Posts tagged kader
Gotürsem seni gittiğim yere…
0Yoksun işte. Hiçbir yerde.
Belki ihtiyacım olurdu be şimdi sana.
Oralarda sürterken aklında mıyımdır şimdi?
Ya başkasını düşünüp bunalırken?
Aşkın mıdır beni hakikaten yaşatan şarkıda söylenildiği gibi?
Gidiyorum buralardan.
Yokum belki de 20 gün sonra.
Memleketin bir köşesine atılacağım.
Ya sen ne yapacaksın?
Bensiz misin yada benliksiz mi hala?
Sensiz miyim, sensiz mi olacağım hep?
Evet.
Tek şeyi anladım şimdiye kadar.
Dostlukmuş gerçek.
Aileymiş.
Ana kucağıymış belki de en rahatı.
O seni darlatan, en bayan yermiş…
Rutin buluşmalarmış, abaza muhabbetleriymiş…
Daha şimdiden anladım…
Nasıl olacak böyle bilemiyorum ki…
Elimde tek, ulaşabileceğin bir numaran. .
Bir de resmin.
Hayatta çok değişik şeylere bağlıyorum ikimizi…
Birimiz kaçmış bir otobüs, diğeri parasız bir öğrenci.
Yok ki başka derdi – tek şansı o otobüs…
O otobüs ise, belki de o günkü ekmek parasının kader kısmeti o çocukta…
Ama ikisi de kaybeden taraf.
Neden böyle?
Nasıl?
Nasıl ben seni hala düşünüyorum?
Neden hala umursamıyorsun?
Bilemiyorum…
Tek bildiğim…
Mümkün olsa da sadece sesin bile olsa, götürsem seni gideceğim yere…
Amor Fati
1Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır.
Güneş onu yakıp kavurur.
O da Tanrıya yakarır keşke güneş olsaydım diye.
“Ol” der Tanrı. Güneş oluverir.
Fakat bulutlar gelir örter güneşi, hükmü kalmaz.
Bulut olmak ister. “Ol” der Tanrı. Bulut olur.
Rüzgar alır götürür bulutu, rüzgarın oyuncağı olur.
Rüzgar olmak ister bu kez. Ona da “Ol” der Tanrı.
Rüzgar her yere egemen olur, fırtına olur, kasırga olur.
Herşey karşısında eğilir.
Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar.
Ordan esen burdan eser, kaya banamısın demez!
Bildiniz, Tanrı kaya olmasına da izin verir.
Dimdik ve güçlü durmaktadır artık dünyaya karşı….
Sırtında bir acı ile uyanır….
Bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır. ..
“Amor Fati – Nietzsche ”
(Kaderini sev-belki seninki en iyisidir)
Gitgellerdeyim
0Fazladan bir can almışım hayat denen oyunun en zor bölümünde. Bırakmışım geçmişi sadece geleceğe odaklanmışım. Aylar geçmiş yanıbaşımda parfümünü hissetmeyeli, o ilk anı beklemişim seni inkar ederken kendime içten içe. Şimdi yine geldin karşımdasın yanımdasın belki de yine o güzel sesini duyuyorum, doya doya bakıyorum güzel yüzüne…
En büyük olay; hataları ders etmişim kendime tekrarlamaktan korkuyorum şimdi de. Belki de çekingenliğim, belki de uzak duruşum bundan. Belki seni ararken 20 kere düşünmem; ya da arayamam; aramanı beklemeyi engellemek için onla bunla uğraşmam bundan.
Bir adım attığımda yaşadığım pişmanlığı iki adım geri çekilmekle siliyorum. Geri çekilince seni kaybetmek korkusu ağır basıyor 3 adım ileri geliyor ve bu böyle gidip geliyor. Dansediyorum duygularımla sayende. Seni istemek bu kadar oynak olmamalı…
Aramayınca sarıyorum başklarına sadece belki biraz ego tatmini, belki biraz kafa dağıtma. Yapbozlarla oynuyorum belki de. Belki de senin için başka kalpler kırıyorum zamanla. Tek bir kalbimi düzeltmek için ki onun da sonu karanlık. Işık tutan yok ki işte…
Söylemiyorum artık kimseye hislerimi; 3-5 kişi hariç; onlar anlıyor beni bir tek. Kendime saklıyorum seni.
Zamana bağlıyorum bazı şeyleri, belki bu sefer de doğru kafalardayız ama zaman yanlış diyorum.
Fazla yaymıyorum buradan hislerimi. Burada beliriyorsa da o sadece iceberg’in sadece ama sadece görünen ufacık yüzü…
Haykırmak istiyorum düşüncelerimi, anlar mısın bilmiyorum ki? Yoksa bakıp gülümser misin masum masum yine?
Seninle olmak ya bana haram, ya da buna değecek kadar masalsı… Bu da bu kadar karanlık olmamalı… Bu dans pisti bu kadar karanlık olmamalı…
Ya bu dans pistinde daha da hızlanıp yere düşmek var, ya da çekilmek bir kenara…
Hala diyorum ya… Zaman… Sabır… Kader… Kısmet…
Aslında ne biliyor musun olay?
Sezen’in bir lafı sadece: “Bir kıvılcım yeter…”
Kader nedir?
02001 Kore yapımı olan My Sassy Girl (Yeopgijeogin geunyeo) adlı filmden…
- Eğer kaderimizde görüşmek olsaydı sanırım tesadüfen bir yerlerde karşılaşırdık…
- Kader nedir bilir misin? Sevdiğin kişi için, tesadüflerden bir köprü inşa etmektir…

