arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘galatasaray’

N.K.F.V.A.S.

Pazartesi, 26 Eki 2009 Arif yorum yok

Sarı ile kırmızının kutsallığını kıskananları umursamıyorum.Bu renklere bağlanmış gönül, iyi gününde ne kadar tepiniyorsak kötü günümüzde de yanındayız ’ım.
55.000 gay’in ağzına sakız olacak durumlar sana yakışmaz, kimsenin ağzına sakız yapmayız seni.

Sonuçta “ dostluk, kardeşliktir” sloganıyla çıktığımız bu statlarda hakemiyle, rakibiyle, rakip taraftarıyla çirkeflikler, provokasyonlar varsa – kardeşlik bizim için de biter.

İşte bu yüzden…

b-315893-NKFVAS

Categories: futbol Tags: ,

Perşembe, 01 Eki 2009 Merrt yorum yok

18_252557_29FAN11KEWELL43233

Lise de yıllığıma yazmıştı hala da çok iyi bir arkadaşım olan S.

’dan sonra en kral sensin!

Güzel söylemiş, şimdi bakıyorum yıllığa, çok anlamlı, ömür boyu çok şey ifade edecek bir sözmüş.

Categories: futbol Tags: ,

10′un Ölüm Yıldönümü

Pazar, 13 Eyl 2009 Arif yorum yok

metin oktay

Taçsız Kral METİN OKTAY
Tek Aşkıydı
Senin Gibi Cimbomluyu
Unutur mu Bu Taraftar…

1936 – 1991

Categories: futbol Tags: ,

Europa Leaugue 2009 gruplar

Cuma, 28 Ağu 2009 Arif yorum yok

Gruplarda ve ’nin rakipleri belli oldu.

screenshot.28-08-2009 14.57.26

screenshot.28-08-2009 14.57.56

Ben her iki takımda en az 6′da 4 yapar diyorum ilk bakışta. Çıkacakları kesin bence…

Hayırlısı olsun.

Categories: futbol Tags: , ,

Hoşgeldin Elano!

Salı, 04 Ağu 2009 Arif yorum yok

Biraz geç oldu ama bir hoşgeldini tabii ki hakediyor kendisi. Hem de bu sene Türkiye’ye gelen en flaş transfer olarak. Yine Galatasaray‘da. Boşuna demiyoruz, “In Haldun We Trust” diye. Yemin ediyorum, ben de kız istemeye Haldun Üstünel’i götüreceğim. Bana Abbey’i bile alır gibi geliyor. Abimmm!!! :)

Kral’ın numarası da senindir… Bakalım neler olacak…

Hoşgeldin, Elano Blumer!

Categories: futbol Tags: , , ,

Hoşgeldin Rijkaard!

Cuma, 05 Haz 2009 Arif yorum yok

rijkaard

Hoşgeldin Frank…

Kewell’dan Galatasaraylı taraftarlara dair…

Salı, 12 May 2009 Arif yorum yok
harrykewell_wideweb__470x3130
If anyone wants to say their fans are better (than ’s), I would bet money that they are not!
(Eğer birisi kendi taraftarlarının taraftarından daha iyi olduğunu iddia etmek isterse, onunla olmadığına dair hemen bahse girerim!)
- Harry Kewell

Maç öncesi böyle gaz verilir…

Çarşamba, 22 Nis 2009 Arif yorum yok

Categories: video Tags: , , ,

Semih’in Özür Yazısı

Salı, 14 Nis 2009 Emir yorum yok

Semih Şentürk dün şöyle bir özür açıklaması yapmış:

“Maçın son dakikalarında çıkan olaylarda asıl amacım ortalığı yatıştırmak olmasına rağmen, Arda’yı ayırmak isterken, kontrolsüzce yaptığım sert hareket hem Arda, hem de izleyenler tarafından yanlış algılandı. Sonrasında ise Arda’nın verdiği tepki neticesinde benim de sinirlerim boşaldı ve kimsenin görmek istemediği o tatsız olaylar ortaya çıktı. Arda benim için çok farklı biri. Bir rakip, bir meslektaştan öte, benim için bir kardeş. Avrupa Şampiyonası sırasında yaklaşık 45 gün boyunca Milli Takımda Arda ile yediğim, içtiğim ayrı gitmedi. Birlikte sevindik, birlikte üzüldük. Daha sonraki Milli Takım kamplarında da durum aynı idi. Gerçek bir abi kardeşin ilişkisi ancak bizimki kadar olabilirdi. Böylesi bir ilişkinin, anlık bir sinir ve tepki sonucu bozulmasına ne ben, ne de Arda izin verir. Öncelikle tüm futbolseverlerden onları böylesi olaylara tanıklık ettirdiğimiz için ve bize yakışmayan davranışlarda bulunduğumuz için, özür diliyorum. Sonrada canım kardeşim sevgili Arda’yla birlikte böyle bir olaya karışmış olmaktan duyduğum üzüntüyü belirtmek istiyorum. Ben kendi adıma bir daha böyle bir olaya karışmayacağımın sözünü veriyorum.”

Şimdi öncelikle şunu belirtmek lazım; maçtan sonra başkanı çıkıp bütün bunlar “tezgah” diyen kulüplerin oyuncularından farklı davranmalarını beklememek lazım. Sözüm de bir GSli olarak sırf Adnan Polat’a değil, kendi başarısızlıklarını başka merciileri aslanların önüne atan tüm GS ve FB yöneticilerine…

Bu arada olay yukarıdaki yazıyı Semih’in yazmış olup olmaması değil zaten; maçtan sonra göz göre göre kameralar önünde yalan söyleyen Volkan ve Semih’in inandırıcılıklarını kaybetmiş olmaları…

Hadi Volkan’ı zaten biliyoruz, kameralar önünde söylediği yalanlar ve yaptığı çirkeflikler kadar iyi kaleci olsaydı İspanya’yı da yenerdi Türkiye. Ama pek çok futbolsever gibi beni de esas hayalkırıklığına uğratan Semih’ti. Öyle bir kavga ayırma modeli yok bence, dikkat edin zaten gidip 2 kere vuruyor Arda’ya arkadan…

Keşke çok daha ciddi kavgalar olsaydı ve futbolcular horoz gibi birbirlerine dikleniceklerine delikanlı gibi gerçekten birbirlerini dövselerdi, o zaman belki sahalardaki gerginliğin önüne geçilcek önlemler alınırdı. Şimdi 2 gün sonra futbolcuların aldıkları cezalar ve GS kulübünün aldığı saha kapatma cezasıyla herşey unutulacak. Bir sonraki maçta herşey tekrarlanacak…

Ayrıca şuna da katılıyorum: stadında bu denli gerginlikler gerçekten yaşanmıyor. Çünkü her seferinde FB, ruh gibi sahaya çıkan bize 4-5-6 tane atıp Florya’ya geri gönderiyor. GS taraftarı ise kendi takımının, ezeli rakibini bu denli evire çevire yenememesinden kaynaklanan bir eziklik içinde çok da doğal olarak. Bir de sahada her 2 takımda da fitili ateşleyen oyuncular ve bir korkak hakem olunca bunların yaşanması kaçınılmaz oluyor.

Maalesef biraz umutsuz yazdım; fakat artık Türk futbolundan bu saatten sonra bir hayır gelmeyeceği kanaatindeyim.

Galatasaray – Fenerbahçe maçı sonrası

Pazartesi, 13 Nis 2009 Arif 2 yorum

liveimages_spor-foto_galatasaray-fenerbahce-turkcell-super-lig-27-hafta_s12181937Bu maç için fazla söze gerek yok. İslendiğinde 90 dakika boyunca sadece stres yaratıp, uyutan bir derbiydi bence. Genelde bol gollü geçer Kadıköy’de ise ne yazık ki bunu kabul ediyoruz ama ’nin bu golleri attığı derbide Sami Yen’de normalde biz yenerdik. Bu maçta da en çok şans tüm internet sitelerindeki anketler olsun, çevremizde olsun hep ’a veriliyordu.

liveimages_spor-foto_galatasaray-fenerbahce-turkcell-super-lig-27-hafta_s12200635Maçın başlamasıyla da zaten ağırlığını koydu maça. Ben ilk yarı ’yi bizim yarımızda göremedim. Gerçekte aciz kaldılar. İşin ilginç tarafı ben erken gol bulmamak için dua ettim, gol bulmamak için değil. Çünkü bu gazla atılan ilk golden sonra her zaman kazanan olmuştu. Yine de ama o ataklardan birinin gol yapılması gerekliydi.

Çok koştuklarından ve bastıklarından (neredeyse Fener’in yarısahasının yarısında prese başlıyordu ) çabuk yorulmalarını bekledim ki zaten ikinci yarının orta bölümlerinde üstünlüğü bu yüzden buldu. Son 10 dakika yine bir atağı başladı ki bu sırada her iki takım da zaten kondisyon olarak döküldüklerinden orta sahayı her iki takımda 3 saniye içinde geçebiliyorlardı. Orada bence Lincoln’ün alınması doğru fakat zamanlama yanlış. Bir daha oynamasını istemediğim bir adam olmasına rağmen, bal yapmayan bir ’da bence yine de iş yapardı o ataklarda.liveimages_spor-foto_galatasaray-fenerbahce-turkcell-super-lig-27-hafta_s12202251

Ümit Karan bence artık okeye dönüyor. Kewell mükemmel ama sağ kanatta gerçekten istenilen verimi veremediği kesin. Gökhan Gönül’ün erken çıkması ve Yasin’in girmesi bence için büyük dezavantajdı ama Yasin utandırmadı diyebilrim sanırım ’lileri. Selçuk yatsın kalksın dua etsin hakeme. Boğaza tekme atmak yetmemiş olacak ki gidip hala direkleri tekmeliyordu çıkarken. Sabri yine aynı Sabri. Adam olmayacak sanırım. Vazgeçilmeyecek bir oyuncu gibi hala amatörce yanlışlarına devam ediyor. Emre’nin karaktersizliğine ayak uydurması da cabası. Bilerek çirkefliğe doymadı adam Ali Sami Yen’de. Sanki bilerek çıkmış gibiydi provokatör.

liveimages_spor-foto_galatasaray-fenerbahce-turkcell-super-lig-27-hafta_s12183955Gelelim olaylara… aslında maç için anlatılacak herşey 92. dakikadan sonra başlıyor.

Lugano. Bu adam cidden provokatör. Bu adam futbolcu değil. Bu adam bırakın Türkiye Süper Ligi’ni, dünyadaki futbolcuların, fair play anlayışının yüz karası. Terbiyesiz. Baişka daha ağır konuşurdum ama kendime saklıyorum, dün zatn hepsini saydım ama yetmiyor.

Semih de aklı bşaında derdik, o da Fenerbahçeli olduğunu belli etti. Bir da yalan söylemesi… Arda’yı tuttum ayırmak için diye. Evet tutmuşsun da sonra koyduğun tokatlar ne? Hakettin sen o yumruğu.

Burada şu suçlu, bu suçsuz yapmıyorum. Objektif baktığımda kesinlikle olmaması gereken şeyler var, fakat birazcık sağduyu gerekli. Rakip takımı ve taraftarı gerersin, psikolojik baskı yaparsın ama bir yere kadar. Bu işi “fair” yaparsın. Her iki takımda da çürük elmalar vardı, var ve bunlar olduğu sürece ezeli rekabetin yanına ebedi dostluğu getirmekten ve söylemekten çekinir duruma geliyoruz.

Belki de aşağıdaki resim de bu konuda dünya ile farkımızı ortaya koyuyor.

62635f61655f6361616a5163646b636a6b6566a87c867369

Son olarak sözümüz aşağıdaki habere de dayanarakdan Volkan’a:

“Herkesin tuttuğu kendine!”

VOLKAN’IN HAREKETİ TARAFTARLARI ÇILDIRTTI

yarı alanında olaylar sürerken, kalecisi Volkan Demirel, taraftarlarına hareketler yaptı. Volkan’ın kapalı tribündeki taraftarlara dönerek edep yerini tutup göstermesi, sarı-kırmızılı tribünleri adeta çıldırttı. Öfkeli taraftarlar bu sırada sahaya yabancı maddeler attılar.


Resimler ve Kaynak: hurriyet.com

Categories: futbol Tags: , , ,

Gheorghe Hagi

Pazartesi, 30 Mar 2009 Arif yorum yok

hagi-small

varsa ümitsizlik yoktur.

Gheorghe Hagi

Bir Rüyadan Uyanış

Perşembe, 26 Mar 2009 Emir yorum yok

Dün gece yaşadığı üzüntüyü ve hayal kırıklığını kelimelerle ifade etmek her Galatasaraylı için imkansızdır muhtemelen. Ben, bu faciayı; maçın gidişatı ve sonunda ulaşılamayacak olan hedef göz önüne alındığında ’nin meşhur Denizlispor maçına benzetiyorum ve heralde taraftarları da o gün bu kadar çok üzülmüşlerdir diyorum.

Maçın gidişatı demiştim. Gerçekten ’ın karşısında hatırı sayılır bir Avrupa devi olsaydı ve aham şaham bir futbolla GS’yi evire çevire eleseydi bu kadar çok üzülmeyecektik. “Adamlar çok iyiydi.” veya “Napalım, gücümüz yetmedi.” diyecektik. Fakat Hamburg tam da GS’nin dişine göre bir takımdı ve bu sene UEFA Kupası’nda yendiğimiz takımlardan daha güçlü değildi. Ayrıca her türlü eksiğe rağmen GS, Guerrero’nun o enfes şutunu çektiği atağın başlangıcına kadar oynaması gerektiği gibi oynuyordu; Kewell, Arda ve Baros’un liderliğinde oyunu istediği gibi kontrol ediyordu ve 2-0 da öne geçmiştik. Evet, dün akşam böyle bir maçı kaybettiği için bugün bu kadar üzüntülüyüz.

Fakat maçtan sonra uyuduğum dakikaya kadar ve bugün şu dakikaya kadar kafamı kurcalayan sebep başka. GS’nin bu sezonki kadrosu son 7-8 yıldır (Lucescu’nun takımı çalıştırdığı ilk sezon olan 2000/01 sezonundan beri) kurulan en iddialı ve en pahalı kadro olmasına rağmen 2000 yılının efsane, UEFA ve Süper Kupa’yı kazanan kadrosunun yanına bile yaklaşamaz. Bunda herkes hemfikirdir sanırım. Fakat turnuvada son 16′ya kalan diğer takımlara baktığımız zaman kesinlikle kupanın en büyük favorilerinden biri de ’dı. Hem de finalin Kadıköy Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda oynanacağı bir UEFA Kupası’nda, ezeli rakibimizin mabedinde… 17 Mayıs 2000 akşamı yaşadığım sevinci hatırladığımda -ki o gün pek çok GSli gibi benim de hayatımın en mutlu günlerinden biriydi- tekrar Avrupa şampiyonu olabilme hem de ’nin stadında bu kupayı kaldırma ihtimali o kadar güzel ve heyecanlı bir rüyaydı biz GSliler için. İşte dün gece böyle bir hedefe ulaşamayacağımızı anladığımız için bu kadar büyük bir hayal kırıklığı yaşadık.

Şimdi maçtan önce takımına methiyeler düzen, Facebook accountlarını UEFA şampiyonluğu videolarıyla dolduran GSliler gelecek sezon bu takımın büyük bölümünün dağıtılması gerektiğinden bahsediyorlar. Bir kere bence kesinlikle bu kadar acımasız yorumlar yapmaya gerek yok. Dünkü başarısızlığın sebebinin bireysel oyuncu hatalarından çok teknik direktör yetersizliğinden kaynaklandığını düşünmekteyim; aynı sezon başında Şampiyonlar Ligi Ön Elemesi’nde Steaua Bükreş’e elenmemizde olduğu gibi… Tabii bu kadar iddialı bir takımın başına bu derece tecrübesiz ve kabiliyetsiz teknik direktörler getirilmesi de bir yönetim yetersizliği, bunu da atlamayalım…

Gereksiz olmasının dışında da, şu anda GS’nin içinde bulunduğu ekonomik durum zaten sil baştan bir takım yaratılmasını imkansız hale getiriyor. Akıllıca olan gerekli 2-3 bölgeye gerekli transferlerin yapılmasıdır. Kale de transfer yapılmasını gerekli gördüğüm bölgelerden biridir. Ne Aykut sezon başındaki performansıyla ne de De Sanctis sezonun kalanındaki performansıyla GS kalesinin ağırlığını kaldıramadılar. Özellikle De Sanctis Meira’dan sonra 2. büyük hayal kırıklığı yaratan isim oldu. Ancak GS defansının sezon boyunca sergilediği performansla De Sanctis’in performansı doğru orantılı, netice de De Sanctis sadece yenmemesi gereken golleri yemeyen bir kaleci. Çok ekstra işler yapan bir adam değil.

Fakat dünkü facia artık bazı şeyleri çok net görmemizi sağladı. Bu kadar sevilen, ilgi gösterilen, bir dediği iki edilmeyen ve takımımızın yıldızıdır denilen bir adamın böyle kritik bir maçta takımını sahada satması kabul edilebilir birşey değil… Çok yetenekli bir futbolcu olduğu ve O günündeyse takımı bir maestro gibi yönettiği su götürmez bir gerçek. Oynatılmadığı her maç da Lincoln’e değil tüm GS takımına verilen bir ceza. Ancak GS çapında bir takımın yıldızı ve lideri olmak için yetenekle beraber ve hatta daha çok kişilikli olmak, takımı için kanının son damlasına kadar savaşmak gerekir. Bizim eskiden çok sevdiğimiz Lincolnümüz’de bu yok. Ve O dün ilk Hamburg maçında da yaptığı gibi oyundan alındığı dakikada soyunma odasının yolunu tuttu. Gerçi o dakikaya kadar da Baros’un golünde rakibe perdeleme yapması dışında adeta kasten oynamıyorum havasındaydı. Bir futbolcu hocasının kararını beğenmeyebilir; ancak kesinlikle ve kesinlikle siz beni geçen maç cezalandırdınız ben de bugün sahadayım ama oynamıyorum diyerek kapris yapamaz, takım arkadaşlarına ve taraftarına ihanet edemez. Dün GS’de Lincoln devri son bulmuştur. Bu adam ilk fırsatta çıkan talibine satılmalıdır. Daha da önemli olan öyle çok uzaklarda bir 10 numara aramaya gerek yoktur. Arda Turan, -yeteneğini konuşmaya bile gerek yok- kişiliği, sahip olduğu liderlik vasıfları, kazanma hırsı ve sevgisiyle bu takımın 10 numarası olmalıdır.

Ayrıca Baros ve Kewell’a da çok teşekkür etmeliyiz. Profesyonelliklerinin yanında bu kadar hırsla arzuyla mücadele eden bu kalitede yabancı bulmak çok zor. Onların değerini bilmeliyiz… Her ikisi de çoktan en unutmayacağımız futbolcular arasına adlarını yazdırdılar…

Categories: futbol Tags: , , ,

Maziden Sabri

Çarşamba, 11 Şub 2009 Arif yorum yok

Fiorentina, Sabri'yi takibe aldıFiorentina, Sabri’yi takibe aldı

ANKARA (A.A)
İtalyan ligi Serie A takımlarından Fiorentina’nın, ’da forma giyen ile ilgilendiği bildirildi. Fiorentina yetkililerinden Mauro Pedersoli’nin, Sabri hakkında fikir sahibi olmak için Türkiye’ye gelerek hafta arasında Gençlerbirliği ile arasında oynanan kupa maçını seyrettiği belirtildi. Pedersoli’nin, maçta, Sabri’nin menajeri Ali Güven ile yan yana oturduğu kaydedildi.

Kaynak: Yeni Şafak

“Sabri”den derviş muradına ermiş

Perşembe, 05 Şub 2009 Arif yorum yok

Gerçekten Sabri’ye karşı bir gıcığımız yok ki zaten bilen bilir biz (ben, Mert ve Emir. Cem Fenerbahçeli dışlamıyoruz ki bu yazıdaki fikirleri o da kabul ediyordur bence :) ) hasta Galatasaraylıyız. Ama kardeşim, yani bak yine cümleye başladım, cümle bitmeden herif sinirimden bana noktaya ulaşmamı engelleyecek arızayı yaptırttı.

Ya neyse, ben susayım Sabri konuşsun.

“Şut çekmeyi çok seviyorum, imkân bulduğum her yerden vurmayı severim. Altyapıdaki hocam Ahmet Genç toplara çok iyi vururdu. Onunla bir sezon boyunca özel şut antrenmanı yaptık. Antrenmana 2.5-3 saat önce geliyordum. Bir saat teke tek şut çalışıyorduk. Ahmet Hoca bana topun neresine vurmam gerektiğini, ayağımı hangi açıda sallayacağımı, hangi açıda kasacağımı gösteriyordu. Bugün topa iyi vuruyorsam bunu Ahmet Hocama borçluyum. Mondragon da şutlarımı çok beğenir. Bazen idmanlardan sonra kaleye geçer, “Gel şut çalışalım” der. Hem o çalışır, hem ben çalışırım.”

Ah, durun durun. Burada lafını kesmek durumundayım. Abi peki ben niye göremiyorum ya bu şutları, kör müyüm yoksa? Ya da antranmandaki kaleler hakikaten 7 metre yükseklikte. :)

Neyse devam…Sabri tezahürat yaparken

Galatasaray’a Hagi’den sonra frikikçi gelmedi. Frikikleri zaman zaman sen kullanıyorsun ama isabet sağlayamamakla eleştiriliyorsun. Frikik kullanmak farklı bir yetenek istiyor. Bu konuda çok iyi değilim ama yine de fena kullanmadığımı düşünüyorum. Gerets de bana güveniyor ve “Frikikleri sen kullan” diyor. Başarılı olmak için sürekli çalışıyorum. Ama maç içinde frikik kullanmak antrenmandaki benzemiyor.”

Doğru söze ne hacet? Hoop, yine devam…

“Öncelikle bu 3 yıl içerisinde futbolum değişti. Çünkü A takımda oynadıkça özgüven kazanıyorsunuz. Aynı yerde oturup oturmadığıma gelince, evet hâlâ doğduğum yerde ve ailemle birlikte oturuyorum, evlenene kadar da ayrılmayı düşünmüyorum. Çünkü beni ben yapan oralar. Oturduğum mahalledeki komşularımız, büyüklerim, arkadaşlarım, beni ben yapan, beni bugünlere getiren onlar. Aldığım terbiye de oradan geliyor zaten. Benim için çok huzur verici bir yer orası.”

Terbiye ve huzur? Ben saha içinde pek göremedim ama olsun.

Yine de ’lıdır, yine de kardeşimiz, evladımızdır. Biz seni böyle de seviyoruz Sabri!

Galatasaray – Trabzonspor

Pazartesi, 20 Eki 2008 Arif yorum yok

Bu kadar kolay olacağını beklemiyordum.

Anadolu fırtınası buysa, eyvahlar olsun.

Demoralize olmuşlar, Gökhan Ünal’a göre. Önünde 70 dakika varken demoralize olup oyunu bırakıyorsan profesyonel değilsin. Bu iş ruh işidir. Bu konuya başka bir yazıda değineceğim.

Lincoln oynarsa, olay bitiyor – çok belli. Kendi vicdanı sızladı da kırmızı kart gördü sanki…

Maçın en güzel anı Domino’s Pizza’dan ısmarladığımız dublex meatzza’dan aldığım ilk ısırıktı…

Categories: futbol Tags: ,

Bursaspor – Galatasaray & Kayserispor – Fenerbahçe

Pazartesi, 06 Eki 2008 Arif yorum yok

Dün akşamüstümden neredeyse gece yarısına kadar Lig TV’ye takıldım. İlk başta, zaten en başta korktuğum deplasman olan Bursa’ya gitmiş Galatasaray‘ımızın maçıyla başladık. Kewell yok, Arda dişlerini sıka sıka oynuyor, Lincoln Sabri ile tartıştıktan sonra (Neden olduğunu hala anlamadım) oyunda pek bir iş yaptı denemez, devamlı ama devamlı yan paslar… Kangren bir .

Servet’in hatasıyla 2. golü yiyoruz ki maç sonrası zaten Skibbe direk bu olayın arkasına saklanıyor.

Tamam, Bursa deplasmanı zor bir deplasman – hani puan kaybedilecekse bari zor deplasmanda kaybedilsine de kabul ama ’sın be kardeşim. 110 milyon euro’luk takımsın. Bu kadar kötü oynayarak yenilmeye (en azından Super Lig‘de) hakkı olmaması lazım.

Neyse, kader kısmet ligin başı dedik ve Fenerbahçe‘nin maçını beklemeye başladık. Aaa?! O da ne? Alex’siz tam bir felaketti. 5. dakikada arkadaşıma söylediğim cümleyi buraya aynen yazıyorum:

“Abi, bak bu Fener’in defansı orta sahaya çok yakın arkasında çok alan var, bu Okhahowa denilen eleman topu bi sıyırırsa gol olur.”

Dedim ve zaten biraz sonrasında takla attıran (!) gol geldi. Aynısından zaten 3 tane izledik, bir tane de ekstrası.

’de kim suçlanır bilmiyorum ama Aragones değil bence. Takım geçen seneyle neredeyse aynı takım. Bir tek Aurelio’nun (hadi bir de bu maçta Alex yoktu) yokluğuyla olacak iş değil bu. Bir kere takımda o geçen seneki hava kalmamış görüdğüm kadarıyla… Bu gidişle bu buhran dönemini bence bütün sene yaşayacaklar gibi…

Bir şeye daha dikkat çekmek isterim: Hayatımda en mantıksız bulduğum hareket; sarı kart göreceğin 100% belli iken golattıktan sonra binlerce sevinme çeşidi varken neden illa forma çıkartılır???
Hakikaten anlamıyorum.

Reblog this post [with Zemanta]

Alpaslan Dikmen

Cumartesi, 04 Eki 2008 Arif yorum yok


Yıllar yılı hiç bıkmadın

Büyük bir aşkla bağlandın

Yeri geldi sabahladın

Bütün ömrünü harcadın

Şimdi söyle nerdesin sen

Oldu mu bırakıp gitmen

Keşke çıkıp şaka desen

Ne olur ALPASLAN DİKMEN…

AC Bellinzona – Galatasaray

Perşembe, 18 Eyl 2008 Arif yorum yok

Daha post’un başlığını yazarken farkettim eşleşmenin tırtlığını. Bu ne yaa? diyor insan. Ama gel gör ki zorundasın işte tur atlamayı. Maksat zaman geçsin dinleneyim bir de uzun zamandır TV izlemiyorum hem o hasreti de götürürüm arada dedim de oturdum yoksa hiç zaman kaybedilecek bir maç değil. Boşuz da bu ara vesselam.

’da eksikler var, Arda ve Mehmet Topal yok. Lincoln ilk 30 dakika itibariyle yine prenses gibi ortalarda takılıyor gerçi bir iki güzel pası var ama yok ben bu adama iyice fitil olmaya başladım. İnşallah utandırır ikinci yarıda beni. (Şu anda devre arası)

Baros ve Nonda’nın cenabetliği mi yoksa Gritti denilen bal kovanı kaleci midir nedir adam mıknatıs gibi bütün toplar kucağında. Fitil oldum.

Kewell yine süper, yine süper. Lincoln soluna baksın biraz izlesin aynı hareketleri yapsa bu takım UEFA Kupasını güle oynaya alır.

Şimdi burada bir ara veriyorum ve maçın ikinci yarısını izlemeye içeri gidiyorum. (tabii yazı tam olarak okurken anlamı olmayacak ama) Yazının diğer bölümünü birazdan yazmaya devam edeceğim.

Eveeet. 2. yarı da bitti. Bu yarı için yazılacka çok şey var aslında. Bir kere ben bu maçı kesinlikle bir benchmark olarak almıyorum. ama kesinlikle ama kesinlikle hazır değil. Bellinzona gibi bir takımdan buz gibi 3 tane golü yiyorsan – defans hatası var vs. ama herşeyden önce bence en tehlikeli olan şey laubali davranışlar – kesinlikle hazır olmadığının göstergesi. 4 tane atılan gole bakmamak gerekir bence.

Lincoln’e hala sinir oluyorum ama acaba diyorum bu bir geri dönüş sinyali mi? Attığı golden dolayı demiyorum tamamen bal ve golden sonra yaptığı hareket zaten herşeyi anlatıyor. Yukarıda Allah var!

Baros gümbür gümbür geliyor gibi geldi. Birazcık alıştı mı ona istediği topları atabilecek oyuncularla oynadığı belli. Gerçi attığı ikinci golde sola çekip sol ayakla plase vursa bu kadar kasmazdı ama olsun, ayağına sağlık.

Her neyse, çok büyük bir terslik olmazsa bu turu geçtik gibi ama ben yine de biraz çekinerek bakıyorum bu takıma. Umarım zaman beni haksız çıkartır. Sonuçta her zaman bu takımlayım…

Reblog this post [with Zemanta]
Related Posts with Thumbnails