Posts tagged izlenimler
Törkiş dilaytz(!)
0Yine inanılmaz bir hipotez ile geliyorum.
Bugün büyük abilerimle yaptığım derin sohbetler sonucunda şunu ortaya çıkarmış bulunmaktayım:
“Türk kızları, vefasızdır!”
Geçen bir arkadaş ortamında tam tersi savunulmuştu. Hem de çok sevdiğim bir kız arkadaşım tarafından. Darlandım tabii ki de karşı da çıktım.
Şimdi bu konuya ağırlık veriyorum.
Lütfen not edin; bundan sonra muhtemelen niye böyle diyorsun, siz erkekler hep böylesiniz tarzı şeylerle gelmeyin. Sadece bir hipotez. Ciddi çoğunlukta ters hareket örnekleri gösterirseniz, her şekilde kabul ederim ama düşüncem değişmez, o ayrı.
Türk kızları vefasızdır çünkü beraber olduğu erkeği maddi, manevi veya fiziksel, her anlamda güçsüzleştiği anda terketme potansiyeline sahiplerdir.
Bunun çevremde birçok örneği var. İsim de adres de yapmam ama kesinlikle bu böyle. Böyle gelmiş, böyle gider. 60 yaşındaki amcalar da bunu diyorsa, bir bilinen vardır, değil mi?
İşin en ilginç tarafı burada, maddi bölümü. İğrenç bence. “Herşey para mı yani?” diye sorası geliyor insanın. Hayır, benim başıma böyle birşey gelmedi ama ben kesinlikle beklerim. Kesinlikle güvenmeyecksin bu konuda. Biriyle konuşmuştum, Rus eşi vardı ve bunu demişti: “Türk kadınları ile Rus kadınları arasındaki fark, sadece vefadan ibaret bence!”
Çok vurucu bir laf. Herkes 90-60-90′dan bahsederken adam nereden giriyor diye düşünmüştüm ama sonradan çaktım köfteyi.
Türk kızları namus konusunda yanlış düşünürler.
Bu en nefret ettiğim kısmı. Türk kızları nasıl bir dogma ile büyümüşlerse, namusun sadece bacak arasında, sadece sekste olduğunu düşünürler. Yuh! Yuh yani! Buna hiç inanamıyorum… Sonra da bok atarlar, “ecnebi kızları namussuz onunla bununla her gece …”
En azından; onunla bnunla ters ilişkiye girip de ben bakireyim ayağına yatmıyorlar, bebeğim… Yatacaksa yatıyor, yatmayacaksa yatmıyor. Ne naz var, ne ayak.
Devam et, önce kafandaki bekaret zarını diktir…
Off, yine sinirlendim. Sakinleş… Nefes al, nefes ver… Neyse.
Türk kızları toplumsal baskı ve gelenek kurbanıdır.
Geçenlerde nerede dinlediğimi hatırlamıyorum ama bir kadın psikolog muydu, sosyolog muydu neydi, TV’de çıkmıştı; Issız Adam hakkında yapılan yorumlara kendi yorumlarını ilave ediyordu. Dikkatimi çekti bir an ve kadın inanılmaz bir şekilde erkek tarafını tutuyorodu filmde. (Normalde bütün kızlar, Ada’yı tutuyordu ya ondan inanılmaz geldi)
Kadın çok güzel bir noktaya değinmişti; son dönemlerde belki ülkenin durumu belki de kültürel erozyon belki de sadece zamanla ile birlikte körelen, değişen değer kavramlarının Türk kızlarını vurmasını eleştiriyordu. “Öyle bir ortamda büyüyorlar ki; kızlara verilen en büyük öğüt, zengin, başarılı illa ki yakışıklı, kariyer sahibi bilmem nenin oğlu, bilmem nerenin patronu tarzı herifle evlen de kurtul!”
E bu durumda ne oluyor? Erkek tarafının zaten zar zor gösterdiği ince ruhunu iyice törpülüyorsun! Sonra da Türk erkekleri hayvan! Yok ya? Bu hale getiren kim? Suçu biraz da kendinizde arayın. Herşey size güllük gülistanlık be. Feminizme hayır demiyorum, çok bir fanı sayılmam ama belli bir dozda evet olması gerekli kadın-erkek eşitliği filan da kardeşim buna kaptırılıp da güç dengeleriyle oynamanın alemi yok.
Benim fikirlerim, hatta daha doğrusu izlenimlerim bunlar. Tartışmaya da açığım.
Zaten tüm arkadaşlarıma dediğim gibi; bu duvarları yıkacak insanla direk evlenilir be kardeşim!
Herkese selamlar.
2009 / To-do list
2Klasik, belki de her kişisel blog sitesinde yeni yılın ilk postlarından biri olan “bu sene ne yapacağım bak bak hele!” yazısını ben de yazmasam olmazdı tabii ki…
Şimdi bunu liste halinde miii yapsaaaam, yoksa böyle hikaaaye şeklinde mi… Hikaaaye gibi olsun.
Evet yaklaşık eve 6 saat önce geldiğimden dolayı ve 2 saattir de ayaktaysam hayvani alkol tüketiminin üstüne sadece 4 saatlik uykuyla ve yatağa da aslında dehidrasyonu önlemek amacıyla içmek istediğim suyu dökmüşsem demek ki ilk yapacağım şey bu mereti azaltmak olmalı. Biraz aabarttığımı artık ben de düşünmeye başladım. Çok seviyorum, bence çok eğlenceli ama artık bir yerden sonra hayatınıza yarardan çok zarar getiren şeylerden biri. Kadınlar gibi. Bu konuya biraz sonra geliyorum. (Bak bii baaak ne anlatacam!
) Evet, bu 1 di.
2 olarak; zaten başladığım bir insiyatifi devam ettiriyorum ve zaten sosyal olarak takıldığım tütünlü maddelere (kafa yapıcı değil lütfen yanlış anlaşılmasın) de dur demenin vakti geldi. Ki dedim bile. Ki dün test ettim ben bu işi yapabiliyorum. Stop.
Şimdi gelelim 3′e. Yaklaşık kendimde fazla gördüğüm 3-5 kiloyu ve zamanında hatırladığım kadarıyla sinir stresimi en iyi bıraktığım yer olan spor salonlarına geri dönüş planlamaktayım. Bunun için hatta 3 gün içinde gidip bizim hemen köşebaşındaki spor salonuna konuşmam lazım. Bununla beraber şu ana kadarki en büyük planlarımın sağlık alanında olduğunu farkettiniz. Bu yüzden Arif Takvimi’nde 2009 Sağlık Yılı diye geçiyor. Hahaha. İğrenç espriydi, kabul ettim.
4. Master’ı bitirmek lazım. ZAten gidişatı iyi yani hani bitmek bilmeyen birşeymiş gibi söylemiyorum ama galiba okumaktan biraz sıkıldım, yine bir araya ihtiyaç var
Şimdiki madde, yani 5., bir üsttekiyle de aslında biraz alakalı. Galiba artık askere gitmemin zamanı geldi. Bu konuyu da Haziran’da enine boyuna tam düşünüp karar verip mümkünse bu sene içinde bu işi de halletmek istiyorum aslında. Ama görüldüğü üzere çok da öncelikli değil, muallakta kalan bir konu.
Sonuncu olarak da, şu kadınları anlamayı bırakmayı düşünüyorum. Vallahi bir sene boyunca bununla uğraştım 365 günde yapamadıysam valla demek ki olmuyordur diye düşünüyorum. 365 gün direkman konu hakkında. Yoksa bir ömür giden birşey bu aslında. Amaaaan, boşverin gitsin. Hayırlısı demek lazım.
Vallahi 2009′dan bunun dışında klasik dörtlüyü istiyorum. Barış, sağlık, başarı ve mutluluk. (Bkz. Pazarlamanın 4 P’si
)
Böyle yani… 2009 tekrardan herkese mutluluk getirsin, umarım herkesin beklentileri gerçekleşir…
Hayata bakış açımı değiştiren şarkılar
0Beni tanıyanlar az çok bilir, çoğunluk olarak rock dinlerim ve severim ama müziğin evrensel olduğundan yola çıkmışımdır ve her tür müziğe saygım vardır; mümkün oldukça herşeyi dinlemeye çalışırım. Şimdi aşağıdaki listede de çok ama çok farklı türlerden şarkılar bulacaksınız, baştan bunu belirtmek istedim… “Bu ne lan bunlar oradan burada toplama” filan demeyin diye… Çünkü hepsinin benim hayatımda cidden ruhumu kurtaran bir yönleri var.
Hatta mümkün oldukça hepsinin nerede dinlediğimi ve ne hislerle dinlediğimi de listelemeye çalışacağım.
- Timbaland feat. One Republic – Apologize
Bu şarkı ve aşağıdaki şarkı (Low) direkman Mallorca’da dinlediğim ve kafayı yediren şarkılardandır. Hayatımın en sıkıntılı anlarında kopup gittiğim bu süper yaz tatilinin en uçuran şarkılarıydı her ikisi de… - Flo Rida – Low
- Pearl Jam – Black
Tek geçtiğim bunalım şarkılardan. Ne zaman bunalmış ve depresifsem, Eddie Vedder ve arkadaşlarının bu “masterpiece”ni açar dinlerim ve hiç bıkmadım, bıkmıyorum, bıkmayacağım. - Robbie Williams – Strong
Sabah uyanıp da bugün dünden daha güzel olacak dediğim zamanlarda aklıma çalan şarkı hep bu olmuştur! Bu Salı gününden beri çok dinliyorum!
- Megadeth – Family Tree
Aile önemlidir. Mustaine önemlidir. Ergenlik çağında yine de ailenin sizi kendine çektiği dönemler vardır, o zamanların kurtarıcı şarkısıdır… - Whitney Houston – I’ll Always Love You
Bir kızla ilk dansımı bununla yapmıştım… - Vega – Bu Sabahların Bir Anlamı Olmalı
Çok ama çok depresif bir zamanımda (okul, iş, özel hayat vs.) bu şarkı yeni çıkmıştı ve hala da dinlerim bıkmadan… - Damien Rice – Blower’s Daughter
Yorum yok; sözler, müzik ve yorum herşeyi anlatıyor… - Historie De Ifa – Elegibò
Baharıma bahar katan şarkı! Mutlu ediyor beni! Güney Amerika… (Bu konuda sürpriz planların kokusunu alıyor musunuz?
) - Savage Garden – Truly Madly Deeply
Zamanında (baya oldu…) bir kızın peşinden çok koşumuştum… O zamanlar, Darren Hayes ve kankası bu şarkıyla sonbaharda yürürken, ben de batan Karaköy iskelesinden alt geçide doğru yürüyordum… - U2 – One
Gelmiş geçmiş en iyisi… Klibi yeter. Her anımda bıkmadan dinlediğim şarkıdır…

Uzaklaşmak #2
0
Ben Harper’ın Welcome To The Cruel World albümünden bir şarkı olan Walk Away’den bir parçayı daha önce yazdığım bir yazının devamı olarak yazmak istedim…
Sometimes you just have to walk away
Walk away
With so many people to love in my life
Why do I worry
about one?

