arşiv

‘günlük şeyler’ kategorisi için arşiv

Şırnak Güncesi -1-

Salı, 05 Oca 2010 canga yorum yok

Arif’in 18 Aralık 2009 e-postasından alıntılar:

Buralar soğuk, dağlar karlı. Karşımda Zaho dağları…
Ama güzel, rahatız.
Er Arif Sinan Ender, Emret KOMUTANIM!
Kral tv rulez.
Bal boğazı yumuşatır.
Kremlenmek iyiymiş.
Çatlamış dudaklarla malbuş içmek güzel.
Djarum bile bulduk!
Telefonlar kesikti arayamadım en kısa zamanda hepinizi arayacağım.
Rahat uyuyun, kahraman jandarmayız biz.
Dönüşte anlatılacak çoook şey var… daha şimdiden! :)

Öpüyorum hepinizi kardeşlerim.

Hudut kartalı Arif

Günün Haberleri

Çarşamba, 16 Ara 2009 canga yorum yok

Seçmece bunlar:

  • Hepimiz kalaşnikofuzdan yola çıkıp bildiğin sokağı taramış adam! Ekmek depolamak lazım…
  • Efenim silahlılar serbest, yaralılar ve yaralı taşıyanlar tutukluymuş.
  • Millevekili milletvekilini yumruklamış. “Şakaaaa!” demiş.
  • Türk heyeti Kopenhag’da zılgıt yemiş.
  • Kazımgiller gazeteci tartaklamışmış.
  • Polisler travestiyi dövüp, copla taciz etmiş (çok orijinal).
  • Antalya’da da sel varmış.
  • TRT’nin “maksadı aşan” haber sunumu normalmiş.

Kaynat kazanı bebeğim; ben geliyorum!!

(Arifim bu arada blogun içerik seçimini ele geçirdiğimi farketmişsindir!)

Categories: günlük şeyler Tags:

Bir şey”lik”

Salı, 08 Ara 2009 canga yorum yok

Hani şimdi buradan iki kişi gidiyor ya askere, ortalık biraz boş kalacak. Ben de karar verdim, daha fazla yazayım diye; Arif’in şimdiye kadar göstermiş olduğu emekler gerilemesin (hoş Tosun’un kendine hayrı yok ya zaten).

Çok da sık yazamam ama ha, baştan söyliyeyim. Aslında yüz yıldır falan günlük tutmak isterim de, çok sıkıcı be o da, insan her gün dişini fırçalamaktan sıkılıyor. Anlayacağın günlük olmaz heralde, hani belki haftalık bile olmaz ama söz bir şey”lik” yazacağım… Baymamak için enteresan konulardan bahsetmek üzere.

Gelelim geçen hafta sonuna mesela; alkolün seviyesinin yüksek olduğu ve içmeye  başlanma saatinin horozla yarıştığı mübarek Cuma günü. Sonucunda, eski fak badi şaşırdı tabi. Bana attığı mesaj şuna benzer bak: “Sen ımda gördüğüm en bencil adamsın; zaten seks becerilerini de geliştirmen gerek o ufacık pipinle! (sansürledim)”. Ha hayt diyesi geliyor insanın, hele sebebi şahsı muhteremin üstü açık otobüsün, üstünün açık tarafında oturmayı tercih etmesi, benim de üşüdükten sonra içeri girmem. Ha-hayt…

Neyse, ertesi gün arar özür dilemek için. “Kusura bakma, sana çok kötü davrandım. Her ne kadar kötü bir insan olsan da ortak arkadaşlarımız var, onların hatırına uygun davranmamız gerekiyor. O mesajın seni çok kırdığını biliyorum”. Ha-hayt duble… Sonuç: küfür ederek suratına kapatılır telefon.

Ne mal adamlar/kadınlar var etrafta değil mi Necati abi?

Leave the bourbon on the shelf…

Perşembe, 26 Kas 2009 Arif yorum yok

Leave the bourbon on the shelf
And I’ll drink it by myself
And I love you endlessly
But darling don’t you see I’m not satisfied
Until I hold you tight
Give me one more chance tonight
And I swear I’ll make it right.
But you ain’t got time for this
And that wreckin bell is ringin
And I’m not satisfied
until I hold you

Gotürsem seni gittiğim yere…

Çarşamba, 25 Kas 2009 Arif yorum yok

Yoksun işte. Hiçbir yerde.
Belki ihtiyacım olurdu be şimdi sana.
Oralarda sürterken aklında mıyımdır şimdi?
Ya başkasını düşünüp bunalırken?
ın mıdır beni hakikaten yaşatan şarkıda söylenildiği gibi?
Gidiyorum buralardan.
Yokum belki de 20 gün sonra.
Memleketin bir köşesine atılacağım.
Ya sen ne yapacaksın?
Bensiz misin yada benliksiz mi hala?
Sensiz miyim, sensiz mi olacağım hep?

Evet.

Tek şeyi anladım şimdiye kadar.
Dostlukmuş gerçek.
Aileymiş.
Ana kucağıymış belki de en rahatı.

O seni darlatan, en bayan yermiş…
Rutin buluşmalarmış, abaza muhabbetleriymiş…
Daha şimdiden anladım…

Nasıl olacak böyle bilemiyorum ki…

Elimde tek, ulaşabileceğin bir numaran. .
Bir de resmin.

Hayatta çok değişik şeylere bağlıyorum ikimizi…
Birimiz kaçmış bir otobüs, diğeri parasız bir öğrenci.
Yok ki başka derdi – tek şansı o otobüs…
O otobüs ise, belki de o günkü ekmek parasının kısmeti o çocukta…
Ama ikisi de kaybeden taraf.

Neden böyle?
Nasıl?
Nasıl ben seni hala düşünüyorum?
Neden hala umursamıyorsun?
Bilemiyorum…

Tek bildiğim…

Mümkün olsa da sadece sesin bile olsa, götürsem seni gideceğim yere…

Ölümcül Uyuşturucular

Pazar, 15 Kas 2009 Arif yorum yok

Aşağıdaki iki grafik herşeyi anlatıyor galiba.

Categories: günlük şeyler Tags: ,

Çember Sakal

Perşembe, 12 Kas 2009 canga yorum yok

Şimdi tekrar aklıma geldi, daha önce paylaşmadım kimseyle. Gerek duymadım, önemsememeye çalıştım karşılaştığım cehaleti. Ya da çeşitli konularda kendime verdiğim “sus, konuşma” emrini yerine getirmeye uğraşıyordum.

Almanya’da doğup büyümüş bir iş arkadaşım var. Şaşırtıcı ki  hala Türk vatandaşı; altındaki asıl nedeni bilemiyorum. “Ampül” taraftarı kendisi, görüşleri o doğrultuda, saygı duyuyorum.

Ramazan geyiklerinin birinde iftarda orucu açmak ile ilgili bir konuşma geçer ortamda, takdire şayan bilgisini paylaşır: “Senin rızanla oruç tuttum, orucumu kabul et Yarabbi” gibi bir cümleyle açıldığını dile getirir arkadaş. Konunun karışıklığı üzerine bizi aydınlatmak için ekler “Tabi, bunu söylerken ağzını oynatmalısın, oynatmazsan olmaz”.

Şimdi aklıma gelmesinin sebebi o zamanlar olmayan ama şu anda artık yavaştan çembere dönen sakalı…

Categories: günlük şeyler Tags: ,

Yengeç Burcu’nın olumsuz özellikleri

Perşembe, 12 Kas 2009 Arif 1 yorum

Astroloji’nin psikolojinin yarattığı bazı boşlukları dolduran boş bir kuram olduğu kesin, evet, ama kardeşim tutuyor işte burada yazanlar…

Çoğu zaman oldukça kırılgan, fazla sahiplenici, etrafınızı üzebilecek şekilde alıngan davranabilirsiniz. Öyle ki bulunduğunuz ortamlarda herkes konuştuğu kelimeye dikkat etmek zorunda kalabilir. İlişkilerinizdeki sahiplenilicilik çoğu zaman bıkkınlık yaratıcı olabilir. Sevgilinize anne veya babasıymış gibi davranabilirsiniz.Ailenizdeki tüm sorunları sevgilinize yansıtır, onu da problemlerin içine dahil ederek sızlanıp durabilirsiniz.Herhangi bir ilişkide zorlandığınız, üzüldüğünüz ve perişan olduğunuz halde sırf alışkanlık diye senelerce devam ettirebilirsiniz.Etrafınıza sürekli sizinle aynı düşünen, sizi anlayan, sizinle ağlayıp sizinle gülen insanları toplamaya bayılırsınız. Sırf huzur bulmak için, problemleri hasıraltı edebilir, sanki hiçbir derdiniz yokmuş gibi davranabilirsiniz.Kendinizi iyi hissetmek için başkalarına iyilik etmeye çalışabilir, sonra da size iyi davranmadıklarında onları içten içe suçlayabilirsiniz. Belli dönemlerde oldukça kararsız, kaprisli, hayalci, ürkek ve tembel olabilirsiniz. Bazen istekleriniz yerine gelsin, duygusal dramalar yaratabilirsiniz. Özellikle yaşlılığınızda tüm aile efradını çevrenize toplayacak şekilde huysuzluklarda bulunabilirsiniz. Sırf alışkanlığınız diye aynı yerde yıllarca çalışabilir, aynı yatakta yatabilir, aynı eziyet dolu ilişkiyi sürdürebilirsiniz. Kişisel radikal girişimlerde bulunmak yerine, olanı olduğu haliyle kabullenmeye razısınızdır. Kendi iç dünyanızda, kendi kabuğunuzda yaşamaktan hoşlanır. Yeni kararlar alan, yenilikler uygulayan insanları anlamakta zorlanabilirsiniz. Çevrenizdekiler size bağımlı olsun ister, sonra da üzerinize düştüklerinde kimi zaman sıkılır uzaklaşabilirsiniz. Bazen de hiç değmeyecek insanlar için kendinizden bir sürü ödünler verir, hayal kırıklıkları yaşayabilirsiniz. Yöneticiniz Ay gezegeni gibi iki farklı yüzünüz olabilir. Ağlarken bir anda gülebilir, güldüğünüzde birdenbire ağlamaya başlayabilirsiniz. Hassasiyetinizin dozunu kimi zaman ayarlamakta zorluk çekebilirsiniz.

Categories: günlük şeyler Tags: ,

Leydi ile Çiçekçi kız arasındaki fark

Çarşamba, 11 Kas 2009 Arif yorum yok
Cover of "Pygmalion"
Cover of Pygmalion

Bir önceki yazıya ithafen bir de B. Shaw’un oyunundan bir alıntı vereyim dedim…

the difference between a lady and a flower girl is not how she behaves, but how’s she’s treated…

- from Pygmalion p.98 by B. Shaw

Pygmalion

Çarşamba, 11 Kas 2009 Arif 2 yorum

Bugün bir eğitimdeydim. Eğitimde Rosenthal etkisi ya da Beklenti etkisi ya da Pigmalion etkisi olarak da adlandırılan psikolojide kullanılan bir teoriden bahsedildi.

Şimdi orijinalinden açıklaması şöyle:

The Pygmalion effect, or Rosenthal effect, refers to the phenomenon that the greater the expectation placed upon people, often children or students, the better they perform. The effect is named after Pygmalion, a Cypriot sculptor in a narrative by Ovid in Greek mythology, who falls in love with a female statue he has carved out of ivory.

The Pygmalion effect is a form of self-fulfilling prophecy, and in this respect, people with poor expectations internalize their negative label, and those with positive labels succeed accordingly.

ya da Türkçe:

Beklenti etkisi, edebiyat ve psikolojide bir olgudur.
“Kendini gerçekleştiren kehanet” ya da Pygmalion etkisi” olarak da adlandırılan bu olgu, kişinin, bir süre sonra başkalarının (özellikle herhangi bir yanıyla kendinden üstün gördüğü insanların) ona ilişkin beklentilerine denk düşen davranışlar sergilemesi şeklinde açıklanabilir. Beklenti etkisi, bilimde, mitolojide ve sanatta değişik boyutlarıyla işlenmiştir.

Rosenthal ve Jacobson (1968 aktaran: REYNOLDS, 2007, 476) yüzlerce denemeden sonra öğretmen beklentilerinin öğrenci performansı üzerinde önemli etkileri olduğunu buldular. Yansız atama ile oluşturulan gruplara rağmen öğretmenleri yüksek beklenti içinde olan gruptaki öğrenciler daha başarılı olmuşlardır.

’dan aldığımız tanımlar böyle. Zaten olaylar da böyle yani. Buna birşey diyemem… Ammaaaaa…

***

Şimdi düşündüm, ben bir kıza gitsem; onunla konuşurken hep benimle yatacağını düşünsem, göğüslerinin büyümesini istesem, sütun gibi bacakları olacağını düşünerek ona hareket etsem vs. vs. vs. -artık daha neler isteyeceksem işte anlayın yani bir erkek ne ister ki zaten- olacak mı?

Yok hayır yani, cevap evet ise bu kurama göre, bu yazıyı postlar postlamaz evden çıkmış olacağım da!!!!

1881 – …

Salı, 10 Kas 2009 Arif yorum yok

img004ataturk00010005

Rahat uyu, Ata’m…
Seni anıyoruz.
Seni arıyoruz.

Categories: günlük şeyler Tags:

İkinizi de Seviyorum.

Pazar, 01 Kas 2009 Arif yorum yok

sedergine

Sedergine ki, kırgınlığı alır – adamı diriltir gece içinde…
alkaseltzerAlka-Seltzer ki içtikten sonra mis gibi uyandırır adamı sorgu sualsiz…

5 şişe ile hayat

Salı, 27 Eki 2009 Arif yorum yok

Demin arkadaşım mail atmış da çok beğendim, siteye koyayım dedim.

İşte ımızı anlatan 5 şişe sırasıyla…

screenshot.27-10-2009 09.30.08

Categories: günlük şeyler Tags: ,

Nette dağılmak

Salı, 27 Eki 2009 Arif yorum yok

Ya an geldi düşündüm, galiba ben internette çok fazla dağıldım gibi geldi. Yemin ederim takılacak o kadar site, uğraşacak o kadar şey var ki günler geçse haberin olmaz bu alemde. Bu artık bir gerçek. Galiba sıkıldım ama ben bundan ya.

Açıkçası mesela vs. kapatmayı planlıyorum. Sıkıldım.

Herşeyden önce takip edemiyorum, efektif de kullanamıyorum. E gerek de yok demekki bilgilerimin orada kalmasına… Evet evet, istifa ediyorum ben bu işten.

Categories: günlük şeyler Tags: ,

Yarın Pazartesi! :/

Pazar, 25 Eki 2009 Arif yorum yok

monday

Categories: günlük şeyler Tags:

72.8%

Cuma, 23 Eki 2009 Arif 2 yorum

…üstüne üstlük her yerde var!

Categories: günlük şeyler Tags: ,

Love is like Pi

Pazartesi, 19 Eki 2009 Arif 1 yorum

Categories: günlük şeyler Tags:

Does it really?

Salı, 13 Eki 2009 Arif yorum yok

lovealwayswins

Related Posts with Thumbnails
Categories: günlük şeyler Tags: