Angut’u Cümle İçinde Kullanalım
Arif şurada belirtmiş angut’un manasını, ben de hemen günlük hayattan kullanımına örnek vereyim.
Angut aslında enteresan bir kızma biçimi. Yani genelde arkadaş arasında kullanılır da, gerçekten sinirli olunduğunda kullanılmaz. Nedense ağızdan çıkışında mı, vurgusunda mı olduğu çözülemeyen bir gülme efektini beraberinde getirir. Ne kadar sinirli söylerseniz söyleyin, ardından bir gülümsersiniz, söylediğiniz kişinin ensesine vurmak, saçını karıştırmak istersiniz. Sempatiktir yani kendi çapında.
Hikayemize, yani cümle içinde kullanmamıza geçecek olursak, bir sinema salonu getirin gözünüzün önüne. İçeride 10 kişi olsun. Yani salonda o kadar çok boş yer olsun ki, nereye oturacağınıza karar vermek 2-3 dakikanızı alabilsin. Arkalardan güzel(imsi) bir yer bulduktan sonra reklamların başlamasını bekleyin. O sırada salona 4 kişilik bir aile girsin. Dominant bir anne, herşeyden vazgeçmiş bir baba, iki de sürekli bir şeylerden şikayet edebilme yetisinde evlat. Anne sondan 3. sıraya doğru gitsin ve biletine de bakarak oradak oturmakta olan iki kadına, oturdukları yerin ailesine ait olduğunu belirtsin. Herkesin gelişi güzel oturduğu salonda da bu iki kadın da biletlerine göre oturmuş olsunlar, ya da en azından oturduklarını sansınlar – ki belki de gerçekten doğru yerde oturuyorlar, hala gizemini koruyan bir konu bu…
Dominant kadın yaklaşıp diğer 2 kadının kalkmasını ister. Orası onun yeridir ve kalkmasını istediği insanlara istediği gibi tepeden bakıp emredebilir. Ne onların oturdukları sıranın önüne, ne arkasına ne de onların yanına oturmaya niyeti vardır. Tam da o iki koltuktur istediği. Diğer kadın(lar) kendi yerlerinde oturduklarını idda ederler ve kalkmazlar. Karşılıklı gerginlik laf dalaşına dönüşür, karşılıklı terbiye sorgulamasına geçilir, kütükler incelenip kimin daha İstanbul’lu kimin dağdan geldiği tespit edilmeye çalışılır. Çabalar sonuçsuz, tartışmacılar yamandır.
Belki de sabah 11 seansı olmasından dolayı herşeyden sıkılmış gözüken adam ön sıraya oturur, çocuklar da onunla birlikte. Film neredeyse başlayacaktır. Cazgır kadın ateş saçan gözleriyle, koltuğundan ayrılmayan kadını korkutmaya çalışır. 10 saniyelik sessizlikte öne oturmuş kocanın karısına seslenişi duyulur. Kadın kocasına da sinirlenmiştir o anda, aynı patenli kızın sevgilisinden destek bulamadığı andaki hislerini yaşamaktadır. Kısaca kocasına bakar ve yerini başarı ile müdafa etmiş kadının yanından ayrılırken tüm nefretiyle bağırır:
ANGUT!
Tüm salonda yankılanır. Jam ve arkadaşı korkarak, koltuklarına gömülmüş bir şekilde kıkırdarlar. Kadın onlara da bulaşırsa diye koltuklarına saklanmaya çalışırlar. Sonuçte angut dedikten sonra gülmeyen insandan her şey beklenir, bunu bilmektedirler. Sinirli kadın onları ya duymaz ya da sabah sabah verdiği savaştan yorgun ayrıldığı için yeni bir savaşa girmek istemez ve kocasının yanına oturur.
Filmin adını, konusunu hatırlamasam da bu sahne ve o kadın kafama kazındı; hayatımdaki, sinemadaki kavga ve angut hikayelerinin de en tepesinde yerini aldı.
JAM