sanatsal&edebi

Organize İşler – Dayak Sahnesi

0

Bence Türk sinemasındaki en komik sahnelerden biridir.

 

 

Şimdi sizin kafanızda iki tane soru işareti var:
1) nedir?
2) Neden atılır?
Sıradan bir dayakta vücutta iki şey yükselir:
1) Korku.
2) Ardinal.
Ardinal bir hormon, dayağa karşı olan arzuyu arttırıyor. Biz bunu istemiyoruz. Biz istiyoruz ki kabahatinizi hatırlayın.
Sıradan dayağa örnek: Sıradan dayak.
Yaratıcı dayağa örnek: Öğretmenlerimizin cetvelle bize böyle vurması.
Bu unutulur mu?

Benim o dağda, bayırda oynanan golfü buraya getirmemin amacı bu.
Koy Tyler.
Ya bu golf bu kadar sesli bir ortamda oynanan spor mu?
Daha konuşalım böyle, daha da konuşalım anlatalım.
5 numarayı ver, bunlar ürktü.
Şunun yanağını dönder; yanağını dönder yeni bir şey deneyeceğim sizlen…

Oscar sunucusu olarak Anne Hathaway

0

Bence çok sempo. Hathaway’den bahsediyorum tabii ki.

Black Swan

0

Dün arkadaşımın son dakika teklifi ile aklımda hiç yokken ve hakikaten filmin konusu bilmemnesinden bir haber bir şekilde gittim filme. adayı olduğunu biliyordum bir tek; ve size tek söyleyeceğim şey – aynen film çıkışında dediğim gibi- Natalie Portman bu oyunculukla alamıyorsa daha da kimse alamaz dedim.

Dedim ve şimdi açıp baktım ki; almış. Haklıymışım demek ki; çünkü kadın oynamış be kardeşim!

Ama Pazar günü gidilmesi gerkeli mi tartışılır çünkü film inanılmaz gergin ve adamı yoruyor. Bakın kötü dmeiyorum, ben çok ama çok etkilendim ama yoruldum be kardeşim; lanet olsun oyna şu kuğuyu da siktir olup gidelim e geliyorsun bir ara. Ama uyarlama, sahneler vs. bence bayağı başarılıydı. Oscar’ı en iyi filmde alır mıydı bilemem; ki alamamış; olsun yine de izlenesi bir film. Portman’ın performans tek kelimeyle: BÜYÜLEYİCİ!

Baggages

0
And just like that, kids, My baggage didn’t seem quite so heavy anymore.
You see, everyone’s got some baggage -it’s part of life- but like anything else it’s easier when someone gives you a hand with it…

Lightercycle

0

Çakmaktan ypaılıyormuş da haberimiz yokmuş. Buradan ilgisini çeken kişiler yapımın küçük fotoromanına göz atabilir. Ben olaya hasta oldum, çok ama çok başarılı…

Chasing Amy

0

Erkek ve kadın arasındaki ilişkiyi anlatan güzel bir sahne…

Great Lengths

0

Bayağı öncelerinden kalma yıldızlamış olduğumuz bizibozmaz’ın paylaştığı bir kısa filmi izledim dün. İnanılmaz etkileyiciydi bence. Ben lafı uzatmayayım, filmi çeken oğul müzisyen, kendisi için çektiği kişi de ölen babası ve eski PSV futbolcusu Gerrie Deijkers.

İzleyin derim.

Great Lengths short film (Martyn & Ramon Gieling) from 3024World on Vimeo.

İşte sıkıldığımda ne yapacağımı buldum

0

Evet, olur da işyerinde sıkılırsam, sıkılırsak (işi kollektif yapalım dedim) ne yapacağımızı buldum. Masamızın br bölümünü feda etmek amacıyla aslında minimal olarak kullandığım zımba telleriyle küçük Manhattan’lar yaratabilirimz sanırım.

Bunu tabii sanat için yapanlar var, o ayrı. Onun için buraya tıklayıp görebilirsiniz. Aşağıda da bir görsel mevcut nasıl olduğuna dair.

Büyütmek için tıkla

Rejections

0
COPENHAGEN, DENMARK - DECEMBER 18:  Radiohead ...
Image by Getty Images via @daylife

“If you have been rejected many times in your life, then one more rejection isn’t going to make much difference. If you’re rejected, don’t automatically assume it’s your fault. The other person may have several reasons for not doing what you are asking her to do: none of it may have anything to do with you. Perhaps the person is busy or not feeling well or genuinely not interested in spending time with you. Rejections are part of everyday life. Don’t let them bother you. Keep reaching out to others. When you begin to receive positive responses then you are on the right track. It’s all a matter of numbers. Count the positive responses and forget about the rejections.”

- ’in Meeting People is Easy adlı belgeselinin kitapçığından…

Flashforward (kitap)

0


Muhtesem baslayip, ortalara dogru sikan ve bitsene dedirten kitaplar kadar sinirlendiren az sey var hayatta…

Normalde cok begendigimi paylasmak disinda, blogda kitap tartismaya pek gerek duymasam da, bu kitabin ilk yarisindaki begenime olan saygidan, 1999′da yazilmis olan kitap 2009 da dizi olarak yayinlandiktan sonra kitabi Türkce’ye cevrildiginden, konuya deginmekte fayda var.

(Spoiler diye bagirdigim noktaya kadar mumkun oldugunca icerikle ilgili vermeye calisacagim. Oradan sonrasinda ise kitabi okumamislarin, okumuslara yer birakmasini israrla istiyorum.)

Simdi öncelikle sunun altini cizmekte fayda var:

Kitabin dizi ile cok yakindan alakasi yok, dizide olayi daha surukleyici kilacak pek cok sey eklemisler, acikcasi kitabin ilk yarisindaki olayin islenisi ve anlatilisi disinda diziyi kitaptan daha basarili buldum.

Kitabin ilk kismini neden begendim: Zaman – mekan degisimi sirasindaki olaylardaki cok basarili örnekler, dizide belki de biraz daha deginilse daha guzel olacak olan, flashforward sonrasi kaza örnekleri, bilimsel acidan cok keyifli ve bilgilendirici bir anlatim.

Kitabin sonuna dogru neden “bitse de gitsek” moduna girdim: Gereksiz uzatilmis son, bitmek bilmeyen bilimsel aciklamalarin kendimi derste hissettirmesi bana yetti.

Spoiler bölümüne gelmeden kitap hakkindaki son söz, eger az da olsa kuantum fizigine ilginiz yoksa, 4. boyut vs gibi olaylar caninizi sikiyorsa, kitaptan uzak durmakta fayda var, cunku kitap tamamen bu eksenin etrafinda donuyor…

SPOILER BASLANGICI

(uyarmadi demeyin, kalin kalin yazdim)

Simdi burada aslinda kitabin Türkce’sini okuyanlara bir sorum var. Kitabin ingilizcesinde Theo’nun ölümü basta boks “ring”i gibi algilanip sonrasinda ise CERN’deki “ring” in icindeymis megerse diye kelime oyunu yapiliyor, o kismin tercümesini benimle paylasan olursa cok sevinirim.

SPOILER BITTI


Go to Top