Evlensek diyeceğim ama…
Bugün Türkiye İstatistik Kurumu yine işime yaradı. Belki 3 sene öncekinin araştırmaları (araştırma sonuçları 2006 yılına aitmiş) diye ciddiye almayabilirsiniz ama bence bu tip konularda bunlar genel geçerdir çok aşırı büyük değişikliğe de uğramaz. Zaten benim düşüncelerimi de haklı çıkarmaları beni daha da mutlu etti.
Konumuz başlıktan da anlaşılabileceği gibi evlenmek ve evlenirken erkekler ve kadınlar arasındaki düşünce ve bakış açısı farklılıkları.
Bu konuda elimizde üç veri olacak. Birincisi, kadınların ve erkeklerin evlenecekleri kişide aradıkları özellikler, ikincisi evlenme ve boşanma istatistikleri sonuçları raporu, üçüncüsü ise -sadece biraz destek olabilecek bir veri olsa da- boşanma sebepleri.
Evet, başlayalım.
Öncelikle benim tam evlenecek yaşta olduğumu öğrendim ve kendimden en az 3 yaş küçük bir bayanla evlenmem Türkiye ortalamasına göre uygunmuş. Çünkü, erkeklerde 26.1, kadınlar için 22.8. Şimdi anlıyorum neden çevremdeki kızlar patur kütür evlenme hayaliyle yanıp tutuşuyor diyorum. Desenize, yaşları çoktan alıp geçmiiiiş, gitmiş. Ben tam zamanımdayım, altın çağımdayım. Hahaha, nah evlenirim!
Neyse kişisel sebeplerimizi bırakıp, analizimize devam edelim. İşin ilginci en geç evlenme konusunda İstanbul ile Kuzeydoğu Anadolu’nun yarışıyor olması. Neredeyse erkeklerde 27′e geliyor, kadınlarda da 23′ün üstü… Fakat iş boşanmaya gelince değişiyor.
En fazla boşanma İstanbul ve Ege’de gözüküyor ve bu da Doğu Anadolu’da en düşük seviyeye ulaşıyor. Yani Anadolu’da insanlar erken, geç farketmeden evlendiği zaman boşanmayı çok uygun bulmuyor. Zira zaten bu da gelenek ve göreneklerimze sadık bir toplum olduğumuz bir göstergesi bence. Ayrıca benim gibi insanların da bu konuya eklendiğini düşünürsek, yani insan hayatında evlenirse bir kere evlenmeli felsefesi de bu duruma uyar ama bunun gözle görülür bir etkisinin olduğunu pek çıkartamadığım için dip not belirttim.
Ciddi bir sayısal sonuç ise, boşanmaların %42,6′sının ilk 5 yıl içinde gerçekleşmesi. Buna ek olarak da, %22,7′sinin 16 yıl ve daha sonrasında gerçekleşmesi.
Burada da şu fikre sahibim:
- İlk 5 yıl içindeki boşanmalarda en büyük etkenleri aşağıdakiler olarak görüyorum:
- “Haydi evlenelim, çok aşığım!” felsefesi
- Görücü usulü, zorla evlilikler
- En başlarda düzeltilemeyen ekonomik düzen
- 16 yıl ve sonrası boşanmalarda ise…
- Andropoz
- “Lanet olsun bari huzurlu öleyim” felsefesi
- Bozulan ekonomik durumlarda kadının çekip gitmesi
- İletişim bozukluğundan dolayı birikip patlayan sorunlar sonucu büyük kavgalar
Elbet bunlar beside indirgenmiş olabilir. Psikolojik, sosyolojik ve her türlü -ojik açıdan benden daha yetkin ve bilgili kişilerin konu hakkındaki yorumlarına saygım var ama ben bunlara indirgemeyi doğru buluyorum.
Şimdi, boşanmalara takmış vaziyetteyim ben. Burada genel olarak bir iki şeye dikkat çekmek istiyorum. Boşanma sebepleri istatistiklerine bakarsak eğer: (büyüğü için tıklayın resme)
Gördüğünüz gibi her iki cinsiyet için de aldatma/aldatılma ve ilgisizlik ilk iki sırada. Burada çok ince bir detay var o da, erkeklerde ekstra olarak “eşlerin ailelerine saygısız davranması”. Burada demek istediğim, herkesin beklediği gibi biz sizden sizin düşündüğünüz gibi güzel olun, yemek yapın, bok püsür istemiyoruz! Saygı ve masumiyet ve dürüstlük!!! Aşağıda zaten aranılan özellikler ile ilgili bir sonuç da mevcut (yine üstüne tıklayıp büyütebilirsiniz)
Burada ben erkekleri savunmak için yazmadım bunu evet, sizin de alkol/kumar veya dayak gibi çok önemli bir derdiniz (%17!) var ki bunu kesinlikle kınıyorum.
Aldatma, aldatılma konusunda ise yine şöyle bir yargıya varabiliriz; erkeklerin zaten bu konuda çok çabuk raydan çıkabilme yetisi olduğundan, bir önceki paragrafta sizden gördüğü hareketlerin sonucu olarak kadınların sütununda aldatmanın yüzdesini bir şekilde arttırıyor olabilirler bununla.
Gördüğünüz gibi burada işler değişiyor ve hep dediğimize yine geliyoruz. Kadınların aradıkları özelliklerdeki ilk sırada “Bir işinin olması” ezici üstünlükle geliyor. Yani para! Daha farklısını beklemiyorduk ya zaten. İkinci olarak aşk ve aile yapıları geliyor.
Erkeklere gelirsek de: önce kadının erkeğe aşık olması, ilk kez evlenecek olması (bence masumiyete bir metafor), aile yapıları ve bunlardan sonra -ki %59 bence düşük bir miktar- güzel olması geliyor sırasıyla. İşte burada da kimin ne kadar fesat ve yüzeysel olduğu sonucuna varıyoruz bence.
Bizi suçladığınız neredeyse her dava düşerken, bizim sessiz kaldığımız her sorun sizin başlıca sebebiniz…
Şimdi evlensek diyeceğim ama… (Sessizlik…)
