canga
(5 comments, 25 posts)
This user hasn't shared any profile information
Posts by canga
Şırnak güncesi -5-
1Arif’in 6 Ocak 2010 tarihli epostasından:
Bugün 100m atışları da bitti. Olm 11 kurşun attım 9′u hedeften. 5 i de 100mydi. 5in 2si kafadan.
Asi kanasçı arif hizmetinizde![]()
Olm bugün hava deli güneşli. Anlamadım ne iştir abi. Herhalde hsonu Şenoba’ya geçeceğiz. Bu arada şu yasa tasarısını burada herkes merakla bekliyor, bi çıkarsa 2 hafta sonra çift haneye düşücez şafakta hayırlısı olsun.. Bi kere de şans bize gülsün.
Oğlum sınırda olmak acayip bişi ya. Bi kurşun atıoz 6 tane ekosu gelio olm. Acaip bişi
![]()
Şimdilik başka yenilik yok, bugün tuvaleti temizledik yarın öğle yemeği için yemekhaneyi biz ayarlicaz hayırlısı olsun…
Olm en sonunda kent silver geldi buraya, doğru dürüst bi sigara içioruz. Olm içtiğim sigaraları tahmin bile edemezsiniz.
- marlboro
- marlboro light
- winston
- winston light
- lodos denizcisi
- pall mall
- viceroy
- prestige
- djarum
- kentPrestige de kaçakmış Irak’tan gelio
![]()
Daha önce de dediğim gibi eğitim hafif abi ama şartlar feci, galiba zaten adamlar da o yüzden hafif tutuyor yoksa burada millet sıyırır… Sivil görmüyorsun abi… Ama Allahtan Şenoba köyün içinde…
Hepinize Şırnak’tan selamlar,
Şafaklar kadar güzel kalın.
Şırnak güncesi -4-
0Arif’in 4 Ocak 2010 tarihli epostasından:
Abi gün geçtikçe işler zorlaşıyor gibi hep iyi iyi diyordum da farklı şeyler de var abi.
Kalorifer yanmıyor,
Soğuk su gitti yeni geldi,
Çarşaflarımızı da aldılar yıkamak için,
Sıcak su gitmişti o da geldi Allahtan bugün,
Üstüne üstlük bir de elektrik falan da kesiliyor…
Böyle bir yer işte.. Arada silah sesleri de var..Neyse çarşamba asıl giricem nete. Şimdi acil bakayım dedim.
Öpüyorum hepinizi…
Arif Ender
Şırnak Güncesi -3-
0Arif’in 30 Aralık 2009 tarihli epostasından:
Kimse gücenmesin atarsa 135 beyyyylerrrrrrr!!!!
Son güncellemelerde Şırnak’ta sağlam fırtına var. Yağmur show.
“Beni Şırnak’ın yağmurlarında yıkasınlar” günün şarkısı olsun.Banyolar daha namuslu. kimse daha pek “kamyon deviremiyor” Herkesin psikolojik olarak “down”.
Telefonlar kesildi yine ama geldi bugün.Rakım 1300 küsur.
G3 etkili menzil 400m. şarjisiz ağırlık 4.25 kg. bixi 6.Abi ariicaaanız numara var elbet ama ben zaten buradan 9 gün sonra gidiyorum, o yüzden asıl yeriminkini veririm. Burası bi de kalabalık bi de ne zmn nerede olcağımız belli değil…
Motivasyon olarak da iyi olmak gerekiyor bir de açıkçası bazı şeyleri size yansıtmamamız gerekiyor(muş). Gelince gerçekleri de anlatırım zira ama iyi yani genel olarak.
Sezin ile de konuştum telefonlar kesilmese Genco’yu da arayacaktım ama arayamadım daha.
Batı’da askerlik yapanlara asker demiyoruz dedi başçavuşumuz, zira katılıyoruz bütün birlik olarak. Batıda askerlik yapanlar harbi poşet.
Oğlum ayrıca Ebru Polat’ın klibi çıktığında gazinodan tv’ye bakan kafaların screenshotını alsam hayatın boyunca gülceğin bir portreye sahip olursunuz.
“Yanına gelemiyor… Sana dokunamıyor… Buna inanamıyorum…”Dün 11 saat uyudum.
Şimdilik bu kadar…
Şafaklar kadar güzel kalın.
Arif
Şırnak Güncesi -2-
0Arif’in 27 Aralık 2009 tarihli epostasından alıntı:
Günler geçiyor biz alışıyoruz. Artık akrepler, jammerlar arkadaşımız. Dağlık arazi de G3 uzvumuz.
Biksi manyak bi alet. Kanas’çı olmak isterdim ama en çok.
Süper başçavuşlarımız var inanılmaz komikler abi kopuyoruz bazen.
Gel gör ki kurşun sesleri de mevcut.Bugün krem peynir çıktı kahvaltıda sevindik.
Ispanak mevsimi başladı.Masalara şafak yazmak in.
Haftanın şarkısı: Özcan Deniz – Geçmiyor Günler.
Cudi Gabar’daki karlar eriyor.Oğlum var ya eti yulaflı’nın hastası olduk. Bir de abi Maximus die bir çikolata var. Ama çubuk kraker rules!
Yemekhane + banyo + tuvalet temizledim. Annem görse ağlar mutluluktan.Şimdilik bu kadar.
Çılgın biksici Arif Ender
Şırnak Güncesi -1-
0Arif’in 18 Aralık 2009 e-postasından alıntılar:
Buralar soğuk, dağlar karlı. Karşımda Zaho dağları…
Ama güzel, rahatız.
Kral tv rulez.
Bal boğazı yumuşatır.
Kremlenmek iyiymiş.
Çatlamış dudaklarla malbuş içmek güzel.
Djarum bile bulduk!
Telefonlar kesikti arayamadım en kısa zamanda hepinizi arayacağım.
Rahat uyuyun, kahraman jandarmayız biz.
Dönüşte anlatılacak çoook şey var… daha şimdiden!![]()
Öpüyorum hepinizi kardeşlerim.
Hudut kartalı Arif
Hayatım’a
0Seni özlüyorum bebeğim. Aslında bunu, seni ne kadar özlediğimi belirtmek için yazmıyorum, zaten bildiğini zannediyorum. Paylaşmak istediğim dilediklerim, umduklarım.
Yanına geldiğimde ne ile karşılaşacağımı(zı) bilmiyorum bebek, ilişkimizin çeşitli boyutlardaki çıkmazlara girmesine alışığız nasıl olsa, artık gerçekten acı da verse. Ben sadece umut ettiklerimi yazacağım.
Seninle uyanmak istiyorum yarın sabah; seninle merhaba demek güne; seninle sabah sevişmelerim olsun istiyorum evden çıkma telaşlarına sıkıştırılmış; dönüşlerde yemek hazırlamaların tembelliklere yenik düşmesiyle tatlanan ufak atıştırmalıklar; belki sahilde bir yürüyüş sonrasında, her zaman sıcak olmaz ya hava, kafanda kapüşonun koluma girmişsin, denizden esen rüzgara karşı bedenim siper sana. Döndüğümüzde beraber sıcak bir duş alalım hayatım, çıkınca ben seni kurlarım. Sonra hafif ışıkta alışagelmiş film izlemelerimiz, yan yana, üst üste, uyuyup kalışın göğsümde. Merak etme, ben seni taşırım, yatağım yakın nasıl olsa…
Min Dît
0
Min Dît‘i (Children of Diyarbakır) yönetmeninin ve yapımcılardan birinin (Fatih Akın’da yapımcılar arasında) yanında oturarak izleme fırsatı buldum. Bugünlerde narin konular hakkında konuşmak zor ya; gerçi ne zaman kolay oldu ki?
Hayatımda ilk defa, ülkem hakkında ülkemde çekilen bir filmi baştan sona altyazı ile izledim. Kürtçeydi çünkü. Film hakkındaki düşüncelerimi yazmayacağım, sadece film sonrasındaki soru-cevap gelişmelerini aktaracağım. Popülizme gerek yok, herkes kendi anladığı kadarıyla.
Miraz Bezar, film öncesinde, sırasında ve sonrasında hareketleri ile ne kadar heyecanlı olduğunu açıkca belli ediyordu. Heyecanı insanlarla beraber izlemesi değil filmi, gösterdiği emeğin memnuniyetindeydi sanki. Filmin ilk saniyesinde geciken sesi hemen farkedip “ses” diye bağırması ile korkulacak birşey olmadığını anlaması, hemen başlarda birşey söylemek için gelen görevliye sinirlenmesi, çarpıcı sahnelerde koltukta biraz daha dikleşip daha sık su yudumları alması (sanki her an söyleyecek, açıklayacak noktalar varmış gibi)…
Miraz film sonrası söz aldı. Almanya’da yaşadığını ve dört senedir senaryo üzerinde çalıştığını, asıl amacının yörenin çocuklarının gözünden bazı gelişmeleri anlatmak olduğunu daha ilk cümlesinde belirtti (filmin açılışında başlık olarak “From my eyes” da geçiyor).
Seyircilere söz hakkı geçtiğinde, aynı kişi tarafından yapılan ilk yorum ve soru şu şekildedir:
“Çok taraflı bir film olmuş, olayları tek taraflı anlatmışsınız (hadi ya? bakınız yönetmenin ilk cümlesi, ve hatta bakınız filmin ismi). Siz kaç Türk askerinin öldü(rüldü)ğünü biliyor munuz?”.
Bu sırada ön sıraların birinde ayağa kalkan genç şiddetle karşı taarruza geçerek “Siz benim kardeşimi öldürdünüz” der.
Salondaki gerilim ilk soruda belli ediyor kendini. Sonrasında biraz daha insanlaşıyoruz.
Sonra konuşan bir bayan “Bizim hikayemizi anlattığınız için teşekkür ederiz.” diye ekliyor filmi çok beğendiğini belirterek. Ki genelde söz alanlar sorudan çok beğenilerini sunuyorlar, minnettar ve duygusal oldukları çok belli.
Yönetmen, JİTEM hakkında açıklamalarda bulunuyor konuya uzak insanlara. Oldukça enteresan noktalardan biri bence.
Çekim sürecine değiniyor bir soru üzerine; Diyarbakır’daki setteki zorluklardan biri elbetteki denetim. Filmin sahte bir metni devletin ilgili kurumuna incelenmesi için verilmiş. Ve her gün bir sivil polis yer alıyormuş bina dışında yapılan çekimlerde; “Ne yapıyorsunuz? Ne hakkında film çekiyorsunuz?” sorularıyla.
Türkiye’deki ilk gösteriminin Antalya Altın Portakal’da yapıldığını öğreniyoruz; sonrasındaki basın açıklamasında tabi ki tepkiler olmuş, beğeniler de (tartışmak güzel şey, becerebilirsen eğer). Almanya veTürkiye’de vizyona sokabilmek için çalışmaları var ekibin (keşke diyorum).
Benim en çok kafama takılan çevirinin olmadığı tek kısım, sondaki Kürtçe rap şarkısı…
Bir de aklımda Baskın Oran’ın bir yazısından alıntı:
“İnsanoğlunun temel içgüdülerinin başında, “onlar” imajı yaratarak “biz” kimliğini inşa içgüdüsü gelir.”
—-
Düzeltme & Ekleme: Aşağıda Miraz Bezar’ın yukarıdaki yoruma yorumu ve ilgili rap şarkısının sözleri.
Merhaba,
parcayi kürt rapci Serhado söylüyor. Cikardigi ilk albümü Xewna Jiyan albümünden “Nabinim” parcasi. Albüm 2006 da türkiyede piyasaya cikti. Sözlerini altta bulabilirsin.
Facebook da Min Dit sayfasina gönderdigin yaziyi okudum. film hakkinda ne düsündügünü de okumak isterdim acikcasi. Sadece icerik anlaminda degil.
Gösterim esnasinda heyecandan ziyade biraz huzursuzdum. Cünkü film baslamis oldugu halde 25 dakika boyunca insanlar girip cikti. bunu bu yogunlukta ilk kez bir festivalde yasadim.
Ayrica benim yanima gelen kisi festival görevlisi degildi. Disarida kalan arkadaslarini iceri getirmeye calisan bir seyirciydi ve benim festival yetkileriyle konusmami istiyordu.
Selamlar ve saygilar,
miraz bezar
—
NABİNİM – GÖRMÜYORUM
Her saniye bir insan Tanrı’ya dua eder
Her insanın acıları kendisine ağır gelir
Yürek bir çiçek gibi bir yıldız gibi olmalı
Ekmek bazıları için sadece ekmektir
Oysa bazıları için altın değerindedir
Göz karardı
Gönül yandı
Yürek dünyaya doydu
Ölüme doğru yol aldı
Ama Tanrı korkusu onu durdurdu
Ateş hala sönmedi
Korku hala var onda
Farelerin yaşamı aslanların yaşamı gibi olamaz
Aydınlığı göremiyor
Elleri ve gözleri bağlı
Sevgiyi göremiyor
Gönlü hala kıpırdarken
Görmüyor
Hayır görmüyor
Yaşam bir seferliktir
Yeter
Yapma
Acıdır
Gözlerini aç artık
Kimse ölmüyor
Bu acılardan kimse ölmüyor
Söyle, zor olsa da olmasa da sen benim yaşamımsın
Hatırla, acılar olsa da olmasa da
Bir kapı kapanınca başka bir kapı açılır
Artık bugünün dünyasında yaşayamıyorum
Değerli olanı göremiyorum
İyi olanı göremiyorum
Ben canımı kaybettim
Nasıl oldu bilmiyorum
Elimden kayıp gitti
Min dît
Günün Haberleri
0Seçmece bunlar:
- Hepimiz kalaşnikofuzdan yola çıkıp bildiğin sokağı taramış adam! Ekmek depolamak lazım…
- Efenim silahlılar serbest, yaralılar ve yaralı taşıyanlar tutukluymuş.
- Millevekili milletvekilini yumruklamış. “Şakaaaa!” demiş.
- Türk heyeti Kopenhag’da zılgıt yemiş.
- Kazımgiller gazeteci tartaklamışmış.
- Polisler travestiyi dövüp, copla taciz etmiş (çok orijinal).
- Antalya’da da sel varmış.
- TRT’nin “maksadı aşan” haber sunumu normalmiş.
Kaynat kazanı bebeğim; ben geliyorum!!
(Arifim bu arada blogun içerik seçimini ele geçirdiğimi farketmişsindir!)
Babe-sitter & Je tue un ami
0Hani söz verdim ya önceden; bakınız aham da kanıt (kulakları çınlasın, Arif bayılır böyle yönlendirmelere); yazı sayılarını arttıracağım o yüzden. Duvara konuşmak istediğim zaman yazmayı tercih ederim ama çuvalı yüklendik bir kere, o yüzden bundan sonra Pako’ya Mektuplar kıvamında paylaşımlarım olacak.
Şimdi Arif’in internet, yazılım, kodlama ve benzeri her tür geek (Türkçesi nedir? eblek, e-inek?) konulara da merakı vardır ya hani, biraz da ona gönderme amaçlı internet sitesi paylaşımı yapayım dedim.
Avrupa Cristal Festivali (reklam ödülleri organizasyonlarından biri) kapsamında yarışan yapımlardan, neyse az laf, çok icraat:
1)
Babe Sitters: Budur işte! Büyük soruna çözüm bulunmuştur. Hani oldu da duble hata yapıp hem evlendiniz, hem de çocuk yaptınız. Artık eşiniz ile dışarı çıkmanız gerektiğinde bebek bakıcınızı gönül rahatlığıyla boyuna, posuna, göğüs ölçüsüne, etek kısalığına göre seçebilirsiniz! Bu arada bebeklerin yanında ergenlere de hizmet veriyorlar!!
2) Je tue un ami: İnternette bir çok örneği olan bir uygulama aslında. Resmi cuk oturtuyorsun, o da sana birini öldürtme fırsatı veriyor. Türkiye’de seneeeeeler önce bunun bir örneği vardı ama bulamadım tekrar (galiba karşı takım taraftarlarını dövüyordun). Ben çoktan öldürttüm birilerini.
Tekrar hatırlatmak isterim ki bu siteler reklam örnekleri! Ödüllü medya dalı çalışmalarına buradan, cyber dalındaki çalışmalara da buradan ulaşabilirsiniz (yazı yazarken karşında biri varmış hem de çoğulmuş gibi konuşmak çok aptalca be). Ayrıca, Eşref Armağan‘ın yer aldığı yeni Volvo S60 tanıtımı da katılanlar arasında.
Bir şey”lik”
1Hani şimdi buradan iki kişi gidiyor ya askere, ortalık biraz boş kalacak. Ben de karar verdim, daha fazla yazayım diye; Arif’in şimdiye kadar göstermiş olduğu emekler gerilemesin (hoş Tosun’un kendine hayrı yok ya zaten).
Çok da sık yazamam ama ha, baştan söyliyeyim. Aslında yüz yıldır falan günlük tutmak isterim de, çok sıkıcı be o da, insan her gün dişini fırçalamaktan sıkılıyor. Anlayacağın günlük olmaz heralde, hani belki haftalık bile olmaz ama söz bir şey”lik” yazacağım… Baymamak için enteresan konulardan bahsetmek üzere.
Gelelim geçen hafta sonuna mesela; alkolün seviyesinin yüksek olduğu ve içmeye başlanma saatinin horozla yarıştığı mübarek Cuma günü. Sonucunda, eski fak badi şaşırdı tabi. Bana attığı mesaj şuna benzer bak: “Sen hayatımda gördüğüm en bencil adamsın; zaten seks becerilerini de geliştirmen gerek o ufacık pipinle! (sansürledim)”. Ha hayt diyesi geliyor insanın, hele sebebi şahsı muhteremin üstü açık otobüsün, üstünün açık tarafında oturmayı tercih etmesi, benim de üşüdükten sonra içeri girmem. Ha-hayt…
Neyse, ertesi gün arar özür dilemek için. “Kusura bakma, sana çok kötü davrandım. Her ne kadar kötü bir insan olsan da ortak arkadaşlarımız var, onların hatırına uygun davranmamız gerekiyor. O mesajın seni çok kırdığını biliyorum”. Ha-hayt duble… Sonuç: küfür ederek suratına kapatılır telefon.
Ne mal adamlar/kadınlar var etrafta değil mi Necati abi?