Posts tagged Hayaller

Hayaller…

0

. Üzüntü.

İki farklı uç. Aralarında gidip gelen bir pinpon topu gibi…

İster güzel bırakalım hikayenin sonunu, ister yokedelim tüm mutlu sonları…

Bir kalemde silelim tüm geçmişi, bir kerede tüketelim tüm sevgiyi…

Mecburen girilmiş bu kafaları yaşayalım ayrı dünyalarda, sensizlik kelimesine kadeh kaldıralım.

Kafa karışıklıklarında çekelim güneşi göğe doğru, batıralım dolunayı…

Düşünelim günlerce, saatlerce, gecelerce… Çözümü sonra kadere bırakalım.

Karşımıza çıkan ilk kişiye verelim ipoteğini bu defolu yüreklerin…

Kazancını da harcayalım yine o paramparça taşlardan dizilmiş meyhane yollarında…

Ne olacak değil mi?

Ne olacak ki sonunda?

Bir gidelim bir gelelim… Bu ufak loş odada…

Bir o duvardan bir bu  duvara…

Bakalım sadece pencereden dışarı.

Bir umut buluruz diye o karanlıkta.

Belki yansırsa yüzün o camdan diye dikelim kafaya biraları, şarapları…

Sonrasında da rüyalarda buluşalım.

Aslında en doğrusu da o.

Niye biliyor musun?

Çünkü seni tek masum anacağım yer sadece hayallerin en dip noktası.

Neredesin?

0

whereYa yoksun.
Ya seni görmüyorum.
Ya da sen beni.
Belki de tanışmadık biz seninle?
Mümkündür.

Aklımda biri var sen olmalısın o.
Varsın yani aslında.
Hayallerimde en azından.

Umut besletiyor içten içe bu.
Tek isteğim ise karşıma çıkman.
Tereddütsüz ve cesurca.

Gel de bitsin bu acı.
Çünkü çok sıkıldım
Bu kalabalığın içindeki yalnızlığımdan.

Cam Tavan Sendromu

0

Bir şeyin imkânsız olduğuna inanırsanız, aklınız bunun neden imkânsız olduğunu size ispatlamak üzere çalışmaya başlar.

Ama bir şeyi yapabileceğinize inandığınızda, gerçekten inandığınızda, aklınız yapmak üzere çözümler bulma konusunda size yardım etmek için çalışmaya başlar.
Dr. David J. Schwartz

Bilim adamları pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiklerini görürler. Birkaçını toplayıp 30 cm yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koyarlar. Metal zemin ısıtılır. Sıcaktan rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya çalışırlar ama başlarını tavandaki cama çarparak düşerler.

Zemin de sıcak olduğu için tekrar zıplarlar, tekrar başlarını cama vururlar. Pireler camın ne olduğunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engellediğini anlamakta zorluk çekerler. Defalarca kafalarını cama vuran pireler sonunda o zeminde 30 santimden fazla zıpla(ya)mamayı öğrenirler.

Artık hepsinin 30 cm zıpladığı görülünce deneyin ikinci aşamasına geçilir ve tavandaki cam kaldırılır. Zemin tekrar ısıtılır. Tüm pireler eşit yükseklikte, 30 cm zıplarlar!
Üzerlerinde cam engeli yoktur, daha yükseğe zıplama imkânları vardır ama buna hiç cesaret edemezler.

Kafalarını cama vura vura öğrendikleri bu sınırlayıcı dersine sadık halde yaşarlar. Pirelerin isterlerse kaçma imkânları vardır ama kaçamazlar. Çünkü engel artık zihinlerindedir. Onları sınırlayan dış engel (cam) kalkmıştır ama kafalarındaki iç engel (burada 30cmden fazla zıplanamaz inancı) varlığını sürdürmektedir.

Bu deney canlıların neyi başaramayacakları nı nasıl öğrendiklerini göstermektedir. Bu pirelerin yaşadıklarına cam tavan sendromu denir.
Bir insanın gelebileceğine inandığı en üst nokta, onun cam tavanıdır.

Cam tavanınız hayallerinizin tavan yüksekliğini gösterir.

-Anonim

Ne Gerekirse?

0

Ne Gerekirse
Onu yaparım.

Delirmek güzel
Yalnızlık iyi
Yalanlar hoş
Küfür bir gerek
Arkadaşlık boş
İçmek

Ne gerekirse
Onu yaparım

Ben yanayım
Mefistoyla yanyana
Ben üzüleyim
Sevdiğimi düşünerek
Ben kahrolayım
Gerekirse yaşamıyım
Amasız boş kurayım
Salak bir sineğim
Işığına Geleyim
Büyüyünce kelebek olmayacağını
Bilen her böcek gibi
Bir nefese biteyim

 

3342086766_1c981a7662

Kafası olayım
17 yıl seni düşünüp
Kafayı kırıp
Rüyalarımı yaşayayım

Dilerim ki ıssız kalayım
Bi Leblon’da ben açayım
Şekil şemal hayatımda
Eksikler arayayım
Tatsız orospuların
Prensi olayım

Ne gerekirse
Ne gerekirse

Unutmak için ne gerekirse…

Marmaris’ten Endirek İzmir

0

- ALT BAŞLIK : Gittim Demiştim Ya Sana, Geri Bile Geldim! EGE

- Duygusal bir başlık olsun istedim olmadı, alt başlık yaptım. Duygusal bir unsur olsun istedim yazımda. Budur nedeni.

- Haftasonumu pazartesimi dahil ederek egede geçirdim ve tekrar klişe hayal -olum ben bırakıcam buraları egede bi köy bulucam oh mis. Kendi balığımı tutar yerim-’ in ne kadar faydalı ve gerçekten insanın içinden çıkan çok lokum bir hayal olduğunu anladım. Aşağıda yazacaklarım haftasonu notlarımdır, gerçektir, tıraşlanmıştır, gençlerin büyümelerinde rol oynayabilecek unsurlar yazılmamış olup, alkol görmezden gelinmiştir.

- Cuma 24:00 otobüse biniyorum. Uygun saatli ucuz uçak bulamamışım, Varan kalkıyor muavin geliyor bakıyor ki yanlış yere oturmuşuz, diyor ki ben mesuliyet kabul etmem. Sinirleniyorum ulen sen kimsin benim mesuliyeti alıyosun istesen vermem derken otobüslerde standart gelen asabi teyze kayıyor muavine. Feribota yaklaşırken sızıyorum ben. Bir ara uyanıyorum bursa otogardayız ne işimiz var burda diyorum gene sinirleniyorum. Gene uyuyorum, gene uyanıyorum bu sefer Akhisar otogardayız yok artık! Soför inmiş sigara içiyor, tam sinirlenecekken tekrardan ,asabi teyze tekrar kayıyor muavine! Rahatlıyorum, kahvaltıya kadar 1 saat daha uyuyorum. Haftasonu boyunca bir daha sinirlenmeme kararı alıyorum.

- Saat 8:00′de İzmirdeyim. HH. Karşılıyor beni, ritüel haline gelmiş ile karşılamayı saate uygun olarak kahveye uyarlamış. Kahvelerimiz içerken, arabaya biniyoruz biraz benzin, haydi bakalım Marmaris.

- 2 saattir yoldayız ve açız. Söke’de bize göre alakasız bir yerde starbuck görüyoruz. Yuh diyoruz. Ama gene de girmeye çalışıyoruz. Kapalı. Yola devam. İstanbuldan gelmiş biri olarak, tatil yöresine alışamıyorum. Bafa Gölünün yanında mola veriyoruz. Birer tost yer kalkarız diyoruz. 2 porsiyon salata, 1′er de çöp şiş yiyip kalkıyoruz. Birara Küçük Efe bile söylemeyi düşünüyoruz. Zeytinyağını kendileri üretiyormuş. Ben anlarım diyorum yağdan. Adam anlatıyor, geç hasat alıyorlarmış, aroması ondan daha güçlü oluyormuş. Asitte azalıyormuş böylece. 10 numara yağınız var diyorum adama. Gene de 30 lirayı yaslıyor bize. Direksiyona ben geçiyorum. HH. Müziği devralıyor. Duman dinliyoruz, geçen postta yazdığım mixed tape’i yazmışım Cdye onu dinliyoruz. Düşünüyorum neden HH. İle her yola çıkmamız bir road trip havasına bürünüyor diye. Dile getirince bunu HH. Açıyor Red ve Hot Chili Peppers. Road Trippin’.

road trippin’ with my two favorite allies
fully loaded we got snacks and supplies
it’s time to leave this town
it’s time to steal away

- Araba yavaştan dolmaya da başlıyor. Önce kahve bardakları, abur cubur atıkları, bitmiş sigara kutuları, kola şişeleri, Red Bull kutuları. Hava da ısınıyor, sıcak geliyor bize, t-shirtle terlemeyeli uzun zaman olmuş, HH. İle yol yapmayalı uzun zaman olmuş. Kendimi özgür zannetmeyeli uzun zaman olmuş. Bunlar güzel de peki yola çıkalı 3 saat olmuş İzmir’den, neden hala Marmaris tabelası görmüyoruz.

- Önümüzde karla kaplı dağlar görüyoruz, heralde Saklıkent falan olsa gerek diyoruz, sağa bir viraj dönüyoruz. Ah Gökova. Yeşil ve mavi’yi anlatırlardı burda ama bu kadarını düşünmemiştim. Buralara çok gelmeme rağmen Gökovaya gitmemiş olmama çok kızıyorum. Etraf çok güzel. Kite Zone tabelaları görüyoruz. Kite öğrenmek şart artık. Solda da karlı dağları görüyorum bi yandan. 24 trilyona yakışır bir hayal kuruyorum hemen. Diyorum, bir araba alsak büyük ve hızlı ve rahat. Bagaja atsak 2 set snowboard, 2 set Kiteboard, kamp malzemeleri, Avrupa ve Amerika vizeki pasaportlar, arkaya da bir romörk üstünde 1 jetski, 1 snowmobile. Ah dioruz ah. Evsiz geçicek 2 senenin hayali. Sıkıldık mı, hadi kayalım, sıkıldım mı, hadi Gökova kiteboard, sıkıldık mı hadi Antalya, Amsterdam, Londra, Rio. O kadar güzel geliyor ki bu hayal yakıyoruz birer sigara!

- Hala Marmaris tabelası görmemiş olmamamız, işgillendiriyor bizi. Ulan HH. Yanlış mı getirdin diyorum bizi. Yok olum diyor ne alaka hep geldiğim yol. Giriyoruz benzinliklere soruyoruz. Doğru devam diyorlar hep. Sonunda görüyoruz bir tabela. Marmaris’e giriş kavşağından ayrılıyoruz Aksaza doğru. Asker E.’yi göreceğiz. Esas amaç o. Ama HH. İle yaptığımız her eylemde olduğu gibi bunda da aralarda eğleniyoruz. Artık geldik rahatlaması yaşarken, Aksaz 27Km yazan bir tabelayı hızla geçiyoruz. Diyorum kanka ben yanlış gördüm heralde, O da ya ben 27yi gördüm bitek diyor. Belki dekametre olmadı hektometredir diyor. Gülüyoruz da bu 27Km çekilmez derken Askeri kamp’ın girişinin yakın olduğunu, Aksazın kamp girişinden sonra olduğunu öğreniyoruz.

- 1buçuk saatlik bekleme, 1 çavuş ve 1 uzman çavuşa içerdeki E.nin yanında cebi olduğunu çaktırma, 2şer 30krş’a alınmış kahveden ve bayağı bir sigaradan sonra Marmaris merkeze gidiyoruz. Açız gene. Deniz kenarı bir kafe buluyoruz. Adı Friends. Kalabalık ve güzel gözüküyor. Oturuyoruz. Sonradan anlıyoruz ki gerçekten içerideki herkes gerçekten friends. Sağımızdaki solumuzdaki her tarafımızdaki masalar tanıdık. Çük gibi kalıyoruz ortada. Etraftan kim bu lavuklar bakışı alıyoruz biraz. Biz ise 1 istanbullu 1 izmirli 1 ankaralı marmariste mart ayında ne yapar diye düşünüyoruz. Kankayız üçümüz kısa bir güncellemeden sonra eğlenmeye başlıyoruz. Ama o kısımı yazarsam, üçümüzde hayatımızı normal geçirmekte zorlanırız, ondan yazmıyorum!

- 3 cheeseburger 2 şişede miller, 1 de kahve bardağında miller söylüyoruz. 5:30a kadar içiyoruz, sohbet muhabbet eğleniyoruz. Garsonlar bile kim bu lavuklar kıvamında bakıyor bize. Ulan yiyoruz içiyoruz işte. Avrupa da bu kadar yabancı hissetmedim kendimi, kendi ülkemde bunu bana hissettirmeyi nasıl beceriyorlar diye düşünüyorum. Ah güzel kardeşlerim ah!

- Bırakıyoruz Asker kardeşimizi birliğine sarmaş dolaş olarak. Saat olmuş 6. HH.’nin yakın bir abisi rica ediyor, benim tekne var Marmaris yatch marinada bi gidip kontrol etmeniz diye. Görev adamı ben ve HH yollanıyoruz hemen. Yolda elinde wake board taşıyan turisti görmemiz moralimi biraz bozsada takmıyorum çok. Marina ne manyak bi yermiş, yabancı yerliler bisikletleriyle gelmiş teknelerini zımparalıyorlar falan. Mis gibi hayat. Sinir bozukluğu. Tekne sağlam, ver elini İzmir.

- Dönüşteyiz artık. Gökova rampasına gelmeden benzin ışığı yanıyor, kankam tutturmuş OPET diye. Ama süper über beyinlerimizle yolda kalırsak ne yapacağımızı buluyoruz. Benzin biterse ters yöne geçeriz, rampa aşağı ineriz, orda bi benzinlik geçmişizdir kesin! Rampa da ben zıttırtma ağzına al şu Shell’den 20 lira, gerisini alırız ilerden diyorum, alıyoruz 20 lira. Kıt benzincinin kıt marketinden light kola ve kalan tek tatlı olan Benim-o diye bir şey alıyoruz. Oha süper bişiy, yutuyoruz 10 saniyede. 2 saat gidiyoruz. Diyorum lan daha Bafa’ya gelmedik ne iş?. Maç yalan ilk yarı! İspanya’ya karşı ne yapar bizim milliler biz izlemeden. HH diyor olm bu yolu gelirken sen kullanmıştın, kaçla geldin olm? Ben diyorum çok basmadım be ya! Sittie çekse de olayın HH’nın katırlığından olduğu anlaşılıyor. Bizi geirken Söke ayrımından otobandan çıkarmış, ondan Marmaris tabelası görmemişiz. Aslında otoban aydına kadar gidiyormuş. Normal Marmaris yolu ordanmış. Muğlayı geçince otobana giriyoruz. Gene bir Oha çekiyoruz, 1 saate izmirdeyiz. Bekle bizi milli maç.

- Bir ara otobana çıkmadan 2 gidiş 2 geliş yolda, kolalarımız sigaralarımız, tam derin muhabbet giderken, yanımızdan hızla bir araba geçiyor. HH yol ne zaman tek şerit oldu az daha çıkıyordum sik gibi diyor. Ben de ne biliyim, güvendik sana yola mı bakalım sürücü adayı öğretmeni kıvamında diyorum. Ama HH haklı yol tek olmamış hiç, dana gidişten kaptırmış abanıyor. Ah güzel kardeşim ah abanma yok demedik mi?

- Bu arada HH bi hayal patlatıyor, sabahki benimdi bu onun. Aynı konsantrasyon takılıyoruz hayale. Hayal şu; Amerika’da kamyon şoförüyüz, çok karizmayız (o standart zaten) aynen böle o eyalet senin bu şehir senin geziyoruz. (kamyon boş heralde ki istediğimiz her yere gidebiliyoruz hayale göre). Sevgili HH ama diyor kızlar bakar mı bizim gibi 2 türke orda, ben rakı masası klişesi patlatıyorum ki içi rahat kursun şu hayali; Olum önemli olan özgüven, özgüven, özgüven. Doğru diyip hak veriyor, rahatlayıp hayaline devam ediyor. Hayalden sonra 15 dakika geçiyor, düşünüyoruz belli. Diyorum ki ya kanka galiba benim sabahki hayal daha iyiydi. Duruyor 10 saniye (ki 10 saniye gerçek hayatta uzun bir süreye karşılık gelir) Evet evet öyle diyor. Koy kötüne bu hayalin.

- Bu arada otobanda bitiyor. Güzel İzmir. Özlemişim. 2 gün daha buradayım ve yapacağımız her şeyi biliyorum. Yürümek, bira içmek, uzun muhabbetler, bayanlar ve açıksa Bios.

- Bitiyor bir değişiklik daha. Kendimi biraz daha iyi hissederek, izmirde bir ara kesin yaşayacağıma emin olarak, HH’yi özleyeceğimi bilerek ve izmirin gittiğim son 10 yılda neden hiç değişmediğini düşünerek İstanbul’uma geliyorum. Sabiha gökçenden çıkıp otobana çıktığım anda Avrupalı havayı kaybediyorum.

- Sıkılıyordum İstanbul’da, martta patlamak üzereydim. Son dakika gölü oldu bu mart için. Rahatladım.

Bu haftasonu organizasyonunda hiçbir canlı zarar görmemiştir (cama vuran sinekler ve arabaya girin HH’nin üstene attığım örümcek hariç). İstabuldan çıkıp Marmarise kadar tüketilenler ise aşağıda liste halinde belirtilmiştir;

- 6 Bardak kahve.
- 2 Paket Marlboro
- 1 Paket Lucky Strike
- 4 Miller
- 4 Coca Cola Light
- Baya bi su
- Benim-o Adında Bisküvi
- 2 Porsiyon Çöp Şiş
- 4 Kişi kuvvetinde salata.
- 2 Cheeseburger (büyük)
- 130 Liralık Benzin
- 600 km yol
- Stres ve Yaşamdan soğuma!

Cheers!

Hala..

Hala hissediyorum
Çok çok geç olduktan sonra bile
Hala,

Ara ara, durmadan,
Unuttuğumda gerçeği
İyi niyetin sınırında
Hala,
Hissediyorum

ettiğimi,
Sevmediğimi,
İstemediğimi
Herşeyi
Görmeyebilirim,

Vedam olmadı, yok
Herşey yerli yerinde
Herşey benle ilgili

Kapatıyım gözlerimi
Ağlayayım 6 yıl
Sahte sahte güleyim
Yada unutayım

Ama hala,

Açtığımda gözlerimi
Geceden,
Sakinlik eziyor beni
Sensizlik gülümsetiyor
Ama çektiğimde kendimi düşünceden,
bulamıyor beni..

Bilmiyorum tamam hiçbirşeyi
İnandırıcı deilim tamam..
Ama sikiyim,

Hiçbişey senle alakalı değil,
Hiçbişey onla alakalı deil,

Sadece,
Hala,
Anlam karmaşası herşey..

Ve ben melek gibi çocuktum eskiden,
Şimdi değiştim..

04.05.08 bugün ve istanbulda ben
tek bir şey hissediyorum gerisi için

Sakinim

Hala,….

Bitmesi lazım ama durmuyor,

İyi günlerde yazılmış acı
Kötü gündeki sevinçle içiçe
Bunlar güzel günler..
Yaşanacak günler…

Aslında yaşayasım olmazdı,
Tek cezbeden merak

Ben kimim?

Cennetim olmadı benim,
Şeytana kozum yok,
Tüm bunları videokasedime kaydetsem bile
İlgilenen olmıycak
İzleyen olmıycak
O son geldiğinde
Anlamsız olacak kayıtlarım
Hatırladıklarım
Sevaplarım

Ya günahlarım?

Thom hesabları karıştırıyor
İkiyle ikiyi toplayıp 5 bulurken
Ölmeye razı kaybedince, 4 e razı olamıyınca
Ama günahtan korkmazki insan..

Ölmeye razı olmakla, son vermek farklı mı?

Hala
Genede
Mefisto yada tanrı
Beni unutmuş yada unutmamış olsada,
Gözlerim kapalı görüyor,
Kalbim ritimsiz atıyor
Ellerim artık titremiyor
Heyecan eski bir alışkanlık oluyor

Huzursuz sakinliğim ve ben,
Geri kalan, geriye kalan
Anlam aramayan
Varlığımın absürdlüğüne sığınınan

Hoşçakal yada gülegüle diyemeyen bir ben
Farkediyorum “güzel günlerim bunlar benim”

Eskiden yazdığım gibi
Ölüyoduk biz,
Uzun sürdü
Sonunda oldu

Benim yarattığım kızla,
Ben olmayan bi ben arasında
Sevgi olduğunun şüphesi
Herhangibir zamanda
Tükenmişliğimin hayalleri
Bana neyin hükmedeceğini
Bu kadar ii bilirken
Yalanların yanlışların şiiri
Sevgimle aşkımın yanılsaması..
Ve

Uzaklaşırken herşeyden
Merkezimsen eğer,
Yaklaştığım ne olabilir ki!

Öyle yada böyle
Yaşanmışlık içinde
Yeni bişey yaşanamaz
Tek soru:
Anlatılacak hikayem mi olsun?
Yada
Anlatılcak hikaye mi olayım?

Klişe kalp kırığımın içinde
Kendimi özel hissetmek
Ağlayamayacak kadar
Durumu kavrayamamam
Hepsi benzer

Ve biliyo musun yüzünü hatırlamadığım kız,
Sana değmezmiş, konu başlığı ben
Yüzünü unutamadığım biri olmanı tercih ederdim
Yada daha az basit olmanı
Hiç tanışmamış olmayı,
Olmamış olmanı!

Videokasetimde yerin olmasa
Kaydım olmasa,
Ben olmasam
Gerçekler olmasa,
Hayal kuramasam
Çok anlamlı olucak herşey

Gitmeden önce ama,
Biraz daha videotape,
Biraz daha true love waits dinliycem
Biraz daha koşucam,
Bi kere daha aşık olucam
Bi daha dinlemiycem
.i lanetliycem..

Hepsinden sonra,
En sevdiğim şey,
İçinde sen olmaması olucak
Tüm bunların..
Ama ben bilemiycem

Sonra gidicem, yok olucam tamamen,
İşte tüm bunlardan sonra ölücem
Ölmeden önce belki 1 saniye seni düşünücem
O zmanki huzurumla;
sadece tek bir söz
Tek bir laf
Tek bir düşünce
Yeticek, hatta bunu yazmamın bile yerine geçicek..
Tek bir laf
Tek bir düşünce

“Sen kimsin?”

Belkide benim vedam bu..

Aslında
Belkide
Sadece yoruldum…

Ben buralara çok şeyler yazıp sildim…

0

Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Olmadı.
Bazılarını yazamadım.
Söylemek istediklerimi.
Burada da yutkundu aynen boğazım gibi klavyem.
Paragraf paragraf yazdıklarımı sadece istediklerimin okumasını istedim.
onların bunları okurken ne hissedebileceğini düşündüm.

Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Yemedi.
Kan revan içinde gözlerimin içinde göreceğiniz yalnızlığıma bir eş aramak istedim.
Yaralarımı sarması için birine boş mektuplar yazmak istedim.
Sözlerin bittiği yerin burası olduğunu farketmeyi, farkettirmeyi istedim.

Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Kötü oldu.
Beğenmedim.
Sana yakışmaz dedim, methiyeler gerekli dedim.
Kaybedeceğini bile bile girerek hayata blöf çektim.

Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Çekindim.
Elimde kalan hediyelerin benimle konuştuklarını yazmak istedim.
Loş ışıkların gölge oyunlarında, zihnimin bir köşesindeki replikleri yazmak istedim.

Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Duygusuz olmayı seçtim.
Her konuştuğumda sevgileri kaybetmemek için yazmak istedim.
İyi insan olmanın gereksiz olduğunu düşünürken kötü adamın el kitabını yazmak istedim.
Yapamayınca gerildim.

Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Gururlu olmayı seçtim.
Okusan neler düşünürdün diye merak etmekten vazgeçmek istedim.
Telefonumdan numaranı silmek istedim.
Adını bile duymak istemedim.
Dönüp dolaşıp yalnızlığımı yine sana söyledim.

Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Akıl vermek istedim.
Kapanmış gözlerini açan biri olmak istedim.
hayalleriyle mutsuzluk kuyusuna atlama demek istedim.
Senin kurtarıcı prensin olmak istedim.

Ben buralara çok şeyler yazıp sildim.
Bekledim.
Bir bekledim.
Bir hareket bekledim.

Seni beklerdim…

Ben kalbime çok şeyler yazıp sildim…

Go to Top