arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘aşk’

Hayatım’a

Pazartesi, 28 Ara 2009 canga yorum yok

Seni özlüyorum bebeğim. Aslında bunu, seni ne kadar özlediğimi belirtmek için yazmıyorum, zaten bildiğini zannediyorum. Paylaşmak istediğim dilediklerim, umduklarım.

Yanına geldiğimde ne ile karşılaşacağımı(zı) bilmiyorum bebek, ilişkimizin çeşitli boyutlardaki çıkmazlara girmesine alışığız nasıl olsa, artık gerçekten acı da verse. Ben sadece umut ettiklerimi yazacağım.

Seninle uyanmak istiyorum yarın sabah; seninle merhaba demek güne; seninle sabah sevişmelerim olsun istiyorum evden çıkma telaşlarına sıkıştırılmış; dönüşlerde yemek hazırlamaların tembelliklere yenik düşmesiyle tatlanan ufak atıştırmalıklar; belki sahilde bir yürüyüş sonrasında, her zaman sıcak olmaz ya hava, kafanda kapüşonun koluma girmişsin, denizden esen rüzgara karşı bedenim siper sana. Döndüğümüzde beraber sıcak bir duş alalım ım, çıkınca ben seni kurlarım. Sonra hafif ışıkta alışagelmiş film izlemelerimiz, yan yana, üst üste, uyuyup kalışın göğsümde. Merak etme, ben seni taşırım, yatağım yakın nasıl olsa…

Categories: içimi dökesim geldi Tags: , ,

iyilik güzellik

Çarşamba, 25 Kas 2009 Arif yorum yok

İçtim yine.. Kızacak yine birileri. Yeter ulan diyecek. Belki askere gideceğim ya hani, onu söyleyecek herkes. Ne gerek var diyecek?!

Derdin mi yok başka diyecek?

Kafanı rahat tut diyecek…

Bilmiyor muyum mu sanıyorsun?

Ne diyeyim ki sana…

Eh be safım… Eh be güzelliğim…

Hazır olsam, koşamaz mıyım arkandan? Tutar mıyım seni böyle? İstemesen de kandıramaz mıyım seni?

Sensin sen…

Ama tek derdim ne biliyor musun?

Belki de tek korkum hatta…

Ben seni gerçekten sevmişim.

Ben sevebiliyormuşum.

Bir zamanlar…

Onu anladım.

Şimdi bunu tekrar hatırlatacak..

Ya sensin…

Ya da…

gerisi şairin dediği gibi…

iyilik, güzellik…

Categories: içimi dökesim geldi Tags:

Gotürsem seni gittiğim yere…

Çarşamba, 25 Kas 2009 Arif yorum yok

Yoksun işte. Hiçbir yerde.
Belki ihtiyacım olurdu be şimdi sana.
Oralarda sürterken aklında mıyımdır şimdi?
Ya başkasını düşünüp bunalırken?
ın mıdır beni hakikaten yaşatan şarkıda söylenildiği gibi?
Gidiyorum buralardan.
Yokum belki de 20 gün sonra.
Memleketin bir köşesine atılacağım.
Ya sen ne yapacaksın?
Bensiz misin yada benliksiz mi hala?
Sensiz miyim, sensiz mi olacağım hep?

Evet.

Tek şeyi anladım şimdiye kadar.
Dostlukmuş gerçek.
Aileymiş.
Ana kucağıymış belki de en rahatı.

O seni darlatan, en bayan yermiş…
Rutin buluşmalarmış, abaza muhabbetleriymiş…
Daha şimdiden anladım…

Nasıl olacak böyle bilemiyorum ki…

Elimde tek, ulaşabileceğin bir numaran. .
Bir de resmin.

Hayatta çok değişik şeylere bağlıyorum ikimizi…
Birimiz kaçmış bir otobüs, diğeri parasız bir öğrenci.
Yok ki başka derdi – tek şansı o otobüs…
O otobüs ise, belki de o günkü ekmek parasının kısmeti o çocukta…
Ama ikisi de kaybeden taraf.

Neden böyle?
Nasıl?
Nasıl ben seni hala düşünüyorum?
Neden hala umursamıyorsun?
Bilemiyorum…

Tek bildiğim…

Mümkün olsa da sadece sesin bile olsa, götürsem seni gideceğim yere…

çok çok farklı…

Çarşamba, 25 Kas 2009 Arif yorum yok

çok çok farklı…
artık yok içimde iyilik filan…
ben kötülüğün tarafındayım…
buraya ait değilim… gerçekten…
canım sıkılıyorum… hepinizden…
bayıyorum, anlayın işte…
cevapları bekleme yok, zaten anlamsız bundan sonrası..
hepsi karanlık..
hepiniz bir avuç et parçası
gördüklerim başkalarıonın önünde
sevdiklerim
ben ise rüyalarda sadece
nöbet tutmakta.
seviyorum ama..
nerede bilmiyorum
kim
nasıl
ne kadar
sadece sen var ya nelere kadirsin den ibaret..
tek bildiğim
tek aklımda kalan
bunu tekrarlamayacak olan ise
benim yaşadıklarıma başka bir şahit
bir tek işi
kötü bir tavşan olmak ise
boşver be kanka..
herşeyiyle güzel…

Categories: içimi dökesim geldi Tags:

Akşam da rakı içeriz zaten…

Pazar, 15 Kas 2009 Arif yorum yok

Çok fazla şey beklemiyorum aslında karşı taraftan. Biraz meraklı olsun, biraz çekingen.

Vücudu güzel olsun ama.

Böyle mesela:

tumblr_ksvdfdfWmQ1qzs286o1_400

Sonra takılalım hep.
Beraber paylaşalım herşeyi.
Gece gündüz sürtelim orada burada.

Deli gibi sevişelim saatlerce.

Sonra da kalkar gideriz yine biryerlere.

Beraber ağlayalım, gülelim.

Bir gün kalkayım ama yanımda olmasın.
Baymasın beni.

Dün gece ona ne söylediğimi hatırlamamış olayım.
Ne var yani şunun şurasında aşklar güzel bir popodan ibaret değil mi?

Şu şarkıyı dinlesin, sözlerini atsın bana sadece bir mesaj ile…

Akşam da bizimkilerle rakı içeriz zaten…

Categories: Kategorisiz Tags: , , ,

Sana dair

Çarşamba, 28 Eki 2009 Arif yorum yok

değil mi? Burada böyle dalga geçercesine yazdıklarım.

Anlamayana diyorum.

Bırak işte gitsin…

Bırak…

ma…

bu kadar kolay olmamalı… ydı…

Seni sevmek hani…

Zor olmamalıydı…

Ben kolaylaştırırken…

Çevrendekileri görmeyecek kadar körken, nasıl gözümün içinden benim korkak hislerimi okuyabilirsin ki?

Categories: içimi dökesim geldi Tags:

Daha ne diyeyim…,

Çarşamba, 28 Eki 2009 Arif yorum yok

Daha ne diyeyim…

Keep Talking diyeyim. Konuşmak lazım diyeyim, sevgileri sessizlikle harcamamak lazım diyeyim.

True Love Waits diyim. Beklersem bulurum, bunun için umudum hala var diyeyim. Bebeğim gelecek diyeyim.

Resmini Öptüm De Yattım diyeyim. Damara vurayım. Bakayım kalan tek çerçeveli resmine. Çerçevelettim ya, sen bilmezsin.

Live With Me diyeyim. Bir ömrü seninle geçiresim var bilesin. Keşke diyeyim.

Black diyeyim. Herşey senden sonra karanlık diyeyim, aydınlığa koşup da ulaşmak tek hayalim.

Videotape diyeyim. Hala çalan bir teyp gibi dönüp dönüp başa sarayım.

Last Kiss diyeyim. Seni en son öptüğüm anı düşüneyim. Yanımdaki bira şişesini kafama dikeyim.

Needle in the Hay diyeyim. Aradım diyeyim. Hataların hiçbirini bulamadım diyeyim. Seni sevmek dışında.

Drugs Don’t Work diyeyim. Alkol de yetmiyor diyeyim.

Please Bleed diyeyim. Ne olur canlını görmemek için dua edeyim. Bu acının gerçek olduğunu bileyim.

Where Did You Sleep Last Night diyeyim. Bilmek istemeyeyim.

Sotry Of A Lonely Guy diyeyim. Kendimi anlatmak isteyeyim.

Here With Me diyeyim. Son bir kez, yanımda göreyim.

I Remember diyeyim…

Hala…

Hala…

Geçmiyor…

Diyeyim.

Categories: içimi dökesim geldi Tags: ,

72.8%

Cuma, 23 Eki 2009 Arif 2 yorum

…üstüne üstlük her yerde var!

Categories: günlük şeyler Tags: ,

Pazartesi, 19 Eki 2009 Arif yorum yok

belli olmaz. belki görürüm seni bir kez daha belki de hiç çıkmazsın karşıma. belki de anca satırlarda buluşuruz. belki senin resimlerini görürüm başka adamlarla. yakıştıramam büyük ihtimalle. şimdi olduğu gibi yine elimde viski olur herhalde. sensiz geçen günlerin taa… diye başlarım içimden. seni tanıdığım günü hatırlarım. önce gülümser sonra gözlerim dolar belki. nereden nereye derim. kimse bilmez seni ne kadar sevdiğimi, nerelerde olduğunu. herkesin bildiği senin güzelliğin olur bir tek. kimse anlamaz sana olan ımı, sen dahil. itirazlarla atlatırsın belki, sallamazsın belki de. rüyalarıma girersin çoğu zaman. ellerim yumuşak teninde dolaşır. bana bakarsın usulca. gözlerini kısarsın. içimden geçen sadece o minik dudaklarına yapışmak olur. sadece seni isterim bir ömür boyu. kalbini kırmış olurlar belki. onları unutman için varımdır. hiç mi aklına gelmez. senin bana yaptığına niye izin vermezsin ben yapayım bırak? kimse mi dokunamaz sana? istemem kimseyi. benim o. tek ben. isteğim sen, derdim sen, düşüncem sen, duygum sen. her şey sen… olmadığını anlamıyor musun ya hiç? hiç mi farkında değilsin? bu kadar mı umursamazsın ya da? diğerleri sadece yüz dolarken senin benim kalbime bedel olduğunu? beni üzmeye hakkın var mı bu kadar? umutlandırmadan da? bırak benim aptallığımı, kim ki seni böyle sevecek olan? bu kadar mı körsün? ben mi gösteremiyorum yolu? kokun… kokunu özledim… seni özledim… bir piyanonun melodileri gibi dudaklarının ıslaklığı… senelerce sürebilir bende… hiç mi düşünmedin, hiç mi sormadın? ya ben? ya ben? bu kadar mı yokum? en saf halimle gelmişken bile… kapıyorum gözlerimi, dikiyorum kadehimde kalan son viskimi. bir kaya parçası, bir sen, bir ben altımız tamamen deniz… sana sarılmak istiyorum, seni istiyorum ama olmuyor yaklaşıyorum o soğukluğa, o ıslaklığa. senin sıcaklığını isterken bumbuz bir soğukluğa kavuşuyorum. yoksun sen. kayboluyorsun. ve bir an geliyor, bir bakmışsın bir sabah oluyor… bir acı… sol tarafımda… dayanamıyorum. ölüyorum. her gün. faili meçhul mu? sanmam…
niye biliyor musun? hala tek istediğim, tek sevdiğim, tek düşündüğüm, tek içime çektiğim sen ise… meçhul değil be güzelim…
şu an benim olsan, herşeyimle senin olmaya hazırım biliyor musun?
anlamadığım ise,
DAHA NE İSTİYORSUN???

Categories: içimi dökesim geldi Tags:

Love is like Pi

Pazartesi, 19 Eki 2009 Arif 1 yorum

Categories: günlük şeyler Tags:

İki Kadeh

Salı, 13 Eki 2009 Arif yorum yok

İki kadeh koydum masanın üstüne. Ufak bir masa. Fazla bir şey de durmaz üstünde zaten. Senden kalan bir iki şey. Seni hatırlatan.

Doldurdum kadehlere birer duble viski. Ben benimkini bir dikişte bitirdim, bir kadeh daha koydum. Sen dokunmuyorsun. Bana bakıyorsun sadece.
Anlamsızca.

İlk bakışlarındaki parlaklık yok artık gözlerinde. Ruhsuzsun.
Bir sorun mu var? diye soruyorum.
gelmiyor…

Anlıyorum birşeyler olduğunu. Bitmiş işte birşeyler.
Hiç mi hissetmedin diye soruyorum.
gelmiyor…

Kadehimi elime alıyorum, şerefe diyorum. Sana ilk dokunuşum yumuşaklığında karşılık vermeni istiyorum.
gelmiyor…

Seni seviyorum diye çok derinden bir ses çıkartıyorum… Homurdanmaktan da öte. Aslında o kadar derinden geliyor ki… Ama o kadar yorgun ki bu oluyor işte. Yormuş peşinden koşmak. Bitirmiş… Bir umutla yaşayan kalbin sesi bu kadar zayıf işte…
Tek bir umutla.
Çok bekleyecek gibi duruyor…
yok…

Florentino Ariza’yı anlıyorum diyorum kendi kendime dikerken ikinci dublemi de.
Farkettirmiyorum sana. Sen sadece bana boş bakıyorsun.
Göremiyorum, duramıyorum, hissedemiyorum seni.

Acı veriyor dokunamamak sana.
Konuşamamak…
Koklayamamak.

Yoksun orada.

……….

Neden diye soruyorum sadece? Neden bu kadar acı? Buna bile vermiyorsun. Bir anda yok oluyorsun önümden. Tutmaya çalışıyorum seni… Gidiyorsun geriye doğru. Siliniyorsun.
Ama bir tek şey..
Ben istemiyorum bunu. Gitme diye haykırıyorum.

Gitme… Kal… Geri dön… Benim ol…

……….

Uyandığımda yanımda olmuyorsun ya.
Gitmedin diyor seviniyorum, yoksun diyor üzülüyorum…
Herşey kötü bir dışında geriye kalan iki boş kadehten ibaret işte…

Categories: içimi dökesim geldi Tags: ,

Does it really?

Salı, 13 Eki 2009 Arif yorum yok

lovealwayswins

Categories: günlük şeyler Tags:

7-0-A-3

Çarşamba, 09 Eyl 2009 Arif yorum yok

love playing cards
Can you feel it?
Love is here
It has never been so clear
You can’t love what you have not
So hold on to what you’ve got…

Geçtiyse geçti diye birşey yok…

Pazartesi, 07 Eyl 2009 Arif yorum yok

Çok uzun zaman olmuştu yine onu dinlemeyeli. Yine bir an farenin imleci gitti üstüne, tıkladı iki kere. Biraz boğuk bir sesle, günün getirdiği karamsarlık duvarlarda yankılandı birazcık. İçeriye çok ses gitmesin diye azalttım biraz o yankıları. Sadece beynimde yankılansın istedim belki de. Bu da yeterliydi benim için. Anlattıklarıyla özdeşleşiyordu ımdan kesitler. Kim olduğu önemsiz, adsız bir tınıydı belki de. Sadece anılardan oluşan küllere güçlü bir nefes verip tekrar alevlendirmeye çalışıyordu.

Lanetlerin okunduğu saatleri hatırladım biraz. Gözyaşları dökülmedi mi günlerce? Onları işte. Yaklaşık yirmi dakika önce en iyi dostlarımdan biriyle konuşurken dışarı vurmadığım bir sıkıntıyı resmen kaza kaza içimden çıkarıyordu aslında. Günler geçiyordu, ben ise dibe vurmaya başlamıştım. Hep dediğim ın sinüs eğrisine benzemesinde yine “eksi bir”e ulaşıyordum sanırım y-ekseninde. Y-ekseni ne mi? Belki de yaşamın y’siydi o. işte diyip geçtim üstünden. Öyle mi acaba, geçtim mi?

Mahkum olduğumu hissetmeye başlıyorum bu lekeye. Çıkmayacakmış gibi… Her sıkıntıda bir anda ortaya çıkan lanet olası bir uçuk gibi bu acı. Merhemi ne bunun? Ya da kim? Belirsiz.

Aramak niyeti bile kalmamış… Yorgunluk, bıkkınlık… Sebep gösterebildiğim bu durgun halime, sadece bu iki kavram, bu iki kelime…

Dışarıda var mı düzgün birisi? Düzgün ile neyi arıyorsun? Sen düzeldin mi? var mı? Kime göre gerçek? Sen gerçekten iyi misin? Huzurlu mu olması lazım, ateşli mi? Huzurun içinde olması gerekli değil mi önce… Sorular… Sorular… Sorular…

Ya cevaplar? Boş bıp geçmekten başka yapabildiğim yok kaç aydır.

Cevaplamayı bile bıraktım aslında. Tanıştığım insanların suratına boş bakarak dinlemiş gibi gözükmek; anlattıkları sorunlara kendi içimden gülmek, “bu mu yani derdin senin ya?” demek… Utanıyorum bunları yaparken ama gerçek bu. Kim bilecek, kim görecek bazı şeyleri? Senin içinde herşey, herkese göre kolay herşey. Herkes yaşamış kendine göre, saygım sonsuz. Ama acı benimse, bırak yaşayayım.

sarajevo_fallen_bike_380Geçtiyse geçti diye bir şey yok…

Yıllar önceydi ilk bisikletten düşüşüm, hatırlarım. Dizim kanamıştı. Feci hem de. Neredeyse geçmiş bir yirmi sene, bakıyorum dizime aynı yaranın izi orada…

Dedim işte…

Geçtiyse geçti diye birşey yok…

Herşey iz bır.

Bu da onlardan biri işte…

Belki de hava yağmurlu ya bugün, biraz ağrı yaptı. O kadar.

Damien Rice – Cheers Darlin

Pazar, 06 Eyl 2009 Arif yorum yok

Bu şarkının da önemi büyüktür bende. Zaten önemli bir insan o farklı bir konu…

Canlı olarak söylerken bu şarkıyı herif sigarayı da patlatıyor, şarabı da… İzleyin… Sözler de aşağıda.

Bir insanı ne kadar beklersiniz? İzlerken, dinlerken bunu düşünün… Ben düşündüm – paylaşırım da bir ara… Beklemek konusunda ise Kolera Günlerinde ’ı da izleyebilirsiniz… (Küçük bir alıntı yapmıştım bu filmden)

Cheers darlin’
Here’s to you and your lover boy
Cheers darlin’
I got years to wait around for you
Cheers darlin’
I’ve got your wedding bells in my ear
Cheers darlin’
You give me three cigarettes to smoke my tears away
And I die when you mention his name
And I lied, I should have kissed you
When we were runnin’ in the rain
What am I darlin’?
A whisper in your ear?
A piece of your cake?
What am I, darlin?
The boy you can fear?
Or your biggest mistake?
Cheers darlin’
Here’s to you and your lover man
Cheers darlin’
I just hang around and eat from a can
Cheers darlin’
I got a ribbon of green on my guitar
Cheers darlin’
I got a beauty queen
To sit not very far from here
I die when he comes around
To take you home
I’m too shy
I should have kissed you when we were alone
What am I darlin’?
A whisper in your ear?
A piece of your cake?
What am I, darlin?
The boy you can fear?
Or your biggest mistake?
Oh what am I? What am I darlin’?
I got years to wait…

Öylesine… #2

Çarşamba, 02 Eyl 2009 Arif yorum yok

Geçmişe yönelik hareketlerimi kısıtlamak istiyorum ve bu da ben de sıkıntı yaratıyor. Bir yazıya böyle pat diye girilmez ama artık çok fazla beklemek de istemiyorum. Zaten herkesin yaptıkları da batmaya başladı bu ara bana. Patlamaya hazır bomba gibiyim kesin bir yerde yine “agresif” tarafım ön plana çıkacak. Kaybeden yine ben olurum, keskin sirke her zaman küpüne zarardır biliyorum ama olmuyor işte insanın doğasında da sabrın yeri bir yerde sınırlanmış durumda değil mi?

Her konuda bu böyle. Dedim ya geçmişe yönelik hareketlerimi kısıtlamak istiyorum diye. Zaten bu yazıda şimdiye kadar iki kere tekrarladığımdan farketmişsinizdir, kafamı çok kurcalıyor bunlar. Geçmiş gitmiş ilişkiler ile kafamı yormama gerek yok galiba. Hep önüne bak dediler. Önüne bakmayı mı yanlış anladık acaba? Önümüze baka baka çevreyi görmekten mi aciz olduk bilemiyorum. Geriye dönüp baktığımda yanlışlarımın da bini bir para ama olmuş işte. Kaybedeceğimizi kaybettik, ne kaldı geriye?

“Me, Myself and Irene” tarzı bir cevapla gelmek istedim bak bu soruya ama bir “Irene” bile yok ımda. Aman olmasın. Oldu da ne oldu, olmasını istedik de ne oldu… Tamam tamam, biliyorum. Evet, istiyorum. Öyle biri olsun. Ama hakkını versin yani. Dün evlenir misin diye sordular, yok dedim. 30 dan önce olmaz dedim. Tek bir şartla ama dedim. Şimdi bulsam ımın kadınını yarını beklemem dedim.

Var mı öyle biri? Var mı bir insanın ı olacak başka bir insan? Bu tip soruları boş bıyorum artık. Zamanı efektif kullanmam lazım. Zaman kalırsa döner bakarım… Belki…

, kısmet, , kısmet… Bu iki laf arasında kısır döngüye bağladı kelime dağarcığım.

Bir an içim daraldı da dertleşeyim dedim…

Görüşürüz.

Categories: içimi dökesim geldi Tags: ,

Karşılıksız sevmek, Gerçek aşk, Bilinmeyene yolculuk…

Cuma, 31 Tem 2009 Arif yorum yok

Bu yazıyı yazmak da pek kolay olmayacak. Birazcık canım sıkıldı bugün, zaten bir iki gündür stresliyim. Uzun zamandır bu tarz bir yazı da yazmamıştım. Yazmak istememiştim belki de. Bazı şeyleri hep içime atıp geçmiştim. Var elbet sorunlar. Var ki zaten bu ı yaşıyoruz aynı yollar gibi… İniş çıkış dolu yollar.

Yazıyorum arada bir. Saklıyorum hepsini. Biri elimden çıktı sadece. O da gitmesi gerekli yere gitti. Onun dışındakiler bende. Ben de kalacak. Belki sonsuza kadar, belki de hakettiği yere. Yazdıkça farkediyorum, ımın geçtiği kavşakların sıkışıklığını belki de. Onları düşünüyorum. ıma anlam katanları. Eşi, dostu, akrabayı, sevgiliyi, düşmanı… Herkesi. Bilinmeyene yol alıyorum. Heyecan yaratan da bu değil midir? Bir sonraki an ne olacağını bilememek? Öbür gün uyandığında nasıl bir yirmidört saat geçireceğin hakkında hiçbir fikrinin olmaması? Gidiyorum işte karanlığın içine. Ya batar ya çıkarız… Hayırlısı…

Her şeyde bir hayır olup olmamasını sorgulamayı bırakmak ve onu sadece tek bir kelimeyle geçiştirmek… Hayırlısı demek. Kadere bırakmak yaşayacaklarını. Tesadüflere inanmamak… Bunlara bıyorum aynı bir uçağı otomatik pilota bırcasına. Yapmıyorum artık oyunlar, taktikler… Sözlerimi yutuyorum. Daha önce dediklerimi. Kendimi kandırışımı izliyorum geri dönüp. O kadar da kötü niyetli bakmamak gerek diyorum, bın ne istiyorsa o göğsünüzün sol tarafındaki meret yapsın diyorum.

Biliyorum çünkü… Sanki bambaşka, ufak, kendine ait bir beyni var diyorum onun. Adına kalp denilen meretin. Ve işin ilginç yanı; o beyin yalanı kabullenemiyor eskiyen bir insan beyni gibi. Yapmıyor, yapamıyor. Gerçeği kovalıyor hep ve bunu yavaş yavaş, sıkılmadan yapıyor. ın da gerçeğini arıyor hep…

Gerçek nedir? Bunu cevaplayabilen var mıdır? Bu soruları soruyorum biraz da kendime. Okuduğum kitaplardan, izlediğim filmlerden, dinlediğim müziklerden bunları çıkarmaya çalışıyorum. geliyor sonra bıyorum ama diyorum ya hep kovalıyorum ister istemez yine. Bunun tek bir cevabı olmadığını anlıyorum artık.

Sonra sorumu düzeltiyorum işte… Gerçek SENİN İÇİN nedir, diyorum.

Herşeyiyle kabullenmektir diyorum, rüyanda onu görünce iyisiyle kötüsüyle pırpır atan bir kalp ile uyanmaktır diyorum, dünyanın en güzel insanı gibi görmektir diyorum… Onun iyiliğini onun sana getireceği mutluluktan daha fazla düşünmektir diyorum. Bunu anlasa da anlamasa da… Farketmez diyorum… Gerçek … Onunla en ufak, en manasız belki de, en çocukca, en şımarık, hatta ağzı bozarak, en salakça hareketleri bile dünyayı değiştirecek kadar önemliymiş gibi görerek ve onları dünyada daha önce hiçbir zevk tatmamış birinin ilk coşkusuymuş gibi tat alarak yapmak diyorum…

Onun ne düşündüğünü bilmeden hem de… Karşılıksız…

Belki seni aklından bile geçirmediği anlarda bile onun çin akıttığın gözyaşının değerini bilebilir misin diyorum? Bundan daha fazla saygı duyulacak birşey var mı dünyada ya da? Kimilerinin seni bu şekilde davrandığın için ezmeye, silmeye çalıştığı bu ruhsuz dünyada o gözyaşlarının sahibi olarak ne kadar değerli olduğunun farkında mısın?

Kalp dedim ya… Herşeyin üstesinden gelse de, gerçek ı yenemez diyorum…

Karşılıksız ise onu görebilene kar kalan…

Karşılıksız veya değil, gerçekse seneler de sayılı zaman değil mi?

Yıllarca beklemek zorunda bile kalacaksam, ben hazırım bu acıya…

Belki de çok kısa değil mi bu eşitlik?

İkisi de üç harf… … Acı…

Yine de…

Yaşamaya değer…

Categories: içimi dökesim geldi Tags:

Hatırlıyorum

Çarşamba, 29 Tem 2009 Arif yorum yok

Hatırlıyorum. 17 yıl önce…

Balığım vardı benim. Japonlardan hani. Turuncudan kırmızıya çalardı.

Hergün bakardım ona.

Bir gün öldü. Başkası yüzünden.

Hatırlıyorum. 15 yıl önce…

Köpeğim vardı benim. Safkan… Bir bakışı yeterdi bana olan sevgisini görmem için. Sadakati için.

Hergün severdim onu.

Birgün onu vermek zorunda kaldım. Başkası yüzünden.

Hatırlıyorum. 27 sene boyunca…

Aşklarım vardı benim.

Saf…

Herbirini ayrı sevmişim dedim.

Bir anıları yeterdi beni gülümsetmeye, başka biri ise ağlatmaya…

Birgün hepsinden vazgeçmek zorunda kaldım. Başkaları yüzünden.

Hatırlayacağım. Bir ömür boyunca…

Sen vardın ya…

Muhtemelen kayacaksın ellerimden…

Başka nedenlerden.

Hatırlayamadığım tek şey ise…

…galiba kendim.

Related Posts with Thumbnails
Categories: içimi dökesim geldi Tags: ,