Trajikomik
Image via WikipediaYanlış hatırlamıyorsam 2000 yılının yazıydı ve ben o sene deli gibi Savage Garden‘ın ilk albümüne sarmıştım (Yaklaşık 3 yıl gecikmeli olsa da). Bu yazıya da aslında bu şekilde başlamayacaktım ama şu an arka fonda çalan şarkı tamamen buraya çekti yazmak istediklerimi. Hangi şarkı olduğunu belki de çoktan anlamışsınızdır. Truly, Madly, Deeply.
Bugün sabah yazdığım yazı ile şu an arasında saatler geçmesine rağmen depresiflik oranım hala aynı durumda ve bu şarkıyı dinledikçe klibi aklıma geliyor. Yanlış hatırlamıyorsam klip Prag sokaklarında çekilmişti ve bir sonbahar gününde geçiyordu. Şu an ki ruh halimle orada olmak isterdim. Tam benlik…
Her neyse…
Bütün gün kafamı kurcalayan tek şey, benim şu an hayatımda nelerden korktuğum, neleri yapmamam gerektiğiydi…
Hayatım boyunca – ki bunu ben tam bir Yengeç burcu erkeği olmaya bağlıyorum – insanlara güçlü göründüm, zayıf anlarımda kaçıp kendimle kaldım, sorunları büyütüp dert ettim ama kimseye bunları hissettirmedim.
Neden? Neden bunları kabuğuma çekilircesine yaptığımı sorguluyorum son zamanlarda. Neden insanların beni üzgün görmesini istemiyorum bilmiyorum. Halbuki o gösterdiğim sahte yüz yüzünden ben mutsuz oluyorum. Bunu yapmamam lazım ama belki de tek oto-savunmam bu. Gardımın düşebilecek durumda olması beni çok rahatsız ediyor. İki ucu boklu değnek yani…
O içerideki yüzü gösterdiğim çok az insan var, beni ne kadar anlıyorlar bilemiyorum…
İşin daha komiği ne biliyor musunuz? Bu yazıyı yazdıktan sonra çıkıp parkta tek başıma oturacağım ve bunları yeniden ve yeniden kafamda dolaştırıp duracağım. Sonuçta da yine yapmamam gereken birşeyi yapıp hayatımın tekrar dibe vurmasını izleyeceğim.
İşte bu tip durumlara “trajikomik” diyorlar…
![Reblog this post [with Zemanta]](http://img.zemanta.com/reblog_c.png?x-id=99abaec5-268d-4c2d-9fc1-8083195a2e33)