arşiv

yazar arşivi

Şırnak güncesi -5-

Salı, 09 Şub 2010 canga yorum yok

Arif’in 6 Ocak 2010 tarihli epostasından:

Bugün 100m atışları da bitti. Olm 11 kurşun attım 9′u hedeften. 5 i de 100mydi. 5in 2si kafadan.
Asi kanasçı arif hizmetinizde :)

Olm bugün hava deli güneşli. Anlamadım ne iştir abi. Herhalde hsonu Şenoba’ya geçeceğiz. Bu arada şu yasa tasarısını burada herkes merakla bekliyor, bi çıkarsa 2 hafta sonra çift haneye düşücez şafakta hayırlısı olsun.. Bi kere de şans bize gülsün.

Oğlum sınırda olmak acayip bişi ya. Bi kurşun atıoz 6 tane ekosu gelio olm. Acaip bişi :)

Şimdilik başka yenilik yok, bugün tuvaleti temizledik yarın öğle yemeği için yemekhaneyi biz ayarlicaz hayırlısı olsun…

Olm en sonunda kent silver geldi buraya, doğru dürüst bi sigara içioruz. Olm içtiğim sigaraları tahmin bile edemezsiniz.
- marlboro
- marlboro light
- winston
- winston light
- lodos denizcisi
- pall mall
- viceroy
- prestige
- djarum
- kent

Prestige de kaçakmış Irak’tan gelio :)

Daha önce de dediğim gibi eğitim hafif abi ama şartlar feci, galiba zaten adamlar da o yüzden hafif tutuyor yoksa burada millet sıyırır… Sivil görmüyorsun abi… Ama Allahtan Şenoba köyün içinde…

Hepinize Şırnak’tan selamlar,
Şafaklar kadar güzel kalın.
Arif Sinan Ender Siirt Emreeeeeeeeett Komtanımmmm

Şırnak güncesi -4-

Cuma, 15 Oca 2010 canga yorum yok

Arif’in 4 Ocak 2010 tarihli epostasından:

Abi gün geçtikçe işler zorlaşıyor gibi hep iyi iyi diyordum da farklı şeyler de var abi.

Kalorifer yanmıyor,
Soğuk su gitti yeni geldi,
Çarşaflarımızı da aldılar yıkamak için,
Sıcak su gitmişti o da geldi Allahtan bugün,
Üstüne üstlük bir de elektrik falan da kesiliyor…
Böyle bir yer işte.. Arada silah sesleri de var..

Neyse çarşamba asıl giricem nete. Şimdi acil bakayım dedim.

Öpüyorum hepinizi…
Arif Ender

Şırnak Güncesi -3-

Çarşamba, 13 Oca 2010 canga yorum yok

Arif’in 30 Aralık 2009 tarihli epostasından:

Kimse gücenmesin atarsa 135 beyyyylerrrrrrr!!!!
Son güncellemelerde Şırnak’ta sağlam fırtına var. Yağmur show.
“Beni Şırnak’ın yağmurlarında yıkasınlar” günün şarkısı olsun.

Banyolar daha namuslu. kimse daha pek “kamyon deviremiyor” Herkesin psikolojik olarak “down”.
Telefonlar kesildi yine ama geldi bugün.

Rakım 1300 küsur.
G3 etkili menzil 400m. şarjisiz ağırlık 4.25 kg. bixi 6.

Abi ariicaaanız numara var elbet ama ben zaten buradan 9 gün sonra gidiyorum, o yüzden asıl yeriminkini veririm. Burası bi de kalabalık bi de ne zmn nerede olcağımız belli değil…

Motivasyon olarak da iyi olmak gerekiyor bir de açıkçası bazı şeyleri size yansıtmamamız gerekiyor(muş). Gelince gerçekleri de anlatırım zira ama iyi yani genel olarak.

Sezin ile de konuştum telefonlar kesilmese Genco’yu da arayacaktım ama arayamadım daha.

Batı’da yapanlara demiyoruz dedi başçavuşumuz, zira katılıyoruz bütün birlik olarak. Batıda yapanlar harbi poşet.

Oğlum ayrıca Ebru Polat’ın klibi çıktığında gazinodan tv’ye bakan kafaların screenshotını alsam ın boyunca gülceğin bir portreye sahip olursunuz.
“Yanına gelemiyor… Sana dokunamıyor… Buna inanamıyorum…”

Dün 11 saat uyudum.

Şimdilik bu kadar…

Şafaklar kadar güzel kalın.
Arif

Şırnak Güncesi -2-

Pazartesi, 11 Oca 2010 canga yorum yok

Arif’in 27 Aralık 2009 tarihli epostasından alıntı:

Günler geçiyor biz alışıyoruz. Artık akrepler, jammerlar arkadaşımız. Dağlık arazi de G3 uzvumuz.
Biksi manyak bi alet. Kanas’çı olmak isterdim ama en çok.
Süper başçavuşlarımız var inanılmaz komikler abi kopuyoruz bazen.
Gel gör ki kurşun sesleri de mevcut.

Bugün krem peynir çıktı kahvaltıda sevindik.
Ispanak mevsimi başladı.

Masalara şafak yazmak in.
Haftanın şarkısı: Özcan Deniz – Geçmiyor Günler.
Cudi Gabar’daki karlar eriyor.

Oğlum var ya eti yulaflı’nın hastası olduk. Bir de abi Maximus die bir çikolata var. Ama çubuk kraker rules!
Yemekhane + banyo + tuvalet temizledim. Annem görse ağlar mutluluktan.

Şimdilik bu kadar.
Çılgın biksici Arif Ender

Şırnak Güncesi -1-

Salı, 05 Oca 2010 canga yorum yok

Arif’in 18 Aralık 2009 e-postasından alıntılar:

Buralar soğuk, dağlar karlı. Karşımda Zaho dağları…
Ama güzel, rahatız.
Er Arif Sinan Ender, Emret KOMUTANIM!
Kral tv rulez.
Bal boğazı yumuşatır.
Kremlenmek iyiymiş.
Çatlamış dudaklarla malbuş içmek güzel.
Djarum bile bulduk!
Telefonlar kesikti arayamadım en kısa zamanda hepinizi arayacağım.
Rahat uyuyun, kahraman jandarmayız biz.
Dönüşte anlatılacak çoook şey var… daha şimdiden! :)

Öpüyorum hepinizi kardeşlerim.

Hudut kartalı Arif

Hayatım’a

Pazartesi, 28 Ara 2009 canga yorum yok

Seni özlüyorum bebeğim. Aslında bunu, seni ne kadar özlediğimi belirtmek için yazmıyorum, zaten bildiğini zannediyorum. Paylaşmak istediğim dilediklerim, umduklarım.

Yanına geldiğimde ne ile karşılaşacağımı(zı) bilmiyorum bebek, ilişkimizin çeşitli boyutlardaki çıkmazlara girmesine alışığız nasıl olsa, artık gerçekten acı da verse. Ben sadece umut ettiklerimi yazacağım.

Seninle uyanmak istiyorum yarın sabah; seninle merhaba demek güne; seninle sabah sevişmelerim olsun istiyorum evden çıkma telaşlarına sıkıştırılmış; dönüşlerde yemek hazırlamaların tembelliklere yenik düşmesiyle tatlanan ufak atıştırmalıklar; belki sahilde bir yürüyüş sonrasında, her zaman sıcak olmaz ya hava, kafanda kapüşonun koluma girmişsin, denizden esen rüzgara karşı bedenim siper sana. Döndüğümüzde beraber sıcak bir duş alalım ım, çıkınca ben seni kurlarım. Sonra hafif ışıkta alışagelmiş film izlemelerimiz, yan yana, üst üste, uyuyup kalışın göğsümde. Merak etme, ben seni taşırım, yatağım yakın nasıl olsa…

Categories: içimi dökesim geldi Tags: , ,

Min Dît

Perşembe, 17 Ara 2009 canga yorum yok

Min DîtMin Dît‘i (Children of Diyarbakır) yönetmeninin ve yapımcılardan birinin (Fatih Akın’da yapımcılar arasında) yanında oturarak izleme fırsatı buldum. Bugünlerde narin konular hakkında konuşmak zor ya; gerçi ne zaman kolay oldu ki?

ımda  ilk defa, ülkem hakkında ülkemde çekilen bir filmi baştan sona altyazı ile izledim. Kürtçeydi çünkü. Film hakkındaki düşüncelerimi yazmayacağım, sadece film sonrasındaki soru-cevap gelişmelerini aktaracağım. Popülizme gerek yok, herkes kendi anladığı kadarıyla.

Miraz Bezar, film öncesinde, sırasında ve sonrasında hareketleri ile ne kadar heyecanlı olduğunu açıkca belli ediyordu. Heyecanı insanlarla beraber izlemesi değil filmi, gösterdiği emeğin memnuniyetindeydi sanki. Filmin ilk saniyesinde geciken sesi hemen farkedip “ses” diye bağırması ile korkulacak birşey olmadığını  anlaması, hemen başlarda birşey söylemek için gelen görevliye sinirlenmesi, çarpıcı sahnelerde koltukta biraz daha dikleşip daha sık su yudumları alması (sanki her an söyleyecek, açıklayacak noktalar varmış gibi)…

Miraz film sonrası söz aldı. Almanya’da yaşadığını ve dört senedir senaryo üzerinde çalıştığını, asıl amacının yörenin çocuklarının gözünden bazı gelişmeleri anlatmak olduğunu daha ilk cümlesinde belirtti (filmin açılışında başlık olarak “From my eyes” da geçiyor).

Seyircilere söz hakkı geçtiğinde, aynı kişi tarafından yapılan ilk yorum ve soru şu şekildedir:
“Çok taraflı bir film olmuş, olayları tek taraflı anlatmışsınız (hadi ya? bakınız yönetmenin ilk cümlesi, ve hatta bakınız filmin ismi). Siz kaç askerinin öldü(rüldü)ğünü biliyor munuz?”.
Bu sırada ön sıraların birinde ayağa kalkan genç şiddetle karşı taarruza geçerek “Siz benim kardeşimi öldürdünüz” der.

Salondaki gerilim ilk soruda belli ediyor kendini. Sonrasında biraz daha insanlaşıyoruz.

Sonra konuşan bir bayan “Bizim hikayemizi anlattığınız için teşekkür ederiz.” diye ekliyor filmi çok beğendiğini belirterek. Ki genelde söz alanlar sorudan çok beğenilerini sunuyorlar, minnettar ve duygusal oldukları çok belli.

Yönetmen, JİTEM hakkında açıklamalarda bulunuyor konuya uzak insanlara. Oldukça enteresan noktalardan biri bence.

Çekim sürecine değiniyor bir soru üzerine; Diyarbakır’daki setteki zorluklardan biri elbetteki denetim. Filmin sahte bir metni devletin ilgili kurumuna incelenmesi için verilmiş. Ve her gün bir sivil polis yer alıyormuş bina dışında yapılan çekimlerde; “Ne yapıyorsunuz? Ne hakkında film çekiyorsunuz?” sorularıyla.

Türkiye’deki ilk gösteriminin Antalya Altın Portakal’da yapıldığını öğreniyoruz; sonrasındaki basın açıklamasında tabi ki tepkiler olmuş, beğeniler de (tartışmak güzel şey, becerebilirsen eğer). Almanya veTürkiye’de vizyona sokabilmek için çalışmaları var ekibin (keşke diyorum).

Benim en çok kafama takılan çevirinin olmadığı tek kısım, sondaki Kürtçe rap şarkısı…

Bir de aklımda Baskın Oran’ın bir yazısından alıntı:
“İnsanoğlunun temel içgüdülerinin başında, “onlar” imajı yaratarak “biz” kimliğini inşa içgüdüsü gelir.”

—-

Düzeltme & Ekleme: Aşağıda Miraz Bezar’ın yukarıdaki yoruma yorumu ve ilgili rap şarkısının sözleri.

Merhaba,

parcayi kürt rapci Serhado söylüyor. Cikardigi ilk albümü Xewna Jiyan albümünden “Nabinim” parcasi. Albüm 2006 da türkiyede piyasaya cikti. Sözlerini altta bulabilirsin.

Facebook da Min Dit sayfasina gönderdigin yaziyi okudum. film hakkinda ne düsündügünü de okumak isterdim acikcasi. Sadece icerik anlaminda degil.

Gösterim esnasinda heyecandan ziyade biraz huzursuzdum. Cünkü film baslamis oldugu halde 25 dakika boyunca insanlar girip cikti. bunu bu yogunlukta ilk kez bir festivalde yasadim.

Ayrica benim yanima gelen kisi festival görevlisi degildi. Disarida kalan arkadaslarini iceri getirmeye calisan bir seyirciydi ve benim festival yetkileriyle konusmami istiyordu.

Selamlar ve saygilar,

miraz bezar


NABİNİM – GÖRMÜYORUM

Her saniye bir insan Tanrı’ya dua eder
Her insanın acıları kendisine ağır gelir
Yürek bir çiçek gibi bir yıldız gibi olmalı
Ekmek bazıları için sadece ekmektir
Oysa bazıları için altın değerindedir

Göz karardı
Gönül yandı
Yürek dünyaya doydu
Ölüme doğru yol aldı
Ama Tanrı korkusu onu durdurdu

Ateş hala sönmedi
Korku hala var onda
Farelerin ı aslanların ı gibi olamaz

Aydınlığı göremiyor
Elleri ve gözleri bağlı
Sevgiyi göremiyor
Gönlü hala kıpırdarken
Görmüyor
Hayır görmüyor

bir seferliktir
Yeter
Yapma
Acıdır
Gözlerini aç artık
Kimse ölmüyor
Bu acılardan kimse ölmüyor
Söyle, zor olsa da olmasa da sen benim ımsın
Hatırla, acılar olsa da olmasa da
Bir kapı kapanınca başka bir kapı açılır

Artık bugünün dünyasında yaşayamıyorum
Değerli olanı göremiyorum
İyi olanı göremiyorum
Ben canımı kaybettim
Nasıl oldu bilmiyorum
Elimden kayıp gitti

Min dît

Günün Haberleri

Çarşamba, 16 Ara 2009 canga yorum yok

Seçmece bunlar:

  • Hepimiz kalaşnikofuzdan yola çıkıp bildiğin sokağı taramış adam! Ekmek depolamak lazım…
  • Efenim silahlılar serbest, yaralılar ve yaralı taşıyanlar tutukluymuş.
  • Millevekili milletvekilini yumruklamış. “Şakaaaa!” demiş.
  • heyeti Kopenhag’da zılgıt yemiş.
  • Kazımgiller gazeteci tartaklamışmış.
  • Polisler travestiyi dövüp, copla taciz etmiş (çok orijinal).
  • Antalya’da da sel varmış.
  • TRT’nin “maksadı aşan” haber sunumu normalmiş.

Kaynat kazanı bebeğim; ben geliyorum!!

(Arifim bu arada blogun içerik seçimini ele geçirdiğimi farketmişsindir!)

Categories: günlük şeyler Tags:

Babe-sitter & Je tue un ami

Salı, 15 Ara 2009 canga yorum yok

Hani söz verdim ya önceden; bakınız aham da kanıt (kulakları çınlasın, Arif bayılır böyle yönlendirmelere);  yazı sayılarını arttıracağım o yüzden. Duvara konuşmak istediğim zaman yazmayı tercih ederim ama çuvalı yüklendik bir kere, o yüzden bundan sonra Pako’ya Mektuplar kıvamında paylaşımlarım olacak.

Şimdi Arif’in , yazılım, kodlama ve benzeri her tür geek (çesi nedir? eblek, e-inek?) konulara da merakı vardır ya hani, biraz da ona gönderme amaçlı sitesi paylaşımı yapayım dedim.

Avrupa Cristal Festivali ( ödülleri organizasyonlarından biri) kapsamında yarışan yapımlardan, neyse az laf, çok icraat:

1) Babe-sitter Babe Sitters: Budur işte! Büyük soruna çözüm bulunmuştur. Hani oldu da duble hata yapıp hem evlendiniz, hem de çocuk yaptınız. Artık eşiniz ile dışarı çıkmanız gerektiğinde bebek bakıcınızı gönül rahatlığıyla boyuna, posuna, göğüs ölçüsüne, etek kısalığına göre seçebilirsiniz! Bu arada bebeklerin yanında ergenlere de hizmet veriyorlar!!

2) Je tue un ami: İnternette bir çok örneği olan bir uygulama aslında. Resmi cuk oturtuyorsun, o da sana birini öldürtme fırsatı veriyor. Türkiye’de seneeeeeler önce bunun bir örneği vardı ama bulamadım tekrar (galiba karşı takım taraftarlarını dövüyordun). Ben çoktan öldürttüm birilerini.

Tekrar hatırlatmak isterim ki bu siteler örnekleri! Ödüllü medya dalı çalışmalarına buradan, cyber dalındaki çalışmalara da buradan ulaşabilirsiniz (yazı yazarken karşında biri varmış hem de çoğulmuş gibi konuşmak çok aptalca be). Ayrıca, Eşref Armağan‘ın yer aldığı yeni Volvo S60 tanıtımı da katılanlar arasında.

Bir şey”lik”

Salı, 08 Ara 2009 canga yorum yok

Hani şimdi buradan iki kişi gidiyor ya askere, ortalık biraz boş kalacak. Ben de karar verdim, daha fazla yazayım diye; Arif’in şimdiye kadar göstermiş olduğu emekler gerilemesin (hoş Tosun’un kendine hayrı yok ya zaten).

Çok da sık yazamam ama ha, baştan söyliyeyim. Aslında yüz yıldır falan günlük tutmak isterim de, çok sıkıcı be o da, insan her gün dişini fırçalamaktan sıkılıyor. Anlayacağın günlük olmaz heralde, hani belki haftalık bile olmaz ama söz bir şey”lik” yazacağım… Baymamak için enteresan konulardan bahsetmek üzere.

Gelelim geçen hafta sonuna mesela; alkolün seviyesinin yüksek olduğu ve içmeye  başlanma saatinin horozla yarıştığı mübarek Cuma günü. Sonucunda, eski fak badi şaşırdı tabi. Bana attığı mesaj şuna benzer bak: “Sen ımda gördüğüm en bencil adamsın; zaten seks becerilerini de geliştirmen gerek o ufacık pipinle! (sansürledim)”. Ha hayt diyesi geliyor insanın, hele sebebi şahsı muhteremin üstü açık otobüsün, üstünün açık tarafında oturmayı tercih etmesi, benim de üşüdükten sonra içeri girmem. Ha-hayt…

Neyse, ertesi gün arar özür dilemek için. “Kusura bakma, sana çok kötü davrandım. Her ne kadar kötü bir insan olsan da ortak arkadaşlarımız var, onların hatırına uygun davranmamız gerekiyor. O mesajın seni çok kırdığını biliyorum”. Ha-hayt duble… Sonuç: küfür ederek suratına kapatılır telefon.

Ne mal adamlar/kadınlar var etrafta değil mi Necati abi?

An Anatolia, shoulder to shoulder

Cuma, 13 Kas 2009 canga yorum yok

Erdoğan’ın Truva’sından:

“All the people of  Anatolia join forces against an army that was much stronger, just the same place years later, in a similar war in Gallipoli.

They arrived, leaving behind their snowy mountains and their fields thick with ears, they arrived, swearing to a lifelong wait, leaving their mothers behind who shed no tears at all, they arrived leaving behind their virgin brides and newborn babies suckling on the fecund breasts of their women, they arrived saying it is for the homeland we hit the road, towards the golden-coloured Troy, it’s worth dying for the homeland.”

Çok ütopik değil mi?

Çember Sakal

Perşembe, 12 Kas 2009 canga yorum yok

Şimdi tekrar aklıma geldi, daha önce paylaşmadım kimseyle. Gerek duymadım, önemsememeye çalıştım karşılaştığım cehaleti. Ya da çeşitli konularda kendime verdiğim “sus, konuşma” emrini yerine getirmeye uğraşıyordum.

Almanya’da doğup büyümüş bir iş arkadaşım var. Şaşırtıcı ki  hala vatandaşı; altındaki asıl nedeni bilemiyorum. “Ampül” taraftarı kendisi, görüşleri o doğrultuda, saygı duyuyorum.

Ramazan geyiklerinin birinde iftarda orucu açmak ile ilgili bir konuşma geçer ortamda, takdire şayan bilgisini paylaşır: “Senin rızanla oruç tuttum, orucumu kabul et Yarabbi” gibi bir cümleyle açıldığını dile getirir arkadaş. Konunun karışıklığı üzerine bizi aydınlatmak için ekler “Tabi, bunu söylerken ağzını oynatmalısın, oynatmazsan olmaz”.

Şimdi aklıma gelmesinin sebebi o zamanlar olmayan ama şu anda artık yavaştan çembere dönen sakalı…

Categories: günlük şeyler Tags: ,

Hepimiz Öleceğiz

Cuma, 02 Eki 2009 canga 1 yorum

Bak bir kere daha söylüyorum, iyi dinle bağırıyorum üstelik: HEPİMİZ Ö-LE-CE-ĞİZ!

Lamı cimi yok ulan işte sen de öleceksin. Mort, pabuçları diktin yani, bitti. Dünya dönmeye devam edecek, millet gülecek eğlenecek, çatır çatır sevişecek; ama sen yoksun ulan! Daha ne olsun öyle düşün! Adın bile geçmeyecek; e hadi geçti diyelim neye yarar?!

Peki bu penguencilik, bu ciddiyet niye?

Categories: içimi dökesim geldi Tags: ,

Öz Otopsi

Cuma, 03 Tem 2009 canga yorum yok

Ara sıra kendini otopsi masasına yatırman lazım. Eline neşteri alıp açman lazım göğüs kafesini; karıştırman lazım içindekileri. Alt üst et, dağıt, araştır biraz. Kalbini eline alıp yoklamalısın ki anlayasın özünü; kimsin, nesin bilesin. Nefretin neden; üzüntünün gerçek kaynağı ne; kim nasıl mutlu etmiş seni? Fiziğinden girip kimyandan çıkman lazım. Tüm özelliklerini toplayıp çarpmadan, bölüp çıkarman lazım ki göresin elekten geçince geriye kalanları. Bir bir sıralamalısın gerçekleşmemiş beklentilerini; hani geceleri yatağında kurduğun o pürüzsüz düşler? Öz eleştiri değil bu, öz katliam. Daha acımasız; “ama”lar olmadan “keşke”leri soruşturarak. Sonra çıplak ve göğsün açık aynanın karşısına geçip, karşılaştırman lazım aynadaki ve beynindekini.

Kim bu aynadaki, tanıyabildin mi? Clark Kent misin Superman mi?

Vuvuzela

Çarşamba, 24 Haz 2009 canga yorum yok

Vuvuzela

Uyku kaçıran sinek vızıltısı vardır ya hani; hiç üşenmeden kalkarsın, inanılmayacak bir ayıklık ile sineği avlarsın gözlerin kapalı. O ses şimdi moda stadyumlarda, çıkış yeri şüphesiz Afrika. Konfederasyon kupasında olduğu gibi 2010 Dünya Kupası’nda da yer alacak.

Ben dahil beyaz adam şikayetçi, beyaz adam rahatsız. Nedeni (bahanesi) sese alışmamış insanlarda konsantrasyon eksikliğine yol açması. Sonuç olarak Afrika’da düzenlenecek en büyük organizasyonunda Afrikalıların Afrikalı gibi davranması birçok kişiyi rahatsız ediyor. Beyaz adam yine bencil, yine “ben ne istersem”ci. Alışık olmadığını yasaklamak peşinde. Facebookta onlarca gurup, internette sayısız blog ve yorumlar Vuvuzela’ya karşı. Afrika seyircisinin isteği ve alışık olduğu şekilde desteklemesi önemli değil. Olası yasaklama yöntemlerinden biri kulak sağlığı. Ama asıl enteresan olanı endüstrisinin sponsorluktan kazandığı paraya tartışma(lı)sız katkıda bulunacak olması; hem de FIFA ile anlaşmaya gerek kalmadan. Ticari beyaz adamlar şimdiden başlamıştır reklamlı Vuvuzela üretimine. Beyaz adam haksız ticari rekabeti de bahane ederek alışık olmadığı sesten kurtulmanın yolunu arayacak.

Yine de en güzelini Sepp Blatter söylemiş:

We should not try to europeanise an African World Cup.

Categories: futbol Tags: , , ,

Bugünlerde

Perşembe, 18 Haz 2009 canga yorum yok

Bugünlerde uyku gözlüğü takıyorum ve akşam uykularım var saatler süren; yine de mahmurluk hakim gözlerimde, yetmiyor uykularım. Bungünlerde bir varım bir yokum, bir neşe bir hüzünüm; gülerken ağlıyorum aynı zamanda ve genelde durgunum.

Yüzüyorum bugünlerde kafamdaki düşünceleri boğmak için; faydası yok, karıncalar dolaşıyor beynimde.

Bugünlerde sevişmek isteyen herkesi reddediyorum, gey sanıyor bazıları beni; aseksüelleşiyorum, asosyalleşiyorum; bedenlere uzağım, bedenlere üşengecim bugünlerde.

Bugünlerde bir ay oldu alkol ve sigarayı bırakalı; bedenim temiz ama ruhum habersiz. Viski ve Efes’e susamış boğazım.

Bugünlerde yalnız yaşıyorum başkasının evinde, yalnız uyuyorum ve hasretim aslında eş bir tene.

Günlük program yapıyorum sabahları; dünden borçlanan listeyi yarına erteliyorum, yine de üstünü çiziyorum kendimi avutmak için. Yani dünün işini bile yarına bırakıyorum bugünlerde.

Categories: içimi dökesim geldi Tags: ,

Ağzı olan konuşuyor

Salı, 02 Haz 2009 canga yorum yok

Hurriyet.com’un Air France’in Rio-Paris uçağı hakkındaki gelişmeleri yayınladığı özet habere yapılan seçme yorumlar:
(Haberde uçakta bulunan tek yolcu arp sanatçısı Fatma Ceren Necipoğlu’ndan da bahsediliyor)

- Ivan Drago: Gemimi batmis ya okyanusta.
- Ufuk Desouza: bu uçakta Temel Kotil ve apronda kesilen deve yüzünden düşmüştür.hadi şimdi konuşun THY düşmanları.bunuda Tayyip Erdoğan düşürmüştür heralde.herkese geçmiş olsun.
- İbrahim Ertekin: “Lost’daki gibi bi olay olmasın sakın” şeklinde yorum yapan bir arkadaş vardı. Allah akıl fikir versin de senin de başına gelmesin kardeşim…
- Kara Prens: Uzaylılar mı kaçırdı dersiniz?
- Bayan Dogru: Hiç komik değilsin Kara Prens. Espri yapacak kadar soğukkanlı olman şaşırtıcı!
- Fatih ArslanPencesi: Rahmetli Muhsin Abi’nin Helikopterini bulunamadığından ahkam kesenler onun 50 katı büyük uçağı bulamıyorlar yazık
- Erdem Erten: Konserin videosında coluk cocuk sesinden orkestranin sesi bile duyulmuyor, ortalikta gezenler, bagirarak konusanlar. Benim bildigim boyle konserlerde insan nefes almaya bile cekinir. Ama nerde bizde o kultur. (Haber sayfasında Ceren Necipoğlu’nun konser görüntüleri de yer alıyor).
- İngiltere’den bir Turk: Fransizlar hani Uydu dan igne leri sayardi,Bakin uydu ile surekli baglantili ucagi bulamiyorlar
Turk ogun calis guven
NE guzel demis ATATURK!
- Viva Göksel: O uçak LOST’un Uçağı ile aynı! Bence Adaya düşmüşlerdir..
- Buminhan Güneş: yıldız Fatma CEREN için çok üzüldüm Allah rahmet etsin. Maalesef ülkemizde sanatçı ve bilim adamı zor yetişiyor. Çünkü bu iklim ancak İmam yetiştirmeye uygun.
- İrem Y: Televizyonda resmini gördüğümde şok oldum. Üniversiteden bir arkadaşım Ceren. Kendisini dinlediğimde o muhteşem müzikle çok etkilenmiştim. Uzun zamandır irtibatımız yoktu. Çok üzüldüm, hala umut var..
- Alp Saricalioğlu: herifler o kadar ırkcı saplantılı tipler ki ,air france web sitesinde acil durumlarda arayacağınız numaralar kısmı fransızca,ve sitede dünya kadar açıklama var hepsi ırkçıların dilinde fransızca.ingilizce yapın kardeşim. , isveçli, alman, amerikalılar da vardı o uçakta.
- Orhan Üçüncü: Bermuda Şeytan Üçgeni’nin yerini öğrenin ondan sonra yorumlarınızı yazın.
- Necmi Şahin: Evrende yalnız olduğumuzu düşünmek, büyük cahillik olur….
- Kaptaniniz Konuşuyor: Hollywood’tan bagzi guvenilir kaynaklar olayin meshur Lost dizisine ilgiyi arttirmak icin gerceklestirildigini soyluyorlarmis. Aslinda o tarihite Air France’in boyle bir ucusu yokmus. Dizinin izlenme oranlari cok dusus gosterdiginden boyle bir olay yaratarak ilgiyi arttirabileceklermis.
- Kara Prens: bayan doğru evrende yanlız olduğumuzu düşünmek küçük bir çocuğa seni leylekler getirdi demekten başka birşey değildir.espri yapmıyorsum.Siz gerçekleri espri sanmıssınız.
- Orkun Baydar: işte toplumu yorum yapmaktan bile aciz.kendi kendini avutan tek millet yeryüzündeki,herseyi bildigini sanan fakat reel de hic birsey bilmeyen zavallı ..arkadasin biri cok güzel yazmış, “Cahillik en büyük düşmanım….”

Categories: günlük şeyler Tags: , , ,

Sıkıntı

Salı, 02 Haz 2009 canga yorum yok

Tanıyorsun beni, belirsizlikler karşısındaki tepkilerimi biliyorsun.

Sıkıntılar basıyor yine zaman zaman, duygusal gel-gitlerim, isyanlarım oluyor; kafam bazen patlayacakmışcasına düşünce dolu.

Sabahları yataktan çıkamıyorum hemen; günlerim yarı dalgın geçiyor, geceleri kolay kolay uyku tutmuyor.

Kafamı boşaltmak istediğimde gece yatağımda, seni düşünüyorum; tenini, sesini, sarıldığımı sıkıca, nefesini omzumda.

O zaman sanki biraz daha rahatlıyorum, daha kolay dalıyorum uykuya…

Related Posts with Thumbnails