Posts tagged geyik

Aynen Kovalainen…

0

Heikki_Kovalainen

Alın beni bu sıralara yeniden

0

Merhabalar efendim.

Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüsü’nden hepinize hoşgeldin demek isterim. Buralarda genelde yalnız kalınmaz ama şu an benim yüksek lisanstaki kankileri benim ders erken bittiğinden dolayı kendi derslerinden çıkmaları için bekliyorum. Bu sırada zamanı boşa harcamayayım dedim. Biraz da bugün S. iş çıkışı ayı gibi yarırarak geldiğinden dolayı erken ulaştım üniversiteye. O yüzden “manzara” denilen mekana gidip yemeğimizi orada yedik. Aşiyana kedi fırlatmamam için konulmuş teller sinirimi bozdu. Buradaki kediler bayağı yavşak ya. Ulan bi dur, insan iki ısırık alsın, di mi?

Neyse… Geçen seneye dönüyorum. Buralarda oturuyorduk bu zamanlar. Havalar güzelleştikçe bunu arttırdık ve efsane geyikler dönüyordu. Bu yavşak kediler yine buradaydı. Hatta bir tanesinin hala resmi var cep telefonumda. Kadraja sığmadı hayvan. Neyse, ne güzeldi… Biz hafif askerden kaçma hafif de yoğunluk azaltması nedeniyle 3 dönemlik masterı bir dönem daha uzatarak bitirme uğruna bizim dönem arkadaşlarından koptuğumuzdan, o zamanları daha da bir özledim ya şimdi. En zevkli dönemdi… Yaz, Boğaziçi’nin Güney Kampüsü, , çıkışta da Bebek!… Heey hey… Neyse önümüzdeki aylar da bunlar tekrarlanır umarım.

Üniversiteye geri dönmek için nedenleri sıralayasım geldi işte böyle bir an üniversite sınırları içinde boş kalınca:

  • Çıtırlar. Tabii ki. Kim üniversite aşklarını ve en güzel zamanlarına giriyor olan kızları sevmez ki!?
  • Sorumsuzluk. Off ya, kimse sana birşey sormuyor ki… Takıl işte… İki vizeye çalışacaksın hayvan, ne bıdı bıdı ediyorsun?
  • Bohem hayat. Fazla süslenmene, traş olmana, giyimine, kurumsal kimliğe gerek yok. Tak götüne kotunu, giy t-shirtini, al eline burma 4-5 A4 kağıt ile bi kalem tamamdır!
  • Günün yarısının boş olması. Genel olarak doğru olan bu maddeyi çok özledim!
  • Geyikler. En çok özlediğim! Evet, işyerinde de bayağı yapılıyor ama artık bir ara ne olur daha fazla yapmak istemiyorum diyip okula gitmiyordum, hatırlarım.

Muhtemelen, bu uzar gider. Hatta buyurun siz ekleyin… Ama o günlere sadece bunlar için dönmek istedim!

Baharda etekler

0

Bahar gelince çiçekler ve böceklerle beraber kız takımının da açılması zaten Türk erkeğinin en büyük isteği ve beklentisidir. Bu konuda da zaten gözü açık olan Türk erkeği faltaşı moduna da girer. Ulan kim ne giymiş, uf şuna bak moduna geçer.

Şimdi zonk diye konuya girdim biliyorum ama bu önemli birşeydir. Mesela, lise zamanlarımızda bahar gelmesiyle beraber “merdiven altı” muhabbetleri artardı. Yoksa kışın Allah’ın soğuğunda, yağmurunda ne durucaz lan orada manyak mıyız?
Ama dediğim gibi, bir açardı güneş, hava takriben 17-20 derece arası… Oy oy oy, gözler şenlenirdi.

Terlememizin en büyük sebebi okulun en güzel kızlarının merdivenlerden koşarak sınıfa gitmeleri olurdu.

Komikti diyeceğim, çocuktuk diyeceğim olmayacak. Yediremeyiz. Bir tane delikanlı gelsin de desin ki eskide kaldı bunlar! Naaaah!

Şimdi herşey işyerinde devam etmekte için.  Bu sefer daha fetiş hem de.

  • “Oğlum nasıl topuklu giymiş”
  • “Abi kızın elbise ne markadır?”
  • “Evli mi sence?” (!!!)
  • vs…

Demek ki anladık ki, bu “masum röntgencilik” hepimizin içinde var! Güzele de zaten bakmak sevapsa zaten iyi işte sorun yok.

Neyse ya, dün yine(!) bir geyikten yola çıkarak bu yazıyı yazasım vardı, yazdım rahatladım. Ben gidip sandviçimi yiyeyim bari.

Duman’ın yeni albüm(ler) de fena değil hani. Balık şarkısını armanğaen ederim efendim…
“Tadına bakacağım…”

Geyikler olmasa

0

Bu aralar insanlarla hep bir dertleşme modeli içinde olduğumdan bunun dışındaki zamanlarımda ortamı yumuşatma ve kendi gerginliğimi atmak adına hep geyiğe sarıyorum. Gerçi tanıyan tanır, bu konuda çok başarılıyımdır -övünmek gibi olmasın- ama bu zamanlarda ekstra bir başarı elde ettim.

Düşününce bu geyikleri döndürsek, döndürmesek ne olur diye… Puff.. 
Bir bakayım…

  • İşyerinde 10 saatim kesinlikle bu kadar kolay geçmezdi.
  • Okula gitmem için bir motivasyonum olmazdı.
  • Arkadaşlarımla zaten ne konuşacağım ki?
  • Güncel dertlerime takıntılı bir insan olarak daha fazla takıp, iyice bunalım halimde yaşamaya devam ederdim.
  • İnsanların -önceki yazılarımı takip edenler bilir ki en nefret ettiğim özelliğim olmasına rağmen yine de vazgeçmediğim- beni üzgün görmesini engelleyemezdim.
  • Çevremde bu çocukla muhabbet iyiymiş diyen insanlar muhtemelen daha az olurdu.
  • Daha az arkadaşım olur(muy)du. Gerçi bana yeteni yetiyor, çok sorun değil.
  • Espritüel yaklaşımların zekaya etkisini gözardı etmemek lazım – anladınız mesajı.

Öff, ne bileyim… Olmazdı kısaca işte. Zaten egoistçe bir şekilde yazılmış geldi bu listelediklerimden sonra tüm yazıyı okuyunca…

Bence geyiğe devam… Non-stop!

Go to Top