaklarım da aha bu kadar pürüzsüz dercesine bir de bunu giyiyorsunuz. Hadi len!
      Bu tip çorapları giyerken kesinlikle dizin hemen alt ve hemen üst bölgesin dikkat: Gözeneklerden ağda öncesi fırlamış tüyler gözükebilir – Erken kademenizi tutun.

      • Jartiyer ve Seksi İç Çamaşırı

      Eğer Victoria’s Secret, Agent Provacateur, Intimissimi vb. kışkırtıcı markalardan biriyse en tehlikelisi. Bu konuda yorum yapamayacağım. Otomatik pilota sokar, voodoo bebeği gibidir. Yapacağınız hiçbir şey yok. Artık kontrol karanlık gücün. K.O.

      • Göğüs Bölgesinden Dar Gömlek

      Bunların iki türlü iyileştirici özelliği var. Birincisi, iki düğme açtığınızda otomatikman gözleri kendinize çekiyorsunuz; ikincisi – göğüs bölgesinden dar olduğu için içinde kumaş bazlı bir sütyen varsa memişleri sıkıştırabilir. Bu da dolgun olduğu görünümü verir. Halbuki değildir. Valla.

      • Wonderbra
      Wonderbra

      Wonderbra

      Terbiyesizliğin daniskası. Diz bölgesinden topladığın memeleri sanki Pamela Anderson’unkilermiş gibi göstermek erkekliğe sığmaz! Pardon, siz zaten erkek değildiniz ki… Ama ayıp yaaa!!!!

      +++

      Şimdilik bu kadar, eğer başka birşeyler aklımıza gelirse, veya eklemek istedikleriniz ile devamını getiririz.

      Umarım yardımcı olmuşuzdur…

      Kanmayın kandırmayın… ;)

        Categories: günlük şeyler Tags: , , , , ,

        W. C. Fields

        Cuma, 04 Eyl 2009 Arif yorum yok

        w. c. fields

        “Women are like elephants to me. I like to look at them, but I wouldn’t want to own one.”

        - W. C. Fields

        ÇOGAB #18 – Angelina Jolie Sendromu

        Çarşamba, 02 Eyl 2009 Arif yorum yok
        Angelina Jolie at the premiere of Alexander in...
        Image via Wikipedia

        Amerika’da bulunan Oklahoma Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, “zor veya elde edilmesi imkansız” erkeklerden daha fazla hoşlanıyor. Uzmanlar buna “Angelina Jolie sendromu” adını verdi.

        için ise, bir kadının “evli ya da bekar” olması farketmiyor…

        Oklahoma Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya yaklaşık 500 kadın katıldı. İki gruba ayrılan kadınlara aynı erkeklerin fotoğrafları verildi. Bir gruba baktıkları fotoğraflardaki erkeklerin evli olduğu, diğerlerine de bekar olduğu söylendi. Araştırmanın sonucuna göre, ortalama bir erkek “bekar” olduğu söylendiğinde ın yüzde 60′ı tarafından beğenildi. Ancak bu erkeğin evli olduğu açıklandığında, bu kez ın yüzde 90′ı aynı erkeği çekici bulduklarını açıkladı. Uzmanlara göre, ın evli erkeklerin peşinde koşmasının nedeni tamamen evrimsel. Buna göre eğer bir erkek bir kadın tarafından “seçilmişse” diğer , bu erkekte “bir şey” olduğunu düşünüyor. Bir kadının bir erkeği seçmesi, diğer kadınlardan tarafından “Bu erkek bekarlardan daha değerli” hissi yaratıyor.

        Kaynak: Vatan

        Kimi Sevmiyorum?

        Pazartesi, 17 Ağu 2009 Cem yorum yok

        Nigel’ı kaybetmekten mi korkuyordum? Sanmıyorum, çünkü bir erkeği kaybetmenin en kolay yolunun tamamen onun dümen suyuna girmek olduğunu genç kızlık dönemlerinde yaşadığım acı deneyimlerle öğrenmiştim. Eğer birlikte olduğun erkek arkadaşın gibi düşünmeye çalışır, onun gibi hissetmeye uğraşır, onun gibi davranmaya çabalarsan hiçbir ilginçliğin kalmaz. Sadece için değil, aynı durum, için de geçerlidir. İnsan, hakkında kafa yormadığı, kaygılanmadığı, çözümlemeye çalışmadığı birini niye sevsin, ona niye değer versin? Sevmek bir anlamda sende olmayana ulaşmak, bunun için çabalamak değil midir?*

        *Ahmet Ümit – Bab-ı Esrar -S/50

        Neyzen Tevfik

        Salı, 04 Ağu 2009 Arif yorum yok
        Neyzen Tevfik
        Image via Wikipedia

        Öyle hürriyete aşık ki , hatta

        Hiçbir erkek olamaz onlara yol arkadaşı

        Çıkar at çarşafı teklifine karşı, nitekim

        Donu fırlattı götünden, açacak yerde başı

        Neyzen Tevfik Kolaylı

        Categories: şiir Tags: , ,

        R. Muhtar’dan Oğluna Mektup

        Perşembe, 16 Tem 2009 Arif yorum yok

        Sevgili Oğlum,

        Henüz kırkını yeni doldurdun…
        Tanrı izin verirse geldiğin bu muhteşem dünyayı, koskoca bir ı, bir erkek olarak yaşayacaksın…
        Kim bilir kadınlarla ne ilişkilerin olacak, kim bilir nasıl büyük aşklar yaşayacak, kim bilir hangi acıları çekeceksin?..
        Acaba kadınlara karşı fazlaca cool takılıp kayıtsız mı olacaksın?..
        Onları çok ciddiye alıp, derin acılardan mı geçeceksin?..
        ı, ı ve ı nasıl okuyacaksın bunları bilmiyorum, bilemiyorum…

        ***

        ve üzerine bir babanın kırkını henüz geçmiş oğluna nasihat vermesi fikri benim fikrim değil Hürriyet gazetesinin fikri…
        Ben ve konusunda sana nasihat vermeyi doğru bulmam…
        Olsa olsa önerilerde bulunabilirim…
        Annemin babamın bana verdiği nasihatları sevmedim ben…
        Nasihat kelimesini sevmediğim için dinlemedim de…
        Nasihat kelimesinde bir ben bilirim edası, bir tepeden bakmacılık, bir afra bir tafra var…
        Sana bunları yapmayacağım…
        Aşkta nasihat olmaz, belki birkaç öneri…

        ***

        Bugün kardeşin Mina’yla bana sunduğunuz “ilk biyolojik babalar günüm…”
        Ağabeyin Engin Deniz annene anneliği, ablan Ayşe Nazlı bana babalığı daha önce tattırmıştı…
        Ne mutlu ki, kardeşin Mina’ya siz doğmadan üç yıl önce, daha annenizi bile tanımadığım o günlerde Mina’ya Mektuplar diye bir kitap yazmıştım…
        O kendini veya ı o kitapta ne kadar bulur bilemem…
        Sen bir erkeksin…
        Sana ı ve ı anlatmak ve önerilerde bulunmak çok daha zor…
        Çünkü “erkek gibi erkek olmak” çok zor bir şey sevgili Poyraz Deniz…

        ***

        Sana öncelikli şunu önerebilirim:
        ına iyi ve akıllı ı al…
        Çünkü senin erkek olma sürecini ına giren belirleyecek…

        Onlar sana karşısında nasıl davranman gerektiğini gösterecek…
        Onlarla janti olmasını öğreneceksin, onlarla kadınlara muhteşem jestler yapabilecek kıvraklıklara geleceksin, onlarla güzel giyinmesini, onlarla iyi sevişmesini öğreneceksin…
        Onlar senin ındaki değişmez hocaların olacak…
        seni ehlileştirecek, makyajlayacak, karizmalaştıracak…

        ***

        Aşık ol…
        Aşık olmaktan korkma…
        Her ın kadını seni bir başka düzleme kanatlandıracak… Her biten ilişki sana hayatla ilgili çok değerli dersler sunacak, seni geliştirecek, tekamül ettirecek…
        Kadınlardan korkma Poyraz Deniz…
        Eğer onurlarıyla oynamazsan, eğer gururlarını herkesin ortasında kırmazsan, eğer kadınlık duygularıyla alay etmezsen, sana “çok iyi dost olurlar …”
        Ama bunun için biraz çalışman gerekiyor…
        Biraz karizma yapman, onlar kadar güçlü olman gerekiyor…
        Yoksa güçsüz erkekleri sevmez
        O zaman top diye oynarlar onlarla…

        ***

        ı sev ve onlara çok değer ver sevgili Poyraz Deniz…
        Ama bana sorarsan onların çizdiği zikzakları takip etme, dehlizlerinde kaybolur, denizlerinde boğulursun…
        ına giren her kadın zaten senin üzerinde çok etkilidir…
        Bu etkiyi bil, ama sakın seni bütünüyle yönetmesine izin verme…
        Her kadın bir erkeği tamamıyla yönetmek için sonsuz ve sınırsız bir arzu duyar…
        Onu tam anlamıyla yönettiğine kanaat getirirse, ondan hafif sıkılır…

        Unutma ki, kadın yöneteceği erkeği arar, ama yönetemeyeceği erkeğe arıza duyar…

        ***

        Son olarak senin ında “kadınlarla ilişkilerini belirleyecek” çok güzel ve çok anlayışlı bir annen var sevgili Poyraz Deniz…
        Annenin anlayışının ve güzelliğinin sende bir özgüven duygusu yaratacağından eminim…
        Ve fakat, annende bulduğun anlayışın aynısı elbette ki ına girecek kadınlarda olmayacak…
        Onlar senin annen değil, sevgilin olacaklar…
        Önceleri hayal kırıklıkları yaşayacaksın…
        Üzüleceksin, için acıyacak…
        Sonra belki umarsız bir kayıtsızlığın dehlizlerine savrulup günün gün, geceni gece edeceksin…
        Fark etmez, bunlar hepsi seni olgunlaştıracak…
        Eğer hayatta iyiysen, doğruysan, evrene doğru ve iyi enerji veriyorsan, bir gün muhtemeldir ki karşına elmanın ikinci yarısı olan kadın çıkacak…
        Onu çok bekleme, her kadında onu arama, o kendiliğinden gelecek…
        Seni tamamlayan kadın, sana huzur veren kadın olacak… Sen de ona huzur vereceksin…

        ***

        O zamana kadar, ı hor görme;
        Onları tek gecelik yatılacak yaratıklar olarak hiç değerlendirme…
        Hiçbir kadına kendisini “ucuz” hissetirtme…
        Kolay gelsin yavrum…

        Baban…

        Kaynak: CNN Turk

        Senden önce burada yatanlar…

        Salı, 16 Haz 2009 Arif 1 yorum

        Dün arkadaşımla serviste dönerken geyik yapıyorduk orada konu kızların saçma hareketlerine geldi. Bunlardan birine bugün kafayı taktım yazacağım.

        Aha buradan da bu arada hem Cem hem Mert’e taş atıyorum kardeşim, yazın lan, okullar kapandı diye buraya yazmamazlık olmaz. Terbiyesiz herifler! :P

        Heh, neyse… Nefreti de döktükten sonra devam edebilirim sanırım yazıma…

        aslında kendilerine bile bile yalan söylenmesini severler diyip ortaya bir olta atayım. Sonra buradan devam edeceğim. Neden mi? Çünkü onlar o anda sadece kendilerini mutlu edecek şeyleri duymak isterler. aslında bilirler sizin “gerçekten” öyle düşünmediğinizi ama o sırada onu duymak istedikleri için; belki de ego tatmini bilemiyorum; o yalanı duymak isterler. Ha, bu iş sonra size yalan söylüyorsun, dürüst değilsin diye patlar oralara zaten girmiyorum.

        Duymak istedikleri yalanlar içinde en komiklerinden biri de mesela yatak olayıdır. Şimdi mesela kız ile erkek takılıyor bir ara, yemekler onlar bunlar tanışılmış bir elektrik de sağlanmış vs. klasik başlangıçlar işte olay en sonunda libido patlamasına gelmiş ve olanlar oluyor. Nerede mi diye sorarsanız konu itibariyle tabii ki erkeğin yatağında. Çift kişilik veya tek kişilik farketmez. Yatak ulan işte!yuvarlak-beyaz-deri-yatak

        … Demesi kolay değil mi? Nah kolay!

        Bu kızların kafasında bambaşka birşey doğuruyor. Olay bitmiş gitmiş herşey çok güzel giderken bir anda kızdan o beklenen bomba soru geliyor!

        - Ceysın, (ceysın kim lan?! :) ) bu yatakta benden önce başka bir kız yattı mı?

        Eee… Ebenin diye başlicam ama siteyi kapatır RTÜK. Şimdi bu soruyu normal olarak bakın 25 bile demiyorum artık bence 20 yaş ve üstü bir erkeğe sormanın ne kadar manasız olduğunu anlatmama gerek yok galiba değil mi?

        Yani böyle bir soruya vereceğim cevaplar şunlar olabilir diye düşündüm:

        • Yok. ben Tibet’teydim bu mahalleye yeni taşındım, normalde yerde yatıyordum.
        • Hayır, sadece seninle sevişeceğiz diye IKEA’dan yeni yatak aldım, bak hem de bazalı!
        • Saçmalama bebeğim, ben aslında yastıklarla sevişiyordum sen ıma girene kadar.
        • ım, bu soru sorulur mu, bu yatakta hiç yapmadık, ama mesela masamın üstünde çok can yaktım!
        • vs…

        Bu geyik gider ama böyle soruya böyle cevap yani :)

        Aslında söylemeniz gereken de bu kadar t**ak geçmeyip, yine de yalan söylemenizdir.

        Birtanem, sen biliyorsun benim için teksin ve birtanesin… Bu özel anları paylaştığımız yerde daha önce kimse bu kadar mahremime girmedi, giremedi…

        Hadi lan oradan…!

        Bedelini ödetir…

        Pazartesi, 25 May 2009 Arif yorum yok

        Şu ana kadar duyduğum; iki arkadaşın gelmiş geçmiş bence en öz ama en büyük konuşmalarından…

        X:    olm
        X:    ım mükemmele yakın
        X:    mükemmel olması için gereken tek eksik
        X:    fuck buddy
        X:    dikkatini çekerim  kız arkadaşı değil
        Y:   o herkese lazım
        Y:    ama türkiye şartlarında ütopya geliyo bana
        Y:   yatan kız bedelini ödetir:)

        Hepsi aynı…

        Perşembe, 14 May 2009 Arif 1 yorum

        sp_a0123-1

        Same shit, different day…

        Categories: günlük şeyler Tags:

        Evlensek diyeceğim ama…

        Perşembe, 30 Nis 2009 Arif yorum yok

        Bugün Türkiye İstatistik Kurumu yine işime yaradı. Belki 3 sene öncekinin araştırmaları ( sonuçları 2006 yılına aitmiş) diye ciddiye almayabilirsiniz ama bence bu tip konularda bunlar genel geçerdir çok aşırı büyük değişikliğe de uğramaz. Zaten benim düşüncelerimi de haklı çıkarmaları beni daha da mutlu etti.

        Konumuz başlıktan da anlaşılabileceği gibi evlenmek ve evlenirken ve arasındaki düşünce ve bakış açısı farklılıkları.
        Bu konuda elimizde üç veri olacak. Birincisi, kadınların ve erkeklerin evlenecekleri kişide aradıkları özellikler, ikincisi evlenme ve boşanma istatistikleri sonuçları raporu, üçüncüsü ise -sadece biraz destek olabilecek bir veri olsa da- boşanma sebepleri.

        Evet, başlayalım.

        Öncelikle benim tam evlenecek yaşta olduğumu öğrendim ve kendimden en az 3 yaş küçük bir bayanla evlenmem Türkiye ortalamasına göre uygunmuş. Çünkü, erkeklerde 26.1, için 22.8. Şimdi anlıyorum neden çevremdeki kızlar patur kütür evlenme hayaliyle yanıp tutuşuyor diyorum. Desenize, yaşları çoktan alıp geçmiiiiş, gitmiş. Ben tam zamanımdayım, altın çağımdayım. Hahaha, nah evlenirim! :)

        Neyse kişisel sebeplerimizi bıp, analizimize devam edelim. İşin ilginci en geç evlenme konusunda İstanbul ile Kuzeydoğu Anadolu’nun yarışıyor olması. Neredeyse erkeklerde 27′e geliyor, kadınlarda da 23′ün üstü… Fakat iş boşanmaya gelince değişiyor.

        En fazla boşanma İstanbul ve Ege’de gözüküyor ve bu da Doğu Anadolu’da en düşük seviyeye ulaşıyor. Yani Anadolu’da insanlar erken, geç farketmeden evlendiği zaman boşanmayı çok uygun bulmuyor. Zira zaten bu da gelenek ve göreneklerimze sadık bir toplum olduğumuz bir göstergesi bence. Ayrıca benim gibi insanların da bu konuya eklendiğini düşünürsek, yani insan ında evlenirse bir kere evlenmeli felsefesi de bu duruma uyar ama bunun gözle görülür bir etkisinin olduğunu pek çıkartamadığım için dip not belirttim.

        Ciddi bir sayısal sonuç ise, boşanmaların %42,6’sının ilk 5 yıl içinde gerçekleşmesi. Buna ek olarak da, %22,7’sinin 16 yıl ve daha sonrasında gerçekleşmesi.
        Burada da şu fikre sahibim:

        • İlk 5 yıl içindeki boşanmalarda en büyük etkenleri aşağıdakiler olarak görüyorum:
          • “Haydi evlenelim, çok aşığım!” felsefesi
          • Görücü usulü, zorla evlilikler
          • En başlarda düzeltilemeyen ekonomik düzen
        • 16 yıl ve sonrası boşanmalarda ise…
          • Andropoz
          • “Lanet olsun bari huzurlu öleyim” felsefesi
          • Bozulan ekonomik durumlarda kadının çekip gitmesi
          • İletişim bozukluğundan dolayı birikip patlayan sorunlar sonucu büyük kavgalar

        Elbet bunlar beside indirgenmiş olabilir. Psikolojik, sosyolojik ve her türlü -ojik açıdan benden daha yetkin ve bilgili kişilerin konu hakkındaki yorumlarına saygım var ama ben bunlara indirgemeyi doğru buluyorum.

        Şimdi, boşanmalara takmış vaziyetteyim ben. Burada genel olarak bir iki şeye dikkat çekmek istiyorum. Boşanma sebepleri istatistiklerine bakarsak eğer: (büyüğü için tıklayın resme)

        bosanmasebepleri2006Gördüğünüz gibi her iki cinsiyet için de aldatma/aldatılma ve ilgisizlik ilk iki sırada. Burada çok ince bir detay var o da, erkeklerde ekstra olarak “eşlerin ailelerine saygısız davranması”. Burada demek istediğim, herkesin beklediği gibi biz sizden sizin düşündüğünüz gibi güzel olun, yemek yapın, bok püsür istemiyoruz! Saygı ve masumiyet ve dürüstlük!!! Aşağıda zaten aranılan özellikler ile ilgili bir sonuç da mevcut (yine üstüne tıklayıp büyütebilirsiniz)

        Burada ben erkekleri savunmak için yazmadım bunu evet, sizin de /kumar veya dayak gibi çok önemli bir derdiniz (%17!) var ki bunu kesinlikle kınıyorum.

        Aldatma, aldatılma konusunda ise yine şöyle bir yargıya varabiliriz; erkeklerin zaten bu konuda çok çabuk raydan çıkabilme yetisi olduğundan, bir önceki paragrafta sizden gördüğü hareketlerin sonucu olarak ın sütununda aldatmanın yüzdesini bir şekilde arttırıyor olabilirler bununla.

        evlenemdearanilanozellikler

        Gördüğünüz gibi burada işler değişiyor ve hep dediğimize yine geliyoruz. ın aradıkları özelliklerdeki ilk sırada “Bir işinin olması” ezici üstünlükle geliyor. Yani para! Daha farklısını beklemiyorduk ya zaten. İkinci olarak ve aile yapıları geliyor.

        Erkeklere gelirsek de: önce kadının erkeğe aşık olması, ilk kez evlenecek olması (bence masumiyete bir metafor), aile yapıları ve bunlardan sonra -ki %59 bence düşük bir miktar- güzel olması geliyor sırasıyla. İşte burada da kimin ne kadar fesat ve yüzeysel olduğu sonucuna varıyoruz bence.

        Bizi suçladığınız neredeyse her dava düşerken, bizim sessiz kaldığımız her sorun sizin başlıca sebebiniz…

        Şimdi evlensek diyeceğim ama… (Sessizlik…)

        Erkekleri gıcık etmenin yolları

        Perşembe, 30 Nis 2009 Arif yorum yok

        Aşağıdaki haberi okuyunca evet güldüm, eğlenceli bir haber… Ammaaaaa….
        Yapın yapın da, görün e… neyse. Aferin, devam. Gerçi çoğunu zaten içgüdüsel yapıyorsunuz.

        ***

        Bu hareketlere gerçekten çok gıcık oluyor! Bunları yaparsanız, sizden, arkasından aslan kovalıyormuşçasına koşarak kaçacağına emin olabilirsiniz. Tabii tam tersine bunların içinden yaptıklarınız varsa, farkına varıp kendinizi düzelterek onun kalbini de kazanabilirsiniz…

        Dikkat! uygulaması tehlikeli olabilir, bizden söylemesi :)

        1. İlk önce ınızı ilan edin; onu da kendinize aşık edin; sonra bir yanlışlık olduğunu söyleyip geri çekilin.
        2. İlk önce, “ömrümün sonuna dek seninim” deyip kendinize bağlayın. Daha sonra “, sürdüğü müddetçe ebedidir” deyin. Bu, onu cin çarpmışa çevirecektir.
        3. Gabriel Garcia Marquez’in Kolera Zamanı ’ını okumasını coşkuyla salık verin ve romandaki kahramanın 51 yıl ını beklemesi gibi bir davranış sergilemesini ondan da umduğunuzu ima edin.
        4. Kontrolün kimde olduğunu göstermek için, onun telefonlarına ve e-posta mesajlarına (verecekseniz bile) hep geç cevap verin.
        5. Telefon ettiğinizde de, kendinizi odadaki kişiyle konuşmayı kesmek zorunda hissetmeyin. Bın, telefondaki erkek arkadaşınız beklesin ve konuşmanızın yalnızca sizin tarafını dinlemek zorunda kalsın.
        6. ‘Yanlışlıkla’ özel notlarını okuyun, sonra hesap sorun.
        7. Eski erkek arkadaşınıza iletmeniz gereken bir mesajı yanlışlıkla onun telesekreterine bın.
        8. Evini ziyaret ettiğinizde telefon çalarsa, suçlar bir biçimde “Hmm, bu da kim olabilir?” diye dudak bükün.
        9. Randevulara 15 dakika geç gitmeyi adet haline getirin. Bir gün, haklı sebepten de olsa geç kaldığında küplere binin.
        10. Hatta randevulara hiç gitmeyin. Sözlerinizin hiç birini tutmayın.
        11. Sizi kentin en pahalı restoranlarından birine götürmesini sağlayın; yemek gelince de yüksek sesle porsiyonların küçüklüğünden yakının. Ya da kıtlıktan çıkmış gibi yiyin.
        12. Evinizin en göze çarpan köşesine eski erkek arkadaşınızın çerçeveli resmini asın.
        13. Yatak yapmayı, ütülemeyi, yemek pişirmeyi, temizlik yapmayı bilmemezlikten gelin.
        14. İlk öpüştüğünüzde dilinizi boğazına kadar sokun.
        15. İzinizi bın: boynunun görülebilecek bir yerini ısırın.

        Kaynak: hurriyet.com

        1890′lı yıllarda Amerika’da içki aleyhtarlığı

        Pazartesi, 27 Nis 2009 Arif yorum yok

        screenshot1240806762

        Tercümesi: İçkiye dokunan dudaklar bizimkilere (dudaklarımıza) dokunamayacaklar.

        Editör Notu: Bunu gördükten sonra içkiye başlayan bile olmuştur be o dönemde…

        Categories: günlük şeyler Tags: , ,

        Hayatımızdaki dönemler

        Perşembe, 16 Nis 2009 Arif yorum yok

        kaz_resimleriAmerikalı erkek bir bilim adamının yaptığı :

        ın ının 4 ana döneme ayrıldığını ortaya koymuş:

        1. Herşeye ağzı açık ayran budalası olarak baktıkları, söylenen her güzel lafa kolay kandıkları 17 – 25 yaş arasındaki KAZ Dönemi.
        2. Güzelliklerinin farkına vardıkları, o yüzden hep kapris üstüne kapris yaptıkları 25 – 35 yaş arasındaki NAZ Dönemi.
        3. ı (erkekleri) tanıyıp gözlerinin açıldığı 35 – 45 yaş arasındaki KURNAZ Dönemi.
        4. Mihrabın yıkıldığı, herşeyin bittiği 45 yaş sonrası ENKAZ Dönemi.

        Erkeklerin ıda 4 ana döneme ayrılır…

        1. 17-30 yas arasi: KAZ Dönemi.
        2. 30-40 yas arasi: KAZ Dönemi.
        3. 40-60 yas arasi: KAZ Dönemi.
        4. 60 ve sonrası : “ENKAZ ya da EN KAZ” Dönemi.

        Bilgisayar erkek midir, kadın mı?

        Pazartesi, 13 Nis 2009 Arif yorum yok

        bilgisayarerkekmikadinmi

        Richard J. Needham

        Pazar, 05 Nis 2009 Arif yorum yok

        800px-needhams_inferno_jacket

        Every woman needs one man in her life who is strong and responsible. Given this security, she can proceed to do what she really wants to do – fall in love with men who are weak and irresponsible.
        (Her kadın ında güçlü ve sorumluluk sahibi bir erkeğe ihtiyaç duyar. Bunun verdiği güvenlik duyugusuyla gerçekten istediğine ulaşabilir – zayıf ve sorumsuz erkeklere aşık olmak.)

        - Richard J. Needham

        Related Posts with Thumbnails