Viyana Notları: TK1884
İniş için alçalmaya başlıyormuşuz, şimdi anons yaptılar. İyice uyudum ama yine de inişi yakaladım. Neredeyse yemeği kaçırıyordum ama tabii ki öyle birşey olmadı. En son kaçıracağım şey!
“Sen keyif adamısın Arif yaa!?”, derler, duyarım çok. Evet, kabul ediyorum, öyleyim. En ufak bir okazyonla bile keyfime bakarım.
Hele de son bir senedir…
Artık fırsatların veya yaşanılabilecek güzel anların – daha güzel anların bir anlık olduğunu ve kolayca kaçabildiğini farkettim.
Bundan dolayı belki de biraz inişte benim hayatım. Aynı bu uçak gibi.
Ama sonuçta birgün yine yükseleceğim.
Aslında hep yazmak istediğim bir benzetmeyi sanırım burada kullanabilirim artık.
Hayatın tekdüze olması gibi birşey olamaz. Hayat, bir EKG grafisine benzer. Tekdüze gittiğinde “ex”sindir, ölüsündür. Ama iniş ve çıkışları… Senin hayatta olduğunu belirtir…
Evet belki bu aralar inişteyim, lakin biliyorum ki kokpitte ben oturduğum sürece her şekilde yükselebilirim. Sadece bana kalmış.
Viyana’nın yalnız ve eski sokaklarında gezerek nerede bir resim çeksem diye düşünmek… Mesela… Bana kalmış…
Belki travma yaşamışım,
belki çok üzülmüşüm,
belki birileri beni üzmüş,
bazıları yanlış kişiymiş,
belki yanlış zamanlamalarmış…
Ne farkediyor?
Sonuçta birgün geliyor ve hayat kulemden tek cümle duyuyorum…
“Kalkış için herşey müsait…”