canga
(5 comments, 25 posts)
This user hasn't shared any profile information
Posts by canga
An Anatolia, shoulder to shoulder
0Erdoğan’ın Truva’sından:
“All the people of Anatolia join forces against an army that was much stronger, just the same place years later, in a similar war in Gallipoli.
They arrived, leaving behind their snowy mountains and their fields thick with ears, they arrived, swearing to a lifelong wait, leaving their mothers behind who shed no tears at all, they arrived leaving behind their virgin brides and newborn babies suckling on the fecund breasts of their women, they arrived saying it is for the homeland we hit the road, towards the golden-coloured Troy, it’s worth dying for the homeland.”
Çok ütopik değil mi?
Çember Sakal
0Şimdi tekrar aklıma geldi, daha önce paylaşmadım kimseyle. Gerek duymadım, önemsememeye çalıştım karşılaştığım cehaleti. Ya da çeşitli konularda kendime verdiğim “sus, konuşma” emrini yerine getirmeye uğraşıyordum.
Almanya’da doğup büyümüş bir iş arkadaşım var. Şaşırtıcı ki hala Türk vatandaşı; altındaki asıl nedeni bilemiyorum. “Ampül” taraftarı kendisi, görüşleri o doğrultuda, saygı duyuyorum.
Ramazan geyiklerinin birinde iftarda orucu açmak ile ilgili bir konuşma geçer ortamda, takdire şayan bilgisini paylaşır: “Senin rızanla oruç tuttum, orucumu kabul et Yarabbi” gibi bir cümleyle açıldığını dile getirir arkadaş. Konunun karışıklığı üzerine bizi aydınlatmak için ekler “Tabi, bunu söylerken ağzını oynatmalısın, oynatmazsan olmaz”.
Şimdi aklıma gelmesinin sebebi o zamanlar olmayan ama şu anda artık yavaştan çembere dönen sakalı…
Hepimiz Öleceğiz
2Bak bir kere daha söylüyorum, iyi dinle bağırıyorum üstelik: HEPİMİZ Ö-LE-CE-ĞİZ!
Lamı cimi yok ulan işte sen de öleceksin. Mort, pabuçları diktin yani, bitti. Dünya dönmeye devam edecek, millet gülecek eğlenecek, çatır çatır sevişecek; ama sen yoksun ulan! Daha ne olsun öyle düşün! Adın bile geçmeyecek; e hadi geçti diyelim neye yarar?!
Peki bu penguencilik, bu ciddiyet niye?
Öz Otopsi
0Ara sıra kendini otopsi masasına yatırman lazım. Eline neşteri alıp açman lazım göğüs kafesini; karıştırman lazım içindekileri. Alt üst et, dağıt, araştır biraz. Kalbini eline alıp yoklamalısın ki anlayasın özünü; kimsin, nesin bilesin. Nefretin neden; üzüntünün gerçek kaynağı ne; kim nasıl mutlu etmiş seni? Fiziğinden girip kimyandan çıkman lazım. Tüm özelliklerini toplayıp çarpmadan, bölüp çıkarman lazım ki göresin elekten geçince geriye kalanları. Bir bir sıralamalısın gerçekleşmemiş beklentilerini; hani geceleri yatağında kurduğun o pürüzsüz düşler? Öz eleştiri değil bu, öz katliam. Daha acımasız; “ama”lar olmadan “keşke”leri soruşturarak. Sonra çıplak ve göğsün açık aynanın karşısına geçip, karşılaştırman lazım aynadaki ve beynindekini.
Kim bu aynadaki, tanıyabildin mi? Clark Kent misin Superman mi?
Vuvuzela
0
Uyku kaçıran sinek vızıltısı vardır ya hani; hiç üşenmeden kalkarsın, inanılmayacak bir ayıklık ile sineği avlarsın gözlerin kapalı. O ses şimdi moda stadyumlarda, çıkış yeri şüphesiz Afrika. Konfederasyon kupasında olduğu gibi 2010 Dünya Kupası’nda da yer alacak.
Ben dahil beyaz adam şikayetçi, beyaz adam rahatsız. Nedeni (bahanesi) sese alışmamış insanlarda konsantrasyon eksikliğine yol açması. Sonuç olarak Afrika’da düzenlenecek en büyük futbol organizasyonunda Afrikalıların Afrikalı gibi davranması birçok kişiyi rahatsız ediyor. Beyaz adam yine bencil, yine “ben ne istersem”ci. Alışık olmadığını yasaklamak peşinde. Facebookta onlarca gurup, internette sayısız blog ve yorumlar Vuvuzela’ya karşı. Afrika futbol seyircisinin isteği ve alışık olduğu şekilde desteklemesi önemli değil. Olası yasaklama yöntemlerinden biri kulak sağlığı. Ama asıl enteresan olanı futbol endüstrisinin sponsorluktan kazandığı paraya tartışma(lı)sız katkıda bulunacak olması; hem de FIFA ile anlaşmaya gerek kalmadan. Ticari beyaz adamlar şimdiden başlamıştır reklamlı Vuvuzela üretimine. Beyaz adam haksız ticari rekabeti de bahane ederek alışık olmadığı sesten kurtulmanın yolunu arayacak.
Yine de en güzelini Sepp Blatter söylemiş:
We should not try to europeanise an African World Cup.
Bugünlerde
0Bugünlerde uyku gözlüğü takıyorum ve akşam uykularım var saatler süren; yine de mahmurluk hakim gözlerimde, yetmiyor uykularım. Bungünlerde bir varım bir yokum, bir neşe bir hüzünüm; gülerken ağlıyorum aynı zamanda ve genelde durgunum.
Yüzüyorum bugünlerde kafamdaki düşünceleri boğmak için; faydası yok, karıncalar dolaşıyor beynimde.
Bugünlerde sevişmek isteyen herkesi reddediyorum, gey sanıyor bazıları beni; aseksüelleşiyorum, asosyalleşiyorum; bedenlere uzağım, bedenlere üşengecim bugünlerde.
Bugünlerde bir ay oldu alkol ve sigarayı bırakalı; bedenim temiz ama ruhum habersiz. Viski ve Efes’e susamış boğazım.
Bugünlerde yalnız yaşıyorum başkasının evinde, yalnız uyuyorum ve hasretim aslında eş bir tene.
Günlük program yapıyorum sabahları; dünden borçlanan listeyi yarına erteliyorum, yine de üstünü çiziyorum kendimi avutmak için. Yani dünün işini bile yarına bırakıyorum bugünlerde.
Ağzı olan konuşuyor
0Hurriyet.com’un Air France’in Rio-Paris uçağı hakkındaki gelişmeleri yayınladığı özet habere yapılan seçme yorumlar:
(Haberde uçakta bulunan tek Türk yolcu arp sanatçısı Fatma Ceren Necipoğlu’ndan da bahsediliyor)
- Ivan Drago: Gemimi batmis ya okyanusta.
- Ufuk Desouza: bu uçakta Temel Kotil ve apronda kesilen deve yüzünden düşmüştür.hadi şimdi konuşun THY düşmanları.bunuda Tayyip Erdoğan düşürmüştür heralde.herkese geçmiş olsun.
- İbrahim Ertekin: “Lost’daki gibi bi olay olmasın sakın” şeklinde yorum yapan bir arkadaş vardı. Allah akıl fikir versin de senin de başına gelmesin kardeşim…
- Kara Prens: Uzaylılar mı kaçırdı dersiniz?
- Bayan Dogru: Hiç komik değilsin Kara Prens. Espri yapacak kadar soğukkanlı olman şaşırtıcı!
- Fatih ArslanPencesi: Rahmetli Muhsin Abi’nin Helikopterini bulunamadığından ahkam kesenler onun 50 katı büyük uçağı bulamıyorlar yazık
- Erdem Erten: Konserin videosında coluk cocuk sesinden orkestranin sesi bile duyulmuyor, ortalikta gezenler, bagirarak konusanlar. Benim bildigim boyle konserlerde insan nefes almaya bile cekinir. Ama nerde bizde o kultur. (Haber sayfasında Ceren Necipoğlu’nun konser görüntüleri de yer alıyor).
- İngiltere’den bir Turk: Fransizlar hani Uydu dan igne leri sayardi,Bakin uydu ile surekli baglantili ucagi bulamiyorlar
Turk ogun calis guven
NE guzel demis ATATURK!
- Viva Göksel: O uçak LOST’un Uçağı ile aynı! Bence Adaya düşmüşlerdir..
- Buminhan Güneş: Türk yıldız Fatma CEREN için çok üzüldüm Allah rahmet etsin. Maalesef ülkemizde sanatçı ve bilim adamı zor yetişiyor. Çünkü bu iklim ancak İmam yetiştirmeye uygun.
- İrem Y: Televizyonda resmini gördüğümde şok oldum. Üniversiteden bir arkadaşım Ceren. Kendisini dinlediğimde o muhteşem müzikle çok etkilenmiştim. Uzun zamandır irtibatımız yoktu. Çok üzüldüm, hala umut var..
- Alp Saricalioğlu: herifler o kadar ırkcı saplantılı tipler ki ,air france web sitesinde acil durumlarda arayacağınız numaralar kısmı fransızca,ve sitede dünya kadar açıklama var hepsi ırkçıların dilinde fransızca.ingilizce yapın kardeşim. Türk, isveçli, alman, amerikalılar da vardı o uçakta.
- Orhan Üçüncü: Bermuda Şeytan Üçgeni’nin yerini öğrenin ondan sonra yorumlarınızı yazın.
- Necmi Şahin: Evrende yalnız olduğumuzu düşünmek, büyük cahillik olur….
- Kaptaniniz Konuşuyor: Hollywood’tan bagzi guvenilir kaynaklar olayin meshur Lost dizisine ilgiyi arttirmak icin gerceklestirildigini soyluyorlarmis. Aslinda o tarihite Air France’in boyle bir ucusu yokmus. Dizinin izlenme oranlari cok dusus gosterdiginden boyle bir olay yaratarak ilgiyi arttirabileceklermis.
- Kara Prens: bayan doğru evrende yanlız olduğumuzu düşünmek küçük bir çocuğa seni leylekler getirdi demekten başka birşey değildir.espri yapmıyorsum.Siz gerçekleri espri sanmıssınız.
- Orkun Baydar: işte Türk toplumu yorum yapmaktan bile aciz.kendi kendini avutan tek millet yeryüzündeki,herseyi bildigini sanan fakat reel de hic birsey bilmeyen zavallı toplum..arkadasin biri cok güzel yazmış, “Cahillik en büyük düşmanım….”
Sıkıntı
0Tanıyorsun beni, belirsizlikler karşısındaki tepkilerimi biliyorsun.
Sıkıntılar basıyor yine zaman zaman, duygusal gel-gitlerim, isyanlarım oluyor; kafam bazen patlayacakmışcasına düşünce dolu.
Sabahları yataktan çıkamıyorum hemen; günlerim yarı dalgın geçiyor, geceleri kolay kolay uyku tutmuyor.
Kafamı boşaltmak istediğimde gece yatağımda, seni düşünüyorum; tenini, sesini, sarıldığımı sıkıca, nefesini omzumda.
O zaman sanki biraz daha rahatlıyorum, daha kolay dalıyorum uykuya…
Şut ve Gol
0Üç şut çektim kendi kaleme. Birincisi dışarı çıktı, ikincisi direkten döndü, üçüncüsü BUMMM gol oldu; ağları deldi üstelik..
Taraftarlar sinirlerinden sahaya indiler koşarak, son sürat üzerime. Ben sevinirken hakem kaçıp kurtulmamı tavsiye etti. Kaçmadım!
Bir linç yumağının çekirdeğinde yer alma tecrübesini kim istemez? Şiddeti sevdiğimden değil; aksine nefret ederim şiddetten. Amacım basite inmekti, olabildiğince basite. Sadece iç güdülerimle hareket edecek düzeye gelebilinceye kadar basite. Ancak ozaman kendimle yüzleşebilirdim. En saf, en temiz ve en pürüzsüz BENliğim ile…
Bir Gece
0Gecelerden bir gece,
Kalabalık bir şehirde.
Yazın son günleri, bol gölgeli bir parkta, 2 kişi, biri erkek biri dişi, aynı anda kucakkucağa, sevgililerini aldatmakta..
Dişinin gözleri Amelie gibi, aynı manayı içermez, fakat iri mi iri ve koyu. Ama sadece gözleri, gerisi onda kalsın; belki de biraz Fransızca altyazı katarsın; sonradan..
Üstüne ekmek tozu ekle bir de dişinin, Ana Pascal gibi, dövmelere gerek yok ama mutfaktaki hali aynı, kendinden emin tavırları, sacları arkadan sıkıca toplu.
Son olarak Sofia Serrano!! İşte ruhu katan bu. Narin ince bilekleri, ufak boyuna uygun hızlı hareketleri; ve dedim ya işte ruhu! Hafif aykırı, bol dobra. Diyaloglarda farklı kelimeler seçmeyi herzaman yeğlemiş, ihtirası dorukta. Hayatı basit, sevgi üzerine kurulu.
Erkeğin çok önemi yok; acısız tatlı olamayacağına inananlardan; eline batan dikeni biraz daha içeri itenlerden; elde etmekten ise edememeyi aşka yakıştıranlardan.
İşte ne olmuşsa o gece, o parkta.. Bu iki kişi birbirini uzun zamandır tanımakta, ama ilk defa bağımsız olduklarına inanmışlar; birbirlerini inandırmışlar.
Daha önce karşılarına çıkan her engeli ve aslında bu engelleri çıkaran kendileri de olsa, o gece yok saymışlar..
Ağacların gölgesinde gece meltemiyle alev almış bedenleri. Göğe doğru yükselmiş onlarca ay gecik(tiril)miş zevkler. Ve yine sadece, yalnızca bir ve tek, gecelerden bir gece, kalabalık bir şehirde, yazın son günlerinde, hafif meltemli gölgeli bir parkta son bulmuş efsaneleri..
Daha önce birbirlerine diledikleri gibi, yine konuşmuş gözleri:
“I’ll see you in another life.. when we are both cats..”