Kaybedendir…
İlham geldiğini anlarsınız. Benim gibi amatör de olsa yazmaya başlarsınız. Siz yazdıkça dökülür kırıntıları o hislerin klavyenin üstüne.
***
Facebook’da yüzü belli olmayan o kimliksiz resmi insanların duvarlarında görürken dersiniz bu da bir zamanlar hayatımdaydı be diye. Gülümsersin sadece. Gitmiştir o. Göndermişsindir. Umrunda değildir artık çünkü. Değerini anlamayana değer vermemelisindir çünkü.
Kaybeden her zaman gidendir.
Gidene güle güle derken gelene merhaba diyebilme, yeri geldi mi de giden için kusana kadar ağlayabilmeye cesaret gösterendir aşka değer veren…
Günü geldi mi de o ağladığın insan için bir damla gözyaşının bile değmeyeceğini farkedersin… Döner bakarsın geriye… Uykunun en güzel yerinde bir sivrisineğin gelip de kulağının dibinde vızıldadığı gibi gelir gider o görüntüler ara sıra… Sarıldığın anlar, gülüştüğün masabaşları… İlk tanıştığın gece… İlk yemek… İlk dans… Uyandığında ise o sadece sırtında kurdeşen terleri olarak kalır.
Bir havluya silersin…
Herşey unutulur.
Çekmeceni açtığında resimlerin bile gözüne çarpmadığı veya tüm o eşyaların öylesine yattığın kızlardan binlerce çocuğunu sakınmak için tuttuğun kondomların arasında sadece ama sadece kalabalık yaptığı bir anda ona dokunduğunu düşünme gafletinde bulunduğun an o bitmiştir demektir.
Kaybedendir…
Acını alsınlar diye sadece 15 dakika bile olsa sığınıyorken bazen kadınlara… Onlardan farkının kalmadığı gün…
Kaybedendir…
(Bu yazı yazılırken, Teoman – En güzel hikayem çalıyordu…)