…hayat kırıntılarını avuçiçinde biriktiren site..
Semih’in Özür Yazısı
Semih Şentürk dün şöyle bir özür açıklaması yapmış:
“Maçın son dakikalarında çıkan olaylarda asıl amacım ortalığı yatıştırmak olmasına rağmen, Arda’yı ayırmak isterken, kontrolsüzce yaptığım sert hareket hem Arda, hem de izleyenler tarafından yanlış algılandı. Sonrasında ise Arda’nın verdiği tepki neticesinde benim de sinirlerim boşaldı ve kimsenin görmek istemediği o tatsız olaylar ortaya çıktı. Arda benim için çok farklı biri. Bir rakip, bir meslektaştan öte, benim için bir kardeş. Avrupa Şampiyonası sırasında yaklaşık 45 gün boyunca Milli Takımda Arda ile yediğim, içtiğim ayrı gitmedi. Birlikte sevindik, birlikte üzüldük. Daha sonraki Milli Takım kamplarında da durum aynı idi. Gerçek bir abi kardeşin ilişkisi ancak bizimki kadar olabilirdi. Böylesi bir ilişkinin, anlık bir sinir ve tepki sonucu bozulmasına ne ben, ne de Arda izin verir. Öncelikle tüm futbolseverlerden onları böylesi olaylara tanıklık ettirdiğimiz için ve bize yakışmayan davranışlarda bulunduğumuz için, özür diliyorum. Sonrada canım kardeşim sevgili Arda’yla birlikte böyle bir olaya karışmış olmaktan duyduğum üzüntüyü belirtmek istiyorum. Ben kendi adıma bir daha böyle bir olaya karışmayacağımın sözünü veriyorum.”
Şimdi öncelikle şunu belirtmek lazım; maçtan sonra başkanı çıkıp bütün bunlar “tezgah” diyen kulüplerin oyuncularından farklı davranmalarını beklememek lazım. Sözüm de bir GSli olarak sırf Adnan Polat’a değil, kendi başarısızlıklarını başka merciileri aslanların önüne atan tüm GS ve FB yöneticilerine…
Bu arada olay yukarıdaki yazıyı Semih’in yazmış olup olmaması değil zaten; maçtan sonra göz göre göre kameralar önünde yalan söyleyen Volkan ve Semih’in inandırıcılıklarını kaybetmiş olmaları…
Hadi Volkan’ı zaten biliyoruz, kameralar önünde söylediği yalanlar ve yaptığı çirkeflikler kadar iyi kaleci olsaydı İspanya’yı da yenerdi Türkiye. Ama pek çok futbolsever gibi beni de esas hayalkırıklığına uğratan Semih’ti. Öyle bir kavga ayırma modeli yok bence, dikkat edin zaten gidip 2 kere vuruyor Arda’ya arkadan…
Keşke çok daha ciddi kavgalar olsaydı ve futbolcular horoz gibi birbirlerine dikleniceklerine delikanlı gibi gerçekten birbirlerini dövselerdi, o zaman belki sahalardaki gerginliğin önüne geçilcek önlemler alınırdı. Şimdi 2 gün sonra futbolcuların aldıkları cezalar ve GS kulübünün aldığı saha kapatma cezasıyla herşey unutulacak. Bir sonraki maçta herşey tekrarlanacak…
Ayrıca şuna da katılıyorum: Fenerbahçe stadında bu denli gerginlikler gerçekten yaşanmıyor. Çünkü her seferinde FB, ruh gibi sahaya çıkan bize 4-5-6 tane atıp Florya’ya geri gönderiyor. GS taraftarı ise kendi takımının, ezeli rakibini bu denli evire çevire yenememesinden kaynaklanan bir eziklik içinde çok da doğal olarak. Bir de sahada her 2 takımda da fitili ateşleyen oyuncular ve bir korkak hakem olunca bunların yaşanması kaçınılmaz oluyor.
Maalesef biraz umutsuz yazdım; fakat artık Türk futbolundan bu saatten sonra bir hayır gelmeyeceği kanaatindeyim.
İlgili yazılar:
| Print article | This entry was posted by Emir on 14/04/2009 at 07:49, and is filed under futbol. Follow any responses to this post through RSS 2.0. Yorum veya kendi sitenizden geribildirim yapabilirsiniz. |


