ana sayfa > gezelim görelim > Sapanca Günlükleri – 1

Sapanca Günlükleri – 1

Pazartesi, 20 Nis 2009 Arif yorum ekle yorumlara git

Cuma günü bütün gün “Thank God, it’s Friday” diye ona buna mail atıp artık bitsin diye beklerken komaya girecektim çünkü geçmiyordu gün. Bir hafta öncesinden Mert ile konuşmuştuk A. ve K.’nin de geleceği kesindi. Bir de bizim T.’nin gelmesi lazımdı onu da Cuma öğlenden arayınca ekip tamamlandı. Aslında biz Emir ile C.’nin de gelmesini istiyorduk da yalan oldular onlar. Belliydi zaten, oraya gittin mi bir kerede gitmek lazım abi. Neyse, canları sağolsun sonuçta bu yazının adı boşu boşuna “- 1″ konulmadı. Bunun serisi yıl içinde devam edecektir elbet.

Akşam 20:30 sularında A. ve Mert geldiler beni almaya o sırada T.’yi de yoldan kaptık ve KBK’dan çıktık yola. İzmit’te Yahyakaptan’dan hooop K.’yi alıp, bir de Mert ile K.’nin üniversite okurken kaldıkları evleri görmemiz de güzeldi. Onlar için anı oldu, bizim için bir şey farketmedi. Bu arada biralarımızı da bu adamların mahallesindeki (eski diyelim aslında) Tekel Bayii’nden aldık. Kasanın parasını da geçirdi herif. Çok çakal lan bu esnaf.

Neyse İzmit’ten de çıktık yola. Zaten az birşey kalmıştı, Sapanca/Arifiye’den huop içeri dalar dalmaz önce sola yöneldik ki Küçük Ev’den etlerimizi alalım, zira ben sadece üç kaşık pilav yememe rağmen açtım. Mert, K. ve A. geberiyordu sefil bir şekilde açlıktan. Bu arada Küçük Ev, “Küçük Evim” olmuş. Galiba sahiplerinden biri öbürünün hissesini almış, iyice sahiplenmiş gibi iğrenç bir espri de çıkmadı değil. Evet, ben yaptım bunu da. Neyse etleri filan aldıktan sonra eve yöneldik. Biraz düzeltmece vs. T. mangal yakma uzmanı olduğundan hemen yaktı. Mangalbaşı tabii ki bendim. K. efsane salatasını hazırladı, etler pişti rakılar açıldı. Müzği de açtık mı şöyle “Agora Meyhanesi”.. Ooh değmeyin keyfimize. Bu arada bir ara kafa güzel olunca bir video çektik öbür gün altıma yaptım gülmekten. Berksan – Tıpış Tıpış ile dansettik. Evet, oldu böyle bir hata.

2. büyük yeşil Efe’de bitince kırılmaya başladık günün yorgunluğu da var tabi, biraz damara girdik sonra ama etkisinden kurtulup haydi göl kenarına dedik. Herkes birer Efes Extra açtı yürümeye başladık. T. düştü ve sonra kolum acıyor demeye başladı. Üstüme zıplamak isterken kaçmam ile onu böylece etkisiz hale getirdim de diyebilirim. Gölde iskelede takılırken çok üşüdüğümüz için dönelim dedik. Hayvan gibi soğuktu ya. Neyse, dönerken arkamı bir baktım T. yok. Nerede ulan bu herif, dedim meğerse yan bahçeye düşmüş. Aradaki çalılıklardan gözükmüyor. Oraya hala nasıl düştü anlamadım ama o sırada komaya girdiğimizden bir iki dakika yardım edemedik. Sonra oradan bir abi çıktı nörrüonuz tarzı bağırdı biz de siktir çektik. Galiba o sırada Mert gidip barış elçiliği yaptı biraz flu oralar. Sonra eve geldik şömineyi yaktık başında Buddha Bar açtık bulalım derken zaten T. direk sızdı. Biz de aynı şekil sızdığımızdan yattık. Sabah Mert ile ben erken kalkıp biraz balkonu temizledik sonra Sapanca’ya alışverişe gittik. Dönüp efsane bir kahvaltı arkasında aslında Mert’in babasının üniversite arkadaşı olan komşular da geldiğinden usluyduk zaten. Komik diyaloglar da iki bahçe arasından uçuşmadı değil.

Amca: Bir isteğiniz var mı gençler?
Mert: Yok herşeyimiz tamam vs.
Amca: Esrar filan? Yoksa verelim?
Mert: Biz artık o kadar hafif takılmıyoruz ya, eroini getirdik ama şırıngaları unutmuşuz! :)
Amca: Ondan verelim o zaman.
Teyze: Neredelermiş?
(Bu aslında Mert’in ebeveynleri için sorulan bir laftı.)
Arif: Şırıngalar mı?
Kopuş…

Her neyse, sonra yaklaşık olarak saat 14:00′dan 19:00′a kadar yere 10 derece eğimle paralel şezlong üstünde bir elimde bira ile yattım. Sadece değiştirmeye veya başka bir bir almak için ayağa kalkmam günü en aktivite dolu(!) anlarıydı benim için. O sırada Mert’ler iki kere İzmit’e gidip geldiler. Sonra bir de üstüne K. ile tenis oynadılar ama biz yine de bira içtik. K’nin motoru bozması onun için büyük sıkıntı yaratsa da bize fazla etkisi olmadı. Allahtan.

Akşam yine mangal yaktık. Bu sefer fazla almayalım abi yeter dediğimizden Cola’ya abandık. Yemek sonrası doluydu. dinlerken (galiba Echoes şarkısında) önce Ahmet’in kafasının üstünden “Martı geçti ulan” demesi -ki bir tarafı duvar, üstü kapalı bir veranda oturuyor olmamız bunu imkansız kılıyor-  ve T.’nin bununla yaklaşık 5 dakika taşak geçmesi komikti. Bununla bitmedi yaklaşık bi 25 dakika sonra ’un Animals albümünden Dogs çalarken, abi o siyah köpek etlerin kokusunu mu duydu? demesi bütün karizmasını çizdirdi T.’nin. Talihsizliği önceki taşak geçmesiydi tabii ki.  Sonra hakikaten baya güldük. Hatta ben bir ara işesem mi diye düşündüm. Ama yoktu. Denemedim değil…

Akşam da sızdık. Gece iğrenç bir rüya ardından uyanır uyanmaz bira açtım. Çok canım sıkılmıştı ama rüyalarımı hatırlamıyorum. Mert uyanıp beni görünce verandada “Kendine yine mi işkence ediyorsun ulan?” dedi. Sonra A. ile Sapanca’ya inip nevale aldık. O sırada 54 plaka C3 içindeki manitaları kovaladık biraz. Kovalarken bir anda RayBan takıp havalara girmemiz çok apaçiydi. Ne amaçlaysa… Sonra DiaSA’dan alışveriş yaparken kasada bir abi girdi. A.da gözlük + şort, bende gözlük + eşofman; adam kasiyere bisikletçi mi bunlar, dedi, biz tip tip baktık adama, bisikletçilerse dövelim mi dedi adam. Ben tam noluyo derken herifin pis pis sırıttığını ve alkollü olduğunu farkettik, boşver siktir et, dedik zaten o sırada adam Tuborg’ların olduğu dolaba gitti. Bu arada Sapanca’da bisiklet sürmek tehlikeliymiş onu da kavradık.

Kahvaltıda bu sefer sucukla yumurtayı ayrı yaptık. K. yumurta yiyemedi çünkü. Kahvaltı sonrası yine biralar açıldı vs… Biraz şöyle dolu oturuş ve güneşlenmeden sonra, evi toparladık, son bir kez daha işedik ve yola çıktık. K. yi yine İzmit otogarına bıraktık, çakma dövmeli kız ile taşak geçtik ve sonra evlerimize döndük…

Sapanca da böyleydi bu haftasonu işte…

Şehitleri Soundtrack’i
  • 25 Efes şişko bira
  • 4 Efes Extra
  • 2 büyük Yeşil Efe Rakı
  • yaklaşık 6 kg. bilumum et
  • 1,5 torba kömür
  • 7 Halley
  • 5 Kinder süt dilimi
  • 1 paket Eti Cin
  • toplamda 10 paket Marlboro, Marlboro Light ve Parliament
  • yaklaşık 7 lt. su
  • 20 yumurta
  • 1 kangal sucuk
  • 4 ekmek
  • 5 simit
  • 1 tane mug (kırıldı)
  • yellemek için olan plastik salak aletin de kulbu (o da kırıldı)
  • ve hatırlayamadığım bir iki küçük detay…
Tatilin soundtracki de aşağıdaki gibiydi:

  1. Berksan – Tıpış Tıpış
  2. Berksan – Zaaf
  3. Pamela Spence – İstanbul
  4. Berdan Mardini – Senden Çocuğum Olsun
  5. Sezen Aksu – Vazgeçtim
  6. Amr Diab – Il Alem Allah
  7. – Echoes
  8. – Dogs
  9. Bloodhound Gang – Bad Touch
  10. İbrahim Tatlıses – Mutlu Ol Yeter

Bonus CD:

  1. Buddha Bar IV
Related Posts with Thumbnails
Ekle:
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Live
  • MySpace
  • Technorati
  • FriendFeed
  • Netvibes
  • PDF
  • Tumblr
  • Twitter
  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok