günlük şeyler

Sunum Teknikleri

0

Şirketlerde yapmak bir klasiktir. Kurumsal şirketler de ise zaten bu rutin bir iştir. Hatta belki büyük bir kısmımız yaptığımız işe verdiğimiz süre kadar bunu sunacağımız slaytları hazırlamakla geçiriyoruz zamanımızı.

Bu konuda ustalaştığımı düşündüğümden, sizlere bir iki ipucu/taktik vermek istedim. Buyurun:

  • Slaytlarda karmaşıklıklardan uzak durun. Her bilgiyi slaytlara yüklemeniz, her resmi koymanız bir masaüstü resmi gibi olmasın.
  • Her fikri açıklamak için bir yeterli. Eğer maddeleme yapacaksanız, her madde bir satır karşılık gelsin.
  • Şirketinizin aynı renk şemasını, fontları ve logolarını kullanın. Sunumun da şirketinizin bir reklamı veya pazarlama kampanyası gibi düşünün.
  • Topluluğa dikkatlerinin dağılmasını engellemek için ara verin. Örneğin; ’un taktiği, sunum aralarında boş bir slayt koyup kişilerin odaklanmasını sağlamaktı.
  • 50/50 oranını kullanın. Toplam sunum sürenizin yarısında sunum içeriğinin yarısını konuşarak, yarısını da slayt üstünde göstermeye özen gösterin.
  • Görüntüleyeceğiniz veya el notu olarak vereceğiniz bilgileri birbirinden ayırın. Detaylı bilgilerin sunumda olması bazen fazla kaçabilir. Bu bilgileri el notuna ekleyin.
  • Bitirilmemiş cümlelerden kaçınmayın. İyi bir fikir olarak satır başına 6 kelime ve slayt başına 6 satırı geçmemek iyi bir çerçevedir. En fazla iki font büyüklüğü kullanıp, zamirleri de kullanmamaya özen gösterirseniz bunu başarmak kolay olacaktır.
  • Bilgileri birden fazla slaytta gösterin. Bol yazılı bir sunum yapacaksanız (örneğin bir yönergeyi sunma) bunu resimlerle, sonra bir genel özet ile ve yavaş yavaş detaylara inerek yapabilirsiniz.
  • Animasyonları arkadaşınız olarak görebilirsiniz. Her slaytta kullanmanıza gerek yok fakat katılımcıların dikkatini toparlamak adına iyi bir araçtır.
  • Slayt başlıkları konu başlığından ziyade verilecek mesajı anlatmalıdır.
  • Clip-art’lar MS Office içinde işe yaraması için ve yazının monotonluğunu sunumlarda azaltmak için yaratılmış bir yardımcı araç gibi gözükse de ucuz ve basit yapıları biraz dizayn ve stilden anlayan insanlar için tam bir çiledir. Bu yüzden bunları kullanmak yerine internette bulabileceğiniz bedava resim ve clip-art sitelerini kullanabilirsiniz. (Örneğin: sxc.hu gibi..)
  • Sakın slaydı okumayın… Bu zaten biraz 5. maddede anlattığımla doğru orantılı fakat katılımcıların zamanlarını boşa kaybetmiş olma hissini arttıran bir şeydir. O sunumu onlara bir şekilde ulaştırsanız sonuçta kendileri de okuyabilirler değil mi? Bunu aklınızdan çıkarmayın.

Keyfimiz

0

Sen ve ben… Eğer sevmişsek birbirimizi, dağılmış anıların ne anlamı var ki keyfimizin yanında?

R.I.P. Steve Jobs

0

Kelimeler yetmez üzüntüme… Başımız sağolsun.

Kate de gidince…

0

Londra’da tek bir Kate var demiştik, o da kalmadı artık.

Birer birer dökülürken yapraklar; e sen de gidince be Kate, ne kaldı ki geriye?

Yine mi iyilik, güzellik? :)

Kalem nasıl üretiliyor?

0

üretimine dair ilgi çekici ve bilgilendirici bir video. İzlemesi oldukça keyifli olduğundan ve ne zamandırmerak ettiğimden paylaşmak istedim…

Videoda da görüleceği gibi Staedtler marka kalem…

 

Arabanın içini soğutmak

0

Yazın en sıkıntı hareketlerden biri güneş altında kalmış arabaya girmektir. Cehennem gibi yanar içerisi, hatta direksiyona filan bile dokunamazsınız bir süre.

Japon amcalar, oturmuş bunun da çözümünü bulmuş.

Bir tarafın camını açıp öbür tarafın kapısını 3-4 kere açıp kapayarak içerideki sıcaklığı 8 derece düşürebiliyormuşuz.

Denedim oldu :)

Videosu da aşağıda:

Ücretlendirme Politikaları

0

Biraz da işimizle ilgili yazı yazalım dedim. Açıkçası, konsepte biraz farklı geldiği için ve direk konuya yönelik olmadığı için uçup gidebilecek bir yazı gibi gözükse de yine de bir çok konuyla ilgili kaynak arayışındaki insana faydalı olacaktır. Bu yüzden mahrum bırakmak istemedim kimseleri…

Ücretlendirme politikalarındaki değişmez kurallar vardır elbet. Daha doğrusu kuraldan ziyade göz önünde bulundurulması gerekli kriterler… Bunlardan en önemlisi farklı işgücü pazarı dinamikleri ve çevrimleri ile farklı ekonomik çevrelerdir.

Birden fazla coğrafi bölge ve/veya ülkede yer alıyorsanız özellikle bu durumu ilk kıstas olarak almanız gerekir, zira küresel bir sistem yapmaya kalkışırsanız bu iki kıstas sizin hareket alanınızı çok daraltacaktır. Sabit olarak alınabilecek bir durumu yok ne yazık ki…

Ayrıca bu tip durumlarda ücretlendirmeyi farklılaştırırken bunu kullanmak da bir artıdır, çünkü ücretlendirme aslında çok güçlü bir yönetim aracıdır.

Bu yüzden her zaman üst düzeyde planlanması ve belirlenmesi gereken kararlarla desteklenmelidir.

Ücretlendirme, sırasıyla organizasyon ve organizasyonda yapılan işlerin ücret stratejisinin belirlenmesi ve akabinde bu ücretlendirmenin çalışanlara nedenlerinin açıklanabilir olması gerekliliğiyle uygulanabilir olmasıdır.

İşin ilginç yanlarından biri, bunları yaparken organizasyonların diğer tüm organizasyonlardan farklılaşma gayesi gütmesi fakat bunu yaparken aldığı baz verilerin pazar verisi, yani diğer organizasyonların katkılarıyla oluşan bir veriyi kullanmasıdır.

Pazar verilerinin doğruluğu ve uygunluğu ise aslında çok da kullanılmasında kesin bir güven oluşturmaz, zira bu konuda hiç bir zaman üçüncü parti objektif bir hakem şirketin denetimi yoktur. Olay, tamamen ücret araştırması için veri toplayan şirketin data analizi ile oganizasyonların ilettiği datadan ibarettir.

Bu yüzden veriler ile gerçekten çok geniş ve derin bir bakış açısıyla oynamak gerekir.

Ücretlendirmede uzmanlığın asıl sihri de bu verilerin efektif kullanılması, doğru analiz edilmesi ve bu analizlerin verimli bir şekilde uygulamaya dökülmesidir.

Aynı zamanda dikkate alınması gereken bir şey de şudur: Her şirket bambaşkadır. Bunun yönetim tarafında doğruluğunu ve hesaba katılması gerektiğini her türlü yönetimsel eğitimde zaten altını çizmeden etmesek de; ücretlendirmede de dikkate almak gerekir.
Şirket kültürü, yönetim stilleri, iç dengeler, şirketin olgunluğu, şirket mülkiyeti vb. konuların göz ardı edilmemesi gerekir.

Günümüz ücretlendirme dünyasında sistemi etkileyen faktörleri aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:

  • İşin içeriği, işten beklediğimiz etki ve şirket için olan önemi
  • Çalışan profillerinin pazardaki arz-talep değerleri
  • Şirket-içi ekonomi
  • Dış pazar faktörleri (coğrafi konum, kamu ilişkileri vb.)
  • Sektöre özel uygulamalar
  • Şirketin mali durumu ve stratejileri

Bu faktörler sistem oluşturulurken kullanıldığı takdirde doğru yoldayız demektir.

Bir sonraki yazıda devamını yazıyor olacağım…

We know you were no good Amy…

0

Son sözleri söylemek, son satırları yazmak her zaman zordur. Aslında hiç bitmeyecek masalları bir şekilde bitirmek gibi bir şeydir… Boğazında takılan milyonlarca kelimeden toplasan çıkartacağın iki cümledir… Kaç tanesini kullanabilirsin ki bir arada?

Biliyorduk seni biz Amy. İyi değildin, hiç bir zaman olmadın. Daha adın sanın duyulmamışken girmiştin playlistlerime. Allahına kurban bir ses ile huzur verdin bize.

Şimdi belki de o huzura sen eriştin.

Bağımlılık… Sen bizde bağımlılık yarattın, ama kendi bağımlılığından kurtaramadın kendini…

Bir Allahın kulu da yokmuş ki yanında sana dur diyecek…

27 sınırını kurtaramadın be Amy… Üzdün…

Huzur içinde yat.

Son kez:

I cheated myself,
Like I knew I would,
I told you I was trouble,
You know that I’m no good…

İnanmış Çocuk

0

Farketmeden seni seven ablaların popolarını sıkmak dengeni sağlaman için en önemli nedense;

Eve ziyarete gelen teyzelerin naylon çorap kokuları arasında büyümüşsen;

Kız Spice Girls dinliyor diye sen de Take That albümü almışsan;

Hatunu kafalayacağım diye milyarları bara, pavyona kaptırıyorsan;

James Dean gibi çocuk desin o kız diye sigara tüttürüyorsan;

Bir tane çarpık bacaklı kız için ağzını yüzünü kırarlar, sen de delikanlılığına toz kondurmazsan;

bence sen de büyüyünce Şirinler’i görebilirsin.

Şirinler’den kastım mokoko hacı, başka bir şey değil.

Bence çünkü sen inanmışsın :)

Resimlerle The Beatles

0
Go to Top