Gerçekten Sabri’ye karşı bir gıcığımız yok ki zaten bilen bilir biz (ben, Mert ve Emir. Cem Fenerbahçeli dışlamıyoruz ki bu yazıdaki fikirleri o da kabul ediyordur bence :) ) hasta Galatasaraylıyız. Ama kardeşim, yani bak yine cümleye başladım, cümle bitmeden herif sinirimden bana noktaya ulaşmamı engelleyecek arızayı yaptırttı.

Ya neyse, ben susayım Sabri konuşsun.

“Şut çekmeyi çok seviyorum, imkân bulduğum her yerden vurmayı severim. Altyapıdaki hocam Ahmet Genç toplara çok iyi vururdu. Onunla bir sezon boyunca özel şut antrenmanı yaptık. Antrenmana 2.5-3 saat önce geliyordum. Bir saat teke tek şut çalışıyorduk. Ahmet Hoca bana topun neresine vurmam gerektiğini, ayağımı hangi açıda sallayacağımı, hangi açıda kasacağımı gösteriyordu. Bugün topa iyi vuruyorsam bunu Ahmet Hocama borçluyum. Mondragon da şutlarımı çok beğenir. Bazen idmanlardan sonra kaleye geçer, “Gel şut çalışalım” der. Hem o çalışır, hem ben çalışırım.”

Ah, durun durun. Burada lafını kesmek durumundayım. Abi peki ben niye göremiyorum ya bu şutları, kör müyüm yoksa? Ya da antranmandaki kaleler hakikaten 7 metre yükseklikte. :)

Neyse devam…Sabri tezahürat yaparken

Galatasaray’a Hagi’den sonra frikikçi gelmedi. Frikikleri zaman zaman sen kullanıyorsun ama isabet sağlayamamakla eleştiriliyorsun. Frikik kullanmak farklı bir yetenek istiyor. Bu konuda çok iyi değilim ama yine de fena kullanmadığımı düşünüyorum. Gerets de bana güveniyor ve “Frikikleri sen kullan” diyor. Başarılı olmak için sürekli çalışıyorum. Ama maç içinde frikik kullanmak antrenmandaki benzemiyor.”

Doğru söze ne hacet? Hoop, yine devam…

“Öncelikle bu 3 yıl içerisinde futbolum değişti. Çünkü A takımda oynadıkça özgüven kazanıyorsunuz. Aynı yerde oturup oturmadığıma gelince, evet hâlâ doğduğum yerde ve ailemle birlikte oturuyorum, evlenene kadar da ayrılmayı düşünmüyorum. Çünkü beni ben yapan oralar. Oturduğum mahalledeki komşularımız, büyüklerim, arkadaşlarım, beni ben yapan, beni bugünlere getiren onlar. Aldığım terbiye de oradan geliyor zaten. Benim için çok huzur verici bir yer orası.”

Terbiye ve huzur? Ben saha içinde pek göremedim ama olsun.

Yine de ’lıdır, yine de kardeşimiz, evladımızdır. Biz seni böyle de seviyoruz Sabri!