Posts tagged hediye
Şansın Bol Olsun
0
Bir kez düşünsene!
Çok da zor değil gerçi…
Sevdiğinin kollarında bir an
Ufak bir an.
Herşey duruyor,
Duraksıyorsun,
Manasız bir şekilde iki güzel göz sana bakıyor;
Ne oldu diye…
Sorun ne?
Halbuki sorun yok.
Sorun; sorunsuz bir ilişki bu mu diye sorgulamakta…
Sorunsuz…
Sınırsız…
Ve istemeye istemeye o anın bittiğini düşün.
Sonunda yokolacağın anı.
Bir anda sevdiğinin kollarından çıktığın anı…
Göremeyecek olsan da
Onu isteyebilmenin uzun süre sonra,
Yine,
Yeniden
Tadını çıkarmayı düşün.
Fazla kurcalama.
Kurcalasan da fayda yok..
Olmayacak duaya amin demektense,
Olmamış çocuğa isim takmaktansa,
Olan her güzelliğe hayran olmak bambaşka.
Ama gidiyorsun, gidiyor…
Ben, sen, o, herkes…
Ve tek kalan sadece teninde onun kokusu olsun.
Ya da ondan ufak bir hediye.
Ve sabret.
Ve bekle.
Ve “hayırlısı” de.
Sonra sadece gülümse.
Fazla birşey yok yapabileceğin.
Aynen seni evine bırakan taksici abinin dediği gibi;
“Şansın bol olsun arkadaşım…”
Hediye Alternatifi
0
Bana hediye almak isterseniz size aşağıda nasıl olması gerektiğini gösteriyorum.
Bakın hadi, Temmuz’a kadar doğumgünü hediyesi olarak bulabilirsiniz…
Starbucks CityMug Collection
1Starbucks’ın mugları, termoslarını çok seviyorum. Haftasonu da bana çok anlamlı bir hediye geldi, açtım baktım ne göreyim: Starbucks’ın CityMUg koleksiyonundan bir parça!
Cem’in inekli bardağının kulbunu kırdıktan sonraki üzüntüyü anlaybildiğim için, benim oyuncaklarımın arasına yeni bir tane eklenmesinin sevincini doya doya yaşadım ve şu anda işyerimde masamda durmakta
Nasıl birşeye benzediğinin cevabı da aşağıda:

Yeni kalemim
0Viyana’dan beri yazı yazarken çok mutluyum
Neden diye soracak olursanız, tabii ki en büyük hastalığım olan kalem konusunda kendime yine bir hediye aldım.
Bu seferki LAMY marka. Hatta direk şöyle geçmekte: LAMY st tri pen Mehrsystemschreiber
Çelik kasa, Almanların “Mehrsystemschreiber” dedikleri cinsten. 3′ü bir arada tarzı. Kurşun kalem, tükenmez kalem ve portakal rengi kalem birarada.
Hediyelik Bardacık Kartpostalları
1İzmir’den okuyucularımız olduğunu biliyoruz. Zaten istatistiklerde yaklaşık tüm okuyucu oranının 4%’ü bu güzide şehirdenmiş. Şimdi niye İzmir diye girdin diyeceksiniz, benim baya bi İzmirli arkadaşım var. Bunlarla en fazla dalgayı da andaç, gevrek, çiğdem, darı filan diye acayip acayip kelimeler kullanmalarıyla geçerim.
Aslında çok hoşuma gidiyor! Yıllardır Ege’de tatil yaptığımdan dolayı o yöre halkının böyle kendine has kelimelerini duymak güzel oluyor.
Aaah, gözüme güneş girdi ya! Pardon, güneş mükemmel şekilde doğuyor şu an ve pencereden içeri süzülüyor da… Bir an geçici körlük yaşadım…
Dağıtma konuyu diyerekten kendime, Trendometre’de gördüğüm bir yazıda tanıtılan izmiriz.com sitesini ben de duyurmak istedim. Birsürü hediyelik eşyanın bulunduğu bir site… Bazıları da komik..
Aynen yandaki kartpostal gibi!
Aynı zamanda Gittigidiyor’dan da satın alabileceğiniz bu ürünleri İzmir’i tanıtmak, hatırlatmak için kullanmak bence çok akıllıca!
Uff… Canım resimde görünce şimdi, cidden “bardacık” çekti!
Başka Bir Sevgililer Günü Hikayesi
0…
Bir ay olmuştu…
Sevgililer Günü diye bir kavram mı vardı?!
“Lanet olsun!”du…
Kim bulmuştu ki bu gerizekalı günü?
Emperyalist, kapitalist düzenin bir gecelik aşkıydı. Zaten hiç sevmemişti, çok özel kutlamalar da yapmazdı bu gün için, yapmamıştı da hiç.
Ne yapması gerektiğini biliyordu. Zaten alışkındı yaklaşık bir aydan beri. Gidip yine, bir bar taburesi üstünde (bkz. Teoman) içecekti. Ha evde, ha barda; ne farkederdi ki? Önemli olan beyninin uyuşması ve o günler için mutluluğu tek bulduğu yer olan rüyalara yatakta tavanın haritasını çıkarmadan girmekti.
Hem en azından bakardı şöyle bir zavallı çiftlere. “Enayisiniz siz, ha bu arada muhtemelen bir süre sonra ayrılacaksınız; bok var, eğlenin!” diye bağırırdı içinden küçük dili koparcasına. Biranın yanına patatesten daha güzel bir atıştırmalıktı bu nefret o sıralar onun için.
Sonra birazcık tembelleştiğini hissetti. O sırada “Pearl Jam – Black” çalıyordu, “kurtarıcı şarkım” diyordu ona. Açtı bir bira, hafiften kıstı ışıkları da. Resimlere baktı biraz. Çok dayanamadı, kapadı.

Telefonu çaldı… Arayan teyzesiydi. Çok severdi onu, aralarında 15 yaş olmasına rağmen beraber takılabilme potansiyeli maksimum olurdu.
-”Hadi gel bizle, biraz kafanı dağıtırsın”
İlk bir duraksadı. “Zaten benimki bok olmuş, bir de başkasını niye zehir edeyim ki?” dedi içinden. Ama ısararlarına dayanamadı, gitti. Bir masanın kenarında yitik bir şekilde oturdu saatlerce. Anlattı kendince birşeyler, dinleniyor muydu; umrunda bile dğildi. Ama dinlenirdi ya… Teyzesiydi, anne yarısı…
Çıkarken mekandan, eline bir gül ile bir CD tutuşturuldu mekanın garsonları tarafından. Halkla ilişkilere bakan kız da çok şekerdi aslında… “Allah bilir, sen kimleri yaktın böyle?” diye sorası geldi… Yutkundu ve aldı hediyeleri. İçtiği biraların rehavetinden gözleri kısılmış, zoraki bir şekilde gülümseyerek kızdan aldığı bu hediyelere baktı bir süre anlamsızca.
Merdivenlerden indi… Arabaya giderken sağda duran ağzına kadar dolu çöp kutusunun üstüne gülü yavaşça koydu.
Düşmesini istemiyordu ama onun için bir anlamı da yoktu bu çiçeğin.
O an, hayatında bir güzelliğe hele de böyle saf bir güzelliğe yer bulamıyordu kendince…
Eve girdi; bilgisayarı zaten açıktı; o sırada Starsailor’un albümlerini indiriyordu…
CD’yi taktı…
Çalan şarkı umrunda değildi -şu an bile hatıralmıyordu ya- , sadece birazcık dudakları titredi… Sağ üstteki çarpıya basabildi zamanında…
“Keşke hayatımızda bazı olaylar için de böyle bir çarpı düğmesi olsa” dedi içinden…
Kapadı ışığı, uzandı yatağa…
Şimdi yine mutluydu, rüyaya dalmıştı yine çünkü…
Ben buralara çok şeyler yazıp sildim…
0Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Olmadı.
Bazılarını yazamadım.
Söylemek istediklerimi.
Burada da yutkundu aynen boğazım gibi klavyem.
Paragraf paragraf yazdıklarımı sadece istediklerimin okumasını istedim.
onların bunları okurken ne hissedebileceğini düşündüm.
Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Yemedi.
Kan revan içinde gözlerimin içinde göreceğiniz yalnızlığıma bir eş aramak istedim.
Yaralarımı sarması için birine boş mektuplar yazmak istedim.
Sözlerin bittiği yerin burası olduğunu farketmeyi, farkettirmeyi istedim.
Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Kötü oldu.
Beğenmedim.
Sana yakışmaz dedim, methiyeler gerekli dedim.
Kaybedeceğini bile bile girerek hayata blöf çektim.
Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Çekindim.
Elimde kalan hediyelerin benimle konuştuklarını yazmak istedim.
Loş ışıkların gölge oyunlarında, zihnimin bir köşesindeki replikleri yazmak istedim.
Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Duygusuz olmayı seçtim.
Her konuştuğumda sevgileri kaybetmemek için yazmak istedim.
İyi insan olmanın gereksiz olduğunu düşünürken kötü adamın el kitabını yazmak istedim.
Yapamayınca gerildim.
Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Gururlu olmayı seçtim.
Okusan neler düşünürdün diye merak etmekten vazgeçmek istedim.
Telefonumdan numaranı silmek istedim.
Adını bile duymak istemedim.
Dönüp dolaşıp yalnızlığımı yine sana söyledim.
Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Akıl vermek istedim.
Kapanmış gözlerini açan biri olmak istedim.
Mutluluk hayalleriyle mutsuzluk kuyusuna atlama demek istedim.
Senin kurtarıcı prensin olmak istedim.
Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Bekledim.
Bir cevap bekledim.
Bir hareket bekledim.
Seni beklerdim…
Ben kalbime çok şeyler yazıp sildim…
En sevdiğim hediye nedir?
0Çok net: Kalem, kalem, kalem, kalem
Arif’in kalbine giden yol deftere çiziktirecek bir şeyleri ona hediye etmekten geçer!
Kesinlikle çok büyük bir saplantım var. Hatta şeyi farkettim ne zaman Nezih vs. gibi bir yere girsem 1 YTL’lik bile olsa bir kalem alıyorum. Şirkette en sinirlendiğim şey, birinin benim kalemlerimi kullanması. Kalemim elimde olmadan bilgisayarda bile bir şey yapamıyorum. Derste kesinlikle bir şeyler karalamam lazım not alımyorsam bile.
Bu hastalık.
Çiziktirmek aslında bunlar için çok basit. Onlar bir gösterge, zerafet abidesi, karizma nesnesi HERŞEY işte!
Konu nereden mi çıktı?
İşte bundan dolayı:

Hatta bu sadece bir başlangıç Graf serisi … Asıl bu da var ki of off…
Bir Mont Blanc, bir efendim S. T. Dupont…
Çok güzeller ama yaaaa!!!!



![Reblog this post [with Zemanta]](http://img.zemanta.com/reblog_c.png?x-id=01f53c36-d65e-4775-aa6b-29c9bb0161f4)