Damien yine kanıma giriyor. Akustik beyin dalgalarımı patlatıyor.  “I Remember” çalıyor.

I wanna hear what you have to say about me
Hear if you’re gonna live without me
I wanna hear what you want
I remember december
And I wanna hear what you have to say about me
Hear if you’re gonna live without me
I wanna hear what you want
What the hell do you want?

İstiyorum. Çok istiyorum. Konuşmak istiyorum. Kendimi anlatmak. Öncelikle dinlemek. Hep konuştuğumdan artık ne konuştuğumu da bilmiyorum. Ama asıl konuşmak istediklerim farklı belk i de. Elaleme söylediklerimin yarısı, işe yararsa, ben ona sadece onları söylemek istiyorum. Çok canım sıkılıyor. Açıyorum ’mi yardırıyorum resmen. Kalemler, kağıtlar bitiyor artık. Dayanmıyor. Eee, her yer Q10, Notepad, MS Word gibi değil ki… Çok var kendime sakladığım . Düşünce. His. Düşünceler çok, hizler az. Az kaldılar ya. Depoluyorum.  Çok var mektuplar… Bayağı öncesinden kalmışlar var. Bu mektupları ne yapsam bilmiyorum. Gitmesi lazım. Ya olması gereken ellere ya çöpe. Çöpe atamam. Atmayacağım.  Demek ki o ellerin bu mektuplara dokunması satır satır o parmakların izlemesi lazım bu duyguları. Bunu istiyorum. Fazla bir şey değil. Beklentiden öte birşey bu. Bunlar boşa gitmeyecek kadar saf ve doğru. Artık öyle. Anladım. Hem de çok… Anlaşılmasını da istiyorum. Hem de en ama en çok…

Okuyanın hayatımda olmasını istiyorum.

Fazla birşey değil…