…hayat kırıntılarını avuçiçinde biriktiren site..
hayat olarak etiketli yazılar
yaparlar hacı
22 Ağu
yaparlar.
utanmadan gelirler, derler adama senden iş çıkmaz diye. sonra çıkarlar bir de seni namussuz yaparlar. üstüne hiçbir şey yetmez alkoliksin diye parmaklar doğrulur sana. sen ise orada hepsini çizmeye çalışırsın sadece. o arada koparırsın olayları kafadan rahatladım dersin. bırakmazlar seni patron. gelirler sana, evire çevire maymun ederler. her yere smiley yazıp çizerken ağlatırlar adamı. aylar sürer gözyaşlarını silmen. bırakmazlar da öyle kaldırırlar vurup yere sererler. olmadı mı? bir daha!.. kaçasın gelir usta. gidesin gelir buralardan. yollarlar. uğurlarlar. bayraklarla sevgi sözleriyle. hiç demezsin bunlar mıydı bana sırt çeviren diye. iyi düşünesin gelir kanka. bırakmazlar rahat seni. derler sana iyisin ama sen derler. kötü olma diye durdururlar seni. yaparlar hacı. inanma. sonra bırakır gidersin. çizersin kafayı. ya sabırlarla geçersin üstünden. çıkar gelirler hacı. bırakmazlar, yaparlar hacı. hiçbir şey olmamıştır aslında o sırada. onlar için. herşey normaldir, yaparlar hacı…
sonra sen çıkıp da intikam için tüm kalpleri, tüm vücutları bir potada erittiğinde…
…cellat olursun, şerefsiz olursun, p*ç olursun.
yaparlar hacı…
ne ağzın var kemiği…
ne de sansürü hareketlerin.
İlgili yazılar:
Kendime Kısa Bir Mektup
7 Tem
Bu sefer ne sana ne başkasına bu yazı. Bu sefer direk kendime yazıyorum. Bu bana kısa bir mektuptur…
Bırak artık geçmişi. Bırak kötü anıları. Bırak acıları, kederleri. Keşke’lerle yaşamayı bırak. Sen bu kafayı çoktan aştın, kendin de biliyorsun. Hataların kimse için değil ama sadece senin yararına olacağını biliyorsun. Yapmamak için kastıkça daha da battığının farkındasın. Siktiret diyenlere niye diye soracağına bunu yapmayı hiç düşünmüyorsun. Karşılaştırmaları boşver. Hayatına bak. Eğlenmene. Kazanmana. Sen bu yolda olunca zaten gelecek istediklerin. Yanında duracaklar. Evet farkındasın. Birşeyler hissediyorsun artık. Bunu anladın bir süre önce. Belki de kalbin hala çalışıyor. Perte çıkmamış. Ağır yaralı olsan da nefes alıyorsun hala. Yetmez mi? Kimse öpmez mi o halde? Yaşama döndürmez mi? Döndürür. Döndürecek. Döndürüyor. Biliyorsun diyorum ya sana. Olay böyle drama yaratma değil. Kimselere bakma sen. Kulak asma kimselere. Biliyorsun kendini. Acındırmak değil, üzülmek artık hiç değil… Bu bambaşka, bu iç dökme… Gergin sinirlerin için kemirmesin içini boş kuruntular. Kimin ne yaptığını neden yaptığını boşver. Karşındakinin hareketlerinden anlam çıkartacağına, kendi hareketlerini kontrol et. Öyle bir hareket yap ki herkes sana hayran olsun. Ne olacak ki? Yok mu hiç özgüvenin? Var değil mi? Hayvan gibi var hem de. Biliyorsun. Hatta kötü bile diyorsun buna. Değil. Kötü dediğin bencilliği çıkar ortaya. Farkındasın kimsenin seni üzemeyeceğini, buna izin vermeyeceğini biliyorsun. Herşeyi biliyorsun. Seni kimin sevdiğini biliyorsun. Kimin seni düşündüğünü hissedebiliyorsun…
Daha ne?
Hatta ve hatta…
Ulan ya herşeyi geç de…
Herşeye rağmen….
Bu satırları yazarken hiç mi yok aklında kimse?
Var diyebiliyorsan buna.
Konu kapanmıştır…
İlgili yazılar:
Kumlar
21 Haz
Kumlar…

İnsanın büyüdüğünü gösteren minik kımıl kımıl şeyler.
Ama aslında kumlarla oynarken büyüdüğünü göremiyor insan işte.
Ufakken kumlara dokunmak yeterdi. Avucunun içine alırken akmasını görmek – hayatının da öyle akacağını belki de ilk orada sezinliyordun içten içe.
Sonra kaleler yaptın kendini güvende hissetmek için. Hatta hendekler kazdın dalgalar gelip de hemencecik yıkmasın diye… Korumaktı kendini o zor dünyadan aslında tümünün amacı.
Ergenliğe girince kocaman memeli kadınları yükselttin kumlarda. Ne istediğin belliydi, doğayı bile kandıramadın. O yaratmaya çalıştığın şeyden çok bulacaktın sonrasında ama hiçbiri senin ellerinle yaptığın gibi sana ait olamayacaktı da aslında.
Şimdi şimdi ise sadece bir kalp çizmek istiyorsun küçük bi sopayla. Sadece bir izin olsun istiyorsun dünyada, sadece saf bir duygudan ufalanmış o kumların üstünde.
Yaşlanınca da biliyorsun, suya ıslak ayakla basıp yürüdüğünde o kumlarda çıkan ayak izlerinin hala hayatta olduğunu ispatlaması bile mutlu edecek…
Ama işin ilginci ne biliyor musun?
O kumlar hayatının her döneminde kıçının arasına ya iyi halde saçlarının dibine kaçacak ve sen gidip duşakabinde teker teker ayıklamaya çalışacaksın.
İlgili yazılar:
Yasadığına inanıyor musun?
21 Haz
İskelede, yazlıkta, kıçına batan çivi 6 sene önce kız arkadaşını öperken kıçına batan çivinin aynısı olabilir mi? Şuç kimindir? Çivinin mi? Kızın mı? Senin mi?
Çivi olmasa o anı gelir miydi aklına? Kız olmasa çivi iki değil bir kez mi batardı sana? Umrunda olur muydu?
O anıyı yaşadığına inanıyor musun? Değeri var mı? 6 sene önceki mal çocukla, şimdiki mal adam arasında ne kadar ortak yanın var? 7 senede insan bedeni bile kendisini tamamen son hücresine kadar yenileyebiliyorken, sen neden ruhunu yenileyemiyorsun?
Yoksa suç yok mu? Hayat bu diyip kesip atmak mı gerekir?
Cevaplar mı?
Yok tabii ki.
Belki ”bi büyük” ‘e sorulur, belki sigara paketinin 19. sigarasından çıkar cevaplar. Çok da önemli değildir bu cevaplar zaten, önemli olan çividir, o çivi öyle sivri olmalıdır ki, ikinci batışında da hala sivri olsun, ilkini getirmesin aklına, yeni olan taze olsun, kanatsa bile seni, seni bugüne dair kanatsın.
Kim demiş o çivi sana ikinci kez batarken yalnız olacaksın diye..
İlgili yazılar:
Hayatım’a
28 Ara
Seni özlüyorum bebeğim. Aslında bunu, seni ne kadar özlediğimi belirtmek için yazmıyorum, zaten bildiğini zannediyorum. Paylaşmak istediğim dilediklerim, umduklarım.
Yanına geldiğimde ne ile karşılaşacağımı(zı) bilmiyorum bebek, ilişkimizin çeşitli boyutlardaki çıkmazlara girmesine alışığız nasıl olsa, artık gerçekten acı da verse. Ben sadece umut ettiklerimi yazacağım.
Seninle uyanmak istiyorum yarın sabah; seninle merhaba demek güne; seninle sabah sevişmelerim olsun istiyorum evden çıkma telaşlarına sıkıştırılmış; dönüşlerde yemek hazırlamaların tembelliklere yenik düşmesiyle tatlanan ufak atıştırmalıklar; belki sahilde bir yürüyüş sonrasında, her zaman sıcak olmaz ya hava, kafanda kapüşonun koluma girmişsin, denizden esen rüzgara karşı bedenim siper sana. Döndüğümüzde beraber sıcak bir duş alalım hayatım, çıkınca ben seni kurlarım. Sonra hafif ışıkta alışagelmiş film izlemelerimiz, yan yana, üst üste, uyuyup kalışın göğsümde. Merak etme, ben seni taşırım, yatağım yakın nasıl olsa…
İlgili yazılar:
Bir şey”lik”
8 Ara
Hani şimdi buradan iki kişi gidiyor ya askere, ortalık biraz boş kalacak. Ben de karar verdim, daha fazla yazayım diye; Arif’in şimdiye kadar göstermiş olduğu emekler gerilemesin (hoş Tosun’un kendine hayrı yok ya zaten).
Çok da sık yazamam ama ha, baştan söyliyeyim. Aslında yüz yıldır falan günlük tutmak isterim de, çok sıkıcı be o da, insan her gün dişini fırçalamaktan sıkılıyor. Anlayacağın günlük olmaz heralde, hani belki haftalık bile olmaz ama söz bir şey”lik” yazacağım… Baymamak için enteresan konulardan bahsetmek üzere.
Gelelim geçen hafta sonuna mesela; alkolün seviyesinin yüksek olduğu ve içmeye başlanma saatinin horozla yarıştığı mübarek Cuma günü. Sonucunda, eski fak badi şaşırdı tabi. Bana attığı mesaj şuna benzer bak: “Sen hayatımda gördüğüm en bencil adamsın; zaten seks becerilerini de geliştirmen gerek o ufacık pipinle! (sansürledim)”. Ha hayt diyesi geliyor insanın, hele sebebi şahsı muhteremin üstü açık otobüsün, üstünün açık tarafında oturmayı tercih etmesi, benim de üşüdükten sonra içeri girmem. Ha-hayt…
Neyse, ertesi gün arar özür dilemek için. “Kusura bakma, sana çok kötü davrandım. Her ne kadar kötü bir insan olsan da ortak arkadaşlarımız var, onların hatırına uygun davranmamız gerekiyor. O mesajın seni çok kırdığını biliyorum”. Ha-hayt duble… Sonuç: küfür ederek suratına kapatılır telefon.
Ne mal adamlar/kadınlar var etrafta değil mi Necati abi?
İlgili yazılar:
Gotürsem seni gittiğim yere…
25 Kas
Yoksun işte. Hiçbir yerde.
Belki ihtiyacım olurdu be şimdi sana.
Oralarda sürterken aklında mıyımdır şimdi?
Ya başkasını düşünüp bunalırken?
Aşkın mıdır beni hakikaten yaşatan şarkıda söylenildiği gibi?
Gidiyorum buralardan.
Yokum belki de 20 gün sonra.
Memleketin bir köşesine atılacağım.
Ya sen ne yapacaksın?
Bensiz misin yada benliksiz mi hala?
Sensiz miyim, sensiz mi olacağım hep?
Evet.
Tek şeyi anladım şimdiye kadar.
Dostlukmuş gerçek.
Aileymiş.
Ana kucağıymış belki de en rahatı.
O seni darlatan, en bayan yermiş…
Rutin buluşmalarmış, abaza muhabbetleriymiş…
Daha şimdiden anladım…
Nasıl olacak böyle bilemiyorum ki…
Elimde tek, ulaşabileceğin bir numaran. .
Bir de resmin.
Hayatta çok değişik şeylere bağlıyorum ikimizi…
Birimiz kaçmış bir otobüs, diğeri parasız bir öğrenci.
Yok ki başka derdi – tek şansı o otobüs…
O otobüs ise, belki de o günkü ekmek parasının kader kısmeti o çocukta…
Ama ikisi de kaybeden taraf.
Neden böyle?
Nasıl?
Nasıl ben seni hala düşünüyorum?
Neden hala umursamıyorsun?
Bilemiyorum…
Tek bildiğim…
Mümkün olsa da sadece sesin bile olsa, götürsem seni gideceğim yere…
İlgili yazılar:
5 şişe ile hayat
27 Eki
Demin arkadaşım mail atmış da çok beğendim, siteye koyayım dedim.
İşte hayatımızı anlatan 5 şişe sırasıyla…

İlgili yazılar:
Herşey zaten anlamsız…
19 Eki
Daralmış bir bünyenin akşamında bunun olacağı belliydi…
Geçmişe dönüş.
Her insanın yaşayacağı anlardan.
Gün gelir mutlusundur, aylar yıllar geçer belki de… Böyle bir günde uyanırsın bir enkaz gibi. Mesajlarına dönen olmaz, telefonlarına kimse çıkmaz herkes seni yalnız bırakmıştır. Seni tek bırakmayan masandaki viski şişen, bir iki tane fıçı bir an bir de depresif playlistindir. Hiçbir zaman silmemişsindir onu, her anıyla, her bağdaşan şarkıyla zenginleşmiş bir liste…
Çok sevdiklerim oldu, arkasından çok ağladıklarım…
Dönüp de bakmadıklarım oldu, peşimden koşturduklarım…
Bu hayatın sikikliği aslında. 4S kuralının geçerliliği. Sevene dönüp bakmazsın, sevmeyenin peşinde kul köle. Nereye kadar peki?
Kaşarlandım diyen bu beyin hala niye resetliyor?
Belki de kafa yormamak gerek.
Herşey zaten anlamsız…


