Şu top sakallı adam kesin Avusturyalı. “Avustur” derdik arkadaşlarla biz onlara, hala de kullanırım gerçi.
İnsanlar bana bön bön bakara “o ne ya?” dercesine. Akabinde sormalarına lüzum kalmadan açıklarım ama.

15F… Acil çıkışın bir arkası. Neden artık online check-in de acil çıkışları vermiyorlar ki? Şimdi kanat üstünde 19E Yenidoğan otobüsündeymişiz gibi gideceğiz. Amaaan, dert mi?

Çakmışım bir shot !

Allahım… Hostes ne güzel?!
Bana yastık da verdi. Ben o tek yastığa onunla başımı koyarım vallahi…
Neyse biraz gülümseyeyim ona.

Solumda oturan beyefendi ben nasıl bunları harıl harıl yazıyorsam aynı şekilde deli gibi bulmaca çözüyor. Gözünü bile ayırmıyor. Aşık galiba o kutulara. Ben de bir zamanlar gözlerimi aşık olduklarımdan ayırmazdım.
Şimdi bakamıyorum. (+)’dan (-)’ye bir anda dönüş. “-1″ ile çarpmak.
Allah’tan 0 ile çarpmıyoruz. O zaman herhalde perişandı halimiz…
Yine aritmetik felsefe yapmaya başladım.
’nin aslında çok alaturka olan ama bir yandan da takdir ettiğim bir hadisesi de uçaklarda çok güzel Türk müziği ezgileri çalmaları kalkış önceleri. Belirtmeden geçemeyeceğim.

Dünkü uçak kazası beni korkutmuyor. İnsanların da yüzünde o endişeyi okuyamadım. Ben ki insan sarrafı… Demek ki herkes umudunu yitirmiş. “Ölsem de kalsam da bir…” mi diyor acaba? Bunu mu çıkarmak lazım?
İnsan kendi düşündüğünün, herkesin düşüncesi olduğunu varsayar hep.

Can yeleği koltuğumun altındaymış. Geçen sene de yazsaydınız ya bunu önüme? O zaman belki o yeleğe sarılı bir can kırılmazdı böyle.
Daha komiği şu olurdu aslında: “Emniyet Talimatı!”
Ben de böyle bir şey mi hazırlasam?
“For your safety, please fasten your seat heartbelt!”

Birazdan kaptan konuşur. Efsane konuşuyor bu adamlar. Bu ayrı bir yazı konusu bile olur.
Artık kalksak ya.. Çok sıkıldım. Bir Grasovka daha mı çaksam? Lokasyon olarak sana biraz daha yaklaşıyorum.

Ah Türkan… Hostesin adı Türkan’mış. Çok tatlı.
Daha geçen gün konuşuyorduk arkadaşlarla. Hostesler de baya mantar olmaya başladı, diyordu arkadaş. Resim çekip gösteresim var.

Demin biraz gözlerimi kapadım. Uykum da var aslında ama nedensi istemiyorum uyumak; yazmak istiyorum. Aklımdan milyonlarca şey geçiyor, parmaklarım da ona uyuyor.

Sağımdaki pencereden baktığımda, dünya çok küçük gözükür hep gözüme. Pencerenin minikliğinden olsa gerek. Bu da güzel bir benzetme olabilir aslında. İnsanın vizyonuyla alakalı. İnsanın vizyonu ne kadar darsa, hayatta o kadar az zevk alacak şey bulur.. Bunun gibi…

Veeee kalkıyoruz!

BEKLE BENI !!! :)