Julie :) #1

Bu Pazar günü evde yalnız olmam sebebiyle ve geçici çulsuzluk artı akut tembelliği de hesaba kataraktan evde inanılmaz bir spesiyale eriştiğimi söylemek isterim.
Bu tadı sizin de denemeniz için insanlık namına tarifini paylaşıyorum. Resmini çekecek zaman olmadı, açlıktan geberdiğimden fotoğrafı çekme süresinde ben zaten çok yemiştim.
Acayip Köfte Dürüm
Malzemeler:
Hazırlanışı:
Önce köfteleri elektrikli ızgarada bir güzel pişiriyoruz. Onu pişirirken lavaşları da ısıtmak hayrınıza olacaktır.
Daha sonra bir önceki gün takıldığınız rakı masasından arta kalan ve Carrefour Express’den alınmılş hazır mezeler; haydari ve patlıcan salatasını ısıttığımız lavaşa sürüyoruz. Lavaşı ben iki kat sardım ki patlamasın diye.
Göbekleri de şöyle güzel ve düzgüncene fazla kalınlık yapmayacak şekilde lavaşın tümüne yayıyoruz. Hani simitleri ufalayıp kuşlara atarsınız ya göbek salatayı da öyle 3×4 cm. büyüklüğünde filan kopararak atmanız kral bir hareket olacaktır.
En son tam ortaya boylamasına karper peynirini (bu tost cheddar peyniri gibi olan acılı karper peyniri – dilim şeklinde kare yani) diziyoruz. Bir peynir yatağı gibi yani. Yatak dedim çünkü ızgaradan çıkmış sıcacık köfteleri de bu yatağın üstüne yatırıyoruz efendim.
Dürümü de sarıp sarmaladık mı, bir de o soğuyan fırında 1 dakika filan da bekletirsek sarılmış şekilde – kıtır kıtır inanılmaz bir dürüm elde ediyoruz.
Afiyet, bal şeker olsun.
Geçen gün tesadüfen dolaşırken buldum
Anılar… Anılar…
Ama iyi şarkıydı be!
Yarın-öbür gün demiştim ilk yazıda ama biraz sarktı; kusura kalmayın. Biz yazımıza devam edelim.
Paparazzi’nin gece bölümü bambaşka zaten. Biz arkadaşlarla tek bir şekilde anlatabileceğini düşünüyoruz: Roxy Cabrio.
Bildiğiniz üstü açık Roxy abi orası. Şarkılar filan herşeyiyle. Tabi hergün hergün aynı playlist bayıyor, üstüste gitmeyin pek. Gideceksiniz de mümkün olduğunca alkollü olun ki aralarda ulan bu şarkı dün çaldı mı diyebilesiniz. Viskinin 25 tl. olup ağzına kadar dolduruyor olması da nasıl mutlu etti anlatamam.
Bunun dışında takıldığımız diğer bir mekan da zaten İstanbul’dan da alışık olunan, Asmalımescit’in incisi – bayılırım bu lafa lan, kullandım da rahatladım sonunda – Otto’nun Alaçatı’daki şubesiydi. Çok net söylüyorum, şu ana kadar müziğine hasta olduğum tek bir yer vardı, o da Anjelique’dir; ikincisini bulduğum için çok memnunum. Gece 02:30-03:00′den sonra doluyor olması zaten bambaşka bir güzellik, mekan çok şekil bir yere kurulmuş. Dediğim gibi, chillout-lounge tarzı bir müzik ile inanılmaz bir ambians oluşuyor… Kendisine özel bir post ayırdığım içki ile herşey güzelleşiyor zaten… Gelincik Vodka. İstanbul’a döndüğümün gecesi Asmalımescit’e çıkıp Otto’da onu bulunca gözlerimin yaşarmasından ne kadar mükemmel bir şey olduğunu tahmin edebileceğinizi düşünüyorum. Evet, evet, İstanbul’da da bu içkiyi bulmak mümkün! Oley!
Mangal partilerinde hem etin hem de balığın tadını da almış olmamız, rakı masasına oturmuş olmamız da ayrıca tatilin eksik kısımlarını kapatmış oldu. Bu arada Paşalimanı’nda da denize girdik ve ben açıkçası oranın denizini Alaçatı’dan daha çok sevdim ki zaten blogu takip edenler benim aslında bir fahri Datça’lı olduğumdan oraya adaha çok kanım ısınacağını da anlamıştır herhalde.
Yine baştan söylüyorum benim naçizane fikrim, Datça’nın denizi, Çeşme’ninkini net döver!
Bir gecemizi hatta son gecemizi, sabah erkenden yola çıkacağımızdan dolayı sakin geçirelim dedik ve Alaçatı’da takılarak bitirdik. Alaçatı da İstanbullaşmaya yüz tutmuş bir tatil beldesi kıvamına gelmiş ama bizim zamanımızda biraz boşalmış olduğundan -ki yine de bence kalabalıktı- az çok keyfini alabildik. Eski evlerin kapılarının önünde cıvık fotoğraf çektirme muhabbetini de yaptık itiraf ediyorum.
Öyle ya da böyle, bu yazında son uzun tatilini böyle eğlenerek büyük bir grup şeklinde bitirmiş olduk…
Çeşme güzel, Çeşme eğlenceli ama bence sadece arkadaşlarla olduğundan…
Evet efendim, Çeşme’den dün akşamüstü sularında dönmüş olmamla birlikte ıvır zıvırı hallettikten sonra buraya bununla ilgili saçma salak şeyleri yazmam gerekiyordu.
Şimdi de bunu yapmak için oturdum bilgisayarın önüne!
Bir haftalık bir Çeşme tatili mekanlardan öte arkadaş grubunun büyük etkisiyle bayağı başarılı geçti. Eğlenmek isteği ile yanıp tutuşuyorduk, kül olduk
Öncelikle geçen hafta Cuma akşamı saat 21:45 sularında başlaması gereken otobüs seyahatimizin otobüsün Esenler Otogarı’ndan çıkmasından sonra yolda kalması sebebiyle bir saat geç başladı. O bir saatte tabii ki önceden aldığımız ufak Chivas Regal şişesini yarıladık gibi birşey oldu. Çoğunu Tolga içti, itiraf etmeliyim – zaten bunu inkar da etmez! Ben galiba bundan önce sadece bir kez Kamil Koç ile seyahat etmiştim ama bir Datça çocuğu olduğumuz için otobüs şirketleri ile ilgili tüm geyikleri bildiğimiz ve sıkılmadan yaptığımız için bu bir saat içinde de dejavulandık. “Katil Koç” filan işte anlayın… Komik mi? hehe bence evet ya. Bu arada tebrik edemdeen geçemeyeceğim biri de otobüsün delikanlı muavini. Herif maksimum despotlukta bir seyahati tamamladı.
Öyle ya da böyle sabahın köründe Ilıca otogarında indik. Arkadaş tarafından alındıktan ve soyunup döküldükten sonra direkman sahile indik. Güzeldi, Boyalık tatil sitesinin oralar hani. Gece çıkışımızda biraz yorgunluğun etkisiyle baya geç çıkabildik ama sorun değil. Teoman konserine gitmediğimizden de tabi biraz olay. Evde içelim filan dedik. Otto’ya direk uzadık ama ben böyle bir kalabalık görmedim. Açıkçası pek eğlendiğimi söyleyemem ilk gün. Ama hayatımda içtiğim en güze içkilerden birini orada arkadaşım sayesinde tanıdım. Hastasıyım. Reklamını sonra yapacağım. Ona özel bir post olmalı bu!
Bu arada herkes bize şu kumrucu bu kumrucu diyordu ama biz arkadaşların takıldığı ve Ilıca’da daha içlere doğru (vallahi sokakların adlarını filan hiç bilmiyorum boşuna sormayın zaten kıç kadar yer yani) bulunan Kumrucu Aykut ile yaptık seçimimizi. Cheeseburger de enfes direk tavsiye. Eker ayran da var zaten, daha ne olsun.
Yemeklerden açtık devam edelim bari. Yine birgün de ev arkası bahçede ikiye iki futbol maçı yapıp Emir ile Tolga’yı ezici üstünlükle yendikten sonra G., ben, Emir ve tolga hep beraber Apo’nun yeri denilen yere gidip çöp şiş yedik. Orası da fena değildi. Altınkapı’nın tam karşısı (Yanlız galiba adı başka bişi de onu da belki Emir düzeltir beni) Bir gün sonra da Altınkapı’yı şereflendirmemiz vardı tabii. Döner kebap ve içli köfte tercihimin doğru olduğunu varsaymaktayım ama sonuçta iskender için yazının devamında çok daha başarılı bir mekanı belirteceğim.
Ha bu arada ezilerek yenilen Emir ve Tolga ikinci maçta da 5-0 galibiyetten maçı 12-10 vererek bizim bir alt seviyemizde kaldıklarını gösterdiler. Sonuçta futbol dedik, spor dedik, kardeşlik dedik ama
Kakao yağını sevdiğimi farkettim bu arada. Deli gibi yakıyor lan bu alet. Ama sonuçta burada beni en fazla rahatlatan anneden kalma olan o kahverengi yuvarlak kutusundan öte fısfıslısını bulmuş olmam oldu. Oh be! Orada parmaklaya parmaklaya almak çok zor oluyor kardeşim!!!
Beach olarak iki yere gitmeyi uygun gördük. Biri haftasonu için gelmiş olan arkadaşların gazıyla Alaçatı’da Alaçatı 11′in beachiydi. Miller fabrikası açtık birazcık tabi normal olarak ama fena değil, relax bir yer. Sonuçta kasıntı beachler beni pek açmıyor. Ama soğuk su ve rüzgar ikilisinin üst solunum yollarında açtığı hasar da iş değil be kardeşim!
İkinci yer neredeyse her gece gittiğimiz Paparazzi idi. Gece gündüz ordaydık lafını gerçekleştirdik. Orada bence Margarita pizzayı denemelisiniz bu arada. En sade pizza ama çok güzel yapmışlardı.
Gece hayatı ve geri kalanı için ikinci bölümü de yarın veya öbür gün yazacağım şimdilik bu kadar!

Uçakta en sevdiğim şey, kaptanların konuşmaları ile o ilk kalkış anında yapılan uyarı ve temel bilgilerin anlatıldığı konuşmadır. Bir de inerkenkileri var bunların. Araştırdım bunun ana bir taslağını buldum (ingilizce). Aha buraya da koyayım dedim.
Süper ya
Ladies and gentlemen, welcome aboard _______Airlines/Airways flight_________ with non-stop service to________. Please turn your attention to the flight attendant nearest you for our safety demonstration. Please follow along with the safety card located in the seat pocket in front of you.
Please make sure you seatbelt is securely fastened at this time. To fasten, insert the loose metal buckle into the holder. Tighten so it fits firmly around your waste. To fasten, pull the loose belt. Also, make sure all carry-on items are stored in the overhead bins, or under the seat in front of you.
There are ____________emergency exits on this Boeing/Airbus/Embraer/CRJ-___________ aircraft. _____in the front, ________in the back, and_____________located over the wings. Each exit is equipped with a safety slide that can be detached and used as a flotation device. Please take this time to locate your nearest exit. Keep in mind that it may be behind you. If cabin visibility is reduced, lighted strips along the floor of the cabin will lead you to the nearest exit. Remember, red lights mark and exit.
In case there is a loss in cabin pressure, yellow oxygen masks will deploy from the ceiling compartment located above you. To secure, pull the mask towards you, secure the elastic strap to your head, and fasten it so it covers your mouth and nose. Breath normally. Even if the bag does not inflate, please keep in mind that oxygen is flowing. Please make sure to secure your own mask before assisting others.
In case of a water landing, life jackets are located under your seat. To fasten, place the vest over your head and secure both straps around your waste. To inflate, pull the red handle, or manually inflate by blowing into the red tube. Remember, NEVER inflate the vest inside of the aircraft. Also, a beacon light will activate upon entering water.
Please make sure you have read the safety card for this flight. As we come through the cabin to preform our final safety checks, please make sure your seatbelt is fastened, you seat back and tray tables are in their full upright and lock position, and all carry on items are stored properly.
Thank you for your attention, and we wish you a good flight on __________Airlines/Airways.
Daha önce Safranbolu turunu anlatırken orada öğrenebileceğiniz şeylerden birinin pabucun dama atılması deyiminin hikayesi olduğunu söylemiştim. Paylaşımcı kişiliğimi gösteriyorum ve hikayeyi buradan anlatıyorum, hatam varsa affola…
Safranbolu’da çarıklara yemeni denirmiş ve Safranbolu yemeni üretimi ile meşhurmuş. Üretimi kötü olanın yemenisini, diğer çarıkçılar dükkanın çatısına atarlarmış. Halk yemeniciler çarşısının çatıları alçakta olduğundan tavandaki yemeniyi görünce, o dükkandan alışveriş etmeyi bırakırlarmış. İşte pabucu dama atılmak da buradan gelmişmiş.
JAM
Haftasonu hem biraz gezelim km yapalım, hem de çevremizi öğrenelim hedefiyle 4 motor İstanbul – Safranbolu – Amasra – İstanbul turu attık. Hemen yazının başından kalın harfler ile uyarıyı yazıyorum: Karadeniz’e giderken mevsim yaz da olsa, yağmura karşı önleminizi alın. Biz hem gidişte Karabük’te, hem de dönüşte Amasra’dan çıkarken yağmurun azizliğine uğradık. Çok şiddetli olmadığından fazla üzmedi bizi, ama üze de bilirdi…
Safranbolu İstanbul’dan yaklaşık 400-450 km mesafede. Unesco tarafından kültür mirası kapsamında koruma altına alınmış olan Safranbolu’da golf arabaları ile şehir turu düzenlenmekte. Biz katıldık memnun kaldık, tavsiye ederim gezeceklere. Hele sıcak havada şehrin her yerini yürümeye çalışırsanız cidden yorulabilirsiniz. 90 dakika veya 2 saat süren golf arabalı turlar ile Safranbolu hakkında enteresan bilgiler öğrenebiliyorsunuz (pabucun dama atılması deyiminin ortaya çıkması vs…).
Safranbolu Amasra arası 80 km ve çok keyifli bir yol. Ağaçların arasından, hafif virajlı ve yoğun olmayana trafiği ile tam bir motosiklet rotası. Hatta Amasra’nın en keyifli kısmının yolu ve orada yenen yemek olduğunu bile söyleyebilirim. Balık yemeyenlerdenseniz, geriye sadece yol kalıyor, yolda iyi vakit geçirmeye bakın
Amasra’da Barış Akarsu’nun ölüm yıldönümü olan bu haftasonu onu anma haftası ve kültür festivali olarak kutlanıyormuş. Şehirde konserler vs. vardı. Gece gençler sahilde ateş çevresinde buluştu şarkı söyledi, güzel bir atmosfer vardı. Anladığım kadarı ile her sene Temmuz’un ilk haftasonunda bu festival gerçekleşmekte. Konserler sırasında biz yemekteydik, o yüzden yorum yapamayacağım ama genel olarak demin de dediğim gibi güzel bir atmosfer vardı.
Amasra balığı ile meşhur bir yer ve hemen plaja sırtınızı verdiğinizde sağ tarafta görülen Çeşm-i Cihan duyduğumuz kadarı ile en ünlü balıkçı. Amasra’ya varınca giderek rezervasyon yapmanızı da tavsiye ederim. Akşam rezervasyonsuz gittiğinizde alakasız bir masada oturmak zorunda kalabilirsiniz.
Cumartesi sabahı 6 da çıktığımız yolculuk 970 km sonra pazar akşamı 6 da sonlandı. Kazasız ve keyifli bir gezi için katılımcılara bir de buradan teşekkür edeyim. Sıradaki gezilerde görüşmek üzere…
JAM
Son Yorumlar