Posts tagged izmir
Marmaris’ten Endirek İzmir
0- ALT BAŞLIK : Gittim Demiştim Ya Sana, Geri Bile Geldim! EGE
- Duygusal bir başlık olsun istedim olmadı, alt başlık yaptım. Duygusal bir unsur olsun istedim yazımda. Budur nedeni.
- Haftasonumu pazartesimi dahil ederek egede geçirdim ve tekrar klişe hayal -olum ben bırakıcam buraları egede bi köy bulucam oh mis. Kendi balığımı tutar yerim-’ in ne kadar faydalı ve gerçekten insanın içinden çıkan çok lokum bir hayal olduğunu anladım. Aşağıda yazacaklarım haftasonu notlarımdır, gerçektir, tıraşlanmıştır, gençlerin büyümelerinde rol oynayabilecek unsurlar yazılmamış olup, alkol görmezden gelinmiştir.
- Cuma 24:00 otobüse biniyorum. Uygun saatli ucuz uçak bulamamışım, Varan kalkıyor muavin geliyor bakıyor ki yanlış yere oturmuşuz, diyor ki ben mesuliyet kabul etmem. Sinirleniyorum ulen sen kimsin benim mesuliyeti alıyosun istesen vermem derken otobüslerde standart gelen asabi teyze kayıyor muavine. Feribota yaklaşırken sızıyorum ben. Bir ara uyanıyorum bursa otogardayız ne işimiz var burda diyorum gene sinirleniyorum. Gene uyuyorum, gene uyanıyorum bu sefer Akhisar otogardayız yok artık! Soför inmiş sigara içiyor, tam sinirlenecekken tekrardan ,asabi teyze tekrar kayıyor muavine! Rahatlıyorum, kahvaltıya kadar 1 saat daha uyuyorum. Haftasonu boyunca bir daha sinirlenmeme kararı alıyorum.
- Saat 8:00′de İzmirdeyim. HH. Karşılıyor beni, ritüel haline gelmiş bira ile karşılamayı saate uygun olarak kahveye uyarlamış. Kahvelerimiz içerken, arabaya biniyoruz biraz benzin, haydi bakalım Marmaris.
- 2 saattir yoldayız ve açız. Söke’de bize göre alakasız bir yerde starbuck görüyoruz. Yuh diyoruz. Ama gene de girmeye çalışıyoruz. Kapalı. Yola devam. İstanbuldan gelmiş biri olarak, tatil yöresine alışamıyorum. Bafa Gölünün yanında mola veriyoruz. Birer tost yer kalkarız diyoruz. 2 porsiyon salata, 1′er de çöp şiş yiyip kalkıyoruz. Birara Küçük Efe bile söylemeyi düşünüyoruz. Zeytinyağını kendileri üretiyormuş. Ben anlarım diyorum yağdan. Adam anlatıyor, geç hasat alıyorlarmış, aroması ondan daha güçlü oluyormuş. Asitte azalıyormuş böylece. 10 numara yağınız var diyorum adama. Gene de 30 lirayı yaslıyor bize. Direksiyona ben geçiyorum. HH. Müziği devralıyor. Duman dinliyoruz, geçen postta yazdığım mixed tape’i yazmışım Cdye onu dinliyoruz. Düşünüyorum neden HH. İle her yola çıkmamız bir road trip havasına bürünüyor diye. Dile getirince bunu HH. Açıyor Red ve Hot Chili Peppers. Road Trippin’.
road trippin’ with my two favorite allies
fully loaded we got snacks and supplies
it’s time to leave this town
it’s time to steal away
- Araba yavaştan dolmaya da başlıyor. Önce kahve bardakları, abur cubur atıkları, bitmiş sigara kutuları, kola şişeleri, Red Bull kutuları. Hava da ısınıyor, sıcak geliyor bize, t-shirtle terlemeyeli uzun zaman olmuş, HH. İle yol yapmayalı uzun zaman olmuş. Kendimi özgür zannetmeyeli uzun zaman olmuş. Bunlar güzel de peki yola çıkalı 3 saat olmuş İzmir’den, neden hala Marmaris tabelası görmüyoruz.
- Önümüzde karla kaplı dağlar görüyoruz, heralde Saklıkent falan olsa gerek diyoruz, sağa bir viraj dönüyoruz. Ah Gökova. Yeşil ve mavi’yi anlatırlardı burda ama bu kadarını düşünmemiştim. Buralara çok gelmeme rağmen Gökovaya gitmemiş olmama çok kızıyorum. Etraf çok güzel. Kite Zone tabelaları görüyoruz. Kite öğrenmek şart artık. Solda da karlı dağları görüyorum bi yandan. 24 trilyona yakışır bir hayal kuruyorum hemen. Diyorum, bir araba alsak büyük ve hızlı ve rahat. Bagaja atsak 2 set snowboard, 2 set Kiteboard, kamp malzemeleri, Avrupa ve Amerika vizeki pasaportlar, arkaya da bir romörk üstünde 1 jetski, 1 snowmobile. Ah dioruz ah. Evsiz geçicek 2 senenin hayali. Sıkıldık mı, hadi kayalım, sıkıldım mı, hadi Gökova kiteboard, sıkıldık mı hadi Antalya, Amsterdam, Londra, Rio. O kadar güzel geliyor ki bu hayal yakıyoruz birer sigara!
- Hala Marmaris tabelası görmemiş olmamamız, işgillendiriyor bizi. Ulan HH. Yanlış mı getirdin diyorum bizi. Yok olum diyor ne alaka hep geldiğim yol. Giriyoruz benzinliklere soruyoruz. Doğru devam diyorlar hep. Sonunda görüyoruz bir tabela. Marmaris’e giriş kavşağından ayrılıyoruz Aksaza doğru. Asker E.’yi göreceğiz. Esas amaç o. Ama HH. İle yaptığımız her eylemde olduğu gibi bunda da aralarda eğleniyoruz. Artık geldik rahatlaması yaşarken, Aksaz 27Km yazan bir tabelayı hızla geçiyoruz. Diyorum kanka ben yanlış gördüm heralde, O da ya ben 27yi gördüm bitek diyor. Belki dekametre olmadı hektometredir diyor. Gülüyoruz da bu 27Km çekilmez derken Askeri kamp’ın girişinin yakın olduğunu, Aksazın kamp girişinden sonra olduğunu öğreniyoruz.
- 1buçuk saatlik bekleme, 1 çavuş ve 1 uzman çavuşa içerdeki E.nin yanında cebi olduğunu çaktırma, 2şer 30krş’a alınmış kahveden ve bayağı bir sigaradan sonra Marmaris merkeze gidiyoruz. Açız gene. Deniz kenarı bir kafe buluyoruz. Adı Friends. Kalabalık ve güzel gözüküyor. Oturuyoruz. Sonradan anlıyoruz ki gerçekten içerideki herkes gerçekten friends. Sağımızdaki solumuzdaki her tarafımızdaki masalar tanıdık. Çük gibi kalıyoruz ortada. Etraftan kim bu lavuklar bakışı alıyoruz biraz. Biz ise 1 istanbullu 1 izmirli 1 ankaralı marmariste mart ayında ne yapar diye düşünüyoruz. Kankayız üçümüz kısa bir hayat güncellemeden sonra eğlenmeye başlıyoruz. Ama o kısımı yazarsam, üçümüzde hayatımızı normal geçirmekte zorlanırız, ondan yazmıyorum!
- 3 cheeseburger 2 şişede miller, 1 de kahve bardağında miller söylüyoruz. 5:30a kadar içiyoruz, sohbet muhabbet eğleniyoruz. Garsonlar bile kim bu lavuklar kıvamında bakıyor bize. Ulan yiyoruz içiyoruz işte. Avrupa da bu kadar yabancı hissetmedim kendimi, kendi ülkemde bunu bana hissettirmeyi nasıl beceriyorlar diye düşünüyorum. Ah güzel kardeşlerim ah!
- Bırakıyoruz Asker kardeşimizi birliğine sarmaş dolaş olarak. Saat olmuş 6. HH.’nin yakın bir abisi rica ediyor, benim tekne var Marmaris yatch marinada bi gidip kontrol etmeniz diye. Görev adamı ben ve HH yollanıyoruz hemen. Yolda elinde wake board taşıyan turisti görmemiz moralimi biraz bozsada takmıyorum çok. Marina ne manyak bi yermiş, yabancı yerliler bisikletleriyle gelmiş teknelerini zımparalıyorlar falan. Mis gibi hayat. Sinir bozukluğu. Tekne sağlam, ver elini İzmir.
- Dönüşteyiz artık. Gökova rampasına gelmeden benzin ışığı yanıyor, kankam tutturmuş OPET diye. Ama süper über beyinlerimizle yolda kalırsak ne yapacağımızı buluyoruz. Benzin biterse ters yöne geçeriz, rampa aşağı ineriz, orda bi benzinlik geçmişizdir kesin! Rampa da ben zıttırtma ağzına al şu Shell’den 20 lira, gerisini alırız ilerden diyorum, alıyoruz 20 lira. Kıt benzincinin kıt marketinden light kola ve kalan tek tatlı olan Benim-o diye bir şey alıyoruz. Oha süper bişiy, yutuyoruz 10 saniyede. 2 saat gidiyoruz. Diyorum lan daha Bafa’ya gelmedik ne iş?. Maç yalan ilk yarı! İspanya’ya karşı ne yapar bizim milliler biz izlemeden. HH diyor olm bu yolu gelirken sen kullanmıştın, kaçla geldin olm? Ben diyorum çok basmadım be ya! Sittie çekse de olayın HH’nın katırlığından olduğu anlaşılıyor. Bizi geirken Söke ayrımından otobandan çıkarmış, ondan Marmaris tabelası görmemişiz. Aslında otoban aydına kadar gidiyormuş. Normal Marmaris yolu ordanmış. Muğlayı geçince otobana giriyoruz. Gene bir Oha çekiyoruz, 1 saate izmirdeyiz. Bekle bizi milli maç.
- Bir ara otobana çıkmadan 2 gidiş 2 geliş yolda, kolalarımız sigaralarımız, tam derin muhabbet giderken, yanımızdan hızla bir araba geçiyor. HH yol ne zaman tek şerit oldu az daha çıkıyordum sik gibi diyor. Ben de ne biliyim, güvendik sana yola mı bakalım sürücü adayı öğretmeni kıvamında diyorum. Ama HH haklı yol tek olmamış hiç, dana gidişten kaptırmış abanıyor. Ah güzel kardeşim ah abanma yok demedik mi?
- Bu arada HH bi hayal patlatıyor, sabahki benimdi bu onun. Aynı konsantrasyon takılıyoruz hayale. Hayal şu; Amerika’da kamyon şoförüyüz, çok karizmayız (o standart zaten) aynen böle o eyalet senin bu şehir senin geziyoruz. (kamyon boş heralde ki istediğimiz her yere gidebiliyoruz hayale göre). Sevgili HH ama diyor kızlar bakar mı bizim gibi 2 türke orda, ben rakı masası klişesi patlatıyorum ki içi rahat kursun şu hayali; Olum önemli olan özgüven, özgüven, özgüven. Doğru diyip hak veriyor, rahatlayıp hayaline devam ediyor. Hayalden sonra 15 dakika geçiyor, düşünüyoruz belli. Diyorum ki ya kanka galiba benim sabahki hayal daha iyiydi. Duruyor 10 saniye (ki 10 saniye gerçek hayatta uzun bir süreye karşılık gelir) Evet evet öyle diyor. Koy kötüne bu hayalin.
- Bu arada otobanda bitiyor. Güzel İzmir. Özlemişim. 2 gün daha buradayım ve yapacağımız her şeyi biliyorum. Yürümek, bira içmek, uzun muhabbetler, bayanlar ve açıksa Bios.
- Bitiyor bir değişiklik daha. Kendimi biraz daha iyi hissederek, izmirde bir ara kesin yaşayacağıma emin olarak, HH’yi özleyeceğimi bilerek ve izmirin gittiğim son 10 yılda neden hiç değişmediğini düşünerek İstanbul’uma geliyorum. Sabiha gökçenden çıkıp otobana çıktığım anda Avrupalı havayı kaybediyorum.
- Sıkılıyordum İstanbul’da, martta patlamak üzereydim. Son dakika gölü oldu bu mart için. Rahatladım.
Bu haftasonu organizasyonunda hiçbir canlı zarar görmemiştir (cama vuran sinekler ve arabaya girin HH’nin üstene attığım örümcek hariç). İstabuldan çıkıp Marmarise kadar tüketilenler ise aşağıda liste halinde belirtilmiştir;
- 6 Bardak kahve.
- 2 Paket Marlboro
- 1 Paket Lucky Strike
- 4 Miller
- 4 Coca Cola Light
- Baya bi su
- Benim-o Adında Bisküvi
- 2 Porsiyon Çöp Şiş
- 4 Kişi kuvvetinde salata.
- 2 Cheeseburger (büyük)
- 130 Liralık Benzin
- 600 km yol
- Stres ve Yaşamdan soğuma!
Cheers!
Starbucks CityMug Collection
1Starbucks’ın mugları, termoslarını çok seviyorum. Haftasonu da bana çok anlamlı bir hediye geldi, açtım baktım ne göreyim: Starbucks’ın CityMUg koleksiyonundan bir parça!
Cem’in inekli bardağının kulbunu kırdıktan sonraki üzüntüyü anlaybildiğim için, benim oyuncaklarımın arasına yeni bir tane eklenmesinin sevincini doya doya yaşadım ve şu anda işyerimde masamda durmakta
Nasıl birşeye benzediğinin cevabı da aşağıda:

Hediyelik Bardacık Kartpostalları
1İzmir’den okuyucularımız olduğunu biliyoruz. Zaten istatistiklerde yaklaşık tüm okuyucu oranının 4%’ü bu güzide şehirdenmiş. Şimdi niye İzmir diye girdin diyeceksiniz, benim baya bi İzmirli arkadaşım var. Bunlarla en fazla dalgayı da andaç, gevrek, çiğdem, darı filan diye acayip acayip kelimeler kullanmalarıyla geçerim.
Aslında çok hoşuma gidiyor! Yıllardır Ege’de tatil yaptığımdan dolayı o yöre halkının böyle kendine has kelimelerini duymak güzel oluyor.
Aaah, gözüme güneş girdi ya! Pardon, güneş mükemmel şekilde doğuyor şu an ve pencereden içeri süzülüyor da… Bir an geçici körlük yaşadım…
Dağıtma konuyu diyerekten kendime, Trendometre’de gördüğüm bir yazıda tanıtılan izmiriz.com sitesini ben de duyurmak istedim. Birsürü hediyelik eşyanın bulunduğu bir site… Bazıları da komik..
Aynen yandaki kartpostal gibi!
Aynı zamanda Gittigidiyor’dan da satın alabileceğiniz bu ürünleri İzmir’i tanıtmak, hatırlatmak için kullanmak bence çok akıllıca!
Uff… Canım resimde görünce şimdi, cidden “bardacık” çekti!
