Seni sevmekten nefret ediyorum(!)
Bu ilginç bir olay.
Belki çoğumuz bunu yaşadık ya da yaşıyoruz. Bir insanı sevmek kolay bir şey değil. Çoğu zaman sevdiğinizi sanırsınız. Bu sanma olayı çok kolay olur mesela. Böyle sade bir sempati ile karışır aslında. Sevmek farklıdır, sevmek özeldir. Her “seni seviyorum” sözüne kanmamak gerekir. Çabuk söylenmiş bir tanesi, zayıf kalır ağızdan çıkarken. Çok derine gidemez zaten; almaz hiç bir benlik, hiç bir yürek.
Bir söyleyince ama işler değişir sanılır. Farklıdır aslında; bazen vezir eder, bazen rezil. Söylemekten de korkarsın ya arada bir. Kaçınırsın, çok mu açılıyorum diye…
Nefret etmek kolaydır. Bir insanın kötü tüm yanlarını çok kolay çıkartırsın kafanda. Hatta yaratırsın milyonlarca şey. Damgalar, zımbalarsın üstüne. Bu da sana daha fazla gaz verir… Sinirle, alkolle daha da coşarsın. Geri dönüşü de kolay değildir ya hani…
…mı acaba?
Sor kendine…
Hiç seni sevmekten nefret ediyorum dediniz mi? Düşündünüz mü? İkilemin dip uçlarını yaşadınız mı? Birini tamamiyla hissederken size daha fazla acı vermemesi için öbür tarafa uzanmak istediniz mi?
Çok kötü çok… Yapıyorsun ama işte… Ele de geçen daha da boş bakışlar, daha da boş bir kalp, daha da boş bir hayat…
Bunu öylesine yazıyor gibiyim. Kafam çok karışık. Kendimi tarttığım bu günlerde, böyle çok fazla konu, hareket, söz var. Duygu denetiminden geçiyor gibiyim. Ama iç denetim gibi.
Burada da yardımcı bu aralar Duman… Dediği gibi…
Bakma bana öyle derin işim olmaz senle benim
Hiç bu kadar sevilmedin gözlerinden okuyorum
Haberin yok ölüyorum…
ya da Damien…
So why do you fill my sorrow
With the words you’ve borrowed
From the only place you’ve know
And why do you sing Hallelujah
If it means nothing to you
Why do you sing with me at all?