arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘depresif’

Herşey zaten anlamsız…

Pazartesi, 19 Eki 2009 Arif yorum yok

Daralmış bir bünyenin akşamında bunun olacağı belliydi…

Geçmişe dönüş.

Her insanın yaşayacağı anlardan.

Gün gelir mutlusundur, aylar yıllar geçer belki de… Böyle bir günde uyanırsın bir enkaz gibi. Mesajlarına dönen olmaz, telefonlarına kimse çıkmaz herkes seni yalnız bırakmıştır. Seni tek bırakmayan masandaki viski şişen, bir iki tane fıçı bir an bir de playlistindir. Hiçbir zaman silmemişsindir onu, her anıyla, her bağdaşan şarkıyla zenginleşmiş bir liste…

Çok sevdiklerim oldu, arkasından çok ağladıklarım…
Dönüp de bakmadıklarım oldu, peşimden koşturduklarım…

Bu ın sikikliği aslında. 4S kuralının geçerliliği. Sevene dönüp bakmazsın, sevmeyenin peşinde kul köle. Nereye kadar peki?
Kaşarlandım diyen bu beyin hala niye resetliyor?

Belki de kafa yormamak gerek.

Herşey zaten anlamsız…

Categories: içimi dökesim geldi Tags: ,

Viyana Notları: Beatles

Pazartesi, 02 Mar 2009 Arif yorum yok

Beatles dinlerken neden mutlu oluyorum?
Gerçekten hiçbir fikrim yok. Ama bir kere Facebook’da statüme – çok iyi hatırlıyorum Roxy sonrasıydı -

“Arif thinks that the only cure for this fucking headache is Beatles, not Alka Seltzer.”

yazmıştım.

John Lennon ve arkadaşlarının yaptığı , değil ya bence. Bu bir terapi. Bir ilaç. Xanax gibi, Prozac gibi…

TEK YAN ETKİSİ, AŞIK ETMEK!

Saçmalamayın tabii ki, eksik etekli bir kıza değil. Hayata…

En zamanımda bile beni gülümsetebiliyorsa bir , o iyi bir müziktir. Sokmak istediği moda sokabilen , iyi bir müziktir. Bunu yapıyor işte Beatles!

Şimdi bir durdum; camdan yine bir baktım… Biramdan bir yudum aldım.. ve başka birşeyi daha farkettim ki…
TEKRAR AŞIK OLURKEN O AN BEATLES ÇALMASINI İSTİYORUM!

Bu da sana mektuptur…

Cumartesi, 14 Şub 2009 Arif yorum yok

Off…
İşte sanırım bu yazı biraz uzun olacak… Baştan belirteyim… Sonuna gelince benim şu anki ruh halime bürünmemeniz için uyarmak istedim.

Solumda viski, sağımda kuruyemişlerim, arka fonda yine depresyon çalma listesi loop a alınmış; şu an Özcan Deniz “Geçmiyor günler” diyor… Bazı zamanlar olurdu, ben hep böyle damara girerdim. Ama bu hale geleceğimi nasıl bilebilrdim? Şu an benliğim geçmişimi tarıyor resmen bu kadar dibe vurduğun senelerin oldu mu diye?

Yaşlı amcalar “daha durun ya neler yaşadınız” diyor, kızmıyorum onlara çünkü dedikleri bana umut veriyor değişik bir şekilde. ın heyecanını kaybetmemem en azından güzel birşey… Umut doluyum, tek sahip olduğum oymuş gibi geliyor zati…

Bugün bir yazımı okuduktan sonra bir arkadaşım, “Sen bu halde gözükmüyorsun, demek ki sadece kabuk bağlamışsın” dedi. Çok beğendim bu benzetmesini aslında. Evet, aslında aradığım statü şu an kendim için bu. Kabuk bağladım… Ama kabuk bağlayan yaralar iyileşmeye yakın değil midir? Ya da bu sefer kim gelip kopartacak o kabuğu? Bundan korkuyorum işte. Sıradaki gelsin!

Millet anlamıyor abi, diyorum arkadaşıma. Neden, diyorlar. Anlamıyorlar, diyorum, çünkü yaşayan bilir, diyorum. Yanlış anlaşılmasın, ben bunları kendimi acındırmak için yazmıyorum. O an aklıma geliyor, yazıyorum. Çok da eğlenceliyim aslında bu aralar. En azından eskisinden daha çok ama olay sadece ismini unutmakla kalmıyor. Gözlerini kapadığında, yine de birşeyler geliyorsa aklına onunla ilgili… Canı sıkılıyor işte adamın. E bu bana hala oluyor! Oldukça da sarılıyorum kaleme, klavyeye.
Çok güzel birşey, belki de bir yazarım…

Adı da o senin nefret ettiğin “Godoş Kızlar” olur. İlişkiyi iyice bok eden gereksiz triplerin kaynağı olan isim. Bir geyiği alıp üstüne alınmandan dolayı, buradayız işte. Tek sebebi o mu, değil!

Hiçbir zaman senin beni bu kadar etkileyeceğini düşünemezdim. Bana bir rüya gibi geçen fırtınalı aşkımı geri plana attırmış olmanı düşünemezdim… Onun yerini tutamazsın zaten o bambaşka… Geçemez kimse. Sadece ya onun üstüne çıkar, ya da altında kalır. “Replace”… İngilizce’deki terimi bunun. o zaman devam edeyim. “Replacing is impossible.”
Benim suçum, senin onun üstüne geçebileceğini düşünmekmiş… Nereden bilebilirdim…
Anladın mı?

Bunları yazarken şu an alkollüyüm. Sabah kalktığımda bunları silmeye çalışacağımı bile bile, yazıyorum. Deşarj oluyorum.
Zayıf bir insan mıyım acaba, diye düşünüyorum. moda girdiğinde hemen neden alkole sarılıyorsun, diyorum. Arkada şu an Orhan Baba çalıyor. “Kör olsun şu aşkın gözü” diyor. Seninle ilk tanıştığımız gün de alkollüydüm hem, sen de öyle…
Benim yüzünden sigara içtiğinde bile utanmıştın… Nasıl da tatlıydın…

Ne kadar da masumdun aslında. Beni bu hale sokacağını nasıl ama nasıl farkedemedim ona yanıyorum. Bilerek yapmadığını da biliyorum…
Bu yazı sana bir mektup gibi oldu… Devam etsin, gitsin… Belki de okuyorsundur… Belki de şimdi anlıyorsundur. Bu sana yalvarmak değil. Bu benim anlatamadıklarım belki de… Ağlayamanın ne kadar zor olduğunu bilen bir insan bunu anlayabilir belki de.

Pardon, bu sefer sadece bir an nefes almadım. Kendime bir kadeh daha doldurdum.
Seninle ilk gittiğim yerin kartvizitini buldum geçen gün cüzdanımda. Arkadaşımdan almıştım, ara abi demişti, güzeldir orası, oraya götür. Ne de güzeldi… Ama sen oradayken. Hiçbir şey yaşamamış olmanın bu kadar değerli olacağını nasıl bilebilirdim onu düşünüyorum… Şimdi seninle gittiğim yeri bizim oraya da açtılar. Nefret ediyorum. Göresim gelmiyor. O kartviziti de yırttım attım zaten…

Senin adının geçmesi yasak muhabbetlerde. Resimlerini sildim, telefonunu da… Niye mi? Dayanamıyorum anlamıyor musun?
Aslında… Kendime yediremiyorum… Nasıl oldu da, gidip en büyük aşkımdan ayrıldıktan sonra sana bu kadar saplandım diye…
O’na bile yazamıyorum bu satırları düşün. Ama sonra diyorum ki; O’nu zaten çok sevmişim be, diyorum… Yazmama gerek bile yok, diyorum. Kıyas kabul bile etmiyorsun. Ama sen de farklıydın işte. Kurtarıcımdın ya hani… Sana belli etmeden, o güzel yüzüne her baktığımda bunu hissedebiliyordum… Ama neden? Neden? Neden bana arkadaş gibi takılalım dedin?
Gerçi onu duyduğumda… Çok rahatlamıştım biliyor musun… Ah, dedim, yavaştan alalım sağlam olsun, demiştim… Peki neden öptün beni? Bir kız ilk defa beni öptüğünde böyle saçmaladım… Bittim. Mahvoldum. Çünkü sen planlarımı bozdun…
Aşkın planı olur mu? Olmaz evet, ama ben deniyordum işte. Yine, yeniden.. Öğrendim… Olmuyormuş…

Orhan Baba hala döktürüyor arkada…. “Dil Yarası” diyor, “en büyük yaraymış” diyor… Belki de doğru…
Sana yazdığım bu satırları yine birileri çok beğenecek. Yine telefonlar açılacak, yine mailler atılacak, yine mesajlar gelecek.
“Döktürmüşsün yine hayvan herif!” diyecekler.
Sokayım döktürmeye… Reklam değil bunlar… Sen ellerdeyken ben neden sana takıldığımı düşünmekten yoruldum. Şakaklarıma beyaz düşerken yavaş yavaş, babam da soruyor ya bunu, sen Allah bilir neler yapıyorsun?
Merak da etmiyorum ya…
Gelip gidiyor işte…
Hep bir kıyas…
Seninle neden tanıştım  ben ya!?!?!?! Neden gördüm seni ilk orada? Neden konuştum? Neden dansettik? Neden? Neden? Neden?
Allah kahretsin…

İşin ilginci ne biliyor musun?
Bunların hiçbiri bir daha tekrarlanmayacak… Sen sadece ıma belki de en kısa ve hızlı giren kızlardan biri olup, orada da kalacaksın. Ama bu satırları haketmen bile yeterli… Gün gelecek, senden nefret edeceğim, gün gelecek işte böyle satır satır, sayfa sayfa yazacağım…
Kendime yediremiyorum… Sana bağlanmamam gerekiyordu… Beni o gün o mekanda gördüğünde yanımdaki kızın kendi yerine geçebileceğini düşündün mü bilmiyorum ama olabilir mi… Çok zor… İmkansız mı?… Değil..
Bir dakika, bir kadeh daha koyacağım…

Bana gıpta edenlar var… “Ne güzel, şükret” diyorlar… Yo, yo, gerçekten şükrediyorum. Beterin tabii ki beteri vardır. Ama olmuyor be… Artık anam babam bile bırakmışsa beni, bu konuda; ne olsun be. Kalbimin dert denizinde boğuluyorum işte…
Senin yüzünden ABBA bile dinleyemiyorum. Kazanan herşeyi alır diyorlar… Öyleymiş…

Hah, bak ne aklıma geldi…
Beni aç da bırakmıştın… Sonra da üzülüp sosisli almıştın orada. Beraber yemiştik… Zaten başka birşey de alamazdın ki… Hatıralar… Az da olsa… Var işte bir şeyler bak geliyor aklıma… Geliyor mudur senin de acaba? Zannetmiyorum, demiştim ya… Şaşırırım…

Herkes uyarmıştı, oğlum bırak aman uzak dur yakar seni diye, dinlemedim ya ona yanıyorum… Yaktın be… Yaktın yani… Kül ettin… Ben masumca sadece kalbimin sesini dinledim, seni benim yapmak istedim, senin olmak istedim. Çok mu ağırdı bu ya? Buna değer miydi?
Evet kabul ediyorum işte… Senin yüzünden ulan bütün herşey. Yanlış anlama, sana bir suçlamam yok. Sakın yanlış anlama… Sana ne dediysem doğrudur. Ama çıkışı senin yüzünden anla işte…
Komik geliyor değil mi? Ufak bir lise çocuğu gibi aşık olmuşum ulan sana…
Komedi ya… Gülümsedim şu an… Belki de kaç saattir ilk defa… Ama ironi. Okumasan da yazıyorum bunları…
Saatlerdir aklımdan geçenleri yazıyorum… Durmuyor işte bu kafa. Neden aldığımı neden tütün çektiğimi neden uyuşturduğumu zannediyosun ulan bu kelleyi!?!?!?!?! Bundan işte…

Bitiriyorum galiba ya…
Sana söyleyecek birşeyim kalmadı… Aslında bitmez, elbet vardır ama ben üzülmekten ve yazmaktan yoruldum, belki -eğer okursan tabii- sen okurken yarısında çoktan kapatmış bile olacaksın. Buraya geldiysen ne ala…
Çünkü ne diyeceğim biliyor musun?
Ne kadar “siktir” ile başlayan cümle kursam da… Seninle geçirdğim zamanları özlüyorum… Aptal esprilerini özlüyorum… Güzel yüzünü özlüyorum… Seni… Özlüyorum…

Bitiriyorum… Bitiyorum…
Yarın…
Uyandığımda…
Bunları hissetmeyeceğimi biliyorum…
Ama içeride bir  yerde…
iç kanamam dururken… Nereye kadar ki?
Sadece…
belki bir gün bir hemşirem(!)  geldiğinde…

Ama dedim ya,
ben seninle bırak 40 saniyelik bir kırmızı ışığı değil bir ömrü beklemeyi göze almışken, sen “yeni ın” için hala seni bu hale getirenlerin resmini koyuyorsan, sana sadece yine, yine ama yine!
Lanet olsun demek yerine;
“Seni özlüyorum, biliyor musun?”
demek kalıyor bana….

Why

Perşembe, 06 Kas 2008 Arif yorum yok

Why Does My Heart Feel So Bad?
Why Does My Soul Feel So Bad?

Why Does My Heart Feel So Bad?
Why Does My Soul Feel So Bad?

Why Does My Heart Feel So Bad?
Why Does My Soul Feel So Bad?

Why Does My Heart Feel So Bad?
Why Does My Soul Feel So Bad?

Why Does My Heart Feel So Bad?
Why Does My Soul Feel So Bad?

Why Does My Heart Feel So Bad?
Why Does My Soul Feel So Bad?

Why Does My Heart Feel So Bad?
Why Does My Soul Feel So Bad?

Why Does My Heart Feel So Bad?
Why Does My Soul Feel So Bad?

Why Does My Heart Feel So Bad?
Why Does My Soul Feel So Bad?

………………..

Uzaklaşmak

Pazar, 12 Eki 2008 Arif yorum yok

Uzaklaşmak kelimesinin TDK’daki anlamı:

1 . Bir şeyden, bir yerden veya kimseden ayrılıp uzağa gitmek:
“Yürüyüp gittiğini görmemek için uzaklaştı.”-
R. H. Karay.
2 . mecaz Yabancılaşmak, ilgisi azalmak:
“Bu genç kız yaşasaydı, sevdiği adamın günden güne kendisinden uzaklaştığını görecekti.”-
R. N. Güntekin.

Konu hakkındaki düşüncelerimin hangi seçim olduğunu anlamamış olabilirsiniz, cevap veriyorum. Her ikisi için de… Kararımı vermiş bulunmaktayım, mümkün olduğu ilk anda uzaklaşmak istiyorum buralardan, şu anki çevremden.

En önemlisi belki de mecaz anlamda kullanılmış olanı; insanlardan uzaklaşasım var… Geri alamadığım bazı şeyler var ve bu beni üzüyor. Bir insanın da önce kendini koruması şart değil midir?

Keşke herşey farklı gelişse diyorum kendi kendime ama son 1-2 senede öğrendiğim bir şey varsa eğer o da herşeyin hayırlısının olması gerektiği.
Bunu bana dediğim gibi 2 sene önce sorsanız X-Files’daki Scully gibi hayır böyle birşey yoktur deyip atardım ama artık buna inanıyorum. Eğer biriyle olmamanız gerekiyorsa, olmayacaksınızdır. Eğer birinin ınızda o an olması gerekiyorsa, o orada olacaktır…

Ama üzülmek? Artık ben istemiyorum… Beni seven benimle gelsin…

Categories: içimi dökesim geldi Tags: ,

Depresif Playlist’im

Pazar, 05 Eki 2008 Arif yorum yok

Iste gorebileceginiz en baba sarki playlisti…

Blower’s Daughter Damien Rice
Tie Up My Hands
Goodbye My Lover James Blunt
One U2
Sonnet The Verve
Losing My Religion REM
Drugs Don’t Work The Verve
Babe I’m Gonna Leave You Led Zeppelin
Black Pearl Jam
Without You I’m Nothing Placebo
Letting the Cables Sleep Bush
Creep Radiohead
Wasted Time Skid Row
Four To The Floor
Poor Misguided Fool
Wonderwall Oasis
Lovesong The Cure
Sometimes It Hurts Stabbing Westward
Tears In Heaven Eric Clapton
Everybody Hurts R.E.M.
Again Lenny Kravitz
Believe In Me Lenny Kravitz
Wish You Were Here Pink Floyd
Forever Ben Harper
One Day The Verve
Somebody Depeche Mode
Michelle Andru Donalds
Forever Blue (Acoustic Version) Chris Isaak
Only The Lonely Chris Isaak
Wicked Game Chris Isaak
Linger The Cranberries
Last Goodbye Jeff Buckley
How’s It Going To Be (1997) Third Eye Blind
Last Kiss Pearl Jam
Behind Blue Eyes Limp Bizkit
Always Bon Jovi
Hello Lionel Richie
Only Time Enya
Truly Madly Deeply Savage Garden
Shape Of My Heart Sting
Pale Blue Eyes The Velvet Underground
Foolish Games Jewel
Angie The Rolling Stones
Don’t Cry (Original) Guns N’ Roses
Still Loving You Scorpions
Paint It Black The Rolling Stones
Categories: müzik Tags: ,

Trajikomik

Pazar, 21 Eyl 2008 Arif yorum yok

Savage Garden album coverImage via WikipediaYanlış hatırlamıyorsam 2000 yılının yazıydı ve ben o sene deli gibi Savage Garden‘ın ilk albümüne sarmıştım (Yaklaşık 3 yıl gecikmeli olsa da). Bu yazıya da aslında bu şekilde başlamayacaktım ama şu an arka fonda çalan şarkı tamamen buraya çekti yazmak istediklerimi. Hangi şarkı olduğunu belki de çoktan anlamışsınızdır. Truly, Madly, Deeply.

Bugün sabah yazdığım yazı ile şu an arasında saatler geçmesine rağmen depresiflik oranım hala aynı durumda ve bu şarkıyı dinledikçe klibi aklıma geliyor. Yanlış hatırlamıyorsam klip Prag sokaklarında çekilmişti ve bir sonbahar gününde geçiyordu. Şu an ki ruh halimle orada olmak isterdim. Tam benlik…

Her neyse…

Bütün gün kafamı kurcalayan tek şey, benim şu an ımda nelerden korktuğum, neleri yapmamam gerektiğiydi…

ım boyunca – ki bunu ben tam bir Yengeç burcu erkeği olmaya bağlıyorum – insanlara güçlü göründüm, zayıf anlarımda kaçıp kendimle kaldım, sorunları büyütüp dert ettim ama kimseye bunları hissettirmedim.

Neden? Neden bunları kabuğuma çekilircesine yaptığımı sorguluyorum son zamanlarda. Neden insanların beni üzgün görmesini istemiyorum bilmiyorum. Halbuki o gösterdiğim sahte yüz yüzünden ben mutsuz oluyorum. Bunu yapmamam lazım ama belki de tek oto-savunmam bu. Gardımın düşebilecek durumda olması beni çok rahatsız ediyor. İki ucu boklu değnek yani…

O içerideki yüzü gösterdiğim çok az insan var, beni ne kadar anlıyorlar bilemiyorum…

İşin daha komiği ne biliyor musunuz? Bu yazıyı yazdıktan sonra çıkıp parkta tek başıma oturacağım ve bunları yeniden ve yeniden kafamda dolaştırıp duracağım. Sonuçta da yine yapmamam gereken birşeyi yapıp ımın tekrar dibe vurmasını izleyeceğim.

İşte bu tip durumlara “trajikomik” diyorlar…

Reblog this post [with Zemanta]

Yağmurlu havalarda ben.

Pazar, 21 Eyl 2008 Arif yorum yok

Saçma bir başlık oldu, daha iyisini de bulamadım.

Öncelikle yağmurun mükemmel birşey olduğunu düşünmeyenler kafadan bu yazıyı okuyamayabilirler. Diğerleri de istediği zaman back tuşuna bassın çok zor birşey değil. Evet, agresifim biraz bugün. Kafa karışık kafa..

Yağmurda yürümeyi o kadar seviyorum ki… Dün fırsat bu fırsat, en sonunda elime geçti uzuuuun bir kurak bahar ve yaz döneminden sonra – O an o kadar mutlu oldum ki… Caddebostan sahilden ayrılasım gelmedi ama zorundaydım. Arkadaşlarımla buluştuktan sonra gözüm hep camdaydı. Camın saydam olmasından faydalanarak dışarıya bakıyordum bütün gece ama aslında baktığım yer tamamen beynimin içiydi. O kadar dalmışım ki, dürtülerek dünyaya geri döndürüldüm. Hala kolum acıyor!

Her damlası ımın bir anı gibi ve en büyükleri genelde birilerinin yüzüne düşüyor, onlarda elinin tersiye silip atıyor. Hep bu böyle. En rahatsız edicileri zaten genelde başkaları için bu büyük anlar oluyor.

Arkadaşlarımdan zor bela ayrılmadan önce bir içtim ve arabama binip o yarattığım mükemmel ortama uyan CD’mi koydum… Closer’ın soundtrackinden “Can’t take my eyes off of you” ve ardından Oasis’den “Wonderwall” çalarken ben hala dışarıdaki yağmurla beraber geçen anlarımı ve salakça bir şekilde onların hangilerinin yanlış hangilerinin doğru olduğunu ve bunları nasıl düzeltebileceğimi düşünüyordum… Ne kadar saçma geliyor beynim mantıklı çalışmaya başladığında ama olmuyor işte. Yapamıyorsun.

Caddebostan’da bıraktığım hasretimi 3-4 saat sonra otoparktan yukarı çıkınca geri aldım. 15 dakika damlaların altında oturdum tek başıma. Hiçbir şey yapmadan. Elimdeki cep telefonunda açtım “Mesaj yaz” kısmını. Boş bıraktım. Aklımda doldurdum sadece, zihnimde bastım gönder için tuşa…
Pardon, niye tek başına olayım ki.. Düşüncelerimdeki insanlar ve bütün anlarım vardı “yüzüme yüzüme düşen”… Eve girmeden önce silmek istedim hepsini, özellikle o büyük olanları… Silemedim… Eve girdiğimde onlar yine vardı ekranımın karşısında…
Diyorum işte, kafam karışık.

Starsailor – Tie Up My Hands

Cumartesi, 20 Eyl 2008 Arif yorum yok


– Tie Up My Hands

Wipe the make-up from your face
Tie your hair and gently fall from grace
Until I come again
Take the disaffected life
Men who ran the company ran your life
You could have been his wife

I wanna love you but my hands are tied
I wanna stay here but I’ve been denied
Lets watch the clock until the morning sun does rise

Wipe the sweat from off your brow
All that you believe is here and now
You could have had more doubt

Wipe the shadow from your eyes
Rest your daughter while your mother cries
You could have let him fly

I wanna hold you but my hands are tied
I wanna stay here but I’ve been denied
I wanna lie here ’til we’ve killed this bitter doubt

I wanna hold you but my hands are tied
I wanna stay here but I’ve been denied
Lets watch the clock until the morning sun does rise

I wanna hold you but my hands are tied
I wanna sleep here but I’ve been denied
I wanna stay here ’til we’ve killed this bitter doubt

I wanna hold you but my hands are tied
I wanna sleep here but I’ve been denied
Lets watch the clock until the morning sun comes out

Categories: şarkı sözleri Tags: ,

En Depresif Alternative Rock Şarkıları

Çarşamba, 17 Eyl 2008 Arif yorum yok

Geçen gün bunalım takılırken bulduğum bir listeyi sizinle de paylaşmak istedim.
(Kaynak: http://www.wanderlist.com/depressingsongs)

  1. SOMEBODY – DEPECHE MODE
  2. WHEN LOVE AND DEATH EMBRACE – HIM
  3. DUST IN THE WIND – KANSAS
  4. SOMETIMES IT HURTS – STABBING WESTWARD
  5. ADAM’S SONG – BLINK 182
  6. LUKA – SUZANNE VEGA
  7. MY SWEET PRINCE – PLACEBO
  8. SINCE YOUVE BEEN GONE – THEORY OF A DEADMAN
  9. MAD WORLD – GARY JULES
  10. AT SEVENTEEN – JANIS IAN
  11. THE END – DOORS
  12. NEVER HAD NO ONE EVER – THE SMITHS
  13. MY IMMORTAL – EVANESSENCE
  14. TEARS IN HEAVEN – ERIC CLAPTON
  15. ALL – MYSELF – ERIC CARMEN/RACHMANINOFF
  16. CRYING – ROY ORBISON
  17. BABE I’M GONNA LEAVE YOU – LED ZEPPELIN
  18. I CAN’T MAKE YOU LOVE ME (IF YOU DON’T) – BONNIE RAITT
  19. FAST CARS – TRACY CHAPMAN
  20. PAINT IT BLACK – ROLLING STONES
Related Posts with Thumbnails
Categories: müzik Tags: ,