İyiyiz iyi…
Şu an şirketteyim, kahvaltımı ettim bizim şirketin içindeki bahçeye doğru bir de çayımı içtim; arkadaşlarımla sabah sabah geyiğimizi yaptık, rutin olanından öyle böyle anılar anlattık. Hatta taa gittik Roma’lara, Toskana bölgesine anılarımızda.
Şimdi oturdum bir tane yeni program önerdi fabrika tarafından bir iş arkadaşım bulmuş işte bizim şirket networkünde bile çalışıyor, yasaklı değil, ne de güzelmiş diye. Radyo dinliyorum orada lounge tadında, huzur dolu.
Düşünüyorum geçmişimi çok da geriye gitmeye gerek yok zira, çok acılar çekmişim, çektirmişim, kendime de başkalarına da belki sebepli sebepsiz; bilerek, bilmeyerek ama gel gör ki artık önümüze bakmak lazım sanırım.
Şu an birazcık da olsa gülümsüyorsam nedendir diye soruyorum ve aklıma tek cevap geliyor: E, mutluyum da ondan?! Düşünmüyorum bir bir atladığım hendekleri artık, önümdeki engelleri ya da.
Askere mi gitmek? Amaaan, sonuçta Türk evladıyız gider geliriz diyip geçiyorum, yormuyorum nasıl geçecek onca şafak diye… Ne olacak ki, zaman değil mi bak işte geçmiş gitmiş 26 yıl bir çırpıda. Arta kalan sadece mazi.
Sevgi mi aşk mı? Ohoo, diyorum bana uzak – ulaşmak isteyen de yok ki. Olsa kapım açık o farklı. İstediğim biri de yok değil hani. Geçmişe dönüşlerim mevcut belki biraz ama kafa rahat artık. Çok sallamıyorum.
Okul mu? Bitirdin ya ulan işte daha nereye kadar diyorum erteliyorum onunla ilgili ekstra hedefleri – keyfine bak işte.
İş, kariyer mi? Gelir geçer, altyapı sağlam sebat gerek deyip bakıyorum önüme, işime. Olur elbet bizden de birşey.
Sevdiğim kıza bile artık mesaj çekesim gelmiyorsa, benden geçmiş demek değil bu sadece biraz huzuru bulmuşumdur belki o. Yanıma eküri olacaksa gelir o deyip geçiyorum. Aynı arkadaşlarım gibi. Sağolsun hepsi tay gibi benden eksik kalmıyor.
E mutluyum işte, ne güzel değil mi?
Yaz geldi yaz… Eskisi gibi değil bu sefer hem.
Hem bir kardeşimin dediği gibi. Hayırlısı ya. Rahat olmak lazım.
