Yazı yazmayı çok sevdiğimi söylemiştim. Çok geç başladım aslında. Başlamam bu ile birlikte oldu. O yüzden çocuğum gibi bakıyorum bu siteye. Bitmeyecek bu site. Bittiği gün emin olun, çok büyük bir şey olacaktır bu hayatımda!

Yazı yazmak ile birlikte ise başka bir konu daha var. O da; yazarları yeni yeni anlıyor olmam. Hep filmlerde, belgesellerde vs. böyle bu adamlar bohem bir sürerler ya genelde yalnızlardır, aslında yanlarında hatun da vardır ama yine de yalnızlardır hani. İşte şimdi anlıyorum.

Benim yazı yazmam bazı insanlara reklam kokan hareketler gibi geliyor. Bazıları sadece bunları şov için yaptığımı düşünüyor. Bazıları ise gereksiz buluyor. Basın gidin. Okumayın. Umurumda bile değil. Okuyan okusun zaten bunun için bir çabamız da yok ve ben bunu tekrar etmekten sıkıldım.

Ben bu siteyi kurarken, sonra da diğer üç arkadaşımla da beraber büyütürken ki amacımız şuydu: Hayatın tüm öğelerini bir erkeğin gözünden anlatmak.
Bence süper bir konsept. Çok kişisel, çok aykırı, çok orijinal.

Herkese farklı geliyor olabilir, bir erkek aşkını yazar mı? Gizemli ol, Maço ol, Ağır sat bilmem ne?! O kadar aptalca ki.

Yazar kardeşim. Her şeyi yazar. Sonuçta hepimiz insanız. Herkesin duyguları var ve ben bunları saklamıyorsam, bunu veya saklıyor da sadece bu şekilde ifade edebiliyorsam bence bundan sizlerin utanması gerekli. En azından sinip bir köşede kendi kendimi yemiyorum.

Ben buraya yazdığım hiçbir şeyden ne pişmanım, ne de endişeliyim.
Ben ve benim gibi yazan insanlara da saygım sonsuz.

Çünkü onlar hissedebiliyor.

Erkeklik sadece kadının sırtında kütük kırmak, onlara ağır caka satmak, trip atmak, kıskançlık yapmak, höt demek değildir.
Erkeklik her şeyden önce insan olmaktır.
İnsanlar hisseder, insanlar duygularını yaşar, insanlar anlatır.
Ya siz?

Bundan sonra yine yazacağım, yine damar olur belki. Ya da yine acayip teorilerle gelir can sıkarım feminist taraflarda. Yine güleriz okuyup aptal muhabbetlerle. Cristiano Ronaldo yine avuçlar filan belki.
Yine anılar canlanır; yine hisler, duygular uçuşur. Bunlar yine bana kalacak. Yine ben buralarda yaşıyor olacağım. Sadece bilenler görecek o satırlarda anıları.

Siz olmayacaksınız.

Neden mi?

Şöyle sorayım, “Hissediyor muydunuz?”