arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘erkekler’

ÇOGAB #18 – Angelina Jolie Sendromu

Çarşamba, 02 Eyl 2009 Arif yorum yok
Angelina Jolie at the premiere of Alexander in...
Image via Wikipedia

Amerika’da bulunan Oklahoma Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, “zor veya elde edilmesi imkansız” erkeklerden daha fazla hoşlanıyor. Uzmanlar buna “Angelina Jolie sendromu” adını verdi.

için ise, bir kadının “evli ya da bekar” olması farketmiyor…

Oklahoma Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya yaklaşık 500 kadın katıldı. İki gruba ayrılan kadınlara aynı erkeklerin fotoğrafları verildi. Bir gruba baktıkları fotoğraflardaki erkeklerin evli olduğu, diğerlerine de bekar olduğu söylendi. Araştırmanın sonucuna göre, ortalama bir erkek “bekar” olduğu söylendiğinde ın yüzde 60′ı tarafından beğenildi. Ancak bu erkeğin evli olduğu açıklandığında, bu kez ın yüzde 90′ı aynı erkeği çekici bulduklarını açıkladı. Uzmanlara göre, ın evli erkeklerin peşinde koşmasının nedeni tamamen evrimsel. Buna göre eğer bir erkek bir kadın tarafından “seçilmişse” diğer , bu erkekte “bir şey” olduğunu düşünüyor. Bir kadının bir erkeği seçmesi, diğer kadınlardan tarafından “Bu erkek bekarlardan daha değerli” hissi yaratıyor.

Kaynak: Vatan

Kimi Sevmiyorum?

Pazartesi, 17 Ağu 2009 Cem yorum yok

Nigel’ı kaybetmekten mi korkuyordum? Sanmıyorum, çünkü bir erkeği kaybetmenin en kolay yolunun tamamen onun dümen suyuna girmek olduğunu genç kızlık dönemlerinde yaşadığım acı deneyimlerle öğrenmiştim. Eğer birlikte olduğun erkek arkadaşın gibi düşünmeye çalışır, onun gibi hissetmeye uğraşır, onun gibi davranmaya çabalarsan hiçbir ilginçliğin kalmaz. Sadece için değil, aynı durum, için de geçerlidir. İnsan, hakkında kafa yormadığı, kaygılanmadığı, çözümlemeye çalışmadığı birini niye sevsin, ona niye değer versin? Sevmek bir anlamda sende olmayana ulaşmak, bunun için çabalamak değil midir?*

*Ahmet Ümit – Bab-ı Esrar -S/50

Bir bekar gence ev bırakılırsa…

Pazartesi, 13 Tem 2009 Arif yorum yok
  • Maksimum düzen süresi 2 hafta olur.
  • Mutfakta ekşi bir kokunun hakimiyeti 12. gün başlar.
  • Yerleri Viledalamak içni 20. gün beklenir.
  • Bunlardan önce eğer biraz akıllıysa temizlikçi çağırılır.
  • Ütü sadece temizlikçi teyseyi fazla aratmamak için ele alınıp hemen görürünür bir yere konulur.
  • Yemek yapabilme kapasitesi ile değişkenlik gösterse de, yine de bir anda buzlukta hazır yiyeceklerde gözle görülür bir artış vardır.
  • Bira şişelerinde dramatik bir artış.
  • Çöp odası veya kapı önünde boş şarap şişelerinden geçit yapılabilir.
  • Bozulan yiyeceklerin imhası konusunda başarısızlık olmasına rağmen bu tip yiyeceklerin üstüste eklenmesi, çoğu zaman tembellikten buzdolabında kendi kaderine bırakılması.
  • Çamaşır yıkamak içni haftasonunun beklenilmesi ve çamaşırları ayırmak için mühendis kafasının gerçekten çok fazla kullanılmamasını öğrenmek için 5 saat uğraşılır.
  • Benzin harcamasında artış.
  • Uyku düzeninin tamamen tersine dönmesi.
  • Anneye özlem.

Bunlar gözle görülebilir ana başlıklar… Yaşandı, yaşanmakta :) Bu böyle :)

Categories: günlük şeyler Tags: ,

Senden önce burada yatanlar…

Salı, 16 Haz 2009 Arif 1 yorum

Dün arkadaşımla serviste dönerken yapıyorduk orada konu kızların saçma hareketlerine geldi. Bunlardan birine bugün kafayı taktım yazacağım.

Aha buradan da bu arada hem Cem hem Mert’e taş atıyorum kardeşim, yazın lan, okullar kapandı diye buraya yazmamazlık olmaz. Terbiyesiz herifler! :P

Heh, neyse… Nefreti de döktükten sonra devam edebilirim sanırım yazıma…

aslında kendilerine bile bile yalan söylenmesini severler diyip ortaya bir olta atayım. Sonra buradan devam edeceğim. Neden mi? Çünkü onlar o anda sadece kendilerini mutlu edecek şeyleri duymak isterler. aslında bilirler sizin “gerçekten” öyle düşünmediğinizi ama o sırada onu duymak istedikleri için; belki de ego tatmini bilemiyorum; o yalanı duymak isterler. Ha, bu iş sonra size yalan söylüyorsun, dürüst değilsin diye patlar oralara zaten girmiyorum.

Duymak istedikleri yalanlar içinde en komiklerinden biri de mesela yatak olayıdır. Şimdi mesela kız ile erkek takılıyor bir ara, yemekler onlar bunlar tanışılmış bir elektrik de sağlanmış vs. klasik başlangıçlar işte olay en sonunda libido patlamasına gelmiş ve olanlar oluyor. Nerede mi diye sorarsanız konu itibariyle tabii ki erkeğin yatağında. Çift kişilik veya tek kişilik farketmez. Yatak ulan işte!yuvarlak-beyaz-deri-yatak

… Demesi kolay değil mi? Nah kolay!

Bu kızların kafasında bambaşka birşey doğuruyor. Olay bitmiş gitmiş herşey çok güzel giderken bir anda kızdan o beklenen bomba soru geliyor!

- Ceysın, (ceysın kim lan?! :) ) bu yatakta benden önce başka bir kız yattı mı?

Eee… Ebenin diye başlicam ama siteyi kapatır RTÜK. Şimdi bu soruyu normal olarak bakın 25 bile demiyorum artık bence 20 yaş ve üstü bir erkeğe sormanın ne kadar manasız olduğunu anlatmama gerek yok galiba değil mi?

Yani böyle bir soruya vereceğim cevaplar şunlar olabilir diye düşündüm:

  • Yok. ben Tibet’teydim bu mahalleye yeni taşındım, normalde yerde yatıyordum.
  • Hayır, sadece seninle sevişeceğiz diye IKEA’dan yeni yatak aldım, bak hem de bazalı!
  • Saçmalama bebeğim, ben aslında yastıklarla sevişiyordum sen ıma girene kadar.
  • Aşkım, bu soru sorulur mu, bu yatakta hiç yapmadık, ama mesela masamın üstünde çok can yaktım!
  • vs…

Bu gider ama böyle soruya böyle cevap yani :)

Aslında söylemeniz gereken de bu kadar t**ak geçmeyip, yine de yalan söylemenizdir.

Birtanem, sen biliyorsun benim için teksin ve birtanesin… Bu özel anları paylaştığımız yerde daha önce kimse bu kadar mahremime girmedi, giremedi…

Hadi lan oradan…!

Evlensek diyeceğim ama…

Perşembe, 30 Nis 2009 Arif yorum yok

Bugün Türkiye İstatistik Kurumu yine işime yaradı. Belki 3 sene öncekinin araştırmaları ( sonuçları 2006 yılına aitmiş) diye ciddiye almayabilirsiniz ama bence bu tip konularda bunlar genel geçerdir çok aşırı büyük değişikliğe de uğramaz. Zaten benim düşüncelerimi de haklı çıkarmaları beni daha da mutlu etti.

Konumuz başlıktan da anlaşılabileceği gibi evlenmek ve evlenirken ve arasındaki düşünce ve bakış açısı farklılıkları.
Bu konuda elimizde üç veri olacak. Birincisi, kadınların ve erkeklerin evlenecekleri kişide aradıkları özellikler, ikincisi evlenme ve boşanma istatistikleri sonuçları raporu, üçüncüsü ise -sadece biraz destek olabilecek bir veri olsa da- boşanma sebepleri.

Evet, başlayalım.

Öncelikle benim tam evlenecek yaşta olduğumu öğrendim ve kendimden en az 3 yaş küçük bir bayanla evlenmem Türkiye ortalamasına göre uygunmuş. Çünkü, erkeklerde 26.1, için 22.8. Şimdi anlıyorum neden çevremdeki kızlar patur kütür evlenme hayaliyle yanıp tutuşuyor diyorum. Desenize, yaşları çoktan alıp geçmiiiiş, gitmiş. Ben tam zamanımdayım, altın çağımdayım. Hahaha, nah evlenirim! :)

Neyse kişisel sebeplerimizi bırakıp, analizimize devam edelim. İşin ilginci en geç evlenme konusunda İstanbul ile Kuzeydoğu Anadolu’nun yarışıyor olması. Neredeyse erkeklerde 27′e geliyor, kadınlarda da 23′ün üstü… Fakat iş boşanmaya gelince değişiyor.

En fazla boşanma İstanbul ve Ege’de gözüküyor ve bu da Doğu Anadolu’da en düşük seviyeye ulaşıyor. Yani Anadolu’da insanlar erken, geç farketmeden evlendiği zaman boşanmayı çok uygun bulmuyor. Zira zaten bu da gelenek ve göreneklerimze sadık bir toplum olduğumuz bir göstergesi bence. Ayrıca benim gibi insanların da bu konuya eklendiğini düşünürsek, yani insan ında evlenirse bir kere evlenmeli felsefesi de bu duruma uyar ama bunun gözle görülür bir etkisinin olduğunu pek çıkartamadığım için dip not belirttim.

Ciddi bir sayısal sonuç ise, boşanmaların %42,6’sının ilk 5 yıl içinde gerçekleşmesi. Buna ek olarak da, %22,7’sinin 16 yıl ve daha sonrasında gerçekleşmesi.
Burada da şu fikre sahibim:

  • İlk 5 yıl içindeki boşanmalarda en büyük etkenleri aşağıdakiler olarak görüyorum:
    • “Haydi evlenelim, çok aşığım!” felsefesi
    • Görücü usulü, zorla evlilikler
    • En başlarda düzeltilemeyen ekonomik düzen
  • 16 yıl ve sonrası boşanmalarda ise…
    • Andropoz
    • “Lanet olsun bari huzurlu öleyim” felsefesi
    • Bozulan ekonomik durumlarda kadının çekip gitmesi
    • İletişim bozukluğundan dolayı birikip patlayan sorunlar sonucu büyük kavgalar

Elbet bunlar beside indirgenmiş olabilir. Psikolojik, sosyolojik ve her türlü -ojik açıdan benden daha yetkin ve bilgili kişilerin konu hakkındaki yorumlarına saygım var ama ben bunlara indirgemeyi doğru buluyorum.

Şimdi, boşanmalara takmış vaziyetteyim ben. Burada genel olarak bir iki şeye dikkat çekmek istiyorum. Boşanma sebepleri istatistiklerine bakarsak eğer: (büyüğü için tıklayın resme)

bosanmasebepleri2006Gördüğünüz gibi her iki cinsiyet için de aldatma/aldatılma ve ilgisizlik ilk iki sırada. Burada çok ince bir detay var o da, erkeklerde ekstra olarak “eşlerin ailelerine saygısız davranması”. Burada demek istediğim, herkesin beklediği gibi biz sizden sizin düşündüğünüz gibi güzel olun, yemek yapın, bok püsür istemiyoruz! Saygı ve masumiyet ve dürüstlük!!! Aşağıda zaten aranılan özellikler ile ilgili bir sonuç da mevcut (yine üstüne tıklayıp büyütebilirsiniz)

Burada ben erkekleri savunmak için yazmadım bunu evet, sizin de alkol/kumar veya dayak gibi çok önemli bir derdiniz (%17!) var ki bunu kesinlikle kınıyorum.

Aldatma, aldatılma konusunda ise yine şöyle bir yargıya varabiliriz; erkeklerin zaten bu konuda çok çabuk raydan çıkabilme yetisi olduğundan, bir önceki paragrafta sizden gördüğü hareketlerin sonucu olarak ın sütununda aldatmanın yüzdesini bir şekilde arttırıyor olabilirler bununla.

evlenemdearanilanozellikler

Gördüğünüz gibi burada işler değişiyor ve hep dediğimize yine geliyoruz. ın aradıkları özelliklerdeki ilk sırada “Bir işinin olması” ezici üstünlükle geliyor. Yani para! Daha farklısını beklemiyorduk ya zaten. İkinci olarak aşk ve aile yapıları geliyor.

Erkeklere gelirsek de: önce kadının erkeğe aşık olması, ilk kez evlenecek olması (bence masumiyete bir metafor), aile yapıları ve bunlardan sonra -ki %59 bence düşük bir miktar- güzel olması geliyor sırasıyla. İşte burada da kimin ne kadar fesat ve yüzeysel olduğu sonucuna varıyoruz bence.

Bizi suçladığınız neredeyse her dava düşerken, bizim sessiz kaldığımız her sorun sizin başlıca sebebiniz…

Şimdi evlensek diyeceğim ama… (Sessizlik…)

Erkekleri gıcık etmenin yolları

Perşembe, 30 Nis 2009 Arif yorum yok

Aşağıdaki haberi okuyunca evet güldüm, eğlenceli bir haber… Ammaaaaa….
Yapın yapın da, görün e… neyse. Aferin, devam. Gerçi çoğunu zaten içgüdüsel yapıyorsunuz.

***

Bu hareketlere gerçekten çok gıcık oluyor! Bunları yaparsanız, sizden, arkasından aslan kovalıyormuşçasına koşarak kaçacağına emin olabilirsiniz. Tabii tam tersine bunların içinden yaptıklarınız varsa, farkına varıp kendinizi düzelterek onun kalbini de kazanabilirsiniz…

Dikkat! uygulaması tehlikeli olabilir, bizden söylemesi :)

  1. İlk önce aşkınızı ilan edin; onu da kendinize aşık edin; sonra bir yanlışlık olduğunu söyleyip geri çekilin.
  2. İlk önce, “ömrümün sonuna dek seninim” deyip kendinize bağlayın. Daha sonra “Aşk, sürdüğü müddetçe ebedidir” deyin. Bu, onu cin çarpmışa çevirecektir.
  3. Gabriel Garcia Marquez’in Kolera Zamanı Aşk’ını okumasını coşkuyla salık verin ve romandaki kahramanın 51 yıl aşkını beklemesi gibi bir davranış sergilemesini ondan da umduğunuzu ima edin.
  4. Kontrolün kimde olduğunu göstermek için, onun telefonlarına ve e-posta mesajlarına (verecekseniz bile) hep geç cevap verin.
  5. Telefon ettiğinizde de, kendinizi odadaki kişiyle konuşmayı kesmek zorunda hissetmeyin. Bırakın, telefondaki erkek arkadaşınız beklesin ve konuşmanızın yalnızca sizin tarafını dinlemek zorunda kalsın.
  6. ‘Yanlışlıkla’ özel notlarını okuyun, sonra hesap sorun.
  7. Eski erkek arkadaşınıza iletmeniz gereken bir mesajı yanlışlıkla onun telesekreterine bırakın.
  8. Evini ziyaret ettiğinizde telefon çalarsa, suçlar bir biçimde “Hmm, bu da kim olabilir?” diye dudak bükün.
  9. Randevulara 15 dakika geç gitmeyi adet haline getirin. Bir gün, haklı sebepten de olsa geç kaldığında küplere binin.
  10. Hatta randevulara hiç gitmeyin. Sözlerinizin hiç birini tutmayın.
  11. Sizi kentin en pahalı restoranlarından birine götürmesini sağlayın; yemek gelince de yüksek sesle porsiyonların küçüklüğünden yakının. Ya da kıtlıktan çıkmış gibi yiyin.
  12. Evinizin en göze çarpan köşesine eski erkek arkadaşınızın çerçeveli resmini asın.
  13. Yatak yapmayı, ütülemeyi, yemek pişirmeyi, temizlik yapmayı bilmemezlikten gelin.
  14. İlk öpüştüğünüzde dilinizi boğazına kadar sokun.
  15. İzinizi bırakın: boynunun görülebilecek bir yerini ısırın.

Kaynak: hurriyet.com

Yengeç Burcu Erkeği’nin kendi gözünden analizin analizi

Perşembe, 16 Nis 2009 Arif yorum yok

yengecHadi bugün biraz astrolojiye girelim. Bu arada yuh. Başlığa bak. 5 satır. Neyse…
Daha önce gerçi Yengeç burcu olduğumu filan bir yerlerde belirtmiştim diye hatırlıyorum. Ki varmış evet; burada ve burada. Bu burcun erkeğinin de en iyisi olduğuna feci bir inadım vardır, biraz zordur aslında ama en iyisidir. Bu konuyla ilgili internette bir karakter analizi buldum. Şimdi ben bu analizin analizini direkman bir Yengeç burcu erkeği olarak yapacağım.
Evet, paragraf paragraf gidelim isterseniz… Yorumlarımı farklı renk ve kalın harfli yapacağım.

***

Bu burçta doğmuş bir erkeğe özen göstermeniz ve ona nasıl davrandığınıza dikkat etmeniz gerekir. Her şeyden önce karşınızda çok duyarlı bir adam vardır. Terbiyeli ve naziktir. İlişkilerine ve arkadaşlarına özen gösterir, kimseye saygısızlık etmez. Bak bu konu doğru, arkadaşlar benim için çok önemlidir ve çok saygıyla başlarım. Ancak onun ilgisini çekmek de o kadar kolay değildir. Bir kere temizlik onun için bir hastalık düzeyindedir. Dağınıklıktan hiç mi hiç hoşlanmaz. Derli toplu, sade ve zarif insanlar ister çevresinde. İlgimi çekmek çok kolay olmasa da çok da zor değil aslında, düzeni çok severim ama odam filan çok dağınıktır ve oraya karışılmasına nefret ederim. Yalandan da nefret eder ve yalanı kolay kolay affetmez. Üstelik sezgileri güçlüdür. Söylenenlerin hangisinin yalan hangisinin doğru olduğunu anında anlar ve tepkilerini buna göre ayarlar. Doğru. Hesap kitapla arası yoktur, bu yüzden para meselelerinde oldukça yeteneksizdir, iyi bir ekonomist olmasına rağmen. Özel ında şunu aldın, bunu verdim yapmaz. Matematik gibi konulardan da anlamaz. Yavaş! Bu bariz yanlış, hayvani matematikten anlarım ve para konusunda hesap kitap veririm. Sadece zevklerime harcadığım parayı sallamam. Ancak insan ilişkileriyle ilgili konularda çok iyi hesap yapar ve genellikle yanlış adım atmaz. Herkes doğru öyle diyor…Suyu çok sever ve aşırı titizdir. Her gün banyo yapar, denize girmeye bayılır, iyi yüzücüdür. Su sporları onun tutkularındandır. Kiteboard’a da başlayacağım! Annesine düşkün olması kimi zaman ını çok zorlaştırabilir. Özellikle ilişkilerinde bu çok büyük sorunlara yol açabilir. Göstermem ama düşkünümdür fakat hiçbir zaman sorun olmadı ilişkilerimde, o kadar da değil abartılmış bariz.

Yengeç erkeği de tıpkı bu burcun kadını gibi duygusal ve hassas yapılıdır. Karşısındaki kadını kırmaktan hoşlanmaz, her zaman terbiyesini, efendiliğini korur. Doğru, ama bir yere kadar! Hatalarım olmuştur ama kasti terbiyesizliğim asla! Üstelik evlendiğinde ailesine ve eşine düşkün, yuvasına bağlı biri olacaktır. Bu yüzden onunla evlenecek kadının çok ama çok şanslı olduğunu şimdiden söyleyebiliriz. İyi dinleyin! ;) Ama tabii bu erkekle her şeyin güllük gülistanlık olacağı anlamına gelmez bu. Çünkü yengeç erkeği her şeyden önce çok çekingendir. Öyle görünmese bile öyledir. Yaani… Demek istediğimiz, bu erkek duygularını açmakta güçlük çeker. Doğru sözlerini bulmak için ne kadar kafa patlatırsa patlatsın, önceden ne kadar plan yaparsa yapsın iş itiraf anına geldiğinde bu erkek konuşamaz ve hareketi daima karşısındakinden bekler. Bir itiraf etti mi de herşeyi bok eder ama… Bir özelliği de kıskanç olmasıdır. Kendisi size daha duygularını açmamış olsa bile sizin başka biriyle, diyelim ki bir iş arkadaşınızla konuştuğunuzu gördüğünde kıskançlıktan deliye dönebilir. Hmm, kıskancım ama engelleyici değil… Ancak içiniz rahat etsin. Duygular dile geldikten, aşk itiraf edildikten sonra bu erkek bütün çekingenliğinden bir çırpıda kurtulur. Bundan sonrasında onu tanıyamazsınız bile. Başka herkesten daha cüretkar olabilir. Hah, bunu diyorum; bok var sanki… Yengeç burcu erkeklerinin bir özellikleri de sekse düşkün olmalarıdır. Dolayısıyla Yengeç burcundan bir erkekle evlenen bir kadın için cinsel bir an bile sıkıcı geçmeyecek diyebiliriz. Ehi ehi ehi, yorum yok… Yengeç burcu kadınıyla benzeştiği yönlerinden biri de dürüstlüğe aşırı derecede önem vermesidir. Diğer su burçları gibi Yengeç’lerin de sezgileri kuvvetlidir. Dolayısıyla Yengeç erkeğine yalan söylerseniz, bunu mini minnacık, önemsiz bir konuda bile olsa bunu hemen sezer ve sezdikten sonra da ı size zehir eder. Güveni bir kez sarsılmıştır ve yeniden toparlanması için… üzgünüz ama epey çaba göstermeniz gerekecektir. Güven… Hmm… Okuyanlar bu konudaki hassasiyetimi biliyordur…

Yengeç burcu erkeğine âşık bir kadına notlar…

Yengeç burcundan bir erkeğe âşıksanız kılık kıyafetinize, giyiminize son derece özen göstermelisiniz. Off, kesinlikle! İnanılmaz önem veririm!!!! Her zaman için hanım hanımcık görünmeyi bilmelisiniz. Ayrıca eğer bir gece eğlencesine gidecekseniz oradaki en büyüleyici, en şık kadın da siz olmalısınız. Nasıl doğru!?!? Yengeç erkekleri ıyla gurur duyabilmeyi isterler. “Bugün makyajımı çalakalem yaptım, çünkü yeterince vaktim yoktu,” gibi bir açıklama onu çileden çıkarmasa bile surat asmasına sebep olabilir. Git evine değiştir kadın! Yengeç burcu erkeklerinin kötü sayılabilecek olan bir özellikleri de içkiye düşkün olmalarıdır. Bu yüzden size tavsiyemiz onun surat asmasına, kendisini kedere vermesine hiç müsaade etmemeniz. Siz onu neşelendirin ki o içki şişesine sarılmaya gerek duymasın. Ya doğru diyebilirim de kronik değil, seviyorum ama. Bir de bu erkeğin evine düşkün olduğunu söylemiştik. İyi yemek yapmayı biliyorsanız işiniz kolay. Erkeğiniz için çeşit çeşit yemekler yapın, güzel sofralar hazırlayın, lezzetli kekler pişirin, o da karşılığında sizin yanınızdan, evinizden hiç ayrılmasın. Hmm, yummy!!! Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer ;)

Aklınızda bulunsun

Yengeç erkeğinin evine bağlı olduğunu söylemiştik. Bu erkek eşine ve sevgilisine de aynı derecede bağlıdır. Olumsuz addedilebilecek bir özelliği sık sık ruh halinin, mood’unun değişebilmesidir. Ya bu galiba oluyor ya, bir gün mutlu öbür gün depresif takılabiliyorum. Evet doğru. Ama bu da aslında onu çekici yapan özelliklerin başında gelir. Çünkü hiçbir zaman aynı kişiyle olduğunuzu hissetmezsiniz. Her an başka biriyle başka bir ruh halinde davet edilirsiniz. Hadi yine iyisiniz. Bir uyarıda bulunalım yine de: Yengeç erkeğinin hafızası çok güçlüdür. O yüzden onu kırdığınız hiçbir anı unutmaz ve sürekli olarak size de hatırlatır. Ooo, bu konuda da ne yazık ki hak veriyorum. Tarihiyle bile eğer hatırlamak istiyorsam hatırlarım. Güzel günleri de ama öyle… Yani biraz kincidir. Ucundan olabilir. Çok dozunda ama, her insanoğlu kadar. Bir tavsiyemiz de onun cinselliğe düşkün olduğunu hiç unutmamamız. Dolayısıyla her an romantizmi ve baştan çıkarıcılığı elde tutmalısınız. Evet unutmayın! Hehehe.

Ne yapmalı?

Akıllı, zarif, duygusal, dolu, şefkatli ve destek olan ı sever. İnatçı, sabırsız ve maymun iştahlı iseniz aşkınız çok sürmez. KESİNLİKLE HAKLI! ÖZellikle destek, akıllı, zarif bir de ben ekleyeyim: ilgili!

Minik ipucu

Bir hafta boyunca her gün ona aşk mektubu yazın. Yok be gerek yok; valla…

Yengeç burcu erkeğine alınacak armağanlar
Ona sizin en güzel resimlerinizle dolu bir albüm hediye edin. Ya da kendisini güneşli bir günde kırlık bir yere pikniğe götürün. Daha da güzeli tekne gezisine çıkartın. ya da mutfağıyla ilgili armağanlar alın, mesela bir kahve makinesi ya da Çin yemekleri kitabı. Ayrıca daha pahalı bir armağan istiyorsanız ona bir home thetre sistemi de alabilirsiniz. Buna bayılacaktır, çünkü dedik ya bu erkek evden çıkmaktan pek hoşlanmaz ve eğlence için ona evinde yaptığı etkinlikler yetebilir. Bunlardan en güzeli, tekne gezisi, piknik mutfak armağanları olabilir… Belki… Bilemedim, özel olsun yeter.

Hayatımızdaki dönemler

Perşembe, 16 Nis 2009 Arif yorum yok

kaz_resimleriAmerikalı erkek bir bilim adamının yaptığı :

ın ının 4 ana döneme ayrıldığını ortaya koymuş:

  1. Herşeye ağzı açık ayran budalası olarak baktıkları, söylenen her güzel lafa kolay kandıkları 17 – 25 yaş arasındaki KAZ Dönemi.
  2. Güzelliklerinin farkına vardıkları, o yüzden hep kapris üstüne kapris yaptıkları 25 – 35 yaş arasındaki NAZ Dönemi.
  3. ı (erkekleri) tanıyıp gözlerinin açıldığı 35 – 45 yaş arasındaki KURNAZ Dönemi.
  4. Mihrabın yıkıldığı, herşeyin bittiği 45 yaş sonrası ENKAZ Dönemi.

Erkeklerin ıda 4 ana döneme ayrılır…

  1. 17-30 yas arasi: KAZ Dönemi.
  2. 30-40 yas arasi: KAZ Dönemi.
  3. 40-60 yas arasi: KAZ Dönemi.
  4. 60 ve sonrası : “ENKAZ ya da EN KAZ” Dönemi.

Bilgisayar erkek midir, kadın mı?

Pazartesi, 13 Nis 2009 Arif yorum yok

bilgisayarerkekmikadinmi

Baharda etekler

Çarşamba, 01 Nis 2009 Arif yorum yok

Bahar gelince çiçekler ve böceklerle beraber kız takımının da açılması zaten erkeğinin en büyük isteği ve beklentisidir. Bu konuda da zaten gözü açık olan erkeği faltaşı moduna da girer. Ulan kim ne giymiş, uf şuna bak moduna geçer.

Şimdi zonk diye konuya girdim biliyorum ama bu önemli birşeydir. Mesela, lise zamanlarımızda bahar gelmesiyle beraber “merdiven altı” muhabbetleri artardı. Yoksa kışın Allah’ın soğuğunda, yağmurunda ne durucaz lan orada manyak mıyız?
Ama dediğim gibi, bir açardı güneş, hava takriben 17-20 derece arası… Oy oy oy, gözler şenlenirdi.

Terlememizin en büyük sebebi okulun en güzel kızlarının merdivenlerden koşarak sınıfa gitmeleri olurdu.

Komikti diyeceğim, çocuktuk diyeceğim olmayacak. Yediremeyiz. Bir tane delikanlı gelsin de desin ki eskide kaldı bunlar! Naaaah!

Şimdi herşey işyerinde devam etmekte için.  Bu sefer daha fetiş hem de.

  • “Oğlum nasıl topuklu giymiş”
  • “Abi kızın elbise ne markadır?”
  • “Evli mi sence?” (!!!)
  • vs…

Demek ki anladık ki, bu “masum röntgencilik” hepimizin içinde var! Güzele de zaten bakmak sevapsa zaten iyi işte sorun yok.

Neyse ya, dün yine(!) bir geyikten yola çıkarak bu yazıyı yazasım vardı, yazdım rahatladım. Ben gidip sandviçimi yiyeyim bari.

Duman’ın yeni albüm(ler) de fena değil hani. Balık şarkısını armanğaen ederim efendim…
“Tadına bakacağım…”

Categories: günlük şeyler Tags: , ,

Bükçe

Perşembe, 26 Mar 2009 Arif yorum yok

Editör Notu: Yazı biraz uzun olabilir, o yüzden önce girişi ekledim, devamını okumak için sonunda devamını okuya tıklayabilir ve yazının kendisine ulaşabilirsiniz. Tembellik etmeden okursanız gerçekten çok güzel! Hele de okumalı!

(SEMA MARAŞLI’NIN EŞİMLE TANIŞMAYI UNUTMUŞUZ KİTABINDAN)

Oğlum bir hafta sonra evleniyor. Sorumluluk sahibi bir baba olarak ona öğüt vermem gerekiyor. Fakat bunu evde yapamam çünkü annesi ağız tadıyla öğüt vermeme izin vermez, sözü ağzımdan kapıp kendi devam eder. İş yerimden oğluma telefon açtım, “Akşam yemeğini dışarıda birlikte yiyelim.” dedim. Deniz kenarındaki bu şirin lokantada şimdi onu bekliyorum. Geliyor aslan parçası, yakışıklılığı da aynı ben. Yan masadaki kızlar gözleriyle oğlumu süzüyorlar. Bakmayın kızlar, onu kapan çoktan kaptı. Hoş beşten sonra konuya giriyorum.

Oğlum haftaya düğünün var, bir baba olarak sana bazı konularda yol yordam göstermem gerekiyor.
Çocukluğunda suç işlediği zamanlardaki gibi birden bire kızardı. Kerata ne anlatacağımı zannettiyse!

-Baba ben yirmi altı yaşındayım, bazı şeyleri biliyorum artık.

-Ah senin o biliyorum zannettiğin konularda da çok bilmediğin çıkacak ama ben o konulardan bahsetmeyeceğim. Keşke konuşabilseydik ama henüz o kadar modern olamadım.

Rahat bir nefes aldı. Bu arada yemeklerimiz de geldi. Oğlumla şöyle keyif yaparak muhabbet edelim bakalım.
-Kaç dil biliyorsun oğlum sen?

-İngilizce, Fransızca, bir de çe’yle üç dil oluyor.

-Bugün ben sana dördüncü dili öğreteceğim. Dilin adı Bükçe. tarafından kullanılır. Sen buna “kadın dili” de diyebilirsin.
Güldü. Güldüğü zaman benim yanağımdaki gibi küçük bir gamzesi var, o ortaya cıkıyor.

-ın ayrı bir dili mi var?

devamını oku…

(A)normal dağılım

Çarşamba, 25 Şub 2009 Arif yorum yok
Plot of the pdf of a normal distribution with ...
Image via Wikipedia

Wikipedia’dan önce bunun bir açıklamasını yapmam gerekecek. Matematiksel olarak. Cin gibi çocuklar zaten biliyordur, veya bizim gibi mühendisler:

Normal dağılım, aynı zamanda Gauss tipi dağılım (Gaussian distribution) olarak isimlendirilen birçok alanda pratik uygulaması olan çok önemli bir sürekli olasılık dağılım ailesinden biridir.
Bu olasılık fonksiyonunun grafik şekli bir çan gibi görüntü verdiği için çoğu kez çan eğrisi olarak da anılır.
Normal dağılım istatistik biliminin birçok alanında kullanılmaktadır. Örneğin örneklem ortalaması için örnek dağılımı, örneğin kaynağı olan anakütle için dağılımın normal olmadığı gayet açık olsa bile, yaklaşık olarak normal dağılım göstermektedir.

Eee? dediğiniz duyar gibiyim. Ben bundan çok muzdaribim ama ben zaten dünyanın da matematiğe dayalı bir şekilde tasarlandığına az çok inananlardan biriyim. Gerçekten o kadar mükemmel ki, yetişebildiği yerde matematiğin bunları çözebilmesi beni inanılmaz mutlu ediyor.

Ama bir yere kadar!

Şimdi işin ve tarafına geçiyorum. Hele de olaya erkekleri tarafına bakıyorum.

İstatistik dersi alırken en üzüldüğüm şeyler, soruda olasılığın eğride (çan) böyle “tail” dediğimiz sol ve sağ tarafındaki kuyruk kısımlarında kalması oluyordu. “Yazık be abi” diyordum.

İsveç Bikini Takımı

İsveç Bikini Takımı

Şimdi bunun erkekleri ile ne ilgisi var?

Geçen gün attığım resimde erkeklerinin çekiciliğinin acı bir yüzü de, ından çektikleridir. Ama daha kötüsü de vardır… bir bakıma…

Kuzey Avrupa ı!!!

Abi o ne ya?
Çüş ulan.
Hepiniz niye oraya yığıldınız biz burada kuyruklarla uğraşıyoruz?

Sorarım size! Yazık değil mi ulan bu kapı gibi delikanlılara?
Baktığımız zaman normal dağılım gibi gözüküyor ama anormal bir dağılım ya bu. Bu konuda yani en azından adı yanlış.

Haksızsın Gauss!!!

Ben bu teoriyi böyle çökertirim arkadaş…

Stockholm’a uçuş 170€’dan başlıyor beyler, bilginize… Devam EEEET!

Bak Kızım Burası Erkekler Tuvaleti!

Pazartesi, 23 Şub 2009 Cem yorum yok

Uyuz oluyorum!

tuvaletine gidip, kapının açılmamasından içerinin dolu olduğunu anladıktan 5 dakika sonra içeriden çıkan hatun kişiye uyuz oluyorum!

Senaryo çok basit. Aynen yukarıda anlattığım gibi. Jam tuvalete gider, içeri girmek ister ama giremez. Bekler, nasılsa içerideki en fazla 2 dakika içinde çıkacaktır. Neyse ki tuvaletidir burası ki, içerideki çok kalmayacaktır. Ama içerideki çıkmak bilmez. Acaba bayılmış mıdır? Derken dakikalar mekanın duvarlarının incelenmesi ile geçer ve içerden hatun kişi “ne bakıyosun!” bakışı ile çıkar. Bire insan evladı, orada kafam kadar belirteç var, bulunduğun mekanın senin cinsiyetin için olmadığı yönünde, daha hala ne tribi atmaktasın!

Unisex tuvaletlerden önce böyle bir kavram yoktu. kendi tuvaletlerinin önündeki kuyruklarında bazen acılı bazen mutlu vakit geçirirlerken, de çabuk ilerleyen sıralarının tadını çıkarıyorlardı. Sonra bazı mekanlar çıktı ve “bu dünyada eşitlik var, o zaman neden aynı tuvaleti kullanmıyoruz ki!” anlayışı benimsediler. Bu durum da çok fazla stresli değildi. En azından tuvaletlerin unisex olduğu biliniyordu ve her iki cins de birbirinden hafiften gerildiğinden tuvaletler daha bile temiz oluyorlardı. Ama ne olduysa son zamanlarda oldu ve kendi tuvaletlerinin kuyruğunu beklemek istemeyen , bizim tuvaletlerimize dadandılar.

tuvaletine ın girmesi aslında beni belki gene de rahatsız etmezdi, eğer ki o sırada boş olan tuvaletine giren erkeklere çıkışta “farkında değil misiniz kapıdaki tabelanın?” tarzında laflar edildiğini görmüş olmasaydım. Sadece tek yerde değil bu tuvaletinden çıkan kadın vakaları. Son zamanlarda hangi kafeye, hangi bara nereye gidersem tekrarlanıyor bu durum… Ve tuvaletten çıkışlarında da tüm hatun kişilerde aynı bakış “ben senin mekanına da girerim sen de bekleyeceksin, işin ne!”

Benim diyeceğim mi? Eğer arkandan o tuvaletten bir de erkek çıkmayacaksa girme! Çok mu acil girmen lazım, çıktığında da biraz insan ol da, pes dedirtme!

JAM – kızdı

Boş Ev Laneti

Pazartesi, 23 Şub 2009 Arif yorum yok

Hehehehe….

Pis bir başlangıç yapayım dedim. Yaa, yaa… Bu konuya elbet bir gün gelecektik…

Şimdi bu lanet, ama hakikaten lanet, erkeklerin bir numaralı korkusudur, fobisidir. Çünkü bu lanet bir erkeğin tüm planlarını bozar, adamı kilitler; böyle kuzu gibi mazlum, boynu bükük bırakır.

Niye mi?

Adam iç sahada oynamaya hazırlanırken, bir anda maç ertelenmiştir!
Ya deplasmana gideceksin, ya tarafsız saha… Ya da hükmen mağlup?!

Şimdi “oğlum böyle karamsar karamsar anlatıyorsun da bu nedir ki?” diyen birkaç temiz, pak arkadaşımız olabilir. Onlar bence gidip parkta oynamaya devam etsinler. Hehehe, şaka şaka… Gelin, anlatacağım.

Bunu anlatmak için bir senaryo kuruyorum. Kişiler ve olaylar hayalidir.

Berkecan; bayadır takıldığı ve aralarında birşeylerin yaşanmasını istediği Ahusu ile baya sıkı fıkıdır. Alttan girip üstten çıkıp boş bir anında Ahusu’yu kandırmıştır ve Berkecanlara gelmesi için ondan söz almıştır. Bunu da tabii ki sonuna kadar kullanacaktır. Her neyse, gün gelir, valideyle peder bir akşam yemeğinde konuyu açar:

- Berkecan, evladım, biz düşündük taşındık evlilik yıldönümümüzde Kars’a gideceğiz (Oha! :) ).

- ??? (Şimşek çakar kellede)

- N’oldu evladım, kalamaz mısın 2-3 gün evde tak başına?

- Yok ya anne, kalırım. Ne zaman?

- Öbür gün.

- Ok.

Şimdi çok sakin geçen bu konuşmanın akabininde Berkecanın midealtına ağrı girmiştir bile heyecandan. “Oğlum, gün senin günündür; vurdun voleyi!” der iç sesi.

Bir koşu içeri gider, hemen Ahusu’yu arar. “Öbür gün bendesin, ok?”

Tatatatatataaaataaa!!!! Ve işe lanet başlamıştır.

Ahusu cevap verir, “ok gelirim.”

Gün gelir, sabahtan Berkecan tekrar teyit için aradığında şu cevabı alır: ” Berkecan kusura bakma ya,______________________”

Şimdi senaryoyu burada kesiyorum ve size “fill in the blanks” (boşlukları doldurun) diyorum.

a. Hastayım.

b. Başka biriyle çıkıyorum.

c. Kaza geçirdim.

d. Annem hastalandı.

e. Kafam karışık.

f. Bence bunu yapmamalıyız.

g. Dışarıya mı gitsek?

Herhangi birni seçin, çünkü 80% böyle birşey başınıza gelecek. Bu boş ev lanetidir. Dikkatli olun.

Türk Erkekleri

Pazar, 22 Şub 2009 Arif yorum yok

turkerkekleri

Related Posts with Thumbnails
Categories: günlük şeyler Tags: ,