Olmuyor.. Olmuyor… Olmuyor….

Yok işte…

Ne saklamam mümkün, ne başka birşey. Birazcık kafayı dağıtınca, birazcık sınırları boş bırakınca bitiyor orada bütün oyunlar. Sana karşı yapmamam gereken, ettiğim yeminleri döndüren hareketlerden birini yine yapmış bulunmaktayım. Demin bitirip, köküne kadar getirdiğim bir dal sigaramın başlangıcından bitişine kadar olan dakikalar içerisinde sadece sen vardın. Neden hiçbir şekilde “yok” olamıyorsun bilemiyorum. Anlayamıyorum. Kendimi anlayamıyorum. Mini minnacık bir zaman aralığını işgal etmiş olmana rağmen kalbimin koskocaman bir yerini rezerve etmişsin ve ben kendimce burayı iptal edemediğimi anladım bugün de. Herkesin bana manyakçasına taptığı, mükemmelsin gibi methiyeler yazdığı anların arka planında birazcık birazcık tütün ile beraber benliğimin en alt bölgelerinden tırmana tırmana çıkıp gelmeni hala çözemiyorum. Sonra yine olan bana oluyor.

Ne olur bu mektubu okuma.

İstemiyorum.

Seni görmek bana acı vermesine rağmen senden kurtulamıyorum çünkü rüyalarıma giriyorsun. Sabahleyin mutsuz kalkmamın sebebi sensin ve seninle ilişkimi kestiğim günden beri her gün için bana büyük bir borcun var bence.

Bıktım seni kafamda reddetmekten. Bıktım senin için saatlerimi vermekten. Bıktım… Bıktım…

Bunları okumaman bile bir yazık değil mi? Herkesin söylediği gibi; “Ben bunları okuyor olsam koşa koşa sana gelirdim” olayını yapar mısın? Nerde… Sen ki, saplanmışsın bir kötü yola, yanlış anlama, kötü yol ile kastım senin de belki de benim sana olduğum gibi bambaşka birisine olan gidişatın… Ben ise, orada burada içki içip kafamı uyuşturup sana bu mektupları yazmaktayım. Çok düşündüm bunu direkman sana yazmayı, özel olmasını.

Ama hakedip edemediğini kestiremedim. Ah keşke, bunu bana 5 ay önce sorsalardı… Sana hissetiremediğim duygularımın esiri bir şekilde bu hareketlerin hepsinin sana, bu duyguların hepsinin sana olduğunu söyleyebilirdim.

Aptalca bir şekilde birbirimizi uzaklaştırmamız ne kadar komik değil mi?.. Hala gülsem mi ağlasam bilemiyorum. Belki de biliyorum, çünkü bu satırları yazarken gözlerim doluyor.

Aptal bir çocuk gibi sana kesinlike bu kadar bağlanmış olmamı kabullenemiyorum. Sonra da ama yine de az da olsa, öz olacak bir şekilde seninle yaşadıklarımız geliyor aklıma… gülümsüyorum… Hayattaki belki de en acı gülümseme…

Seninle bir ömrü geöirebilecek gücü en zayıf anımda bulabiliyorken, şimdi hiçbir insana bir gramını bile verememek nasıl bir duygu bilebilir misin?

Sana aşık olduğum anı hatırladım. Arabama bindiğin gün. Kahverengi elbisen ve zaten kendinle yıldızlar gibi parlıyordun… Koskocaman bir yıldız… O kadar parlak, o kadar temiz ve saf…

Nefret ettiğim insan değildin. Hala edemiyorum ya…

Neden bu hale soktuğunu anlayamasam da boşver ben iyiyim, eğer merak ediyorsan…

Ben hayatımı devam ettirmeye çalışıyorum ve fırsatlar gelip geçiyor…

Benim tek ümidim o kadar acımdan sonra senin mükemmel fırsat olmandı…